ABD, İsrail'le ortak düzenlediği harekatla İran'a yönelik saldırılarını sürdürürken, Çin yönetiminin muhtemel stratejileri mercek altına alındı.
Çin Dışişleri Bakanı Vang Yi, ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırılarının ve İran'ın dini lideri Ali Hamaney'in öldürülmesinin kabul edilmeyeceğini belirterek, uluslararası topluma tek taraflı eylemelere ortak tepki gösterme çağrısında bulunmuştu.
Vang, ABD'nin ocak ayında Venezuela'ya düzenlediği askeri harekatın ardından da benzer açıklamalar yapmıştı.
Guardian'ın analizinde, Çin hükümetinin "kendisini uluslararası hukukun ve istikrarın savunucusu olarak gösterme fırsatını kaçırmadığı" belirtiliyor.
fazla oku
Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)
Ancak diplomatik kazançların ötesinde Pekin yönetiminin, Ortadoğu'daki krizi nadir mineraller üzerindeki hakimiyetini kullanarak lehine çevirmek isteyeceğine dikkat çekiliyor.
ABD, Patriot ve THAAD füze savunma sistemleri, F-35 savaş uçakları ve diğer gelişmiş ekipmanlar dahil birçok güçlü silahını İran operasyonu için Ortadoğu'ya konuşlandırdı.
Bu silahların tümü, Çin'in tedarik zincirini kontrol ettiği kritik bir mineral olan galyumdan üretilen yarı iletkenlere ve radarlara ihtiyaç duyuyor. Geçen yılki ABD-Çin ticaret savaşı sırasında Pekin, galyum ve diğer nadir toprak elementlerinin ihracatını keserek küresel tedarik zincirlerini neredeyse felce uğratmış, Washington'ı müzakerelerde zor durumda bırakmıştı.
ABD'nin bu konuda Çin'e bağımlı olduğu bir dönemde Başkan Donald Trump'ın İran'a saldırı başlatması, Cumhuriyetçi liderle Çin Devlet Başkanı Şi Cinping'in 31 Mart-2 Nisan'da yapması öngörülen görüşme öncesinde Pekin'in elini güçlendirebilir.
ABD merkezli düşünce kuruluşu Atlantik Konseyi'nden Joseph Webster şunları söylüyor:
Pekin, ABD'nin elinde sınırlı kalan mühimmat ve önleyici füzelerini sahada tüketmesinden memnun kalır. Mevcut silah stoklarının azalması, Tayvan'da bir acil durum için kullanılabilecek kaynakların da azalmasına yol açacağı gibi, Çin'in kritik mineraller üzerindeki hakimiyeti, yeni silah üretiminde de ülkeye avantaj sağlayabilir.
Diğer yandan Reuters'ın analizinde, İran ve Venezuela'ya düzenlenen operasyonların özellikle petrol tedariki açısından Çin'i zora sokabileceğine dikkat çekiliyor.
İran petrolünün en büyük alıcısı olan Çin, geçen yıl toplam petrol ithalatının yüzde 13,4'ünü deniz yoluyla bu ülkeden gerçekleştirdi. Pekin yönetiminin, tedarik zincirlerini başka yerlere kaydırsa bile bundan olumsuz etkileneceği belirtiliyor.
Ancak Guardian'ın analizinde, Çin'in geçen yıl "jeopolitik şokları gözeterek" petrol stoklarını artırdığı ve kısa vadede krizi kontrol altında tutabileceği ifade ediliyor.
Şanghay'daki Fudan Üniversitesi'nden Zhao Minghao ise Reuters'la şu değerlendirmeleri paylaşıyor:
İran'a yönelik saldırılar ve olası rejim değişikliği, Çin'in çıkarlarını ciddi şekilde etkileyecektir. Çin, ABD'nin Venezuela ve İran'daki eylemlerinin ardındaki daha derin niyetleri değerlendiriyor çünkü ABD uluslararası enerji piyasasını kontrol ederek Çin üzerindeki baskıyı artırabilir.
Her iki analizde de Pekin yönetiminin, Trump-Şi görüşmesi için belirlenen tarihleri henüz onaylamadığına işaret ediliyor.
Trump, İran'a yönelik operasyonun yaklaşık 4 hafta sürebileceğini söylemişti. Bu da ABD Başkanı'nın Çin ziyaretine yakın bir tarihe denk geliyor. Reuters'ın haberine göre "zor bir seçimle karşı karşıya kalan" Şi'nin toplantıyı iptal etme veya erteleme ihtimali de bulunuyor.
Independent Türkçe, Guardian, Reuters
Derleyen: Yasin Sofuoğlu