İBB davasında 33. gün başladı

Duruşmayı Zülfü Livaneli de izledi, Ekrem İmamoğlu, izleyicilerin olduğu bölüme dönerek, "Sizi çok seviyoruz, iyi ki varsın Zülfü Abi, ey özgürlük" diye bağırdı

Fotoğraf: ANKA

CHP'nin cumhurbaşkanı adayı, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da arasında bulunduğu İBB Davası'nın duruşması 33. gününde, İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi'nce, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nun karşısındaki 1 No'lu salonda devam ediyor.

77'si tutuklu, toplam 414 sanığın yargılandığı duruşmaya, görevden uzaklaştırılan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney, eski CHP Milletvekili Aykut Erdoğdu, İBB Başkan Danışmanı ve MEDYA AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun ile diğer tutuklu sanıklar katıldı.

İmamoğlu: "Ey özgürlük"

Ekrem İmamoğlu ve diğer tutuklu sanıklar salona getirildiği sırada izleyiciler, alkışlarla karşıladı. Duruşmayı, sanatçı Zülfü Livaneli de takip ediyor. Ekrem İmamoğlu da izleyicilerin olduğu bölüme dönerek, "Sizi çok seviyoruz, iyi ki varsın Zülfü Abi. Ey özgürlük" diye bağırdı. Salonda bir izleyici de 6 Mayıs'a atıf yaparak, "Ekrem başkanım Deniz burada, Yusuf burada, Hüseyin burada" diye seslendi.

Duruşmanın 32. gününde, firari Murat Gülibrahimoğlu'nun şirketlerinden, "Güney Cebeci Madencilik Sanayi Ticaret AŞ'ye ait Cebeci Maden Sahası Bölgesi'ne İBB tarafından hafriyat dökümü nedeniyle kamu zararı oluştuğu" iddiasıyla tutuklu yargılanan Ahmet Güldü, Hakan Karanis, Hasan Tahsin Sönmez ve Turgay Tokdemir'in savunmalarıyla tamamlanan süreç, bugün aynı suç isnadıyla yargılanan diğer sanıkların savunmalarıyla devam edecek. 

Hafriyat dökümünden yargılanan kantar sorumlusu Ateş: "Bakanlıkların her ay uğradığı yerde kaçak işlem yapılacağını düşünmedim"

Duruşmada, firari Murat Gülibrahimoğlu'nun şirketlerinden, "Güney Cebeci Madencilik Sanayi Ticaret AŞ'ye ait Cebeci Maden Sahası Bölgesi'ne İBB tarafından hafriyat dökümü nedeniyle kamu zararı oluştuğu" iddiasıyla tutuklu yargılanan sanıkların savunmaları alınıyor.

"Kantarlarda yaptığımız işlemler standart işlemlerdir"

Firari Murat Gülibrahimoğlu'nun şirketinin çalışanı tutuklu Volkan Ateş, savunmasında, kantar sorumlusu olduğunu, aracın geçmesiyle sorumluluğunun bittiğini ifade ederek, şöyle konuştu:

Kantar sorumlusu olarak görevim, kantara gelen hafriyat firmaları sahipleriyle görüşmek, bunların sahaya getireceği malzemenin cinsini, miktarını görüp ona göre İSTAÇ'ın da uygulamış olduğu evrak listesini temin edip hesap açmaktır. Açtığımız hesap karşılığında, firmanın şirket hesabına yatırdığı ücret karşılığında sistemin uygun gördüğü barkodu verip içeriye girişlerini sağlamaktır. Kantardan araba geçtikten sonra benim sorumluluk alanım bitiyor. Kantarlarda zaten yaptığımız işlemler standart işlemlerdir. Bizim firmalardan istediğimiz evraklar ve uyguladığımız işlemler, daha önce savcılığa ilk gittiğim zaman verdiğim evrak listesinde de belirttiğim gibi arşiv dosyasında mevcuttur. Hepsi orada kantar sisteminde kayıtlıdır zaten. Kullandığımız sistem de 2015 öncesine dayanıp, Mod Yazılım Evi'nin İSTAÇ'ın bütün hafriyat sahalarında kullandığı sistemdir. Yani döküm sahasına araç girdikten sonra kantarlarla ilgili benim yapacağım bir iş ya da benim yönlendirebileceğim bir işlem yoktur. Oranın sorumlusu ve yetkilisi farklı kişilerdir. Kantarlarla ilgili de yapacaklarım sadece bu kadardır, başka bir şey yoktur. Zaten şöyle bir şey de var; kaçak döküm denen suçla suçlandığım için söylüyorum, ben her gün Sultangazi zabıtanın, Sultangazi Belediye Başkan Yardımcısı'nın, Orman Bölge Müdürü'nün, Çevre Şehircilik Bakanlığı'nın, İstanbul Vali Yardımcısı'nın ve Enerji Bakanlığı'nın hemen hemen her ay uğradığı bir yerde kaçak işlem yapılacağını hiç düşünmedim.

Sanık Ateş'in savunmasının ardından, Duruşma Savcısı, "Ayda ortalama kaç tır gelirdi" diye sordu. Ateş, yazın 5 bin, kışın 3 bin 500 civarında tır geldiğini söyledi. Ateş'e sanık ve sanık avukatlarının sorularıyla duruşma devam ediyor.

Ekrem İmamoğlu: Bu masum insanları bir an önce evine yollayın

Duruşmada, firari Murat Gülibrahimoğlu'nun şirketinin çalışanı kantar sorumlusu Volkan Ateş'in savunmasının ardından, Ekrem İmamoğlu söz aldı.

İmamoğlu ile Ateş arasındaki diyalog şöyle:

Ekrem İmamoğlu: "Öncelikle sizin burada olmanızı ben doğru bulmuyorum. Burada bulunan diğer arkadaşların olmasını doğru bulmadığım gibi. Bu şekilde başlamamın neden olduğunu da Sayın Başkan ve Sayın Heyet'e de aktaracağım. Kantar sorumlusu deyince, benim sahayı ziyarete geldiğimde hatırladığım kadarıyla orayı 'Hangi proje nasıl yürütülüyor' diye baktığımda, ilk girişteki bir kantar bölgesi yapılmıştı. Daha önce burada yoktu, mezbelelik bir alandı. Sonradan orada denetimli bir saha giriş çıkışının kontrol altına alınması ile ilgili bir alan organize edildi. Anladığım kadarıyla siz orada görevliydiniz. Doğru mu?"

Ateş: "Evet Başkanım."

İmamoğlu: "Yani dünkü sunumdan anladığım kadarıyla yaklaşık 7-8 milyon metrekarelik bir alan diye arkadaşlar belirlediler. 7-8 milyon metrekarelik bir alana giriş çıkışın tek noktadan olmasının sağlanması ile ilgili organize edilen bu alanda görevliydiniz. Doğru mu?"

Ateş: "Evet Başkanım."

İmamoğlu: "Başka bir giriş çıkış alanı da yoktu buranın."

Ateş: "Yok."

İmamoğlu: "Peki Volkan Bey, sizi denetime gelen kurumlar ile ilgili bilginiz var mı? Yani hangi kurumlar sizi denetime gelirdi?"

Ateş: "Başkanım, ayda 1 MAPEG gelirdi. Çevre Bakanlığı'ndan gelirlerdi. Orman Bakanlığı devriye ekibi sabah, öğlen, akşam devriye atardı. Sultangazi zabıta devriye atardı. Yani bu şekildeydi."

"Kamu kurum ve yöneticileri mahkemeye çağrılmalı"

İmamoğlu şunları söyledi:

Peki. Sorumun cevabı buydu ama Sayın Başkan, Sayın Heyet; şimdi büyük bir yalan ve iftirayla oluşturulan bir suç isnadıyla karşı karşıyayım. '560 milyarlık yolsuzluk' diye savcılık kaynaklı açıklamalar yapılarak bir operasyon düzenlendi. Bakınız tekrar ediyorum: 560 milyarlık bir yolsuzluk diyerek bir operasyon yapıldı. Sonra bu 560 milyar diye Mart ayında anons eden savcılık, dosyayı, yani iddianameyi önünüze yollarken, 110 milyar liralık bir dosyaya rakam koydu; tespit yaptı. Bu 110 milyar liralık rakamın Sayın Başkan, 110 milyarı, şu anda burada gördüğünüz Volkan Bey kardeşimizin savunma yaptığı konunun muhatabı. 110 milyarın 80 milyarı orada yerin altındaki madenler yok edilmiş gibi yazmışlar; yani dünyanın en ucube uydurmasıdır. 30 milyar da kaçak hafriyat yapılmış; oradan uydurulmuş.

"Cebeci meselesi üzerinden 'asrın uydurması' şeklinde organize edilen bir eylem yarattılar"

Şimdi Cebeci meselesi üzerinden 'asrın uydurması' şeklinde organize edilen ve koordine edilen 110 milyarlık bir eylem yarattılar. Sayın Başkan, Sayın Heyet; acil talebimdir, az önce iddia makamının sorduğu sorunun ne kadar absürt olduğunu söyleyeyim, 'Neden' derseniz; 2018 yılında burası maden bölgesi diye kanunla ilan edilmişken, bunun muhatabının Volkan Ateş olarak kabul edilmesi kadar kötü bir soru olamaz. Niçin? Az önce sordum, 'Sizi kim denetlerdi?' diye ve bu denetlemelerdeki kurumları saydı Volkan Bey. O da dördünü beşini saydı. Ben de sizden acil bir talep olarak; Cebeci meselesinin temel sorumluları olarak izin belgelerini veren, denetleyen, hesap soran, meselenin sahibi olan -not aldım çünkü ıskalamak istemiyorum- dönemin valilerinin, MAPEG, yani Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü Genel Müdürü'nün, TEÜAŞ yani ilk dökümün buraya yapılmasını talep eden Türkiye Elektrik Üretim A.Ş.'nin genel müdürünün, ilgili vali yardımcılarının -yani burada bu firmanın faaliyetlerinde yüksek memnuniyetini bizzat bana anlatan vali ve vali yardımcılarının-, Sultangazi Belediye Başkanı'nın, Sultangazi Kaymakamlığı'nın, Sultangazi İlçe Emniyet Müdürü'nün, ilçe emniyet sorumlularının, Orman Bakanlığı Bölge Müdürü ya da sorumlularının, en temel sorumlu, bu kanunun sahibi ve bu alanın sahibi olan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'nın acil dinlemek ve çağrılmak zorundasınız Sayın Başkan, sayın Heyet.

Acil talebimdir. Mahkemeye niye çağırmak zorundasınız biliyor musunuz? Yoksa şu dinlediğiniz masumlarla bir adım dahi ileri atılamaz burada. Uydurmadır, saçmadır ve bu uydurmanın, bu saçma hesabın kitabın altında yatan da 'Biz 560 milyar dedik, 560 kuruş bulamadık; ya şuraya bir 160 milyar yazalım, bunun 110 milyarını da Cebeci'ye yedirelim, boca edelim' anlayışıdır. Bu kötü akıl ve bu kötü zihniyete karşı sıraladığım bu makamları buraya davet etmediğiniz sürece, böyle bir eylem yok hükmündedir. Yazık etmeyin lütfen, bu masum insanları bir an önce evine yollayın.

Tutuklu Volkan Ateş: Savcı, 'Her şeyi itiraf edecektin, hiçbir şey yapmamışsın, bizi kandırdın' diye bağırdı

İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne (İBB) yönelik davada, firari Murat Gülibrahimoğlu'nun şirketlerinden, "Cebeci Maden Sahası'na hafriyat dökümü nedeniyle kamu zararı oluştuğu" iddiasıyla tutuklu yargılanan Volkan Ateş, 9 Temmuz'da bilgisine başvurulmak üzere adliyeye çağrıldığını, ilk görüşmeye girdiğinde avukatının yanında olduğunu, içeri girdikten bir dakika sonra dışarı çıkarıldığını, başka bir savcıya yönlendirildiğini, o saatten sonra avukatının olmadığını aktardı.

Avukatı Oğuzcan Bahar'ın, "Yani ifadeniz savcı huzurunda alınırken yanınızda avukat yoktu" sorusuna Ateş, "Yok. Ya ben zaten ifade olarak gitmedim, ben bilgime başvurulacak diye arandım gittim. İfade şeklimiz de zaten sohbet gibi oldu ama son anda, en son noktada değişti. Şöyle; Sayın Savcım beni dışarı çıkardı, 'tamam' dedi, 'bir iki dakika bekle dedi, kağıdını imzalatıp göndereceğim' dedi. Ben de kapının önüne çıktım. Sonra bir dakika geçmedi kapı açıldı, bağırmaya başladı, 'Her şeyi itiraf edecektin, hiçbir şey yapmamışsın, bizi kandırdın' dedi. Bir anda kelepçe takıldı ve nezarete gönderildim. Sonra hakim karşısına çıktım. Hakim adli kontrolle serbest bıraktı. 29 Eylül'de de tutuklandım" diye yanıt verdi.

Ateş, yaşadığı süreci ise şöyle anlattı:

Evime operasyon yapılmıştı, ben evde yoktum. Kızım aradı, 'Baba dedi eve geldiler' dedi. 'Tamam' dedim, 'nereden geldiklerini söylediler mi?' dedim, 'yok" dediler. Ben de imzaya gittiğim karakolu aradım. Büyük ihtimalle Vatan'dan gelmişlerdir dedi. 'Seni ya iş yerinden gelip alırlar ya da' dedi 'ararlar'. Ömerli bölgesine gittim bekledim ve aradılar. Ondan sonra, 'Burada İstanbul'da olup olmadığımı' sordular. Ben de 'buradayım' dedim. 'Gelebilir misin?' dediler, 'gelirim' dedim. Kalktım gittim Vatan'a. Önce gözaltına aldılar ama sonra gözaltı olmadığını söyleyip savcılığa yönlendirdiler beni. Oraya da gittim bağırdılar, işte tutuklandım.

Ergenekon, Balyoz, Şike operasyonları hatırlatması...

Ateş'in avukatı Oğuzcan Bahar, 2007 itibarıyla başlayan Ergenekon, Balyoz, Şike gibi operasyonların, Cumhuriyet'in koruyucusu TSK'ya yönelik bir saha açma çabası için düzenlendiğini, bugün de ana muhalefet partisi ve Ekrem İmamoğlu'na yönelik aynı şeyin yapıldığını ifade etti. Bahar, "Ergenekon'da 22 dosya birleşmişti burada da birleşmeye başladı. Burası bir çatı davası olacak sanırım. Orada bir Osmanım vardı, Alpaslan Arslan'ın azmettiricisi. Kendisi hem gizli tanık hem sanık. Bizde de hem itirafçı hem sanıklar var. Benzer şekilde Osmanımlar devam edecek gibi duruyor" dedi.

"Müvekkilimin evine haciz geldi"

Müvekkilinin kantarların başında durduğunu, maaşlı çalışan olduğunu ancak 110 milyar liradan sorumlu tutulduğunu ifade eden Bahar, "Ağzında dişi yok, çocuklarının eğitimi yarıda kaldı. Evine haciz geldi. Böyle bir parayla muhatap olan bir kişinin bu ekonomik düzeyde mi olması lazım" dedi. Alanın MAPEG tarafından ruhsatlandırıldığını, dökümün de bu ruhsattan alınan izne tabi olduğunu söyleyen Bahar, "Madem burası ruhsatsızdı, 5 yıl boyunca nasıl döküm yapılmasına izin verildi?" diye konuştu. Avukat Bahar, müvekkilinin çalıştığı yerde işçi ve işveren ilişkisi olduğunu söyleyerek, tutukluluk halinin sonlanmasını talep etti. 

Ekrem İmamoğlu: Şablonla yola çıkanların balonları tek tek patlıyor

Duruşmada, firari Murat Gülibrahimoğlu'nun şirketlerinden, "Güney Cebeci Madencilik Sanayi Ticaret AŞ'ye ait Cebeci Maden Sahası Bölgesi'ne İBB tarafından hafriyat dökümü nedeniyle kamu zararı oluştuğu" iddiasıyla tutuklu yargılanan sanıkların savunmaları alınıyor. Tutuklu sanık Yağmur Cansu Yeşilyurt, varlığı henüz kanıtlanmamış bir örgüte üye olmak sebebiyle 7 ayı aşkın bir süredir haksız ve maddi hiçbir delil olmadan tutuklu bulunduğunu söyledi.

Hayatı boyunca hiçbir örgüte veya siyasi partiye üye olmadığını, hiçbir örgütsel faaliyette bulunmadığını, hiçbir suç teşkil edebilecek eyleminin olmadığını ifade eden Yeşilyurt, "Kimsenin de suç teşkil edebilecek eylemine iştirak etmedim" dedi.

İddianamede kendisiyle ilgili HTS, BDDK, MASAK raporları ve soyut beyan deliline dayalı iddiaların yazıldığını söyleyen Yeşilyurt, "Benim herhangi bir para transferim ya da elden para alışverişim olmadığı gibi BDDK ve MASAK raporlarında da bununla ilgili herhangi bir delil sunulmamış ve benimle ilişkilendirilmemiştir. Beni salt SGK'lı çalışanı olduğum için Kuzey İstanbul ve Güney Cebeci şirketlerine isnat edilen suçlamalara iştirak ettiğim varsayımıyla dahil etmişler; ancak bununla ilgili de herhangi bir delil sunmamışlardır" diye konuştu.

Yağmur Cansu Yeşilyurt, madencilik faaliyetleri kapsamında görevli harita mühendisi olduğunu, maden ocaklarında maden ocaklarının ölçülmesi, takip denetim ve hesaplamalarının yapılması, madencilik faaliyetleri için kurulacak tesisler ve ofislerin inşasında görev aldığını anlattı. Sanık Yeşilyurt, iddianamede Gülibrahimoğlu'nun şirketinde "genel müdür" olduğunun sehven yazıldığını belirterek, harita mühendisi olduğunu yineledi.

"Ben Ekrem İmamoğlu'yla resmi veya resmi olmayan hiçbir toplantıya katılmadım"

Gülibrahimoğlu'nun tüm bakanlıklar, valilikler, kamu kurum ve kuruluşlarıyla koordineli bir şekilde çalıştığını ifade eden Yeşilyurt, çalıştığı şirkette Güney Cebeci istihdamı olduktan sonra valiliğin koordine ettiği birçok toplantı yapıldığını, bazılarına katıldığını belirterek, şöyle savunma yaptı: 

Katıldığım toplantılarda, Sayın İstanbul Valimiz Davut Gül, Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı'ndan sorumlu Vali Yardımcısı Ahmet Süheyl Üçer, Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürü Arslan Narin, Agrega Daire Başkanı Serkan Gökmen, Sultangazi Kaymakamımız Mahmut Kaşıkçı, Sultangazi Belediye Başkan Yardımcımız Mustafa Birinci, diğer resmi kurum yetkilileri, proje koordinatörü Profesör Doktor Atiye Tuğrul, İbrahim Bülbül ve Murat Gülibrahimoğlu bulunurdu. Bu toplantıların hiçbirinde Ekrem İmamoğlu yoktu. Ben Ekrem İmamoğlu'yla resmi veya resmi olmayan hiçbir toplantıya katılmadım.

Ben Ekrem Bey'i ilk defa 19 Mart sabahı sivil polis aracının içinde, önce nezarethanede ardından da mahkeme salonunda kanlı canlı gördüm. İddianamede baz kayıtlarına madem bu kadar değer veriliyor; bahsettiğim isimlerle baz kaydıma bakıldığı takdirde birçok kez 0 metre baz kaydını göreceksiniz. Ama iddianamede benim Ekrem İmamoğlu'yla 5 yılda 5 kez bölge bazında baz kaydımın olduğu gözüküyor. Eğer bu baz kayıtları il bazında alınsaydı muhtemelen daha çok örnek çıkardı ama bölge bazında almak iddianame için yeterli görülmüş belli ki. Bölge bazındaki bu 5 baz kaydından 4 adedi Şişli bölgesiydi. Benim o dönem çalıştığım şirketin ofisi Şişli'de, Kanyon'un hemen yanındaki sokaktaydı. Adres kayıtlarına bakıldığı takdirde zaten bu görülecektir. Ben muhtemelen ofisteydim ama Ekrem Bey neredeydi bilmiyorum. 1 adet de Sultangazi Cebeci gözüküyor. Ben muhtemelen sahadaydım ama Ekrem İmamoğlu ile hiç karşılaşmadım. Sahada Güney Cebeci için 208 hektarlık bir araziden bahsediyoruz; ben Sultangazi Belediyesi'nde de olabilirim, sahada da olabilirim. Bunun dışında Ekrem İmamoğlu neredeydi bilmiyorum. Bu arada Cebeci maden sahasının hemen girişinde İBB'ye ait bir lojistik merkezi var, kendisi orada da olabilir. Dediğim gibi karşılaşmadım; bölge bazındaki baz kayıtlarını başka nasıl açıklayabilirim bilmiyorum. Bu kadar kurum ve kuruluşun verdiği izinler, belgeler, ruhsatlar ve onay yazıları hiçbir denetime veya sorgulamaya tabi tutulmazken, biz SGK personeli olarak burada tutuklu yargılanıyoruz. Bu kadar kamu kurumunun denetlediği bir yerde, kaçak hafriyat sisteminin kurulmasında nasıl görev almış olabilirim? Hakkımdaki iddiaları öğrenmek ve yanıtlamak istiyorum. Müdahil olmadığım bir işte, kamusal makamların bu kadar rahat bir şekilde iddia ortaya atıp, herhangi bir delile dayandırmadan beni suçlamalarını anlamlandıramıyorum.

"Babam terör gazisi" 

Babasının terör gazisi olduğunu ifade eden Yeşilyurt, "Burada yargılanmak onur kırıcı bir durumdur ama terör gazisi bir adamın evladı olarak terör ve örgütlü suçlar kapsamında yargılanmak benim için daha büyük bir yüktür. Cezaevi koşulları gerçekten çok zor. Ben hasta olsam da hastaneye gitmeyen biriyken, bir pazar akşamı ambulansla hastaneye kaldırıldım. Bundan aileme haber vermemiştim, sonradan avukatlarım aracılığıyla haberdar oldular. Tabii durumu benden daha ağır sanıklar olduğunun farkındayım ama benim durumum da hayati önem taşıyan bir durumdur; buna ilişkin belgeleri avukatım sundu. Bunun tutukluluk değerlendirmesinde dikkate alınmasını talep ediyorum" diye konuştu. Yeşilyurt ayrıca, "Ben kayyumla 4 ay çalıştım. Çağlayan'dan ifadeye çağırdılar, gittim. Sonra tekrar çağırıp ertelediler. En sonunda da evimden şafak operasyonuyla gözaltına alındım ve tutuklandım" dedi.

Ekrem İmamoğlu, duruşma salonundan ayrılırken, Zülfü Livaneli'ye ve seyircilere seslendi. İmamoğlu, "Zülfü Abi, sizi çok seviyorum. İyi ki varsınız. Ben, dünden daha güçlüyüm. 'Ey özgürlük' derken kendi adıma değil, millet adına sesleniyorum. Sizi çok seviyorum. Ben hakikatim. Ben hakikatim. Yani söyleyeyim. Geçen hafta şablon çöktü. Biliyorsunuz, şablon çöktü. Şimdi 110 milyarlık kamu iddiası, kamu zararı iddiası var. O da balon çıktı. O da çöküyor. Şablonla yola çıkanların balonları tek tek patlıyor" ifadesini kullandı.

İmamoğlu: AK Partili belediyelere işlem yapılması gerekiyorsa neden yapılmadı?

Davada tutuklu Yağmur Cansu Yeşilyurt, savunmasının ardından soruları yanıtladı. Duruşma savcısının Yeşilyurt'a sorularının ardından Ekrem İmamoğlu söz aldı.

İmamoğlu, sanık Yeşilyurt'a, "Denetim raporunda, Kuzey İstanbul firmasından bir basın kuruluşuna (Akit) 10 milyon 700 bin lira gibi bir para gönderildiğini görüyorum. Güney Cebeci Madencilik A.Ş. firmasında da 19 Mart'tan sonra Akit'e 5 milyon gönderildiğinden bilginiz var mı" diye sordu. Yeşilyurt, "Maalesef yok" yanıtını verdi. 

İmamoğlu bunun üzerine örgüt yöneticisi olduğu ileri sürülen Murat Gülibrahimoğlu'na atıf yaparak, şöyle konuştu: 

Yani ben aslında belgeleriyle Kuzey Madencilik'te 10 milyon 700 bin lira, yine Güney Cebeci Madencilik'ten de 5 milyon lira Akit gazetesine ve medya kuruluşuna para gönderildiğinin altını burada çizmek istiyorum. Sayın Başkan, bunu özellikle ifade ediyorum. Çünkü burada bana, eşime, aileme, çocuklarıma en galiz, en ağır küfürleri, haysiyet cellatlığı yapan bir medya kuruluşundan bahsediyorum. Hem operasyondan önce hem operasyondan sonra 15 milyon 700 bin lira… Ki bunun 5 milyon 700 bin lirası 2024'te artı 5 milyon lirası. Dolayısıyla liderine düşmanlık yapanları besleyen, yani bir örgüt yöneticisi varsa, bu nasıl bir örgüttür? Ben de nasıl bir örgüt lideriyim? Açıkçası dikkatinize sunmak istiyorum. Bu bir şablon metin üzerinden örgüt iddiasının bana göre çöktüğünü, yani bir balon gibi patladığını, bu şekilde ifade edilen örgüt- örgüt yönetici ilişkilerinin de bu şekilde patladığının altını çizmek isterim.

İmamoğlu, Gülibrahimoğlu'nun şirketlerinden, AK Partili Esenler, Sultangazi gibi belediyelere defalarca para transferi olduğunu kaydetti. "Bu paralar ilçe belediyelerine neden gönderilir" diyen İmamoğlu'na sanık Yeşilyurt, "Ben teknik personel olduğumu belirttim. Hangi kapsamda gönderildiğini bilemem" yanıtını verdi.

Ekrem İmamoğlu, şunları kaydetti:

Sayın Başkan, Sayın Heyet bu soruyu sormamdaki gerekçe de yani sonuçta şu anda hemen arkadaki hapishanede seçimden önce Avcılar Belediyesi'ne birisi seçim için araba kiraladı diye hapis yatan bir belediye başkanı arkadaşım var ve burada da 5-6 tane belediyeye bu kadar para gönderildi ve bu paralar o denetim raporunda, ben bir yerden bunu çıkartmadım bu arada denetim raporu hepsi tek tek sayfa sayfa burada işaretledim. Siz de ulaşabilirsiniz. Bu denetim raporlarındaki bu paralar acaba bir tane CHP'li belediyeye gitseydi yarın sabah evinden sabah baskınıyla bu savcılık, bu iddia makamı onu alıp hapse atmaz mıydı diye kamuoyunun vicdanına bu soruyu sorarak bırakıyorum. Ama siz de bunun lütfen muhatabı olun ve bunu anlamaya çalışın. Eğer bir işlem yapılması gerekiyorsa bu belediyeler hakkında işlem niçin yapılmamıştır, ne zaman yapılacaktırı da yine kamuoyu vicdanına sormak istiyorum.

"Rakibimin kampanyasına ödeme yapan kişiyi benim örgütümde yönetici yaptılar"

Ekrem İmamoğlu, Kuzey İstanbul şirketinin, 2024 yerel seçimlerinden önce AK Parti'nin İstanbul Büyükşehir Belediye başkan adayı Murat Kurum'un kampanyasını yapan şirkete 41 milyon 666 bin lira gönderdiğini bildirdi.

"Ahtapotun kolları gibi sözleri söyleyenlere, o sözleri aynen iade ediyorum"

İmamoğlu, "Rakibimin kampanyasına ödeme yapan kişiyi benim örgütümde yönetici yaptılar. Bunun bu şekilde yapılmasını talep eden kişiyle ilgili şüphem vardı, daha da netleşti. Kesinlikle bana göre AK Parti Genel Başkanı'dır. Ve o dönem Sayın Adalet Bakanı, o dönemin başsavcısı koordinasyonunda ödüllendirilen savcılar da bunu birebir iddia olarak yazdılar Sayın Başkan ve Sayın Heyet. Üzüntüyle söylüyorum; Türk adaletini bu duruma düşürüyorlar, bizi dünyaya da rezil ediyorlar. Rakibimi destekleyen biri benim örgüt yöneticim olarak nasıl ifade edilebilir? Ben o rüşvet, irtikap, yağma gibi, 'ahtapotun kolları' gibi sözleri söyleyenlere, o sözleri aynen geriye kendilerine iade ediyorum Sayın Başkanım" ifadesini kullandı.

Gülibrahimoğlu'nun, iktidara yakınlığıyla bilinen İlim Yayma Vakfı'na 2 milyon bağış yaptığını da ifade eden İmamoğlu, "Neden İBB'ye ait vakıflara değil de buralara yaptılar? Döküm yerleriyle ilişkileri var diye mi yapıldı? Bununla ilgili duyumunuz oldu mu" diye sordu. Yeşilyurt, "Olmadı, olamaz da" yanıtını verdi. 

Firari sanık Murat Gülibrahimoğlu'nun avukatı Abdullah Kaya "Bölgede kontrol hangi kurumda" diye sordu. Tutuklu sanık Yeşilyurt ise "Proje Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'nın. Kontrol süreci İstanbul Valiliği'nde" yanıtını verdi.

Tutuklu İBB Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş'in avukatı Baran Kaya, "Kuzey İstanbul şirketi, İstanbul Valisi Davut Gül'ün akrabalarının şirketi Gül Hafriyat'la iş yapar mıydı?" diye sordu. Yağmur Cansu Yeşilyurt, "İş makinaları vardı, iş yapıyorlardı" dedi.

İmamoğlu'nun avukatı: MAPEG'in katılımına karar verildi mi?

MAPEG'in avukatı Esra Zorlu Ekşi'nin soruları sırasında, Ekrem imamoğlu'nun avukatı Tora Pekin, mahkeme başkanına, "Kurumla ilgili bir katılım kararı verildi mi?" diye sordu. Mahkeme Başkanı "Karar vermedik henüz" dedi. Bunun üzerine Pekin, MAPEG avukatının soru sormasının usule aykırı olduğunu ifade etti.

Avukat Onur Büyükhatipoğlu, Yağmur Cansu Yeşilyurt'a, 'itirafçılık teklifi' nedeniyle azlettiği avukat Selcen Akar'ın kendisine kimin tavsiye ettiğini sordu. Yeşilyurt, itirafçı Semih Bilgin'in avukatı olan Akar'ın, Kuzey İstanbul'a atanan kayyum tarafından yönlendirildiğini anlattı. Yeşilyurt'un sorgusu sona erdi.

 

ANKA

DAHA FAZLA HABER OKU