İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı ve CHP'nin cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun da arasında bulunduğu 59’u tutuklu 414 sanıklı İBB Davası’nın görülmesine, İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Silivri’deki Marmara Kapalı Cezaevi’nin 1 No’lu Duruşma Salonu’nda devam ediliyor.
Bazı tutuklu sanıklar, avukatları, gazeteciler, izleyiciler ve mahkeme heyeti yerini aldı, duruşma başladı. Ancak Ekrem İmamoğlu duruşmaya getirilmedi.
Mahkeme Başkanı: "Arada kararı yazarız"
İmamoğlu'nun avukatı Tora Pekin söz isteyerek, "Müvekkilim bir karar olmaksızın duruşmaya getirilmedi" dedi. Mahkeme Başkanı ise "Arada kararı yazarız" yanıtını verdi. Pekin, "Müvekkilimin şu an getirilmesini talep ediyorum" demesi üzerine, Mahkeme Başkanı "Kararımızı verdik, yarın kendisini getiririz" diye konuştu.
Pekin, Mahkeme Başkanı'nın Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) 203. maddesi uyarınca, İmamoğlu'nun savunması alınana kadar duruşma salonuna getirilmemesine karar verdiğini, bu nedenle İmamoğlu'nun duruşmaya getirilmediğini söyledi. İmamoğlu'nun cezaevinde olduğunu belirten Tora Pekin, "Müvekkilimizin duruşmayı izleme hakkı vardır" diyerek karara tepki gösterdi.
fazla oku
Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)
"Bu kadar yanlış uygulamalarla bu davayı nasıl bitireceksiniz"
Avukat Pekin, "Kararlarınızı hukuki olarak değerlendirmek mümkün değil. Keyfi bir karar Sayın Başkan, sizden talebimiz müvekkilimizin şimdi şu an salona getirilmesi ve duruşmayı dinlemesinin sağlanması. Adil yargılanma yönünden bu kadar yanlış uygulamalarla bu davayı nasıl bitireceksiniz onu da çok merak ediyorum" ifadelerini kullandı.
Mahkeme Başkanı da "Diğer sanıkların savunması alındıktan sonra yargılanmaya dahil olmasını sağlarız. Tekrar düzeni bozarsa tekrar çıkarırız” şeklinde konuştu.
“Haksız ithamların gölgesinde adalet aramaya çalışıyorum”
avaya “örgüt yöneticiliği” ile suçlanan İBB Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş’in savunmasıyla devam edildi.
Örgüt yöneticiliğine ilişkin savunmasını daha önce yaptığını hatırlatan Keleş, iddianamenin üçüncü bölümünde Beylikdüzü dönemine ilişkin doğrudan cezalandırılması istenen eylemlerin dayanaksız olduğunu ifade etti. Keleş, Uğur Güngör'ün ticari uyuşmazlığında kendisini baskı aracı olarak kullandığını ileri sürerek, "Mehmet Murat Çalık'a gönderdiği mesajda adımı şantaj enstrümanı olarak kullandı. Beni iddialarına dahil etmesindeki gerçek niyet, 14 Mart 2024 tarihli tehdit içerikli mesajdan açıkça anlaşılmaktadır" dedi.
Savcılığın kurgusunun mantık dışı olduğunu ileri süren Keleş, iddiaya göre rüşvet anlaşmasının yapıldığı tarihte yerel seçimlere 75 gün bulunduğunu, ne Mehmet Murat Çalık'ın Beylikdüzü Belediye Başkanı ne de Ekrem İmamoğlu'nun İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı seçileceğinin kesin olmadığını belirterek, "Henüz seçim sonucu belli değilken tarafların 1 milyon dolarlık bir rüşvet anlaşmasını 21 aya yayılan vadeli senetlerle yaptığı iddiası gerçeklikle bağdaşmamaktadır" dedi. Fatih Keleş, ayrıca avukatlarının sunacağı belediye kayıtlarına göre Deniz İstanbul projesine ilişkin 2019 yılında alınmış bir yapı ruhsatının da bulunmadığını kaydetti.Fatih Keleş, şunları söyledi:
İddia konusu eylemlerin ne denli mesnetsiz ve asılsız olduğu açıktır. Şu an karşınızda bulunma sebebim somut deliller değil, içi boş iddialar ve saptırılmış ithamlardır. Olgusal değil, keyfidir. Hayatın olağan akışına aykırı, saptırılmış iddialar yüzünden bugün özgürlüğümden koparılmış bir halde savunma yapmak durumunda bırakılıyorum. Bu haksız ithamların gölgesinde adaleti aramaya çalışıyorum. Aslında bugün burada suçsuzluğumu değil, bu gerçek dışı kurgunun tutarsızlığını ispat etmek için savunma yapıyorum.
İşte savcılık beni böylesine gerçek dışı, kötü bir kurgudan ibaret çelişkili bir dizi beyan ile sözde örgütün Beylikdüzü döneminden beri en etkili üyesi, yöneticisi ilan etmektedir. Burada ciddi bir isnat değil, resmen keyfi bir yakıştırma söz konusudur.
Keleş, öğleden önceki savunmasını şu sözlerle tamamladı:
“Ceza yargılaması, ‘birisi öyle dedi’ diye değil, ‘delil öyle diyor’ diye yapılır. Bu dosyada deliller susuyor, sadece ‘itirafçı’ sıfatıyla kurtuluş arayanlar konuşuyor. Ancak onların anlattığı masal, somut gerçekliğin altında kalmaktadır. Hukuk, varsayımlar ve ısmarlama beyanlar üzerine inşa edilemez. Hakkımdaki bu ‘zorlama’ yöneticilik sıfatının ve mesnetsiz rüşvet suçlamalarının hiçbir hukuki dayanağı yoktur.
Süleyman Atik'in ifadeleri, etkin pişmanlık kurumunun ne denli kötüye kullanıldığının göstergesidir. Etkin pişmanlık; delil üretmek için değil, gerçeği ortaya çıkarmak için vardır. Gerçeğe aykırı, çelişkili ve dış doğrulamadan yoksun beyanlarla birçok kişinin tahliye edildiği bir tabloda; aynı beyanların tarafım açısından ağır suçlamalara dayanak yapılması, hukuk güvenliği ile bağdaşmamaktadır. Bu dosyada maddi gerçeğin, beyan zincirinden değil; somut ve objektif delillerden aranması gerekmektedir.
“Şoförüm, kendi emeğiyle para kazanıp ailesini geçindirmekten başka bir iş yapmamıştır”
Sözde etkin pişmanlık ifadelerinin ne denli dayanaksız olduğu ve kişilerin hiçbir somut delil olmaksızın yalnızca atfı cürüm ile tutuklandığını gördüğümüz bir diğer eylem ise, 2016 yılından beri İBB’de şoför olarak çalışan, 2020’den beri de benim makam şoförlüğümü yapan Hüseyin Yurttaş'ın da tutuklanmasına sebebiyet veren 18 numaralı eylemdir. Gerek Hüseyin’in gerekse bu eylemde yer alan diğer şoförlerin tutuklanmasına ise yalnızca Ertan Yıldız’ın şoförü Bayram Yıldırım’ın sözde etkin pişmanlık ifadeleri sebebiyet vermiştir.
Bu sebeple açıkça söylüyorum: Şoförüm Hüseyin Yurttaş bakımından savcılık tarafından yapılan ‘kurye’ ve ‘taşıyıcı zincir’ benzetmelerini asla kabul etmiyorum. Kendisi emeğiyle para kazanıp ailesini geçindirmekten başka bir iş yapmamıştır, ben de kendisinden bugüne kadar hukuka aykırı bir iş yapması için hiçbir talepte bulunmadım. Bu dosyaya oğlum Mustafa, yeğenim Murat ve ağabeyim Zafer yine akıl almaz etkin pişmanlık beyanları ve varsayımlarla dahil edildiler. Hepsi kan bağımdır, ailemdir, canımın bir parçasıdır. Hukuksuz bir iş yapmadığım gibi kendi aile üyelerimden de hukuksuz bir iş yapmaları için hiçbir talepte bulunmadım, onları aracı kılmadım. Bu iddialar benim açımdan çok yaralayıcıdır.
Duruşmaya 1 saat ara verildi.
ANKA
© The Independentturkish