İBB iştiraki Ağaç ve Peyzaj A.Ş soruşturmasında 20 kişi için tutuklama talebi

İBB iştiraki Ağaç ve Peyzaj A.Ş.’ye yönelik yürütülen soruşturmada gözaltına alınan 24 şüpheli adliyeye sevk edildi. Savcılık, 20 kişi hakkında tutuklama, 4 kişi hakkında ise adli kontrol uygulanmasını talep etti

Fotoğraf: ANKA

CHP’nin cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da arasında bulunduğu 77’si tutuklu 414 sanıklı İBB Davası’nın duruşması, 35’inci gününde İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Silivri’deki Marmara Kapalı Cezaevi’nin 1 No’lu Duruşma Salonu’nda görülmeye devam ediyor.

Geçen perşembe günü yapılan son duruşmada tutuklu İBB Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş’in oğlu Mustafa Keleş savunma yapmıştı. Keleş’e soru sormak üzere söz alan İmamoğlu’nun sesi titremiş ve ağlamıştı. İmamoğlu, “Allah hiçbir babaya, anneye böyle bir evlat işkencesi yaşatmasın. Ben bu delikanlıdan bu devlet adına, bu millet adına ve yüce Türk yargısı adına özür diliyorum” diye isyan etmişti.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

İmamoğlu casusluk davası’nda

İmamoğlu ve siyasal iletişim danışmanı Necati Özkan, “casusluk” iddiasıyla da tutuklu yargılandıkları davanın İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Silivri’deki 4 No’lu Duruşma Salonu’nda yapılan ilk duruşmasına katıldıkları için bugünkü İBB Davası’na katılmadı.

Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan, Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık, Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney, eski CHP Milletvekili Aykut Erdoğdu ile diğer tutukluların katıldığı duruşmada tutuklu sanıklar salona getirildiği sırada izleyiciler, alkışlarla karşıladı.

Anneler günü’nü kutladı

İBB Genel Sekreter Yardımcısı Arif Gürkan Alpay, 80 yaşındaki annesinin ve eşinin Anneler Günü’nü kutlayarak savunmasına başladı. Gözaltına alınma süreci, eylemlerdeki iddialar ve suçlamalar, iddianamedeki suç örgütü üyeliği ve gerçek kendisi olmak üzere dört ana başlıkta savunmasını yapacağını belirten Alpay, “Hemen hemen bir yıldır tutukluyum. Tutuklama gerekçesi yapılan konu iddianamede yer almıyor. İddianamede belirtilen konulara ilişkin de ifadem alınmadı” dedi. Alpay, savunmasına devam ediyor.

Sanıklardan Ekrem İmamoğlu ve siyasal iletişim danışmanı Necati Özkan, “casusluk” iddiasıyla da tutuklu yargılandıkları davanın İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Silivri’deki 4 No’lu Duruşma Salonu’nda yapılan ilk duruşmasına katıldıkları için bugünkü İBB Davası’nda hazır bulunmadı.

"Ben niye tutukluyum"

Duruşmada İBB Genel Sekreter Yardımcısı Arif Gürkan Alpay’ın savunması alındı.

“Gözaltına alındığım ve ifade verdiğim konular, tutuklama gerekçelerim için hazırlanan iddianamede tarafıma bir suç isnadı olarak yöneltilmemiştir ve eylemler bölümünde hiçbir şekilde yer almamaktadır” diyen Alpay, şunları söyledi:

Adımın geçtiği eylemlerde 117 numaralı eylem haricinde hiçbir şekilde ifadem dahi alınmadı. 59 ve 139’uncu eylemlerle ilgili 8 gün gözaltı ve iddianame süresinde geçirdiğim 5,5 aylık tutukluluk süreme rağmen ilk kez size bir savunma ve cevap verebileceğim. Evvela şunu sormam gerekir. Ben niye tutukluyum diye bir soruyla başlayacağım. Kendi adıma bu savunmaları hazırlarken ben niye tutukluyum diye böyle bir vurgulayayım dedim ama sonra bir baktım ki buradaki birçok kişinin durumu aynı. Yani sadece bana özgü bir durum değilmiş. Ben oysa bana mı öyle, niye böyle oldu derken gördüm ki hemen hemen herkesin durumu aynı. Ben yine de kendi kişisel savunmamı yapacağım için bu konuyu bu şekilde söylemek istiyorum.

“Çift dikişle tutuklandım”

Benim eğitim hayatım başarılı geçmiştir. Bir sene kaybım olmadı, öyle teşekkür de almadım, hep takdirle geçmiştir. İlkokul, ortaokulu birincilikle Trabzon Merkez’de okudum ve liseyi de ikincilikle veya üçüncülükle bitirdim. 80’li, 90’lı yıllarda okuyanlar iyi bilir, o zaman bir argüman vardı, çift dikiş. Ben çift dikiş ile tutuklandım. 50 yaşından sonra nasip oldu bana, tutuklanarak attım. Yine aynı soruşturma numarası... Bu defa hesaplanması istenen, cevaplanması istenen sorular raylı sistemler ve yol bakım ihaleleriydi. Raylı sistemlere ilişkin Kirazlı-Halkalı ihaleleri soruldu bana. Bazı ifadeler ve bilirkişi raporlarına baktım şimdi ama herkes öncelikle bir bilirkişi raporunu okurken, bakarken içeriğine değil, nereye indiğine bakar. Baktım, içeriğinde de pek bir şey yok.

“Başka bir daire başkanıydım”

Sonra bir daha okudum ve şöyle bir ifade kullandım. Raylı Sistemler Daire Başkanlığı’nın benim görev alanımda bulunmamasından dolayı bu iki ihale ile ilgili benim bir dahlim yoktur. Bilirkişi raporunda da doğal olarak benim hiçbir şekilde ismim ya da makamımla ilgili bir konu geçmemektedir diye yanıtladım. Ayrıca Yol Bakım Daire Başkanlığı’nın ihaleleri soruldu bana. Bu 2020 ihale kayıt numarasıyla başlayan ihalede, 4 Şubat 2020’de yaklaşık maliyeti yapılmıştı. 14 Nisan 2020 tarihinde ihale onay belgesi düzenlenmiş ve temmuz ayında da ihalesi yapılmış. Orada bilirkişi raporundaki yazan kısım ihalenin ilk süreciyle ilgili. Yani benimle ilgili bir konu yok, sözleşmeye dair bir şey yok. İhalenin yapıldığı zamana kadarki süreçle ilgiliydi ve benim Yol Bakım Dairesi’nin bağlı bulunduğu genel sekreter yardımcılığı görevine atanmamsa Eylül 2020. Yani bu süreçte ben görevde değildim, başka bir daire başkanıydım.”

“Niçin buradayım?”

‘Örgüt lideri ve yöneticisine bağlı olarak diğer örgüt üyeleriyle eylem birliği içerisinde hareket eden şüphelinin üzerine atılı suçları işlediğine dair kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların ve tutuklama nedeninin bulunduğu anlaşılmaktadır’ denilerek tutukluluğa sevk edildim. Rüşvet almak... İddianameyi okurken rüşvet almak, suç işlemek, kamu kurum kuruluşuna ihaleye fesattan tutuklandım. Bizim tutuklama gerekçemiz diye okuduğum bu savcılığa sevk yazısı sonradan eklendi herhalde, o zaman değil. Ben de anlatmaya çalışıyorum; ben niçin buradayım, bunu da bilmiyoruz. ‘Genel’ dediler. Yani genel sekreter çünkü ben genel sekreter yardımcısıydım diye tutuklandım. Yani raporlarda ismim geçmiyor ama ben de genel sekreter yardımcısı değilim, bunlar bana bağlı değil ve tarihi de tutmuyor. Yani genel sekreter yardımcısı değilim.

“Etkin pişmanlıkla çıktığı günden bir gün sonra bütün personelini gözaltına aldılar”

İBB Genel Sekreter Yardımcısı Arif Gürkan Alpay, savunmasına devam etti. Hakkındaki suçlamalara tepki gösteren Alpay, şunları dile getirdi:

Şimdi bütün bu yapılanlara, tüm bunlara rağmen iddianamede belirtilen nitelikli dolandırıcılık, çevrenin kasten kirletilmesi, suç gelirlerini aklama, Orman ve Maden Kanunlarına muhalefet suçlarıyla suçlamak çok ağır. Bunların hiçbirini kabul etmiyorum. Komisyonda görevimi yaptım. Bu suçları işlemedim. Ayrıca dosyada İSFALT Genel Müdürü Burak Korzay da bazı ifadelerde bulunmuş. Ben şimdi o ifadelere bakınca diyorum ki bizle ilgili bir şey ekleyebilir mi; o değil, öyle değil. Çünkü onları gördüm ben yani. Benden bir hafta 10 gün sonra başka bir konuda gözaltı süreci yaşadı. Başka bir dava, Aziz İhsan Aktaş davası. Sonra orada bazı etkin pişmanlık ifadeleri falan var. O da bir etkin pişmanlık ifadesinde bulunmuş. Böyle 9 numarada camın arkasından görüyorsunuz zaten. Yüzünü görünce anlıyorsunuz, ‘Ha, bu da gitti’ diyorsunuz. Psikoloji çok iyi olmuyor, görüyorsunuz. Çünkü itiraf, o kadar basit değil. O itiraf çok zor. Velhasıl etkin pişmanlıkla çıktığı günden bir gün sonra bütün personelini gözaltına aldılar. Tam bir gün sonra. Hepsi. Çünkü onlar öbür dosyadan tahliye oldular. Dosyaları beraberdi. Çıkmış bir daha aldılar, 3-4 ay sonra galiba Burak Bey’i bir daha aldılar. Bu ifadeleri de ikinci tutuklanınca vermiş.

“Fatih Keleş’İ 15 yıldır tanırım”

Kişi kartı, 3’üncü bölüm. Kişi Kartı profil 16 numara; İddianamede 3296’ncı sayfa, ‘Suç örgütü mensuplarının tahlilleri’ kişi kartı başlığıyla benimle ilgili yapılan tanımlamalara ve iddiaya... Burayı okurken bile her seferinde çok şey oluyor... Yani ‘Olacak iş mi’ diye yazdıkları şeyleri yazmışlar. ‘Fen İşleri, Etüt Projeler, Park Bahçeler, Yol Bakım ve Satın Alma gibi önemli birimlerden sorumlu olduğu, şüphelinin bu birimlerde gerçekleştirilen ihaleleri, evrakları önceden farklı şekilde, hangi firmalara ihale olunacağı, rüşvet sistemini organize ettiği, firma sahipleri Fatih Keleş’i önceden bildiği, bir kısma firma sahibinde ise doğrudan menfaat, suç örgütü gerçekleştireceği eylemlerdeki talimatları Fatih Keleş üzerinden aldığı, bu bakımdan örgüt lideri yöneticisiyle hareket ettiği’... Ben genel sekreter yardımcısıyım. Bir kere yaklaşık 2 binden fazla ihaleden ihalecileri, yüklenici firmaların birçoğunu sahada tanıdım. Ben Fatih Keleş’i 15 yıldır tanırım ama babamı tanımamışım. Ailece de tanışırız, babamı tanımamışım. Öyle olmuş.”

“Ülkenin yararına uygun işler yapmaya çalıştım”

Alpay, “Ben bundan sonraki bölümde de gerçek Arif Gürkan Alpay’ı biraz anlatayım. Tüm bu birbirine benzemez süreçler... Biraz kendimden bahsedeyim” dedikten sonra savunmasını şöyle tamamladı:

Kimse yok ailemde ticaret yapan, ticaret yapamam, hayatımda da hiç yapmadım. Kamu görevlisiyiz. Okuduk, devlet memuru olduk ama övünerek şu anki konumuma hakikaten böyle geldim. Kimsenin tanıdığı vesaire olmadan 28 yılın üzerinde. Tüm siyasi partilerle çalıştım. 28 yıl boyunca hesabını veremediğim hiçbir durumla karşılaşmadım. Kamuda çalışmak hesap vermeyi gerektiriyor, bunu da en iyi devlet memuru bilir. Hesabını vermeyecek hiçbir iş yapmadım, kanunların sınırladığı alanların dışına çıkmadım, kanunların kamu menfaatinin olmadığı hiçbir eylemde bulunmadım. Ben milletime hem devlet memurluğundan gelen aileme karşı her zaman sorumluluğumun bilincinde hareket ettim. Bir kişinin bir grubun değil, ülkenin yararına ve çıkarına yasaya uygun işler yapmaya çalıştım. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde de aynı erdemle çalıştım.

"Çevremdekilerin 'tutuklu, acaba suç mu işledi' demesine kahroluyorum"

Denetlenmek, soruşturulmak, yargılanmak, bunlar devlet memurluğunun hesap vermesi ve olağan, çok normal. Bu durumlardan da kaçınılmaz. Herkes diyor ki ‘Ben kaçmıyorum’. Ya zaten kaçamazsın. Nereye kaçıyorsun? Hesap vereceksin. Ben kendi paramı değil, belediyenin bütün bütçesinden ayrılan para nereden geliyor; vergilerle hepimizden. O paralarla yapılan yatırımları takip ediyorum. Tabii ki hesap vereceğim ancak içinde bulunduğum tutuklama tedbiri hakikaten çok ağır. Hesap veririm, cevap veririm ama şimdi tutukluyken işlemediğim suçların bir taraftan peşine çekiliyorum, hem de sorumluluk duyduğum ailem, arkadaşlarım ve çevremdeki bütün herkes, İstanbul kim varsa herkesin ‘Tutuklu, acaba suç mu işledi’ demesine kahroluyorum. Ben tutuklandığım zaman benim elimden alınan Türkiye Cumhuriyeti kimlik kartımı geri istiyorum.

İBB iştiraki Ağaç ve Peyzaj A.Ş soruşturmasında 20 kişi için tutuklama talebi

İstanbul Büyükşehir Belediyesi iştiraki Ağaç ve Peyzaj A.Ş.’ye yönelik yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınarak adliyeye sevk edilen 24 şüpheliden 20’si tutuklama talebiyle, 4’ü ise adli kontrol istemiyle sulh ceza hakimliğine gönderildi.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında cuma sabahı Ağaç ve Peyzaj A.Ş.’ye operasyon düzenlenmiş, 30 kişi hakkında gözaltı kararı verildiği açıklanmıştı.

Soruşturma kapsamında daha önce adliyeye sevk edilen 7 kişiden biri savcılık tarafından serbest bırakılmıştı. Hakimliğe çıkarılan şüphelilerden, aralarında İBB Genel Sekreter Yardımcısı Oktay Özel’in de bulunduğu 5 kişi imza yükümlülüğü ve yurt dışına çıkış yasağı şartıyla serbest bırakılırken, bir kişi hakkında ev hapsi kararı verilmişti.

Yurt dışında bulunduğu belirtilen bir şüpheli ise Türkiye’ye dönüşünde havalimanında gözaltına alınmıştı.

Emniyetteki işlemleri tamamlanan 24 şüpheli, sağlık kontrollerinin ardından Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi’ne sevk edildi. Öte yandan İstanbul Barosu, şüpheliler arasında yer alan avukat Eren Sönmez hakkında açıklama yaparak serbest bırakılması çağrısında bulundu.

Savcılık işlemlerinin tamamlanmasının ardından Alkan Başçiftçi, Ekrem Ofluoğlu, Fatih Yağcı ve Yasin Çağatay Seçkin hakkında adli kontrol uygulanması talep edilirken, diğer 20 şüpheli tutuklama istemiyle sulh ceza hakimliğine sevk edildi.

ANKA

DAHA FAZLA HABER OKU