Sendikacı Mehmet Türkmen hakkında beraat ve tahliye kararı

Birleşik Tekstil Dokuma ve Deri İşçileri Sendikası (BİRTEK-SEN) Genel Başkanı Mehmet Türkmen'in, Başpınar’da yaptığı konuşmadan dolayı yargılandığı davanın ilk duruşması bugün Gaziantep'te görüldü

BİRTEK-SEN Genel Başkanı Mehmet Türkmen’in 57 gündür tutuklu yargılandığı davanın duruşması bugün Gaziantep Adliyesi’nde görüldü. İşçilerin hak mücadelesinde yer aldığı gerekçesiyle hedef alındığını savunan Türkmen’e destek için Türkiye’nin farklı kentlerinden ve Avrupa’dan çok sayıda sendika temsilcisi ve emek örgütü üyesi adliye önünde toplandı. “Mehmet Türkmen yalnız değildir” ve “Sendikal haklar yargılanamaz” sloganlarının öne çıktığı açıklamalarda, Türkmen’in serbest bırakılması talep edildi.

Duruşmada savunma yapan Türkmen, hakkında açılan soruşturmanın bir fabrika patronunun şikâyeti üzerine başlatıldığını ileri sürerek, “Kopan kolun hesabını sorduğum için suçlu ilan edildim” dedi. Gaziantep’te son 13 yılda yüzlerce işçinin iş cinayetlerinde yaşamını yitirdiğini hatırlatan Türkmen, buna rağmen hiçbir patronun ceza almadığını söyledi. İşçilerin yaşadığı hak ihlallerini gündeme getirdiği için yargılandığını belirten Türkmen, “Patronlara ‘İstediğiniz kadar sömürün, konuşanı içeri atarız’ mesajı veriliyor” ifadelerini kullandı.

Savcılık, esas hakkındaki mütalaasında Türkmen’in “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçundan cezalandırılmasını ve sendikal faaliyet yürütmesini engelleyecek siyasi yasak uygulanmasını talep etti. Savcılık ayrıca tahliye yönünde görüş bildirdi.

Mahkeme heyeti ise Mehmet Türkmen hakkında beraat ve tahliye kararı verdi.

Kararın ardından adliye koridorlarında “Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz”, “Yaşasın örgütlü mücadelemiz” ve “Birleşe birleşe kazanacağız” sloganları atıldı.

Savunmasında gözaltı sürecindeki suçlamaların değiştirildiğine de dikkat çeken Türkmen, önce “halkı kin ve düşmanlığa tahrik” suçlamasıyla gözaltına alındığını, daha sonra suçlamanın “halkı yanıltıcı bilgi yayma” olarak değiştirildiğini anlattı. Bu durumun hukuki belirsizlik yarattığını ve susturma yöntemi olarak kullanıldığını ifade etti.

Türkmen ayrıca, çalıştığı fabrikalarda yaşanan iş kazaları ve işçi ölümlerine dikkat çekerek, özellikle iş güvenliği ihmallerinin cezasız kaldığını savundu. Cezaevinde bulunduğu süreçte tanıştığı çok sayıda işçinin ekonomik nedenlerle suçla karşı karşıya kaldığını söyleyen Türkmen, yoksulluğun ve güvencesizliğin emekçiler üzerinde yarattığı ağır sonuçlara vurgu yaptı.

Duruşma öncesi neler oldu?

Duruşma öncesi Gaziantep Adliyesi önünde basın açıklaması gerçekleştirildi. Açıklama sırasında "Mehmet Türkmen yanlız değildir", "Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiçbirimiz", "Yaşasın sınıf dayanışması", "Birleşe birleşe kazanacağız" sloganları atıldı.

Açıklamayı okuyan, BİRTEK-SEN Genel Sekreteri Mikail Kılıçalp, şunları kaydetti:

BİRTEK-SEN Genel Başkanı Mehmet Türkmen 2 aydır tutsak durumda. Yaptığı konuşma gerekçe gösterilerek halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma suçlamasıyla tutuklandı. Mehmet Türkmen tıpkı İsmail Arı, Alican Uludağ, Esra Işık gibi haktan ve haklıdan yana olduğu için tutuklandı. Türkmen'in suçu maaşlarını isteyen işçilerle yan yana durmak, tazminatına sahip çıkan işçilerle birlikte mücadele etmek, krizin, savaşın, daralmanın faturasının işçilere kesilmesine karşı durmak, Mehmet Türkmen'in suçu makinanın dişlilerine parmağını, elini, kolunu, canını kaptıran işçilerinin hesabını sormak. 

"Kaç patron yargılandı?"

Yanıltıcı bilgi de 'Bu memlekette yasalar zenginler için geçerli değil' sözü. Biz de soralım o halde: Yanıltıcı olmayan, gerçek, doğru bilgileri kim verecek? Devlet teşvikiyle aldığı makineleri, hileli şekilde iflas gösterip dışarı kaçıran, işçilerin tazminatına çöken kaç patron bu kapıdan içeri girdi. İşçilerin üzerinden kazandığı milyarlarca liraya rağmen; aylarca işçilerin aylıklarını yatırmayan, açık şekilde işçilerin emeğini gasp eden kaç patron hakim karşısına çıktı? Anayasal güvence altında olmasına rağmen sendikaya üye olduğu için işçileri işten atan kaç patron, üstelik tanıklara ve delillere rağmen, kaç patron yargılandı? Bırakalım yargılanmayı, sendikal işçi işten işten atıldığında kaç patronun sendikal tazminat ödemesine hükmedildi.

Patronların daha fazla kar, daha fazla kazanç hırsı yüzünden almadığı önlemler işçilerin kanına, canına mâl oluyor. İşçilerin sakat kalmasına hatta ölmesine neden olan kaç patron bu koridorlardan geçip hesap verdi. Varsa bizi yanıltmayacak, doğru cevabı verecek bir yetkili gelsin versin. Ancak biz gerçeği biliyoruz. Bu bir şebeke. İşçileri ölüme sürükleyen, yaşam hakkını elinden alan bir şebeke. Sermaye sahipleri ve siyasal iktidarın ortak olduğu bu şebeke bir düğmeye basarak sendikacıyı, gazeteciyi, siyasetçiyi tutukluyor. İş cinayetinin üstünü örtüyor. Sendikal özgürlüklerin önünü kesiyor. Her yıl 2 bin işçinin canını alan bu şebeke bir düzene hükmediyor. Bu düzenin tıkır tıkır işlemesi için düzenin dişlileri zarar görmesin diye yapmayacağı şey yok. İşçilerin kazanılmış haklarına çöker, sakat da bırakır, öldürür de.. Yasaları zenginler için ayaklar altına alır. Mehmet Türkmen bu gerçekleri yüksek sesle söyledi. Ancak yalnız değil Türkiye'nin dört bir yanında işçiler insanca yaşam mücadelesi vermeye devam ediyor. Gerçekleri yüksek sesle her gün daha güçlü şekilde gür sesle söylemeye devam ediyor. İş, ekmek, özgürlük diyorlar. Sendikal özgürlüklere yönelik saldırılara ve bürokratik patron iş birlikçisi sendikalara karşı mücadele yükseliyor. Bu mücadelenin önünü kesmeye çalışan bu cinayet şebekesi yargılanacak, hesabını verecekler. Bu memlekette yasalar zenginler için de geçerli hale gelecek. Mehmet Türkmen serbest bırakılacak, omuz omuza mücadeleye devam edeceğiz."

"Oğlumu almadan gitmem"

Tutuklu BİRTEK-SEN Genel Başkanı Mehmet Türkmen'in annesi Ayşe Türkmen de "Oğlumu almaya geldim. Oğlumun suçu ne? Oğlum; eli kolu  kopanın hakkını savunduğu için mi tutuklandı? Ben oğlumu almaya geldim, boş gitmem. Oğlumu bırakmazlarsa Ankara'ya giderim. Bayramı orada geçiririm. Ben oğlumu istiyorum. Mehmet Türkmen hiç kötü bir şey yapmadı, yapmaz. 10 yaşından beri bu yolda; işçi, fakir, fukaranın peşinde. Benim oğlumun evi, arabası yok, paragöz değildir, hırsız değildir. Hırsızlar kendinden utansın. Allah'tan korkun. Fakirin, fukaranın hakkını yersiniz ama öbür dünyada cehennem cehennem gezersiniz inşallah. Bırakın oğlumu, bırakın" dedi.

 

ANKA

DAHA FAZLA HABER OKU