Özel, Gürlek hakkındaki iddialarını tekrarladı: Kriptolu telefonla konuşarak Erdoğan'ı kayda alıyor

“Ankara'da bir bankada kasada kayıtlarını tutuyor. Buradan Akın'a söylüyorum ya o iftiralarını ispat edeceksin, ya da istifa edeceksin''

CHP'nin tutuklu Cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun serbest bırakılması ve erken seçim talebiyle başlattığı "Millet İradesine Sahip Çıkıyor" mitinglerinin 108'ncisi Rize 15 Temmuz Demokrasi ve Cumhuriyet Meydanı'nda yapılıyor. 

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Rize’de tarihi bir gün yaşandığını ifade etti. Meydandaki birlikteliğin sadece CHP ile sınırlı olmadığını belirten Özel, "Tüm haksızlıklara karşı sizin vicdanınıza sığınmaya, sizin uğradığınız haksızlıkları Türkiye'ye duyurmaya geldik. Rahmetli Mesut Yılmaz'dan bu yana bu meydanda böyle bir kalabalığı gördüğümüz bu günü sadece Cumhuriyet Halk Partisine yormayın. Burada bir birlik, bir beraberlik var. Burada Türkiye'nin demokrasisine, seçtiği cumhurbaşkanı adayına ve en önemlisi Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ten emanet Cumhuriyetin sandığına sahip çıkanlar var" dedi. 

"77'de sandıkla aldık, 80'de silahla elimizden aldılar"

CHP’nin Rize’de 1977 yılından bu yana seçim kazanamadığını belirten Özel, "1977'de sandıkla almıştık, 80'de silahla elimizden aldılar. Şimdi bir iktidar yürüyüşündeyiz. Yeniden Rize'de iddialıyız" ifadelerini kullandı. Mevcut belediye yönetimine mesaj gönderen Özel, "Biz Rize Belediyesini seçimlere girdik, kazanamadık. Rize'nin kararına sonuna kadar saygılı olduk. Adalet ve Kalkınma Partisinden seçilen Rahmi Metin Başkan'a ve meclis üyelerine tebrikler sunuyoruz. Rize için taş üstüne taş koyanın önünde saygıyla eğiliyoruz" değerlendirmesinde bulundu. 

"Rize'nin ekmeğini veren parti chp'dir"

Özel, şunları kaydetti:

Zihni Derin geldi; 1923'te Garaj Tepesi'nde çalışmalara başladı. Rize'nin bereketli topraklarını çay fideleriyle tanıştırdı. II. Dünya Savaşı'nda bile çayın önemi unutulmadı. Her şartta İsmet Paşa tarafından Rize çay üreticisi desteklendi. İkinci Dünya Savaşı'nda her şeyden tasarruf edildi ama çay üreticisinden asla ve asla bu işten para kazanmayacak bir hâle gelecek, emeği sömürülecek bir fedakarlık istenmedi. 1947'de Rize'de ilk çay fabrikası açıldı. CHP bundan sonra Rize ekonomisini ayakta tutacak, önceki adı Zihni Derin Çay Fabrikasıyla Cumhuriyetin Rize'ye en büyük katkısını sağladı. CHP, Rize'yi çayla tanıştıran, çayla kalkındıran partidir. Rize'nin ekmeğini veren parti Cumhuriyet Halk Partisidir. Zihni Derin CHP'dir, CHP Zihni Derin'dir.

Özel, çayın kilogram fiyatının 40 lira olması gerektiğini söyledi

Çay ekonomisiyle geçinen 1,5 milyon insanın AK Parti döneminde sesini duyuramadığını savunan Özel, üreticinin sahipsiz bırakıldığını belirterek, şunları kaydetti:

Bu kentten oyu alanlar, seçim günlerinde bu kente yüzünü dönerken geçim günleri geldiğinde sırtlarını dönmeyi tercih ettiler. Bugün 210 bin aile, yaklaşık 1,5 milyon insan çayla, çay ekonomisiyle geçinmeye çalışıyor. Ancak çay üreticisi Cumhuriyet tarihinin en kötü günlerini yaşıyor. 2024 yılında çay mitinginde buradaydık. Bütün Türkiye'ye çay üreticisinin sorunlarını duyurduk. 2025'te çay için '35 liradan çay alınsın' diye söyledik, sözümüzü dinletemedik. 25 lira fiyat verdiler, çay üreticisini perişan ettiler.

Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak bugün burada Ziraat Odasının başkanına kulak veriyoruz. Diyorlar ki: 'Bir kilo çayın maliyeti 31 lira'. Bu şartlar altında Rizeliler bu sene hiç olmazsa 40 lira fiyat bekliyorlar. Biz yaptığımız hesaplarda, 2002'de AK Parti geldiği günküne sadece enflasyonu uyarladık. Tayyip'i üzmeyen istatistik kurumunun -baş harfleri TÜİK- sadece enflasyonunu uygulasa bugün 40 lira 50 kuruş olması lazım çayın. Bu yüzden net olarak söylüyoruz: Çayın kilosu 40 lira olmalıdır. Bir kilo çay satan, iki ekmeği koltuğunun altına koyup evine gidebilmelidir. Bunun altındaki her fiyat çayda sömürü demektir.

Cumhuriyet Halk Partisi olarak net tutumumuz şudur: 40 lirayı verin, üreticiyi seçime kadar daha fazla perişan etmeyin. Zaten biz iktidar olduğumuzda çay üreticisi için neler yapacağımızı çoktan çalıştık, ilan ettik, kanun teklifini Meclis'e sunduk, orada beklemektedir. Bizim iktidarımızda üreticiyi kollayacak, baş kaygısı çay üreticisinin menfaati olacak, onun beklentilerini karşılayacak yeni bir Çay Kanunu'nu çıkaracağız. Bu kanunda olmazsa olmaz taban fiyat uygulaması olacak. Nasıl 1940'ta rahmetli İnönü hem taban fiyatı hem alım garantisini getirdiyse o taban fiyattan alım garantisinin sözünü devlet olarak vereceğiz.

"Yandaşa garanti, çay üreticisine 'kusura bakma' diyorlar"

Hükümetin yatırım politikalarındaki "garanti" sistemine tepki gösteren Özel, iktidarın beşli çete olarak adlandırılan yapılara her türlü güvenceyi verdiğini belirterek şunları söyledi:

Bu iktidar yandaş şirketlerine her şeyin garantisini veriyor. 'Gidin yurt dışından para bulun getirin; 20-25 yıl boyunca her gün araç geçişine garanti vereceğim. Hastane yap, hasta garantisi vereceğim. Havalimanı yap, uçuş garantisi vereceğim. Tünel yap, geçiş garantisi vereceğim.' Çayı üret; 'Kusura bakma, sana garanti veremeyeceğim.' Böyle bir şey yok! Bundan sonra yandaşa değil vatandaşa bütçe geliyor. Yandaşlara değil çay üreticisine alım garantisi geliyor.

Çaya ilan edilen taban fiyatın yüzde 10'u kadar destekleme verilecek. Dönüm başına 2 bin lira gübre, üstüne çapalama desteği verilecek. Tarım araçları tamamen ücretsiz olacak. Kaçak çayla etkin mücadele edilecek. Çay üreticisi çayı üretecek, Çaykur'a verecek. Çaykur karar veriyor: 'Hangi bankaya gidilsin?' Bankalar sıraya giriyor. Çaykur'a verelim, en güzel makam aracını verenlere, en güzel avantajları sağlayanlara Çaykur'daki beyler 'Tamam' diyorlar. Çay üreticisi çayını Çaykur'a verecek, verirken hangi bankadan çekmek istediğini bildirecek. Hangi banka çay üreticisine -aynı memurlarda olduğu gibi- en yüksek promosyonu verirse çay parası oradan alınacak.

"10 bin çaykur işçisine kadro sözü, devlet sözüdür"

Ülkenin zorlukları olabilir ama atılacak onlarca doğru adım var. Her zaman bir bahane buluyorlar: 'İran savaşı var, şu var, bu var'. Sıra size gelmiyor. Sıra herkese geliyor, bir tek size gelmiyor. Bir tek sizden fedakarlık isteniyor. Sadece çay parasının nereden alınacağını vatandaşa tercihe bıraksan, bankalar 20 lira, 30 lira, 40 lira promosyon parası vermeye razıyken bu imkanlar sizin elinizden alınıyor. Bunun adı kriz değildir, bunun adı kötü yönetimdir. Bunun adı kötü niyetliliktir. Bunun adı pazarlığı yukarıların yapıp aşağıdakileri ezmektir. Buradan, memleketinden Sayın Erdoğan'a sesleniyorum: Yukarılardan bakmayın. Bu insanları ezilecek karınca yerine koymayın. Karıncanın kardeşi var, o da Cumhuriyet Halk Partisidir. Çaykur işçileri artık hak ettikleri kadroyu bekliyor. 10 bin Çaykur işçisine kadro sözü, devlet sözüdür, namus borcumuzdur.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

"Parayı verip acele kamulaştıracaksın"

bu güzel şehrin çözülmeyi bekleyen çok sorunu, çok mağduru var. Özellikle 'acele kamulaştırma' diye Anayasa'daki bir hakkın Rizelilerin aleyhine kullanılmasını asla kabul etmiyoruz. İyidere-İkizdere arasında yol çalışması var, çok gecikti, yapılsın. Anayasa'da acele kamulaştırma Cumhurbaşkanı'na verilmiş bir yetkidir. Açıkça yazıyor ki: 'Acele kamulaştırma, mill, güvenliği tehdit eden durumlarda bedelinin belirlenip derhal yatırılması ve vatandaşa söz hakkının olmadığı bir durumdur'.

Ne için koymuş bunu Anayasa'ya? Karşıdan düşman geliyor, toprağa çıkacak, orada bir tarla var, kazacaksın orayı. Diyor ki: 'Amca, vermem burayı; burası benim tarlamdır, bahçemdir, ben burada duracağım'. O zaman amcaya parasını verip acele kamulaştıracaksın, düşman geliyor. Ya da bir tepeye önemli bir radar konulacak, 'Vermem de vermem' diyor. Parayı verip acele kamulaştıracaksın. Bunun dışında, yol yapıyorum, bugüne kadar yapmadım, şimdi yapıyorum. Yolun geçtiği yerdeki tarla alınacak, bıraksa vatandaş istediği fiyata satacak, üç otuz paraya acele kamulaştırıyorum, sen susuyorsun. Bu haksızlıktır, bu verilen hakkın kötüye kullanımıdır.

"Denizcilik ve balıkçılardan sorumlu bakanlık olacak"

İyidere-İkizdere yolunda acele kamulaştırma mağdurlarına da TOKİ'nin çeşitli projelerinin acele kamulaştırma mağdurlarına da bu mağduriyetinizi çözeceğimizi şimdiden söylüyoruz. İktidarımızda bir yıl süre vereceğiz, 'Mağdurum' diyen gelecek, başvuracak. Hakkını en iyi şekilde kanun önünde arayacak; söz veriyoruz size. Mevsimlik çay işçileri için genelgelere rağmen hiçbir şey yapılmıyor, onların sesini duyuyoruz. Balıkçıların, özellikle kıyı balıkçılığıyla uğraşanların mağduriyetlerini biliyoruz. Yüksek masrafların nasıl bellerini büktüğünü biliyoruz. Nasıl doğru düzenlemeler olmadığı için balıkçılıkla uğraşanların sahipsiz kaldığını biliyoruz. Lafı hiç uzatmıyoruz: Cumhuriyet Halk Partisi iktidara geldiğinde, Bakanlar Kurulu ilan edildiğinde o listede yeni bir bakanlığı göreceksiniz. Denizcilik ve balıkçılardan sorumlu bir bakanlık olacak, bu sorunların tamamı çözülecek.

Özel'den çeyrek altın-emekli maaşı hesabı hatırlatması

İki yıl önce Rize'de yaptığı altın hesabını anımsatan Özel, "Sayın Erdoğan'ın iktidara geldiği 3 Kasım 2002 günü en düşük emekli maaşı sekiz çeyrek altın alıyordu. Ama bugün en düşük emekli maaşı o gün hesapladığımda 2,5 çeyrek altın alıyordu. Bugün iki çeyrek altını bile neredeyse alamıyor. Erdoğan ilk geldiğinde sekiz çeyrek altın, bugün 20 bin lira, iki çeyrek altın. Sekizden ikiye gerilemiş. Bunu ilk Rize'de söyledim, sonra bütün Türkiye'de söyledim. Sayın Erdoğan sık sık grup toplantılarında diyor ki: 'Gitmiş memleketime, eline almış bir hesap makinesi, altın hesabı yapıyor. Altın hesabını bırak' diyor. Sayın Erdoğan, memleketinden iki yıl sonra tekrar ediyorum. Ben altın hesabını ancak emekliler hakkını aldığı gün bırakacağım" ifadelerini kullandı. 

Erdoğan'ın iktidara geldiğinde emekli maaşının 1,5 asgari ücret ettiğini anımsatan ve bugün böyle olsa emekli maaşının 42 bin lira olması gerektiğini kaydeden Özel, "Ama bugün '20 bin liraya geçineceksin' diyorlar. Geldiği gün beğenmediği rahmetli Ecevit'in hükümetinin verdiği sekiz çeyrek altın bugün 80 bin lira. Oysa emekliye 20 bin lira veriyorlar. Emekliyi eğer kira ödersen aç kalacaksın, karnını doyurursan sokakta kalacaksın diye bir büyük haksızlığın kucağına doğru itiyorlar. Bunun için açıkça buradan söylüyorum. Bu sene hesaplar yapılırken, bu iktidar, Sayın Erdoğan hesabı 'Bir yıllık enflasyon yüzde 16 olacak' diye yaptı. Öyle yaptırdı. Dört ay geçti. Ocak, Şubat, Mart, Nisan. Enflasyon dört ayda yüzde 14,6 oldu. Bir yıllık zam dört ayda tükendi gitti" diye konuştu.

"Enflasyon tırmanmaya devam etti"

Özel, gelinen noktada yıllık enflasyonun yüzde 30 olduğu, yüzde 16'ya düşeceğinin söylendiğini anımsattı. Özel, "Bırakın düşmeyi, tırmanmaya devam etti. Bu yüzden maaşlara yapılan zamlar yutuldu. Asgari ücret 28 bin ile başladı, 4 bin 100 lira kayba uğradı. Şu anda verildiği günün parasıyla 23 bin 900 lira gücünde. Emekli maaşı 20 bin lira olmuştu, üç bin lira eridi. Verildiği günün hesabıyla 17 bin lira" hesabını yaptı. 

Erdoğan'ın, "Üç yıl öncesine göre ekmeği daha az alan varsa bana beddua etsin" sözlerini hatırlatan Özel, üç yıl değil üç ay geçtiğini dile getirdi. Özel, "Sayın Erdoğan'ın memleketinden söylüyorum. Bu enflasyon yüzünden asgari ücret üç ayda 265 ekmek parası kaybetmiştir. Sayın Erdoğan ne diyordu? 'Daha az ekmek alan bana beddua etsin'. Haşa, sümme haşa, ne memleketinde ne başka bir yerde Erdoğan'a beddua ettirmem. Ama o da şunu bilsin ki hemşehrileri dahil bütün emekliler bu iktidardan kurtulmak için dua ediyorlar" dedi. Özel sözlerini şöyle sürdürdü:

Gözlerinizdeki öfkeyi görüyorum. Bu büyük bir haksızlığa gösterilen tepkinin öfkesidir. Türkiye'de herkes şunu bilsin ki, bu memleketi hep birlikte kurtaracağız. Manisa'daki üzüm üreticisiyle, Rize'deki çay üreticisi el ele verirse kurtulacak. Giresun'daki, Ordu'daki fındık üreticisiyle, Gaziantep'teki fıstık üreticisi, Çukurova'daki pamuk üreticisi ile Hayrabolu'daki buğday üreticisi omuz omuza girerlerse kurtulacaklar. Esnaf kurtulmadan hiç kimse kurtulmaz. Emekli kurtulmadan emekçi kurtulmaz. Öğrenci ile polis birlikte kurtulursa, bu iş olacak.

Biz Türkiye'de bütün emeklileri, bütün emekçileri, bütün çiftçileri, bütün balıkçıları ve bütün esnafları birlikte kurtarmak için bir yola çıktık. Siyaset öncelik belirleme işidir. Bir ülkenin, hele hele Türkiye gibi bir ülkenin, doğru planlandığında kaynakları her şeye yeter. Ama hepsine birden yetmez. İşte burada siyaset karar verir. Kimden yana olacaksın? Bir tarafta güçlü şirketler, bir tarafta onun işçileri. Biz kalkınmayı savunan ekonomide, üretimin artmasını savunan, üretimin kalkınma getirmesini, daha çok kazanmayı ama adil bir vergi sistemi ile verginin çok kazanandan çok, az kazanandan az, kazanmayandan alıp bir sistemi savunuyoruz. Biz vergide adaleti savunuyoruz.

Vergi düzenini eleştirdi

Türkiye'de vergi sistemini eleştiren Özel, bir fabrikatörle, milyarderle, bir asgari ücretlinin aynı dolaylı vergiyi ödediğine dikkati çekti. Özel, "Bu vergi tahsilatının yüzde 65'ine denk gelmektedir. Kalanı yüzde 23 ile gelir vergisidir. Sizlerin daha maaşınızı çekmeden, bankadan almadan içinden kesilen gelir vergisidir. Bilhassa beyaz yakalıların, mavi yakalıların ve işçilerin, memurların maaşlarından kesilen gelir vergileri, asgari ücretin üzerindeki her gelirden kesilen gelir vergisi, bankadaki üç kuruş mevduatınızdan kesilen vergiler bu yüzde 23 ile toplamda dolaylı vergilerle birlikte vergilerin yüzde 89'unu oluşturuyor. Onun dışında çok kazananların verdiği vergi sadece yüzde 11 kurumlar vergisi. Biz bu düzeni ters etmek durumundayız. Kazananların az verdiği, bu meydanın çok vergi verdiği düzen AK Parti'nin kara düzenidir. Bu düzeni değiştirmeye var mısınız? Bu düzeni altüst edeceğiz. Çok çalışacağız, kalkınacağız, birlikte kazanacağız ama eşit, hakça bölüşeceğiz" ifadesini kullandı. 

Özel, "Dünyada siyasi akrabalarımız nasıl orta direğe sahip çıktılarsa, onları zenginleştirdilerse, bir kola kutusu gibi orta direği ezip fakirleştiren bu iktidar anlayışına karşı yeniden çiftçiyi milletin efendisi yapacağız. İşçileri, memurları orta gelir seviyesine taşıyacağız. Bundan sonra vergiyi tabandan değil, tavandan alacağız. Refahı bu meydana yayacağız" şeklinde konuştu. 

Asgari ücreti insanca bir seviyeye çıkaracaklarını söyleyen Özel, bunu yaparken küçük esnafı, KOBİ'yi destekleyeceklerini kaydetti. Özel, "İşçi başına prim destekleri vereceğiz. En düşük emekli maaşını bir asgari ücret yapacağız. Tüm emeklilere bayramda bir asgari ücret ikramiye vereceğiz" dedi. Emeklilere bayram ikramiyesini 2015 yılında CHP'nin dile getirdiğini anımsatan Özel, "2018'de, seçimden hemen önceki Kurban Bayramı'nda bin lira emekliye ikramiye verdiler. O gün bin lira iyi bir koç alıyordu. Emekli ikramiyesini alan koçun boynuzundan tutup çekip getiriyordu. Bugün o emekli ikramiyesi sadece 4 bin lira, koçun bir budunu alamıyorsunuz. Bugün 24-25 bin lira olmuş bir kurbanlık koç. Ama sadece dört bin lira emekli ikramiyesi veriliyor. 24 bin lira olması lazım. Zaten biz de bir asgari ücret diyoruz. O da 28 bin liraya geliyor" hesabını yaptı. 

"Herkese onurlu bir vatandaşlık geliri sunacağız"

Özel, "Gazi Mustafa Kemal Atatürk demiş ki, 'Cumhuriyet kimsesizlerin kimsesidir'. Bugün sokakta kalana, düşkün olana, maaşı olmayana dönüp de bakan kimse yoktur. CHP iktidarında dünyadaki akrabalarımızın yaptığı gibi çok yüksek bir sosyal güvenlik politikası uygulayacağız. Temel vatandaşlık gelirini getireceğiz. Her haneye insanca yaşayacakları bir gelir desteği sunacağız. CHP iktidarında kimsesizlerin kimsesi olacağız, öyle dört bin lira dul, yetim maaşına kimseyi muhtaç bırakmayacağız. Herkese onurlu bir temel vatandaşlık geliri sunacağız" dedi.

CHP iktidarında okula giden her öğrencinin bir öğün üç kap sıcak yemeğini yiyeceğini taahhüt eden Özel, "Okulda ücretsiz, iyi suyu kana kana içecek. Bugün okulun zili çalıyor teneffüste. Cebinde parası olan, babasının durumu iyi olan koşuyor kantine, alıyor suyu kana kana içiyor. Garibanın evladı gidiyor, tuvaletteki musluğu ağzını doyuyor. CHP'nin, Atatürk'ün partisinin iktidarında hiçbir çocuk tuvalet musluğuna ağzını dayamayacak, okul suyu da okul yemeği de ücretsiz olacak" ifadelerini kullandı. 

Özel, "Garibanın çocuğu büyükşehirlere gittiğinde, barınma sorunuyla birtakım yapıların, tarikatların yurtlarına muhtaç kalmayacak. CHP iktidarında ilk bir yıl içinde TOKİ Cumhuriyet yurtlarını yapacak, öğrencinin barınma sorunu tarihe karışacak. Her mahalleye devlet kreşleri açacağız. Biliyorsunuz, belediyelerde iktidar olduk. Hedef koyduk. Dedik ki, 'Bin kreş yapacaksınız.' Şu ana kadar CHP'li belediyeler daha sürenin yarısı dolmadan, iki yılın sonunda 786 kreş yaptılar. Yine CHP'li belediyeler 100 yurt hedefi konmuştu, şimdiye kadar 78 öğrenci yurdu yaptılar. Öğrencilere hizmet veriyorlar. Biz iktidarımızda ne öğrenciyi üniversitede ne ilkokulda ne babasını fabrikada ne annesini evde ya da istihdamda ne dedesini ninesini emeklilikte asla ve asla mağdur etmeyeceğiz, ettirmeyeceğiz. CHP halkın partisidir. Halkın iktidarını kuracaktır, halkın iktidarını kuracaktır" diye konuştu.

"Sizinle birlikte bu maden yıkımına karşı çıkacağız"

Rize'nin yüzde 82'sinin maden ruhsatına açıldığını söyleyen Özel, "Bu rakam Ordu'da yüzde 74, Giresun'da yüzde 85, Artvin'de yüzde 71, Trabzon'da yüzde 77, Gümüşhane'de yüzde 93. İkizdere, Çamlıhemşin, Çayeli, Ardeşen, Fındıklı, Pazar teker teker büyük bir tehlikenin karşısındalar. Bu hafta iki yerde ihaleler yapıldı bu ayın başında. Biri Ardeşen'de, biri Çayeli'nde. Buralardan başladı. Ardeşen'de muhtarlar, vatandaş, her siyasi görüşten insanlar fiili mücadeleye geldiler. Mücadele başlattılar. Şimdilik bir geri adım attırdılar. Çayeli de itiraz ediyor. Çayeli de ayağa kalkıyor. Çayeli'nde üç tane ihaleyi tamamladılar. Üç yandaş şirket geldi. Çayeliler soruyor: 'Biz üvey evlat mıyız?' Biz de itiraz ediyoruz. Ormanlarımız, ağaçlarımız, derelerimiz niye madenlere gitsin diye. Buradan selam olsun Ardeşen'e, İkizdere'ye, Çamlıhemşin'e, Pazar'a, Fındıklı'ya ve Çayeli'ne. Sizinle birlikte direneceğiz. Sizinle birlikte bu maden yıkımına, kıyımına karşı çıkacağız" diye konuştu.

"Rize'nin ağacını edirenleri hesaba çekeceğiz"

CHP olarak ne madene ne de madenciliğe karşı olmadıklarını söyleyen Özel, madenciliğin usulüne göre çağdaş yöntemlerle, ağaçları katletmeden, dereleri zehirlemeden, suları kurutmadan, uygun coğrafyalarda yapılması gerektiğini belirtti. Özel, "Ama Rize'nin, Çayeli'nin, Ardeşen'in güzelim ormanlarına, derelerine altın aramaya gelip de Amerika'dan beyaz adamın gelip de zehir ettiği, katlettiği gibi bir talan rejimini şimdi de beyaz adam değil ama 'AK adamların', AK Parti'nin yandaş şirketlerinin yapmasına izin vermeyeceğiz. Bu yüzden yetkilerini yandaş holdinglerden yana, büyük şirketlerden yana kullananlara, yürütmeyi durdurma kararı önüne geldiğinde siyasi baskılara teslim olanlara hatırlatıyorum: Bu işin bir sonu var. Seçim var. Seçimden sonrası var. Buranın, Rize'nin ağacını, deresini yandaşlara ezdirenleri günü gelince hesaba çekeceğiz. Buradan hayatımızın en büyük siyaset dersini bütün Türkiye'nin gözü önünde onlara veren Havva Ana'yı selamlıyorum. Havva Ana karşısına çıkanlara şöyle demişti: 'Kaymakam kim? Vali kim? Devlet benim, devlet benim.' demişti Havva Ana. O yüzden yandaş şirketten değil, Havva Ana'dan yana dursun önüne mahkeme kağıdı gelen hakimler" dedi.

"Rize'den esra ışık'ı selamlıyoruz"

Muğla'daki İkizköy direnişinin simge isimlerinden İkizköy Muhtarı Necla Işık ve tutuklu kızı Esra Işık'ı selamlayan Özel, "Esra Işık, ağaçlar kesilmesin diye ağaçlara sarıldı. 'Kamu görevlisine engel olmak suçundan' İzmir'de hapse atıldı. Şimdi buradan, oradan burayı izliyor. Buradaki çevre mücadelesini Muğla'nın köylüleri adına Esra Işık burayı selamlıyor. Biz de Esra'yı selamlıyoruz. Akbelen'i selamlıyoruz. Necla Muhtar'ı selamlıyoruz. Ve hepsine söylüyoruz: Havva Ana'nın dediği gibi, siz kimsiniz ve çevre katilleri? Vali kim? Kaymakam kim? Devlet benim, devlet benim diyoruz" ifadesini kullandı.

"Ekrem başkan yargılanmıyor, 'ak toroslar çetesini' yargılıyor" 

Ülkede adalet olmadığı takdirde bereketin olmayacağını belirten Özel, "Gelirde adalet olacak. Vergide adalet olacak. Sosyal hayatta adalet olacak, mahkemelerde adalet olacak. Ama maalesef ülkemizde büyük bir adaletsizlik hüküm sürüyor" sözleriyle CHP'nin cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu'nun bir yılı aşkın süredir hapiste tutulduğunu hatırlattı. Özel, "Bugün sizi 12 metrelik bir hücresinden izliyor. Hemşehrinize, Karadeniz'in yiğit evladına bir selam olsun. Türkiye'de envai çeşit suçlu, suç örgütü, çete, uyuşturucu, mafya girip girip çıkarken 14 aydır içeride duruyor. 8 ay iddianame bekledi. Nihayet yargılama başladı ve iddianamenin içi bomboş. Tek bir kanıt ortaya çıkmadı. Ve Ekrem Başkan ve arkadaşları o duruşmada yargılanmıyorlar. Adeta kendilerine iftira atan 'AK Toroslar çetesini' yargılıyorlar" değerlendirmesinde bulundu.

"Bak Sayın Erdoğan Rize'deyim"

Özel, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın da İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı iken yargılandığını, hapse girdiğini belirterek, şunları söyledi:

Bir gün sabah evinin kapısına polis dayandı mı? Bir gün olsun koluna polis, jandarma girip gözaltına alındı mı? Bir gün olsun nezarethanelerde yattı mı? Tutuklanıp hapse kondu mu? Bütün yargılamalar bitene kadar görevinin başında kaldı. O günün mağduru, gün bugün olunca bir zalime dönüştü. Bir gaddarlığa büründü. Buradaki sorun yargılanmak değildir. Her siyasetçiye, her belediye başkanına... Öyle ya, İçişleri Bakanı açıkladı. AK Partili 500'den fazla belediye başkanına soruşturma izni verildi. Sorun. Cevapları sorun. Kanıtları sorun. Yargılayın. Ama bu sırada neden annesinden, babasından, evladından, eşinden ve en önemlisi milletin verdiği görevden uzak olsunlar? Bizim itirazımız soru sorulmasına değil, yargılanmaya değil, tutuklu yargılamaya ve her akşam televizyonlardan yapılan haysiyet cellatlığına. Biz ilk günden beri bir şey çıkmayacağını biliyorduk. İftiraları biliyorduk. Kanıt olmayacağını biliyorduk. Bu yüzden de meydan okuduk. Dedik ki: 'Canlı yayınlayın.' O günlerde iddianame yokken hem Sayın Devlet Bahçeli hem Sayın Erdoğan 'Canlı yayın olur.' dediler. Ne zaman o bomboş iddianame geldi, ne zaman o yalanların hiçbirisinin kanıtının olmadığı ortaya çıktı, canlı yayından caydılar. Başta dedim: 'Rize'ye sizin gözlerinizin içine bakmaya geldim' diye. Sayın Erdoğan diyordu ki: 'Bir aya kalmaz, insan içine çıkamayacaklar.' Bak Sayın Erdoğan, 14 ay geçti, insanların içindeyim, Rize'deyim, meydandayım. Buradan bu tarihi meydandan, Rize'den Erdoğan'a sesleniyorum: 'Adayımı bırak. Sandığı getir. Adayımı yanımda, sandığı önümde istiyorum. Sayın Erdoğan, Rize burası. Rize senden sandık istiyor işte

"Zekeriya Öz, nasıl felakete sürüklediyse, akın gürlek de bu ülkeyi felakete sürüklemekte"

"Buradan Sayın Erdoğan’a memleketinden doğrudan sesleniyorum. 15 Temmuz akşamı geçmişte etle tırnak gibi olduklarınız, ne istediyse verdikleriniz, biz yapma deyince savunduklarınız, altlarına zırhlı Mercedes verdikleriniz, omuzlarını yıldızlarla doldurduklarınız darbeye kalkıştı" diyen Özel, sözlerini şöyle sürdürdü:

O gün 15 Temmuz günü nasıl o darbeye direndiysek, o gün nasıl demokratsak bugün de 19 Mart darbesine, 'AK Toroslar çetesine', bundan bir sonraki cumhurbaşkanına, yarının iktidarına darbe yapanlara aynı inançla direniyoruz. Aynı inançla. Milletin seçtiğine asker darbe yapmış. Milletin seçtiğine eski dostlar darbe yapmış. Milletin seçeceğine bugünkü iktidar darbe yapmış, rakiplerini azaltmış. Onun için geçmişte Zekeriya Öz nasıl felakete sürüklediyse bugün Gürlek bu ülkeyi bir felakete sürüklemektedir.

"Kasa tutmuş bankada ses kayıtlarını istifliyor"

Ben buradan Akın Gürlek’in dün akşam neler yaptığını söyledim. Cumhurbaşkanını, hemşehrinizi kriptolu telefonla konuşuyor. Diyor ki 'devletin başına bilgi vereceğim tabii.' Savcıyken Cumhurbaşkanıyla Hazreti Ali Camii’nin VIP odasında buluşup operasyon planlıyordu. Şimdi kriptolu telefonla konuşuyor. Tayyip Erdoğan’ın sesini kayda alıyor. Suç olacak her şeyi ona onaylatıyor, kayda alıyor. Bir kasa tutmuş bir bankada, o bankadaki kasaya ses kayıtlarını istifliyor. Buradan Erdoğan’a sesleniyorum. Nasıl 17-25 Aralık’ta sen ameliyata girerken fırsat bilip harekete geçmişlerdi, karşı atak verdin. Şimdi sesleniyorum. Bugün Ankara’da o banka, o bankada o kasa… Orası kapalı ama İçişleri Bakanlığı gidebilir, hızla bir karar aldırabilir, o banka kasasını açtırabilir, Akın Gürlek’in senin ilerisi için sesini kaydettiği o hafıza kartlarına el koyabilir. Bu operasyonu bugün yaparsan memleketi de kurtarırsın. Büyük bir yanlıştan da dönersin. Geçmişte Zekeriya Öz için uyardığımızda sen 'Ben arkasındayım. Bu işin savcısı benim' demiştin. Sonra mahcup oldun. Döndün, 'Kandırıldım. Milletim de Rabbim de affetsin' dedin. Eğer bu Akın Gürlek’i bu haysiyet cellatlıklarına devam ettireceksen bundan sonra sonraki tövbeyi Allah kabul eder mi bilmem ama millet affetmeyecek, millet affetmeyecek.

Özel'den Bakan Gürlek'e: "hodri meydan, banka hesaplarımızı açacağız"

30 yıldır içeride dışarıda ticaret yapan, 300 kamyonu orada, 200 kamyonu burada olan bir belediye başkanını uygunsuz gözaltına alıyorlar, tutukluyorlar. Bütün mal varlığına el koyuyorlar. Bir aydır avukat yolluyorlar. Partiye iftira et, Özgür’e iftira et, mal varlığını verelim, seni dışarıya salalım diye. Bir itiraf diye, etkin pişmanlık diye iftiraname… Ama o kadar yalan yanlış işler var ki 14 yıl önceden icat çıkarmaya, genel başkan değilken de şahıslar belediye başkanı değilken günlere yalanlar atmaya, mekanı ispatlayamayacağı için 'Attım içeriye, gitti' demeye bir sürü yalanlara başvuruyorlar. Buradan Akın Gürlek’e söylüyorum: Hodri meydan. Sen savcı, ben genel başkan. Mal varlıklarımızı açacağız. Bütün banka hesaplarımızı açacağız. Bütün hesap hareketlerini açacağız. Birinci derece yakınların ve etraftaki korumanın, şoförün, çeşitli isimlerin tüm hareketlerine bakacağız. Şu kadar leke varsa bir dakika durmam. Hodri meydan, var mısın Akın Efendi? Var mısın hesap vermeye? Bana iftira attırmak için milleti özgürlüğüyle, malıyla tehdit eden Akın’a söylüyorum. Ya o iddialarını, altı boş, içi boş iddialarını ispat edecek ya da alçak bir iftiracı olarak tarihe geçeceksin. Hodri meydan.

Buradan Erdoğan’a sesleniyorum. Bir tarafta senin aparatın, bir tarafta milletin mücadelesi. Bu mücadelede CHP'nin mücadelesine omuz vermeye devam edecek misiniz? Ekrem Başkan’ın arkasında mısınız? Arkadaşlarımızın arkasında mısınız? İşte bir tarafta iftiracı Akın, onu savunmak için tek bir bakan bile bulamadın. Bir kişi arkasında durup onu savunamazken içeri attırdığın kişiyi ve onun yol arkadaşlarını her kentte on binler, yüz binler karşılıyor. Bu meydan hiç dolmadığı kadar doluyor ve sana bu hesabı soruyor. Buradan sonra Ekrem Başkan için, iktidar için hep birlikte yürümeye var mısınız? Bu iktidarı değiştirene kadar durmadan yürümeye var mısınız? Rize birlikte yürüyecek miyiz?

 

ANKA

DAHA FAZLA HABER OKU