Küresel bilgi çağında, dijital platformlar hayatımızın merkezine yerleşirken en hassas öznelerimiz olan çocuklar, bu yeni habitatta hem büyük fırsatlarla hem de öngörülemeyen dijital risklerle karşı karşıya kalıyor.
Yetişkinlerin bilgi kirliliği ve dezenformasyonu daha çok haber odaklı yorumladığı bu dönemde, childların eğlence, oyun ve sosyalleşme amacıyla dahil olduğu dijital mecralar, bilgi düzensizliğinin yeni ve korumasız cepheleri haline geliyor.
Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu’nun finansmanıyla CNN Türk ekranlarında yayımlanan "Doğruluk Elçileri" programı, her hafta dezenformasyonun farklı bir boyutunu ve pratik çözüm yollarını uzman konuklarla mercek altına alıyor.
Programın yapımcısı Prof. Dr. Nezih Orhon, bu haftaki bölümde çocukların dijital dünyadaki serüvenini, ebeveynlerin düştüğü kör noktaları ve dijital vatandaşlık yetkinliklerini Doç. Dr. Elif Posos Devrani ile konuştu.
Bu ufuk açıcı nehir söyleşiyi Independent Türkçe okurları için röportaj formatında sunuyoruz.
Doğruluk Elçileri: Çocuklar bu dezenformasyon ya da hassas içerikler ya da birtakım tedbirli olmamız gereken platformlar ve yapılarla ilgili olarak nerede ve nasıl karşılaşıyorlar Elif hocam?
Elif Posos Devrani: Dezenformasyon deyince biz yetişkinlerin aklına genelde haber kaynaklarından gelen ve bilgiyi aslında bizlere aktarmak üzere üretilen içerikler geliyor, öyle değil mi? Ama çocukların dijital deneyimlerine baktığımızda farklı bir şeyle karşılaşıyoruz. Evet, onlar bilgiye erişmek için dijitali kullanıyorlar, dijital platformların içerisinde var oluyorlar ama aynı zamanda bir de ne için kullanıyorlar? Sosyalleşmek için, eğlenmek için, oyun için... Ve aslında bizim kör noktamız da bu; dezenformasyonla orada çok hazırlıksız bir şekilde karşı karşıya kaldıkları.
Eleştirel düşünme, analiz etme dediğimiz bütün bu reflekslerin zayıfladığı, gevşedikleri, sadece eğlence için orada oldukları, güvendikleri ya da benzemek istedikleri arkadaşlarla, personalarla etkileşim içerisinde oldukları anda bazı kasıtlı ya da kasıtsız yanlış bilgilerle karşı karşıya kalıyorlar. İşte bu bir sosyal medya platformundaki bir akım olabilir, bir meydan okuma olabilir, basit bir oyundaki bir chat ortamı olabilir ve hiç sorgulamadan tekrar tekrar maruz kaldıkları bu içerikleri içselleştiriyorlar.
Çocukların ekrana dayalı bu dijital dünyayla geçirdikleri süre, yani İngilizcesiyle "screen time" meselesi ebeveynlerin en büyük merak konusu. Bu ekran süresinin ideali nedir, ne kadar olmalıdır?
Ebeveynlerle yaptığımız sohbetlerde, seminerlerde hala ilk gelen soru bu. Bizden reçete istiyorlar. "Bana süre söyleyin hocam" diyorlar, formül istiyorlar, saat-dakika bunu istiyorlar. Ama şimdi orada bence iki tane katman var. Birincisi süre önemli, süre önemsiz demiyorum, öyle romantik bir yerden gelmiyorum aslında ama çocuğun ekran karşısında hangi konumda olduğu da çok önemli. Aktif konumda mı, pasif konumda mı?
Yani bir şey üretiyor mu ekranla beraber, ekran sayesinde, ekran nedeniyle (nereden baktığımıza bağlı olarak)? Yoksa pasif mi, sadece dinliyor, izliyor, bu konumda mı? Ama burada da yine bir romantik bakış açısı şu aralar çok fazla; sanki aktif olarak ekranın karşısında olan çocukların hepsi dijitalden çok faydalanıyor, sanki pasif olarak karşısında kaldıklarında da zarar görüyorlar. Öyle değil, orada ne yaptıkları kesinlikle önemli.
Dünya Sağlık Örgütü’nün özellikle 5 yaş öncesi için, 2 yaş öncesinde "biz doğru bulmuyoruz" dediği bir nokta var. 2 ve 5 yaş arasında da bir sorumlu bakım verenin de eşlik ettiği bir kullanım söz konusudur. 5 yaştan sonra başka şeyler işin içine giriyor. İçerik yaşa uygun mu, içerik kaliteli mi, bu içerik çocuğa ne yapıyor, duygu durumuna ne yapıyor? Bütün bunları da aslında değerlendirmek lazım. Bir de dijitalde geçen süre içerisinde child neden kendini mahrum bırakıyor? Sokakta oynamak gibi bir şansı var ve bundan mı feragat ediyor ya da gerçek dünyada bulamadığı neyi orada buluyor? Buna dikkat etmek lazım ki sorunlu bir kullanımdan mı yoksa sağlıklı bir kullanımdan mı bahsediyoruz bunu değerlendirebilelim.
Peki, bu dijital ekosistemde biz yetişkinlere, ebeveynlere ne tür görevler ve sorumluluklar düşüyor?
Dijital vatandaş olarak belli yetkinliklere ilk önce kendilerinin sahip olması gerekiyor. Bu sadece rol model olmakla alakalı bir şey değil. Yani Don Kişot gibi değirmenlere karşı savaşamayız. Teknolojiyi üretenlerin, politika koyucuların, çocuğun yüksek yararını gözeten, güden bir dijital habitata bizi kavuşturmaya borçlular aslında. Hukukundan, mevzuatından, pratiğine kadar uzanan çok aktörlü bir şeyden bahsediyoruz. Yani ilk önce ebeveynlerin bunu biliyor ve kendi haklarını istiyor, koruyor olmaları gerekir. Bu bir.
İkincisi, aile içerisindeki, ev içerisindeki dinamiklere baktığımızda bir kere dijital dünyayı böyle uzayda uzak bir nokta gibi görmemeleri gerekiyor. Birazcık tanımaları lazım. Ha, tanıyor muyuz? Tanıyoruz, hepimizin elinde tablet, akıllı telefon var ama "Çocuk orada ne yapıyor?" ne kadar farkındayız? "Hocam saatlerce oyundan kalkmıyor", "Hangi oyunu oynuyor?" dediğimde genelde cevap alamıyorum. Bizde hiç oyun olmadı ama başka "Reels" dediğimiz bu kısa videolarda sekmemiz çok. İşte kimleri takip ediyor, aktif mi kullanıyor, takip ettiği kişilerin ortak özellikleri ne? Bunun üzerine onlarla konuşuyor musunuz, arayışı ne? Hem deneyimine ortak olmak hem de o dijital dünyayı tanımak gerekiyor.
Son olarak, dijital dünyadaki okuyucularımıza ve ebeveynlerimize dezenformasyondan korunmaları ve çocuklarını korumaları için günün anahtar, altın tavsiyesi olarak neyi vurgulamak istersiniz?
Dijital ebeveynliği kendi ebeveynlik deneyimlerinden çok da bağımsız bir yere koymasınlar. Çünkü günün sonunda risk olarak gördüğümüz şeyler, fırsat olarak gördüğümüz şeyler gerçek hayattan çok uzakta değil. Uzak zannediyoruz çünkü dijitali iyi tanımıyoruz. Tanımamız gerekiyor. Dijital dünyayı tanımak, bilgi kirliliğine karşı en büyük kalkanımızdır.
Dezenformasyonla mücadelede pratik uygulamalar: 5 doğruluk adımı
Söyleşinin ardından program yapımcısı Prof. Dr. Nezih Orhon, çocukları dijital çağda korumak ve güvenli bir alan yaratmak adına ebeveynlerin dijital ortamda hemen uygulayabileceği 5 pratik adımı şöyle özetledi:
Adım 1: Aile Linki (Family Link) Kullanımı: Arama motorunun resmi yönlendirmesine göre ebeveyn denetimi için temel araç Family Link’tir. Çocuğun hesabı buradan yönetilebilir; ekran süresi, uygulama kullanımları ve içeriklerin filtrelenmesi gibi kritik düzenlemeler bu platform üzerinden gerçekleştirilebilir.
Adım 2: Dijital İyilik Hali ve Kontrolü: Çocuğun Android cihazında ayarlar bölümüne girilerek (Android 8.1 ve sonrası sürümlerde) "Dijital İyilik Hali ve Ebeveyn Kontrolü" sekmesi aktif edilmelidir. Eski sürümlerde ise ayarlar içindeki ebeveyn kontrolü bölümünden ilerlenmelidir.
Adım 3: Ebeveyn Doğrulaması ve Erişim Kodu: Sistem ayarlarının çocuk tarafından kolayca değiştirilememesi adına arama operatörü ayarlarında ebeveyn erişim kodu ile doğrulama yapılmalıdır. Öncelikle ebeveyn girişinin kontrollü olması şarttır.
Adım 4: İçerik Filtrelerinin Aktif Edilmesi: Android Market (Google Play) profil simgesinden sırasıyla Ayarlar -> Aile -> Ebeveyn Kontrolü yolu izlenerek kontrol aktif hale getirilmeli; çocuğun yaşına ve olgunluğuna uygun seçenekler tercih edilmelidir.
Adım 5: Uygulama İndirme ve Satın Alma Onayı: Family Link üzerinden çocuğun market indirmeleri ve uygulama içi satın alma talepleri ebeveyn onayına sunulmalıdır. Böylece ebeveynler, çocukların yaşlarına ve olgunluklarına zarar verebilecek bilinmeyen uygulamaları ön onay mekanizmasıyla önceden değerlendirme şansı bulur.
*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.
© The Independentturkish