Buradaki amacımız bireyleri işsiz bırakmamak; aksine onları yeni ekonominin ihtiyaç duyduğu yetkinliklerle donatmak.
Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Yapay Zeka Araştırma Komisyonu Başkanı Fatih Dönmez'in bu sözleri, Türkiye’nin yapay zeka gündeminde yeni bir aşamaya geçildiğini ortaya koyuyor. Teknoloji politikalarının ötesine geçen bu süreçte devlet, yapay zekanın iş gücü üzerindeki etkisini yönetmeye hazırlanıyor.
Komisyon, finans, sağlık, lojistik ve üretim başta olmak üzere birçok sektörü dönüştürmesi beklenen yapay zekaya dair kapsamlı bir Rapor hazırladı. Bu çerçevede, yeniden beceri kazandırma programları, mesleki dönüşüm eğitimleri ve risk altındaki sektörler için özel fonlar öne çıkarken, orta vadede Türkiye’ye özgü bir yapay zeka yasasını hayata geçirmesi gündeme geldi.
Önceki Dönem Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı, Eskişehir Milletvekili, TBMM Yapay Zeka Araştırma Komisyonu Başkanı Fatih Dönmez; Independent Türkçe'ye konuştu. Hangi mesleklerin dönüşeceğini, kimlerin risk altında olduğunu ve devletin bu süreci nasıl yönetmeyi planladığını anlattı.
Veri merkezinden küresel rekabete
Türkiye'nin coğrafi konumu, genç dijital pazarı ve veri yerelleştirme politikaları sayesinde Avrupa ile Orta Doğu arasında stratejik bir köprüye dönüştüğünü vurgulayan Dönmez, dünyada veri merkezi kapasitesinin büyük ölçüde ABD ve Çin'de yoğunlaştığına dikkat çekti.
Özel sektör öncülüğündeki yatırımların ivme kazandığını, Telekom operatörlerinin bu alana yöneldiğini ve İstanbul'un bölgesel bir veri üssü olma yolunda ilerlediğini belirten Dönmez, önümüzdeki dönemde hedeflerin çok daha iddialı olduğunu söyledi.
Yüksek performanslı hesaplama altyapıları, yapay zeka süper bilgisayar merkezleri, ulusal veri merkezleri ve yerli bulut ekosistemi bu dönüşümün temel taşlarını oluşturacak. Veri merkezi organize sanayi bölgeleri, enerji altyapısı yatırımları ve yerli yazılımlara öncelik veren kamu politikaları da bu süreçte devreye alınacak.
Dönmez'in hedefi net:
Yalnızca veri üreten değil, veriyi işleyen ve ekonomik değere dönüştüren; sadece bölgesel değil, küresel ölçekte rekabet edebilen bir Türkiye.
Şirketler için yeni dönem: Yapay zeka artık kendi kararlarını veriyor
Yapay zekanın iş dünyasındaki dönüşümüne de dikkat çeken Komisyon Başkanı Dönmez, teknolojinin artık yalnızca destekleyici bir araç olmaktan çıktığını ve doğrudan iş süreçlerini yöneten otonom sistemlere dönüştüğünü söyledi.
Yapay zeka artık sadece bir yardımcı araç değil. Bankacılıktan e-ticarete, savunma sanayiinden lojistiğe kadar pek çok sektörde iş süreçlerini baştan sona yönetebilen, insan müdahalesi olmadan karar alabilen sistemler devreye giriyor.
Teknoloji dünyasında "AI agent" yani yapay zeka ajanı olarak adlandırılan bu sistemleri en basit haliyle şöyle tanımlamak mümkün: Klasik yapay zeka size bir e-posta taslağı yazar, siz gönderirsiniz. AI agent ise e-postayı yazar, gönderir, yanıtı okur ve bir sonraki adımı kendisi belirler. Komisyon Başkanı Dönmez, bugün birçok şirketin bu teknolojileri aktif olarak kullandığını ya da kısa vadede devreye almayı planladığını söylüyor.
Türkiye özelinde değerlendirildiğinde, şirketlerin bu dönüşüme açık olduğunu belirten Dönmez, özellikle büyük ölçekli firmaların finans, e-ticaret ve savunma sanayii gibi alanlarda yapay zekayı iş süreçlerine entegre etmeye başladığını söyledi. Ancak bu süreçte asıl belirleyici unsurun yalnızca teknolojiye erişim olmadığına dikkat çeken Dönmez, doğru kullanım, nitelikli insan kaynağı ve güçlü yönetişim kapasitesinin de önemli olduğunu ifade etti.
Komisyon olarak bu dönüşümü desteklemek amacıyla kapsamlı bir teşvik yaklaşımı önerdiklerini belirten Dönmez, özellikle KOBİ’ler ve girişimlerin yapay zeka araçlarına erişimini kolaylaştıracak mekanizmaların öncelikli olduğunu dile getirdi. Dönmez, bu kapsamda hibe destekleri, vergi indirimleri ve düşük faizli kredi imkanlarının güçlendirilmesinin öngörüldüğünü aktardı.
Bir diğer önemli adım ise şirketlerin yapay zekayı gerçek ortama geçirmeden önce deneyebileceği kontrollü test alanlarının kurulması. "AI sandbox" olarak bilinen bu yapılar, tıpkı bir pilotun uçuş simülatöründe antrenman yapması gibi çalışıyor: Şirketler teknolojiyi gerçek müşterilere veya süreçlere uygulamadan önce güvenli bir ortamda sınayabiliyor.
Dönmez, bu yaklaşımın hem riski azaltacağını hem de inovasyonu hızlandıracağını ifade ediyor.
Altyapı tarafında ise tablo şu: Yapay zeka sistemleri çalışabilmek için muazzam bir hesaplama gücüne ihtiyaç duyuyor. Bunu mümkün kılan başlıca unsur GPU yani grafik işlemci birimleri. Başlangıçta oyun bilgisayarları için geliştirilen bu çipler, yapay zekanın "beyni" haline geldi.
Komisyon, Türk şirketlerinin bu pahalı altyapıya erişimini kolaylaştırmak için ortak GPU havuzları ve süper bilgisayar merkezleri kurulmasını öneriyor. Dönmez, ayrıca kamu alımlarında yerli yapay zeka çözümlerine öncelik verilerek iç pazarda güçlü bir talep oluşturulmasının amaçlandığını dile getirdi.
“Türkiye kendi yapay zeka modelini oluşturacak”
Avrupa Birliği, dünyada yapay zekayı düzenleyen ilk kapsamlı yasa olan AI Act'i 2024 yılından itibaren başlayarak kademeli olarak yürürlüğe koydu. Yasanın mantığı risk temeline dayanıyor: Bir yapay zeka sistemi ne kadar kritik bir alanda kullanılıyorsa, sağlık, adalet, güvenlik gibi üzerine o kadar sıkı kural bindiriliyor.
Örneğin bir işe alım algoritması "yüksek riskli" kategoriye giriyor ve şeffaflık, denetlenebilirlik gibi katı koşulları karşılamak zorunda. Buna karşın bir müzik öneri sistemi çok daha serbest bırakılıyor. AB, bu yasayla hem vatandaşlarını korumayı hem de Avrupa'yı küresel yapay zeka standardının belirleyicisi yapmayı hedefliyor.
Avrupa’da yürürlüğe giren AI Act düzenlemesine de değinen Komisyon Başkanı Dönmez, Türkiye’nin bu süreci yakından takip ettiğini ancak birebir kopyalayan bir yaklaşım benimsemediğini vurguladı. Avrupa Birliği’nin ortaya koyduğu modelin risk temelli, katmanlı ve detaylı bir yapı sunduğunu belirten Dönmez, Türkiye’nin ise kendi ihtiyaçlarını ve dinamiklerini merkeze alan özgün bir yol izlediğini ifade etti.
Türkiye’de yapay zekaya ilişkin hukuki çerçevenin halihazırda tek bir yasa altında toplanmadığını belirten Dönmez, Cumhurbaşkanlığı kararnameleri ve sektörel düzenlemelerle çok katmanlı bir yapı oluşturulduğunu söyledi.
Bu yaklaşımın hem hızlı hareket etme hem de teknolojinin hızına uyum sağlama açısından önemli bir avantaj sunduğunu dile getiren Dönmez, komisyonun orta vadeli hedeflerinden birinin bu dağınık yapıyı daha bütüncül bir çerçeveye kavuşturmak olduğunu belirtti.
"Türkiye Yapay Zeka Kanunu"na yönelik hazırlıkların bu vizyonun bir parçası olduğunu ifade eden Dönmez, amaçlarının inovasyonu sınırlamayan, riskleri etkin şekilde yöneten, yatırımcıya güven veren ve vatandaşın haklarını güçlü biçimde koruyan dengeli bir sistem kurmak olduğunu vurguladı.
“Yapay zeka artık vatandaşın günlük hayatına dokunuyor”
Kamu kurumlarında yapay zeka kullanımına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Dönmez, bu teknolojinin artık teorik bir tartışma olmaktan çıktığını ve doğrudan vatandaşın günlük yaşamına yansıyan somut uygulamalara dönüştüğünü söyledi.
Özellikle e-Devlet altyapısı üzerinden sunulan hizmetlerde yapay zeka destekli sistemlerin aktif olarak kullanıldığını belirten Dönmez, belge işleme, otomatik sınıflandırma ve akıllı yönlendirme gibi uygulamaların kamu hizmetlerinin hızını ve etkinliğini artırdığını ifade etti.
Yapay zekanın insanın yerine geçen bir mekanizma olarak değil, karar verme kalitesini artıran bir destek sistemi olarak konumlandırıldığını vurgulayan Dönmez, bu modelin hem verimliliği artırdığını hem de hata payını azalttığını belirtti.
Vatandaşın günlük yaşamına en somut etkinin sağlık, afet yönetimi ve şehir hizmetlerinde görüldüğünü ifade eden Dönmez, sağlık sisteminde teşhis, tanı, tedavi ve rehabilitasyon süreçlerinde yapay zeka destekli uygulamaların devreye alındığını söyledi.
Afet yönetiminde ise veri analizi ve erken uyarı sistemleri sayesinde müdahale süreçlerinin daha etkin hale geldiğini belirten Dönmez, "Özellikle afet yönetiminde farklı kurumlardan gelen veriyi gerçek zamanlı analiz eden sistemlerin güçlendirilmesiyle bu etkinliğin daha da artmasını hedefliyoruz" dedi.
“Yapay zekada en kritik güç: İnsan kaynağı”
Atılan adımların önemli bir bölümünün doğrudan nitelikli insan yetiştirmeye ve mevcut kapasiteyi güçlendirmeye odaklandığını söyleyen Dönmez, şu bilgileri verdi:
Komisyon olarak önerdiğimiz çerçevede; üniversitelerde disiplinlerarası yapay zeka müfredatlarının yaygınlaştırılması, lisansüstü düzeyde uzmanlaşmış programların desteklenmesi ve sektör–üniversite iş birlikleriyle uygulamalı eğitimin güçlendirilmesi öncelikli alanlar arasında yer alıyor. Bununla birlikte yalnızca niceliği artıran değil, uluslararası rekabet gücü yüksek, nitelik odaklı bir akademik ekosistem oluşturmak kritik önem arz ediyor. Bu kapsamda burs programları, araştırma fonları, akademik teşvik mekanizmaları ve öğretim üyelerinin yapay zeka alanında uzmanlaşmasını destekleyen modeller başta TÜBİTAK olmak üzere ilgili kamu kurum ve kuruluşları tarafından devreye alınıyor.
Yapay zeka dönüşümünün yalnızca yeni insan kaynağı yetiştirmekle sınırlı olmadığını belirten Dönmez, mevcut iş gücünün de bu sürece hazırlanmasının gerektiğini söyledi.
"Bu doğrultuda yaşam boyu öğrenme programları, mesleki dönüşüm eğitimleri ve toplum geneline yayılan yapay zeka okuryazarlığı çalışmaları büyük önem taşıyor" diyen Dönmez, özellikle dönüşmesi beklenen meslek gruplarına yönelik yeniden beceri kazandırma programlarının bu süreci bir riskten çok fırsata dönüştürebileceğini vurguladı.
Tersine beyin göçü için yeni teşvikler devrede
Yurt dışındaki Türk araştırmacıların geri kazanılmasının da stratejik bir öncelik olduğunu belirten Dönmez, tersine beyin göçü kapsamında rekabetçi araştırma fonları ve mali teşvikler sunan programların geliştirildiğini söyledi.
Dönmez, “Türkiye, yapay zekada sadece teknoloji üreten değil, dünyanın en yetkin beyinlerinin çalışmak istediği bir çekim merkezi olmayı amaçlıyor” dedi.
“Bazı meslekler dönüşecek, yenileri doğacak”
Önümüzdeki 5 yılda yapay zekanın en güçlü etkisinin hangi alanlarda hissedileceğine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Dönmez, finans, üretim ve sanayi, sağlık, perakende, e-ticaret, ulaştırma ve lojistik ile kamu hizmetlerinin dönüşümün merkezinde yer alacağını söyledi.
Finans sektöründe algoritmik karar sistemleri ve risk analizinin öne çıkacağını belirten Dönmez, üretimde akıllı otomasyon ve kalite kontrol sistemlerinin yaygınlaşacağını, sağlık alanında ise teşhis ve operasyon planlamasında yapay zeka destekli uygulamaların daha fazla kullanılacağını ifade etti.
Lojistikte rota optimizasyonu ve otonom sistemlerin süreci hızlandıracağını kaydeden Dönmez, tarım ve eğitim gibi alanlarda ise daha sessiz ancak derin bir dönüşüm yaşandığına dikkat çekti.
Bu sürecin yalnızca bazı mesleklerin ortadan kalkması olarak değerlendirilmemesi gerektiğini vurgulayan Dönmez, işlerin niteliğinin değiştiğini ve veri analistliği, yapay zeka etik uzmanlığı, model denetçiliği gibi yeni meslek alanlarının hızla ortaya çıktığını söyledi. Sürecin işleyişiyle ilgili ise şunları söyledi:
Üniversitelerin sürekli eğitim merkezleri, Milli Eğitim Bakanlığı ve iş dünyasıyla koordineli şekilde yürütülecek programlarla; hem gençleri hem de mevcut iş gücünü kapsayan geniş ölçekli eğitimler hedefleniyor. Özellikle yapay zekadan etkilenecek meslek gruplarına yönelik ücretsiz farkındalık ve mesleki dönüşüm eğitimleri, kısa süreli sertifika programları ve uygulamalı eğitimler bu sürecin temelini oluşturacak. Buradaki amacımız, bireyleri işsiz bırakmamak; aksine onları yeni ekonominin ihtiyaç duyduğu yetkinliklerle donatmak.
İnsanı merkeze alan bir modelle şekillendirilecek
Finansman tarafında Dönmez, kamu destekli eğitim programlarının yanı sıra özel sektörün sürece aktif katılımını sağlayacak teşvik mekanizmalarının öngörüldüğünü dile getirdi.
İş gücü dönüşümüne yönelik projelere hibe destekleri, düşük faizli kredi imkanları ve vergi teşvikleri sağlanmasının yanı sıra risk altındaki sektörler için özel fonların oluşturulmasının da değerlendirildiğini aktaran Dönmez, yeni mesleklerin hukuki zemine kavuşturulması ve geçiş sürecinde bireylerin korunmasına yönelik düzenlemelerin önemine dikkat çekti.
“Yapay zekada veri güvenliği: Vatandaşın hakları öncelik”
Kişisel verilerin yapay zeka sistemlerinde kullanımı konusunda değerlendirmelerde bulunan Dönmez, bu alanda temel yaklaşımın vatandaşın haklarını merkeze alan, güven temelli bir veri ekosistemi kurmak olduğunu söyledi. Dönmez şunları ekledi:
Mevcut çerçevede kişisel verilerin korunmasına ilişkin haklar zaten güçlü şekilde tanımlanmış durumda bulunuyor. Ancak yapay zeka ile birlikte bu hakları daha ileri taşıyacak yeni mekanizmaların devreye girmesi gerekiyor. Komisyon olarak önerdiğimiz modelde, özellikle otomatik karar verme süreçlerinde vatandaşlara insan müdahalesi talep etme ve karara itiraz etme hakkı tanınması, şeffaflık ve açıklanabilirlik ilkelerinin güçlendirilmesi öncelikli başlıklar arasında yer alıyor. Yani vatandaş sadece verisinin kullanıldığını bilmekle kalmayacak; bu kullanımın nasıl ve hangi sonuçları doğurduğunu da sorgulayabilecek.
Anonimleştirme teknikleri ve mahremiyet artırıcı teknolojilere yönelik Ar-Ge çalışmalarının desteklenmesinin önemine işaret eden Dönmez, veri koruma yaklaşımının veriyi tamamen kısıtlayan değil, güvenli ve kontrollü biçimde değer üreten bir sistem üzerine kurulduğunu ifade etti.
Dönmez, “Ulusal veri yönetişimi yapısının daha merkezi ve koordineli hale getirilmesi, kamu verilerinin standartlara uygun şekilde yönetilmesi ve bağımsız denetim mekanizmalarının devreye alınması bu sürecin önemli parçaları olacak” dedi.
Yerli yapay zeka için altyapı hamlesi
Yerli yapay zeka altyapısının güçlendirilmesine yönelik çalışmalara da değinen Dönmez, Türkiye'nin bu alanda çok katmanlı bir strateji izlediğini söyledi.
Bu stratejinin temelinde veri merkezleri ile yüksek performanslı hesaplama kapasitesinin artırılmasının yer aldığını belirten Dönmez, kamu kurumları, üniversiteler ve özel sektör arasında kurulan iş birlikleri sayesinde büyük veri işleme ve yapay zeka modelleme süreçlerinin yurt içinde gerçekleştirilebilmesinin hedeflendiğini ifade etti.
Özellikle TÜBİTAK öncülüğünde yürütülen projelerin araştırmacıların dışa bağımlı olmadan güçlü hesaplama kaynaklarına erişimini sağladığını vurgulayan Dönmez, büyük telekom altyapı sağlayıcılarının 5G, bulut bilişim ve veri merkezi yatırımlarıyla yapay zeka uygulamalarının daha hızlı ve ölçeklenebilir şekilde çalışmasına imkan tanıdığını söyledi.
“Üniversitelerde yapay zeka müfredatı baştan yazılıyor”
Üniversitelerdeki dönüşümün artık yalnızca seçmeli derslerle sınırlı olmadığını, eğitimin tüm disiplinlere yayılan köklü bir yeniden yapılanma sürecine girdiğini söyleyen Dönmez, hukuktan tıbba, mühendislikten sosyal bilimlere kadar birçok alanda yapay zeka modüllerinin müfredata entegre edildiğini belirtti.
Her fakültenin kendi alanına özgü yapay zeka okuryazarlığı kazanmasının önemini vurgulayan Dönmez, öğrencilerin mezun olduklarında hem mesleklerinde yetkin hem de yapay zeka ile çalışabilen bireyler haline gelmesinin amaçlandığını söyledi.
Eğitim modelinde de önemli bir dönüşüm yaşandığını ifade eden Dönmez, geleneksel ezber temelli yapının yerini uygulamalı ve problem çözme odaklı bir yaklaşımın aldığını belirtti.
Üniversitelerde yapay zeka araştırma grupları, laboratuvarlar ve sektör iş birliklerinin hızla arttığını kaydeden Dönmez, önümüzdeki 10 yılın ihtiyaçlarına yönelik stratejik insan kaynağı planlamasında yalnızca yapay zeka mühendislerinin değil; veri yönetişimi uzmanları, etik denetçiler, model güvenliği analistleri ve sektör bazlı yapay zeka uzmanlarının da yetiştirilmesinin hedeflendiğini ifade etti.
Dönmez, üniversiteler, kamu ve özel sektörün birlikte hareket edeceği bu modelde ulusal yetenek haritasının oluşturulması ve eğitim kapasitesinin bu ihtiyaçlara göre yönlendirilmesinin öngörüldüğünü de sözlerine ekledi.
“Yapay zekada ‘kara kutu’ değil, şeffaf sistemler hedefleniyor”
Kamuda kullanılan yapay zeka sistemlerinin şeffaflığı konusunda değerlendirmelerde bulunan Dönmez, bu alandaki en kritik meselenin karar alma süreçlerinin anlaşılabilir ve denetlenebilir olması olduğunu söyledi.
"Kara kutu" olarak tanımlanan kapalı sistemler yerine açıklanabilir ve izlenebilir yapay zeka mimarilerinin benimsendiğini belirten Dönmez, özellikle sağlık, adalet ve sosyal yardımlar gibi yüksek etki alanlarında yapay zekanın insan denetimini dışlamayan, karar destek rolünde konumlandırıldığını ifade etti.
Vatandaş açısından en önemli güvencenin doğrudan hak mekanizmaları olduğunu belirten Dönmez şunları söyledi:
Otomatik sistemler tarafından alınan kararlara karşı itiraz hakkı, insan incelemesi talep etme hakkı ve kararın gerekçesini öğrenme hakkı temel bir standart olarak tanımlanıyor. Bunun yanında yapay zeka sistemlerinin vatandaşla etkileşiminde açık bilgilendirme yapılması, yani kişinin bir yapay zeka ile muhatap olduğunu bilmesi de zorunlu hale geliyor.
“Dezenformasyonla mücadelede denge arayışı”
Yapay zeka üretimi içeriklerin demokratik süreçler üzerindeki etkisine değinen Dönmez, özellikle deepfake teknolojileri, otomatik içerik üretimi ve mikro hedefli dijital kampanyaların bilgi ekosistemini hızla dönüştürdüğüne dikkat çekti.
Komisyonun bu alandaki yaklaşımının dezenformasyonu engellerken ifade özgürlüğünü zayıflatmayan, şeffaflığı artıran ancak inovasyonu kısıtlamayan bir çerçeve oluşturmak olduğunu vurgulayan Dönmez, yapay zeka tarafından üretilen içeriklerin açık şekilde etiketlenmesinin ve kaynak doğrulama mekanizmalarının güçlendirilmesinin öncelikli başlıklar arasında yer aldığını belirtti.
Özellikle seçim dönemleri gibi hassas süreçlerde algoritmik manipülasyon ve hedefli siyasi reklamların denetlenebilirliğinin artırılmasının demokratik süreçlerin sağlıklı işleyişi açısından kritik olduğunu vurgulayan Dönmez, yapay zeka çağında güvenilir bilginin korunmasının en temel önceliklerden biri olacağını sözlerine ekledi.
*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.
© The Independentturkish