Özel'den 19 Mart'ın yıldönümüne ilişkin açıklama: Mücadeleden vazgeçmeyeceğimizi, arkadaşlarımızı unutmayacağımızı herkes bilsin

"Darbeyle ve darbecilerle bir yerde yüz yüze gelmek, göz göze gelmek ve göğüs göğüse vuruşmak durumundasınız"

Fotoğraf: AA (Arşiv)

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, CHP'nin cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun tutukluluğunun birinci yılında Saraçhane'de ANKA Haber Ajansı'nın canlı yayın konuğu oldu.

Özel, "Dün akşam geniş katılımlı bir Saraçhane mitingi düzenlediniz ve 99’uncu kez binlerle bir araya geldiniz. Bugünü ise mücadelenin ikinci yılının birinci günü olarak tanımladınız. Neler söylersiniz" sorusunu şöyle yanıtladı:

Geçen yıl bu sabah Türkiye yeni bir şeye uyandı, korkunç bir şeye uyandı. Yine bir darbeydi ama bu askeri darbelere ya da FETÖ terör örgütünün kalkıştığı 15 Temmuz darbesine benzemiyordu. Başka bir şey vardı. Tank yoktu, topu yoktu, asker yoktu ama bir darbe vardı. Darbeyi kim yapıyordu? Darbeyi mevcut Cumhurbaşkanı kendinden sonraki cumhubaşkanına yapıyordu. Mevcut iktidar, iktidar değişmesin diye kendinden sonra gelecek olan iktidara yapıyordu. Darbecilerin tankı, topu yoktu, cübbesi vardı, tokmağı vardı. Ve bu eli tokmaklı, sırtı cübbeli darbeciler İstanbul'un seçilmiş belediye başkanına ve CHP'nin cumhurbaşkanı adayına bir kumpas planladılar ve onu hayata geçirdiler. Bugün o ayıbın, o acının ama ona karşı başlatılan direnişin de yıl dönümü. Bugün bayram değil. Ama bugünün bayram olarak kutlanacağı bir Türkiye mümkün.

"Bu sürecin içinde durduğumuz yerden de arkasında durduklarımızdan da çok eminiz ve gurur duyuyoruz"

Gelecekte 19 Mart sivil darbesi yani demokrasinin olanaklarını kullanarak iktidara gelmiş birileri iktidarda da bir şekilde kalmış birileri artık kaybedeceklerini gördüklerinde iktidarı bırakmak istemediklerinde kalkıştıkları bu sivil darbe tarihe geçecek. Ve ona karşı başlattığımız, Atatürk'ün kurduğu partinin, Atatürk'ün emaneti Cumhuriyetin en büyük kazanımı olan, sandığın demokrasi fikrinin sahibi olan partinin bir kez daha nasıl demokrasiye sahip çıktığını ve tüm üyeleriyle gönül verenleriyle ve mesele demek ki demokrasi olduğu için Türkiye'nin bütün demokratlarıyla nasıl ayağa kalkıp bu darbeyi nasıl püskürttüğünü gelecekte çok konuşacağız. Bugün bir demokrasi bayramıdır. Bugün süreç devam ettiği için adı bayram değildir. Acının, öfkenin ve mücadelenin birinci yıl dönümündeyiz. Ama bunun 20'nci yıl dönümünde bugünlerde verilen bu mücadele, çekilen eziyetler, yapılan zulümler hatırlanacak ve bugün verilen mücadele övgüyle anlatılacak. Bugün bu zulmü yapanları kimse hatırlamayacak. Bugün bu zulmü yapanların, çocukları, torunları nasıl geçmiş darbeleri yapanların torunları dedelerini savunamıyorsa savunmayacak. Soy isimlerde benzerlik varmış gibi davranmaya çalışacaklar. Biz bugünlerden yarınlara mücadeleyi Cumhuriyete ve sandığa sahip çıkmayı miras bırakırken birileri aldığı emirle darbe yapmayı, haysiyet cellatlığını, kişilerin eşlerinin, çocuklarının bile gözünün içine bakamayacak şeyler var denecek kuru iğrenç iftiraları bile köpürtmüş olmanın, bundan medet ummuş olmanın utancını miras bırakacaklar. Biz bu sürecin içinde durduğumuz yerden de arkasında durduklarımızdan da çok eminiz ve gurur duyuyoruz."

"Darbeyle ve darbecilerle bir yerde yüz yüze gelmek, göz göze gelmek ve göğüs göğüse vuruşmak durumundasınız"

CHP Lideri Özel, "Dün gece bir yıl önce olduğu gibi yine Saraçhane'de kaldınız. Geçen sene bunu bir kayyum tedbiri olarak yapmıştınız. Dün gece Saraçhane'de kalmanızın gerekçesi neydi" sorusuna da şu yanıtı verdi:

Geçen seneyi hatırlamak, onun bir muhasebesini yapmak ve halen daha devam eden süreçte halen daha burada olduğumuzu birilerine göstermek için yaptık. Çünkü işin gerçek tarafı ve işin önemli tarafı şu: Karşınızdakinin size ne yaptığının bir önemi yok. Sizin buna ne kadar hazır olduğunuzun ne kadar kararlı olduğunuzun bir önemi var. Ben geçen sene buraya gelirken şu değerlendirmeyi yaparak gelmiştim: İçinde bulunduğumuz durum bir darbe girişimi. Bu darbenin siyasi hedefi Adalet ve Kalkınma Partisi'nin iktidarı bırakmaması. Bu darbenin kişisel olarak hedef aldığı kişi başta Ekrem İmamoğlu ve arkadaşları. Peki bu darbenin sembolik mekanı neresi? Kayyum atadıklarında Ekrem Bey'in yerine atadıkları birini oturtacakları oda neredeyse orada. Bunu sordum. Dediler ki 'Saraçhane'deki tarihi bina.' Geldik ve burada darbecilerin karşısına geçtik. Darbeyle ve darbecilerle bir yerde yüz yüze gelmek, göz göze gelmek ve göğüs göğüse vuruşmak durumundasınız. Bunu yapmazsanız darbe kazanır. 15 Temmuz'da nasıl Saraçhane'de darbecilerin karşısına insanlar çıkıp darbeye direndilerse çok daha zorlu şartlar altında ülkenin Cumhurbaşkanının, bütün bakanlarının onun emrindeki ordunun, onun emrindeki polisin ve kimsenin emrinde olmaması gereken yargının emir altında ve içinde olduğu bir darbe sürecine sadece sivil kendinden emin, mücadele ruhumuzla geldik burada karşılarına geçtik. Burada onların karşısına dikilen ne Özgür Özel'dir, ne CHP'nin bilinen isimleridir. CHP'yi CHP yapan kurucu parti olma, işgale direnme, teslim olmama, diz çökmeme iradesidir. O iradeyi kendi içinde hisseden, milyonların koşup gelip darbeyi püskürtmesidir. O yüzden bunun yıl dönümünde dün akşam buradaydık. Bundan sonra ümit ediyorum seneye bugün arkadaşlarımız dışarıda olur, seçim yapılmış olur, ülke huzura, refaha, adalete kavuşmuş olur. Olmazsa yine buradayız. Seçimden sonra da her sene bu sefer demokrasi bayramını kutlamak üzere yine burada olacağız. Ben yıl dönümlerinin tekrarların, sembolik günlerin ve sembolleşen davranışların hafızamıza bazı doğruları unutmamak üzere birer çivi gibi çakılması gerektiğini düşünüyorum. Onun için çaba sarf ediyoruz.

"Arkadaşlarımızı unutmayacağımızı, unutturmayacağımızı, onları yalnız bırakmayacağımızı herkes bilsin" 

Özel, "Çarşambaları İstanbulda düzenlenen mitingler sona erdi. Bundan sonra mücadele nasıl devam edecek? Çarşambaları sizi nerede göreceğiz" sorusuna da "Hafta sonları illerde yaptığımız mitinglerde daha ancak yarıya gelebildik. Tüm illerimizden çok yoğun bir talep var hatta il başkanlarımız artık 'Bizim ilimizde mitingin bu kadar gecikmiş olmasını biz ilimize anlatamıyoruz' diye sitem ediyorlar. Bir kez il mitingleri olanca hızıyla sürecek. İstanbul'da bundan sonra miting yok diyemeyiz. Bölge mitingleri yaptığımız gibi geçmişte, bundan sonra da İstanbul'da gece mitingleri, gündüz mitingleri yapabiliriz. Bunu İstanbul il örgütümüzle, partimizin yetkili organlarıyla değerlendiriyoruz. Dün akşam 99'uncu mitingi yaptık. 100'üncü miting Çanakkale'de olacak. Hep birlikte Çanakkale'ye gidiyoruz. Çanakkale mitinginden sonraki çarşamba günü İstanbul'da mücadeleyi nasıl sürdüreceğimizi, nasıl devam edeceğimizi herkes görecek. Bundan sonrası için il mitinglerinin devam edeceğini söyleyebilirim. İstanbul'da bundan sonra miting yok diyemem ama yeni bir format ve yeni bir mücadele hattı, yeni bir arayış hepimizin içinde olan ama doğru olan mücadeleden vazgeçmeyeceğimizi ve arkadaşlarımızı unutmayacağımızı, unutturmayacağımızı, onları yalnız bırakmayacağımızı herkes bilsin" yanıtını verdi.

"İtiraz ettikçe ona yeni belgeler ortaya koyacağız"

CHP Genel Başkanı Özel, "Adalet Bakanı Akın Gürlek'in mal varlığıyla ilgili bir basın açıklaması yaptınız. Gürlek'in yanıtları oldu. Dün akşam yeni bir belge açıkladınız. Hem bu tartışmaları, kendisinin açıklamalarını nasıl değerlendiriyorsunuz hem de bu konuyla ilgili elinizde başka bilgiler var mı ve kamuoyuyla paylaşacak mısınız" sorusuna şu yanıtı verdi:

İlk önce sadece İstanbul'daki tapuların ID'lerini paylaşmıştık. Ankara'dakileri elimizde tutmuştuk hatta özellikle de demiştim 'Ankara'nınkiler yok.' Bir grup hatta böyle tuhaf bir grup 'Hemen gördünüz mü buradakilerin ID'leri yok. Sadece yedi ID var. Şimdi işte şu var, bu var' diye konuştular. Dün akşam Ankara'dakilerin de ID'lerini açıkladık. ID dediğiniz o numarayı, o erişime ait ki başta Çevre ve Şehircilik Bakanlığı olmak üzere herhangi bir bilgisayardan girdiğinizde o kişinin o adres, o ada, o pafta numarasındaki taşınmazla ilişkisini sabitlemiş bir ID'dir. Aldığında bir ID olur sattığında başka bir ID olur, başkası alırsa başka olur ama o orada duruyor. Bu ID'ler yanlış diyen yok. Sahte diyen yok. Bak girdim cevap vermiyor diyen yok. Sadece tapu sorgulama ekranından, filtrelenmiş bir ekrandan gösterilen dört tapu var. Yanında üç tane ikon var. Bunlar son üç ayda alındığını gösteriyor. Bizim gösterdiklerimiz arasında o İzmir'dekiler yok. Onların son üç ayda edinildiği gösteriyor. Bunun dışında bizim mesela söyleyip tapuda yok diye gösterdiğinin dün paylaştık basınla İstanbul'da, belediyemizden, Akın Gürlek tarafından bu gayrimenkulü ben satın aldım bildirimi ve ödediği emlak vergisi var, Avcılar Belediyesi'nden. Bir diğer taraftan yine malımda yok dediğinin bir ay üç milyon ondan sonraki aylar ikişer milyon lira taksitleriyle ilgili resmi belge var. Bir başkasının bu senfoni evlerinde henüz tapu verilemediği için inşaat aşamasında olduğu için satış sözleşmesi var, 98 milyon TL'lik. Onu da gösterdik. Bunun gibi itiraz ettikçe ona yeni belgeler ortaya koyacağız. Orada hiç kimsenin bir şüphesi olmasın.

"Her türlü zeminde kendisiyle hesaplaşmaya devam edeceğiz"

Akın Gürlek'in laf kalabalığına 'Dava açacağız.' 'Dava açacağız' da mesela şunu yapacak mıyız? O davayı en istediği mahkemede açıyor. Şimdi Adalet Bakanı olarak falan. Ben 'Diplomasız Erdoğan' dedim. Erdoğan bana dava açtı. Bize 'Diplomasız Erdoğan dedi. Ceza verin' dedi. Benim de avukatım 'Diplomayı dosyaya sunun' dedi. Hakim 'Sunun' deyince reddihakim talep ediyorlar. Şimdi biz dava açacağız, karşı karşıya geleceğiz ya mesela o ID numaralarının girilmesini istediğimizde girilsin mi diyecek? Reddihakim mi isteyecek? Ya da biz bunu istediğimizde hakim bu talebi ret mi edecek? Yoksa açıklayacak mı? O yüzden biz bu dava meselesinden çok memnunuz. Biz ona bırakmadan kendimiz de bir dava açtık ki onun dediği yere düşmeden acaba adilane mahkemenin görülebileceği bir yere düşebilir mi diye de bakıyoruz. Her türlü zeminde kendisiyle hesaplaşmaya devam edeceğiz.

Ayrıca çok net bir şey söyleyeyim, bir videosunu bugün dolaşıma sokuyorlar. İsmi meydanlarda söylenince biraz üzülüyormuş, babası camiye gitmiş, 'Senin oğlan şöyle böyle' demişler diye bir şey. Babasının ellerinden öperim. Ama Silivri'de boş yere tuttuklarının babaları var ya da Silivri'de boş yere duranların yarın sabah ellerini öpmek isteyen ama onlara kavuşamayacağı evlatları var. Tarihin en büyük iftirası, gizli tanıkları, zorla iftiracılığa zorlananlar ve buna teslim olmadığı için evlatlarından, annelerinden, babalarından ayrı tutulanlar var. O kadar zulüm orada varken Akın Gürlek'in ismi meydanda geçince millet yuhlayınca ailesi üzülüyormuş. Ailesi üzülüyorsa ben de üzülürüm ama sadece Akın Gürlek'in ailesi yok. Akın Gürlek'in canını yaktığı yüzlerce aile var.

 

ANKA

DAHA FAZLA HABER OKU