CHP’nin cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da arasında bulunduğu 77’si tutuklu 414 sanıklı İBB Davası’nın duruşması, 40. gününde, İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nce, Silivri’deki Marmara Kapalı Cezaevi’nin 1 No’lu Duruşma Salonu’nda görülüyor. Birçok sanık yakını ve CHP’linin takip ettiği duruşmada tutuklu sanıklar, alkışlar ve sloganlar eşliğinde salona getirildi.
fazla oku
Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)
Sanık yakınları ise sevdiklerine "Iraz, günaydın kuşum", "Aykut başkan", "Serap Karay", "Ali Rıza Akyüz, seni çok seviyoruz, iyi ki varsın" şeklinde seslendi. İmamoğlu salona getirildiğinde ise "Cumhurbaşkanı İmamoğlu" ve "Başkanım günaydın" sloganları atıldı.
Ayrıca, İmamoğlu’nun kampanya direktörü Necati Özkan’ın doğum günü, duruşma salonunda kutlandı. İzleyiciler, ellerinde tuttukları dövizlerle “İyi ki doğdun Necati” yazdı. Özkan’ın torunun fotoğrafının olduğu ve “İyi ki doğdun dedeciğim” yazan bir pankart da açıldı. Bu, Özkan’ın tutuklu olarak geçirdiği ikinci doğum günü.
“Lehime olan hiçbir delil iddianameye konulmadı”
Duruşma, saat 10.50’de, tutuklu sanık Kültür A.Ş. Genel Müdürü Serdal Taşkın’ın savunmasıyla başladı.
Duruşmada savunma yapan tutuklu eski Kültür A.Ş. Genel Müdürü Serdal Taşkın, 19 Mart 2025’te Erzincan’da gözaltına alındığını, polis ekiplerine bulunduğu yeri kendisinin bildirdiğini belirtti.
Vatan Emniyet Müdürlüğü ve Çağlayan Adliyesi’nde yapılan sorgularda iddianamede kendisine isnat edilen eylemlerle ilgili soru sorulmadığını söyleyen Taşkın, “İddianamede üzerime isnat edilen 5 eylem hakkında hiçbir soru sorulmadı. Hiçbir somut delil tarafıma gösterilmedi. İddia makamı sadece satın aldığım mülklerin tapularına yer verdi, sattığım mülklere ilişkin belgeleri iddianameye koymadı” diye konuştu.
Taşkın, tutuklanmasının ardından 25 gün Silivri Cezaevi’nde kaldığını, daha sonra Kandıra Cezaevi’ne gönderildiğini belirterek, “14 ay sonra bugün gördüğüm, hakkımda hiçbir somut delilin toplanmamış olduğudur. Özellikle hakkımda lehime olan hiçbir delilin iddianameye konulmamasını vurgulamak isterim” dedi.
Hakkındaki “kaçma şüphesi” değerlendirmesine de tepki gösteren Taşkın, “Her ay yapılan tutukluluk incelemesinde vurgulanan kuvvetli kaçma şüphesine gülüp geçiyorum” dedi.
“61 milyona alınan iş 66 milyon 666 bin liraya verildi; zarar değil kâr var”
Kültür A.Ş.’nin reklam alanlarına ilişkin ihalelerde kamu zararına yol açtığı iddiasını reddeden Taşkın, İBB’den yıllık 61 milyon TL bedelle alınan reklam alanlarının alt işletmecilere yıllık 66 milyon 666 bin TL bedelle verildiğini söyledi. Taşkın, “Kültür A.Ş. bu gelir getirici faaliyetten zarar etmemiştir. Aksine, ağır pandemi koşullarında yaptığımız çalışma ve hazırlıklarla 1 ay sonra 66 milyon 666 bin TL bedelle alt işletmeye vererek yıllık 6 milyon 666 bin TL, dönemin dolar kuruyla yaklaşık 1 milyon dolar kâr elde edilmiştir” savunmasını yaptı.
Serdal Taşkın, ayrıca yaklaşık 10 milyon dolarlık ilk yatırım bedelinin de Kültür A.Ş.’ye yüklenmediğini, bu yatırımın ihaleyi alan firmalar tarafından yapıldığını ve sürenin sonunda reklam alanlarının bedelsiz olarak İBB’ye teslim edileceğini ifade etti.
“Kârdan zarar için 14 aydır tutsak edilen biri olarak gerçek zararı düşünemiyorum”
Üst geçit reklam alanlarına ilişkin suçlamaları da reddeden Taşkın, Kültür A.Ş.’nin 97 milyon 500 bin TL’ye aldığı işi 108 milyon TL’ye verdiğini belirtti. Taşkın, “Kültür A.Ş. kesinlikle zarar etmemiştir. Aksine kâr etmiştir. Mülkiye müfettişi raporunda ‘kârdan zarar etmiştir’ tespitinde bulunmaktaysa da pandemi döneminin zorluklarını göz önüne almamıştır. Kârdan zarar için 14 aydır tutsak edilen biri olarak gerçek zararın ne olduğunu düşünemiyorum” ifadelerini kullandı.
“İhale yapmadan pazarlık yetkim vardı, buna rağmen rekabet için teklif aldım”
Taşkın, Kültür A.Ş.’nin gelir getirici reklam alanlarında 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu’na tabi olmadığını savunarak, ihalesiz pazarlık yapma yetkisi bulunduğu halde bunu tercih etmediğini söyledi. Taşkın, “Genel müdür olarak herhangi bir firmayla pazarlık usulünü kullanarak sözleşme imzalayabilirsiniz görüşüne rağmen bunu yapmadım. Rekabeti artırmak ve riski azaltmak için en az 3 firmadan teklif alınarak işlem yapılmasını istedim” dedi.
İddianamede yer alan “devir” iddialarına da yanıt veren Taşkın, yapılan işlemlerin sözleşme devri değil, alt işleticiye iş yaptırılması olduğunu belirtti. Taşkın, “Hukukumuzda devir ve alt ihale; nitelik, içerik, hukuki statü ve uygulama bakımından birbirinden farklıdır. Kültür A.Ş. alt ihale yaparak idareye karşı tüm hak ve yükümlülüklerini devam ettirmiştir. Yapılan işlem sözleşmenin devri değildir” diye konuştu.
“2003’ten beri aynı yöntem uygulanıyor; 2019 sonrası dava konusu yapıldı”
Organizasyon ihalelerine ilişkin suçlamaları da reddeden Taşkın, Kültür A.Ş.’nin 2003 yılından bu yana Kamu İhale Kanunu’ndaki istisna hükümleri kapsamında işlem yaptığını söyledi.
Taşkın, 2015, 2016, 2018 ve 2019 yıllarındaki ihalelerde de benzer yöntemin uygulandığını belirterek, “Kültür A.Ş. yaklaşık 50 yıllık kurumsal hafızası olan bir şirkettir. Genel müdürler değişse bile kanunlar aynı şekilde uygulanmaya devam ediyor. Ama 2019 sonrası davaya konu olmuştur” dedi.
“Beş firmaya ödenen bedelin tamamı zarar gibi gösterildi”
İddianamede organizasyon işleriyle ilgili 106 milyon 359 bin TL kamu zararı bulunduğunun öne sürüldüğünü hatırlatan Taşkın, bu hesabın dayanağının belli olmadığını savunarak, “Bahsi geçen 5 firmaya ödenen bedelin tamamının İBB zararı olarak gösterilmesi doğru değildir. Alt yüklenicilere yapılan ödemelerin hepsi, sözleşmesel yükümlülüğün yerine getirilmesi karşılığıdır. Teslimi yapılmayan hiçbir işin hak edişi yapılmamıştır” dedi.
“İddia sadece tanık anlatımı ve duyumlara dayanıyor”
Serdal Taşkın, hakkındaki tanık ve etkin pişmanlık beyanlarını da reddederek, “İddianın sadece tanık anlatımı ve duyumlara dayanması hukuki değildir” diye konuştu.
Tanık beyanlarının bir kısmının husumete dayandığını savunan Taşkın, “Beni suçlayanların bir kısmı benimle husumetlidir. Tanık beyanlarının tamamı duyum ve hayal ürünüdür” dedi.
‘Ben belediyeyle değil, külliyeyle iş yapıyorum’ dediğini duydum”
Taşkın, 19 Mart 2025’te Vatan Emniyet Müdürlüğü’nde gözaltı işlemleri sırasında Serdar Haydanlı’yı gördüğünü belirterek, şunları anlattı:
Serdar Haydanlı olduğunu hatırladığım bu şahıs, bulunduğum yerin dış kapısının hemen arkasında, yüzünü görmediğim biriyle sigara içiyordu. Karşısında polis olduğunu montundan anladığım kişiyle konuşurken, ‘Birazdan savcı arar çıkarır. Ali ile Ömer’e haber gönderin, bir yanlışlık oldu sanırım. Ben belediyeyle değil, külliyeyle iş yapıyorum’ dediğini duydum.
Serdal Taşkın, Haydanlı’nın kendileriyle husumetli olduğunu savunarak, “Bir ve birden fazla firma ile 2019 öncesi İBB iştiraklerinden ihale alan bu şahıs, Gökhan Köseoğlu ile birlikte Kültür A.Ş. ihalelerine fesat karıştırmıştır” dedi.
“Hayal ürünü beyanlarla 14 aydır tutukluyum”
Eski makam şoförü Orhan Cevahiroğlu’nun beyanlarını da reddeden Taşkın, “Bu hayal ürünü, hastalıklı ifadeyi tamamen reddediyorum. 14 aydır tutuklu olmamın sebebinin de bu beyanlar olduğuna inanıyorum” diye konuştu. Taşkın, hakkındaki para, kasa ve altın iddialarını da reddederek, “Benim VakıfBank Nişantaşı şubesinde herhangi bir hesabım ya da kasam yoktur. Ayrıca bu şubede kasa hizmeti de yoktur” dedi.
“14 ay görev yaptım, 14 aydır tutukluyum”
Savunmasının sonunda beraat ve tahliye talebinde bulunan Taşkın, “İddianamedeki şahısların beyanlarına karşı bildiklerim bunlardan ibaret. 14 aydır tutukluyum. 14 ay görev yaptım, 14 aydır da tutukluyum. Beraatimi ve tahliyemi talep ediyorum” ifadelerini kullandı.
Özel, “Yukardan gelen telefonla salıverildi” demişti
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, İBB soruşturmasında iktidara yakın isimlerin “kilit isim” diye tanımladığı Serdar Haydanlı’nın serbest bırakıldığını açıklamış, “Bu kişi yukarıdan gelen bir telefonla salıverildi, ilk aradığı kişi Cumhurbaşkanı’nın koruma müdürü Ali Erdoğan” demişti. Konunun gündeme gelmesiyle Haydanlı tekrar gözaltına alınmış ve tutuklanmıştı.
4.5G Grup şirketini kuran Serdar Haydanlı; TEKNOFEST İstanbul, İstanbul'un Fethi'nin 566. Yıldönümü etkinlikleri, TOGG yerli otomobil lansmanı başta olmak üzere İletişim Başkanlığı ve bazı bakanlıkların da çok sayıda kampanyasını yürüterek devletten çok sayıda ihale almıştı.
“Umarım herkes bir gün tapularının hesabını verir”
Tutuklu eski Kültür A.Ş. Genel Müdürü Serdal Taşkın'ın savunmasının ardından çapraz sorgusuna geçildi. Taşkın'a soru sormak üzere söz alan Ekrem İmamoğlu, hem iddia makamına hem de dosya kapsamına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. İmamoğlu, iddianamenin hazırlanış biçimini eleştirerek, “Bu iftiraname adına utanç duyuyorum” dedi.
Konuşmasına 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı’nı anarak başlayan İmamoğlu, “Gençlerin diplomasının, hayallerinin ve emeklerinin kumpaslarla çalınmadığı günleri vadediyoruz” ifadelerini kullandı.
İmamoğlu, iddia makamının 2019 öncesi ve sonrası ayrımı yapmasını eleştirerek, “2019 öncesi ve sonrası bir milatmış gibi davranılmasını, ortaya konulan belgeleri gördükçe utanç verici buluyorum. Bu iftiraname adına utanç duyduğumu tekrar ifade ediyorum” dedi.
Kendisinin iş ve aile hayatının hayatının detaylı şekilde sorgulandığını belirten İmamoğlu, “Mevzu yalnızca Ekrem İmamoğlu olunca insanların iş hayatı, ilişkileri ve geçmişi didik didik sorgulanıyor. Ama bu ülkede hâlâ tapularının hesabını veremeyen insanlar var. Umuyorum ki bir gün herkes sahip olduğu tapuların, servetin ve ilişkilerin hesabını verir, verecektir” diye konuştu.
“Duruşmaların yayınlanmaması gizemli bir korkaklık”
Duruşmaların kamuoyuna açık şekilde yayınlanmamasını da eleştiren İmamoğlu, “Keşke bu duruşmalar naklen yayınlansaydı. Gizemli bir korkaklıkla kamuoyuna açılmadı” dedi.
İmamoğlu, yargılamanın şeffaf yürütülmesi gerektiğini belirterek, “Biz de bu şeffaflığı soru sorarak büyütüyoruz” ifadelerini kullandı.
“Taşkın göreve kurumsal süreçlerle getirildi”
İmamoğlu, Serdal Taşkın’ın göreve getiriliş sürecine ilişkin de açıklama yaptı. Taşkın’ın doğrudan görevlendirilmediğini belirten İmamoğlu, sürecin kurumsal işlediğini vurguladı.
Taşkın da savunmasında, İBB İnsan Kaynakları tarafından davet edildiğini, iki ayrı mülakata girdiğini ve yaklaşık 10-15 gün sonra iş teklifi aldığını belirterek, “Başkanımın bir dayatması olmadı, kendi kararımla görevi kabul ettim” dedi.
İmamoğlu, iştiraklerde benzer yöntemlerin uygulandığını belirterek, “Hemen hemen herkeste aynı iş ve işlemi yaptırdık” ifadelerini kullandı.
“Size hiçbir ticari talimat verdim mi?”
İmamoğlu, Taşkın’a yönelttiği soruda, görev süresine ilişkin ilişki biçimini de gündeme getirdi. “Size ‘şunu yap, bunu yap’ şeklinde bir talimatım oldu mu?” diye soran İmamoğlu, yönetim anlayışının açıklığa kavuşmasını istedi.
Taşkın yanıtında, “Sizinle yaptığımız toplantıların konusu sadece organizasyon ve etkinlik içerikleriydi. Ticari hiçbir konuyu sizinle görüşmedim” dedi.
Taşkın ayrıca, “Sözleşmede yer alan hiçbir teknik detayı, araçların rengi ya da modeli gibi konuları dahi sizinle görüşmedim” ifadelerini kullandı.
“2019 öncesi dosyalar yok sayıldı”
İmamoğlu, iddianamenin hazırlanışında 2019 öncesi dönemin dikkate alınmadığını belirterek, “Haziran 2019 öncesine dair hiçbir belgenin incelenmemesi, yok sayılması kabul edilemez” dedi.
Daha önce aynı kişilere verilen ihalelerin dosyaya dahil edilmediğini vurgulayan İmamoğlu, “Bu büyük bir rezalet. Böyle yargılama olmaz, böyle iddianame hazırlanmaz” diye konuştu.
“Kasti ve siyasi bir süreç işletildi”
İmamoğlu, sürecin bilinçli şekilde yürütüldüğünü savunarak, “Burada kasti bir süreç işletilmiştir. İddianame kasıtlı ve siyasi olarak yazılmıştır” ifadelerini kullandı.
İBB’ye ait çok sayıda dosyanın daha önce denetlendiğini belirten İmamoğlu, “Yüz milyarlarca liralık, teftiş edilmiş, belgelenmiş onlarca dosyamıza rağmen 2019 sonrası suçlu ilan edilmeye çalışılıyor” dedi.
İmamoğlu, sözlerini “Bu iddianamenin bir iftiraname olduğunu tekrar ifade ediyorum” diyerek tamamladı.
ANKA