Aziz İhsan Aktaş'ın liderliğini yaptığı organize suç örgütünün, bazı belediye başkanlarına rüşvet vererek ihaleleri organize ettiği iddiasıyla, 33'ü tutuklu 200 sanık hakkında açılan davanın ilk duruşmasının üçüncü günü başladı.
Sanıklar arasında, "etkin pişmanlık" hükümlerinden yararlanarak tahliye edilen Aziz İhsan Aktaş ile tutuklu belediye başkanları Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat, Avcılar Belediye Başkanı Utku Caner Çaykara, Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin, Ceyhan Belediye Başkanı Kadir Aydar, Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar; tutuksuz Adıyaman Belediye Başkanı Abdurrahman Tutdere ve Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer de bulunuyor. İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nce, Silivri’deki Marmara Ceza İnfaz Kurumu Kampüsü’nde bulunan duruşma salonunda görülen duruşmanın ikinci gününde, bazı sanıklar ve avukatları salonda hazır bulundu.
Duruşmayı, sanık yakınları, CHP Genel Başkan Yardımcısı Gül Çiftci, CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, CHP Milletvekili Mahmut Tanal ile bazı partililer de izliyor.
Tutuklu sanıklar salona getirilirken daha önce yapılan uyarılar nedeniyle izleyiciler, tutuklu yargılanan belediye başkanlarını sessizce el sallayarak selamladı.
"Bu dosyaya da kuyumcu hassasiyeti ile bakıyoruz"
Jandarma personelince salon ve çevresinde yoğun güvenlik önlemi alınan duruşmayı, çok sayıda basın mensubu takip ediyor.
Mahkeme Heyeti Başkanı Oğuzhan Gül, duruşmanın ilk 2 gününden görüntülerin sosyal medyaya yansıdığını hatırlatarak, ana amaçlarının yargılamayı sabit bir şekilde yapmak olduğunu ifade etti.
Bu gibi durumların en çok sanıklara zarar verdiğini söyleyen Gül, şunları kaydetti:
Biz burada titiz çalışan bir heyetiz. Sanık ifadesi alınırken 5 ayrı kalemde not alıyoruz. Bir taraftan iddianamesine, bir taraftan ilk ifadesine eksik kalmış mı diye bakıyoruz. Bizim sanıkları sakin ve sessiz bir ortamda, can kulağıyla dinlememiz gerekiyor. Kuyumcu hassasiyetiyle bakıyoruz biz buna. Her dosyamız aynı şekilde, 400 dosyamız var, hepsine böyle bakıyoruz. Sadece burada daha kalabalığız. İzleyicilerin manevi destek olmak için burada olduklarının farkındayız, engel olmak istemiyoruz. Bu arada izleyicilerin yüzde 98'i iyi niyetli, bunun farkındayız, dünkü karardan vazgeçmemizin nedeni de bu. Duruşma salonunda çok fazla hareketlilik olmasından dolayı, sanıkların ve heyetin dikkati dağılıyor. Dikkat edelim lütfen.
Sanık ifadeleri alınıyor
Duruşmada, 17 Ocak 2025’te tutuklanan ve "resmi belgede sahtecilik", "kamu kurum kuruluşları zararına dolandırıcılık" iddialarıyla yargılanan Beşiktaş Belediyesi Beltaş İşletmecilik Başkanı Önder Gedik’in savunması alındı. Hakkındaki suçlamaların, Beltaş’a ait hastane binasının satış işlemine dayandırıldığını ancak söz konusu satış işlemi nedeniyle herhangi bir maddi ya da manevi menfaat elde edilmesinin söz konusu olmadığını söyleyen Gedik, iddianamede de somut, açık ve kişisel bir menfaat teminine ilişkin herhangi bir tespit bulunmadığını belirtti.
Gedik, "Hastane binasının satışında usulsüzlük bulunduğu iddialarını kesin bir dille reddediyorum. Bu satış işlemi, hukuka ve kamu yararına uygun şekilde, Beltaş’ın Beşiktaş Belediyesi’ne olan borçlarının ödenmesi amacıyla gerçekleştirilmiştir. Savcılık makamının, Beltaş Yönetim Kurulu kararlarıyla tarafıma verilen satış yetkisinin usulsüz olduğu ve satışa zemin hazırladığı yönündeki iddiasını kesinlikle kabul etmiyorum. 4 ve 5 Temmuz 2024 tarihli Yönetim Kurulu kararlarının satıştan sonra alındığı iddiası gerçeği yansıtmamaktadır. Bu kararlar, satıştan önce alınmış, usulüne uygun, geçerli ve yönetim kurulu üyelerinin oy birliğiyle imzalanmış kararlardır. 3 Temmuz 2024 tarihli yönetim kurulu kararının noter tasdikli olmasına karşın, 4 ve 5 Temmuz tarihli kararların noter tasdikli olmamasının şüpheli olarak değerlendirilmesi de hukuken hatalıdır" savunmasını yaptı.
İhale sürecini bizzat takip etmediğini, ihale evraklarının satıştan sonra sahte olarak düzenlendiği iddiasının da gerçeği yansıtmadığını ifade eden Gedik, "Satış sonucunda elde edilen yaklaşık 470 milyon TL’nin tamamı Beşiktaş Belediyesi’ne aktarılmıştır. Bu tutarın yaklaşık 70 milyon TL’si belediye personel maaş ödemelerinde kullanılmak üzere belediyeye gönderilmiş, kalan yaklaşık 400 milyon TL ise Beltaş’ın belediyeye olan borçlarına mahsup edilmiştir. Savcılık makamının bu bedellerin belediyeye aktarılmadığı yönündeki değerlendirmesi gerçeğe aykırıdır; hesap hareketleriyle bu durum açıkça sabittir" şeklinde konuştu. Gedik, tahliyesine ve beraatine karar verilmesini istedi.
Avcılar Belediyesi ihale birim yetkilisi İbrahim Koçyiğit'in savunması
Avcılar Belediyesi ihale birim yetkilisi İbrahim Koçyiğit de 4 Eylül 2025’te tutuklandığını, "ihaleye fesat karıştırma" iddiasıyla yargılandığını belirterek, "Hayatım boyunca devlet terbiyesiyle yetişmiş biri olarak, kurallara uygun çalışmayı ve mevzuata bağlılığı kendime ilke edindim. Askerlik geçmişim, yürüttüğüm görevler ve tarafıma verilen üstün hizmet madalyaları ile takdir belgeleri bu durumu açıkça ortaya koymaktadır" dedi.
İddialara konu ihale sürecinde, mevzuatın gerektirdiği usul ve esaslara uygun hareket ettiğini belirten Koçyiğit, ihaleye fesat karıştırma suçlamasını reddetti. Koçyiğit, "Söz konusu ihale, 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun 19. maddesi uyarınca açık ihale usulüyle gerçekleştirilmiştir. Benim bu ihaledeki görevim yalnızca yaklaşık maliyet tespiti için kurulan piyasa fiyat araştırma komisyonu üyeliği ile sınırlıdır. Yaklaşık maliyet tespiti, Kamu İhale Uygulama Yönetmeliği’nin 8. maddesinde belirtilen yöntemler çerçevesinde, ülke genelinde yaygın olarak kullanılan piyasa fiyat araştırması yöntemi esas alınarak yapılmıştır" diye konuştu.
"Ortada herhangi bir suç unsuru bulunmamaktadır"
İddialara konu ihalenin teknik şartnamesi ve diğer idari işlemlerinin, ilgili yönetmelik hükümleri doğrultusunda idare tarafından hazırlandığını, sürecin mevzuata uygun yürütüldüğünü aktaran Koçyiğit, şu savunmayı yaptı:
İhale devam ederken Kamu İhale Genel Tebliği’nde yapılan değişiklikler nedeniyle puanlama sisteminde düzenleme yapılması gerekmiştir. Bu değişiklikler, yürürlük tarihleri dikkate alınarak uygulanmış, ancak EKAP sisteminin teknik altyapısı nedeniyle uygulamada tereddütler yaşanmıştır. Bu husus, idarenin kusurundan değil, sistemsel uyumsuzluktan kaynaklanmıştır. Tarafıma yöneltilen suçlamaların hiçbirini kabul etmiyorum. Her iki eylemin konusu aynı hizmete ilişkindir. Birinci ihale, teknik ve mevzuatsal zorunluluklar nedeniyle iptal edilmiş; ikinci ihale ise kamu hizmetinin aksamaması amacıyla pazarlık usulüyle yapılmıştır. Bilirkişi raporları, müfettiş incelemeleri ve dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, her iki ihalenin de mevzuata uygun şekilde yürütüldüğü ve herhangi bir usulsüzlük bulunmadığı açıkça görülmektedir. Yaklaşık maliyetin usulsüz şekilde paylaşıldığı yönündeki iddialara rağmen, dosyada bu yönde tek bir somut delil dahi bulunmamaktadır. Görev aldığım hiçbir ihalede yaklaşık maliyet bilgilerini yetkisi olmayan kişilerle paylaşmadım. Tarafıma iletilen fiyat tekliflerini, güvenlik amacıyla çıktısını aldıktan sonra elektronik ortamdan sildim. Bu husus, çalışma arkadaşlarımın ifadelerinde de açıkça yer almaktadır. Ortada herhangi bir suç unsuru bulunmamaktadır.
Ben de her Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı gibi adil yargılanma hakkımı talep ediyorum. Yaklaşık altı aydır tutuklu kalmamı gerektirecek hangi somut delilin bu dosyada bulunduğunu halen göremiyorum. Bunu samimiyetle ifade ediyorum. Benim hastalığımı ve durumumu bildikleri için dışardaki eşim dostum ben tutuklanınca borçlarımı kapattı. Ailem kesinti yapılan maaşımla geçiniyor. İddia edilen suçlamalar, yaşam şartlarımla uyuşmamaktadır. Ben ömrünü vatan savunmasına adamış eski bir askerim. Vatan toprağına kanını dökmüş, bu uğurda arkadaşlarını toprağa vermiş biri olarak kamuya zarar verdiğim iddiası çok ağırdır. Avukatım tarafından dosyaya sağlık raporum sunuldu. Bunlar ciddi hastalıklardır. Tutuklu bulunduğum 6 ay süre zarfında kontrole gidemedim. Kaldığım koğuş 35 kişilikti şu an 70 oldu. Sağlığım ciddi risk altındadır. Hastalıklarım arasında aort damarı genişlemesi de vardır. Hakkımda gözaltı kararı olduğunu öğrenince bizzat kendim teslim oldum. Kaçma şüphem yok. Bu ülkeden kovulsam da gitmek istemem. Tahliyemi ve beraatimi talep ederim.
Tutuklu Avcılar Belediye Başkanı Çaykara: Gözaltı görüntüleri basına servis edilerek, toplum nezdinde peşinen suçlu ilan edildik
"İhaleye fesat karıştırma" ve "rüşvet alma" iddialarıyla 4 Haziran 2025'te tutuklanan Avcılar Belediye Başkanı Utku Caner Çaykara, savunmasında şunları kaydetti:
"Kasım 2024'te, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından belediyemize bir yazı gönderilmiş ve bugün eylem 28 kapsamında yargılandığımız ihale dosyası istenmiştir. Belediye yönetimi tarafından yapılan hazırlıkların ardından bu dosya savcılığa iletilmiştir. Ardından savcılık makamı, söz konusu ihalenin iptal edildiğini, bu nedenle dosyanın gerekli olmadığını belirterek, mevcut diğer ihale dosyalarının gönderilmesini istemiştir. Bu talimat doğrultusunda, eylem 29 kapsamında yargılanmama konu olan dört ayrı ihale dosyası da hazırlanarak Kasım 2024'te bizzat savcılığa teslim edilmiştir. Yani Sayın Başkan, Kasım 2024 itibarıyla, bugün yargılandığım eylem 28 ve eylem 29 kapsamındaki tüm ihale dosyaları savcılığın bilgisi ve tasarrufu altındadır. Bu tarihten sonra, ilk operasyonun gerçekleştiği Mayıs 2025'e kadar, hakkımda hiçbir ifade, hiçbir işlem, hiçbir yeni gelişme yaşanmamıştır.
31 Mayıs 2025 tarihinde, bir şafak operasyonuyla, narkotik şube ekipleri tarafından evimde arama yapılarak gözaltına alındım. Burada özellikle belirtmek isterim ki; üç gün boyunca, narkotik birimde, uyuşturucu kokuları içerisinde nezarethanede tutulduk. Hiçbir soru sorulmadı. Sağlık kontrollerine çevik kuvvet eşliğinde, tek sıra halinde götürüldük. Adeta bir prodüksiyon düzenlenmiş gibi, her anımız kayıt altına alındı. Daha ifademiz bile alınmadan, bu görüntüler basına servis edilerek, toplum nezdinde peşinen suçlu ilan edildik. Bir gün önce üç nikâh kıymış, yüzlerce insanla kucaklaşmış bir insan olarak uyuyup; ertesi sabah suçlu muamelesiyle uyanmak, yalnızca beni değil, ailelerimizi de derinden yaralamıştır. Allah kimseye böyle bir süreci yaşatmasın."
"Hukuken işleyemeceğim bir suçtan tutuklandım"
Başkan Çaykara, savcılıkta kendisine yöneltilen tek somut iddianın, 11 Mayıs 2025 tarihli bir etkin pişmanlık ifadesine dayandığını, bu ifadede, "Beşiktaş Belediyesi’ndeki hak ediş ödemeleri karşılığında, bir belediye başkan adayının seçim çalışmaları için para talep edildiği"nin ileri sürüldüğünü aktardı.
Emniyette ve savcılıkta da seçime 39 gün kala, adaylık sürecinin ne denli yoğun ve yıpratıcı olduğunu, böyle bir süreçte böyle bir taleple ilgili bilgisininin bulunmadığını, o tarihte kamu görevlisi olmadığını açıkça anlattığını kaydeden Çaykara, savunmasına şöyle devam etti:
Buna rağmen, hukuken işleyemeceğim bir suçtan tutuklandım. Size soruyorum, savcılık makamı, Kasım 2024'ten itibaren ihale dosyalarını bilmesine rağmen, Aziz İhsan Aktaş'ın 11 Mayıs 2025'te alınan etkin pişmanlık ifadesinde neden Aktaş'a ihalelere ilişkin tek bir soru dahi yöneltmedi? Tutuklandıktan aylar sonra, dosyada hiçbir yeni delil ortaya çıkmadan, aynı ifade yorumlanarak değiştirilmiş, iddialar Beşiktaş Belediyesi’nden Avcılar Belediyesi ihalelerine kaydırılmış, bir anda rüşvet ve ihaleye fesat iddiası oluşturulmuştur.
İçinde bulunduğumuz durumun ne kadar karmaşık ve ne kadar ironik olduğunu göstermek için aslında söylenecek çok fazla söz yoktur. Dosya zaten bunu açıkça ortaya koymaktadır. Dosyada yer alan ve eylem 28 ile eylem 29'u kapsayan teknik bilirkişi raporları, gerek soruşturma makamı tarafından alınan raporlar gerekse tarafımızca sunulan raporlar incelendiğinde, tamamının sonuç bölümünde açık ve net şekilde 'ihaleye fesat suçu oluşmamıştır' tespiti yer almaktadır. Sadece benim sunduğum raporda değil, iddia makamının dayandığı teknik raporlarda da ihale alan firma açısından da ihaleye fesat suçu oluşmadığı açıkça ifade edilmiştir. Şimdi burada şu soruyu sormak zorundayım Sayın Başkan, ihaleyi alan firma dahi ihaleye fesat suçunun oluşmadığını kabul ederken, benim bu firma ile ihaleye fesat karıştırmak veya rüşvet ilişkisi kurmak amacıyla nasıl bir suç ilişkisi içerisinde olduğum iddia edilebilir? Ben hangi somut fiil ile hangi hukuki sorumluluk çerçevesinde bu suçun parçası haline getiriliyorum?
"İfadelerin sonradan değiştirilerek yeni bir kurgu oluşturulduğu açıkça görülmektedir"
Avcılar Belediye Başkanı Utku Caner Çaykara, dosyada ayrıca, ihale alan firma adına düzenlenmiş bir hukuki mütalaanın bulunduğunu, avukatlarının bu mütalaaya ilişkin ayrıntılı değerlendirmeleri yapacağını bildirdi.
Çaykara şunları söyledi:
Ancak mütalaanın içeriğine bakıldığında, firma yetkilisinin 11 Mayıs 2025 tarihli ifadesiyle Aziz İhsan Aktaş'ın kendisini mağdur olarak tanımladığı görülmektedir. İddianamede kendim bir şey fark ettim. Eylem 44'te deniyor ki, o dönemde belediye başkanı olmadığım için 'rüşvet' suçu oluşamıyormuş. Benim 'ihaleye fesat karıştırma' ile suçlandığım iddianamede, 'rüşvet' suçunun oluşamayacağı yazıyor. Rüşvet olmadan ihaleye fesat karıştırma suçu nasıl işlenecek? Bir bağ kurulamamış… Bu dosyada anlatıldığı şekliyle oluşturulmak istenen kurguya karşı, sözlerimi vicdanlarınıza hitap ederek söylemek istiyorum. Hakkımda ileri sürülen tüm isnatlara ayrıntılarıyla ve samimiyetle cevap vermek isterdim. Ancak Kasım ayından itibaren ihale dosyalarının tümü bilinmesine rağmen, mayıs ayında tek bir 'etkin pişmanlık' ifadesiyle dosyanın yönünün tamamen değiştirilmiş olması, savunma hakkının fiilen sınırlandığını da göstermektedir. İsnat edilen suçlar, benim hayatın olağan akışı içerisinde işlemesi mümkün olmayan suçlardır. Dosya kapsamına bakıldığında, somut hiçbir birleşme, irtibat ya da delil bulunmamasına rağmen, ifadelerin sonradan değiştirilerek yeni bir kurgu oluşturulduğu açıkça görülmektedir.
"Toplam 13 ay görev yaptım. Bunun 8,5 ayını tutuklu geçirdim"
Adaylık döneminin, hayatının en yoğun, en yıpratıcı ve en stresli dönemlerinden biri olduğunu, gece gündüz sahada olunan, binlerce insanla temas edilen, aynı anda onlarca kurumsal sorumluluğun taşındığı bir seçim süreci yaşadığını anlatan Başkan Çaykara, şöyle devam etti:
Böyle bir dönemde, bir ihale sürecini manipüle etmeye yönelik herhangi bir irade ya da menfaat ilişkisi içinde bulunmam hayatın olağan akışına açıkça aykırıdır. Sayın Başkanım; Allah nasip etti, milletimiz takdir etti. 33 yaşında Avcılar Belediye Başkanı seçildim. Toplam 13 ay görev yaptım. Bunun 8,5 ayını tutuklu geçirdim. Bu süre içerisinde, yaklaşık 13,5 milyon TL bedelli işler gerçekleştirilmiş, belediyenin tek kuruş zarara uğramadığı, işlerin eksiksiz ve mevzuata uygun şekilde tamamlandığı dosya kapsamındaki belgelerle sabittir. İddia edildiği gibi lehine hareket edildiği söylenen firmaya dahi, en küçük bir imtiyaz tanınmamış; aksine, eksik ya da hatalı işlerde tek kalemde ceza kesilmiş, gerektiğinde sözleşmeler iptal edilmiştir. Hak edişler eksiksiz yapılmış, hiçbir çalışanın hakkına tek kuruş dahi girilmemiştir. Buna rağmen iddianamenin en başında 'suçtan zarar gören Avcılar Belediyesi' denilmektedir.
Sayın Başkanım, tek kuruş kamu zararı olmayan Avcılar Belediyesi’nin neyinin zarar gördüğünü gerçekten anlamakta zorlanıyorum. Ancak ben size Avcılar Belediyesi’nin nasıl ve neden zarar gördüğünü anlatayım. Dosyada yer alan 9 Mayıs 2025 tarihli Belediye Meclisi kararını dikkatinize sunuyorum. Tutuklanmamdan yalnızca 15-20 gün önce; AK Parti, MHP ve CHP’li meclis üyelerinin oy birliğiyle, Avcılar Belediyesi’ne 120 adet aracın satın alınmasına karar verilmiştir. Aylar süren İller Bankası ve Bakanlık görüşmeleri sonucunda bütçe ayarlanmış, belediyenin tüm araçlarının öz malı olması hedeflenmiştir. Ancak bu dosya ve tutuklama süreci nedeniyle; bakanlık izni iptal edilmiş, araç alımı askıya alınmış, belediye tekrar tekrar ihaleye çıkmak zorunda bırakılmıştır. İşte Avcılar Belediyesi bundan zarar görmüştür. Aynı şekilde; sürekli belirsizlik, yönetimde aksama, moral bozukluğu, çalışma temposunun düşmesi nedeniyle kamu hizmetleri sekteye uğramıştır.
"Deprem" hatırlatması...
Deprem gerçeği ortadayken, İstanbul için kaybedilecek tek bir saniye dahi yokken; biz 8,5 aydır burada tutuluyoruz. Oysa bu süreçte, 25 yıldır çözülemeyen sorunlar için Bakanlıklar ve Büyükşehir Belediyesi ile somut ve kararlı adımlar atılmıştı. Bu çalışmalar maalesef yarım kalmıştır. Zarar gören varsa, sahada biz görüyoruz. Sokakta göz göze geldiğimiz çocukların, annelerin, yaşlıların gözlerindeki kırgınlığı biz hissediyoruz.
Son olarak şunu söylemek isterim, 18 yaşımda, baba yadigârı olan Cumhuriyet Halk Partisi’ne üye oldum. Bugüne kadar partimde birçok görev aldım. 81 il, yüzlerce ilçe gezdim. 32 yaşında milletvekili adayı oldum. 33 yaşında Avcılar Belediye Başkanı seçildim. 34 yaşında tutuklandım. Ben bu memlekete hizmet etmekten başka bir niyet taşımadım. Bu ülkenin sokaklarında, insanlarında, çocuklarında geleceği gördüm. Bugün burada yüreğimden geçen tek şey şudur: Geleceğe bırakılacak en büyük miras adalettir. Bu nedenle heyetinizden; öncelikle tahliyemi, ardından da beraatimi talep ediyorum.
Utku Caner Çaykara'nın annesi, oğlunun savunmasını ağlayarak dinledi. Çaykara'nın savunmasının ardından duruşmaya ara verildi.
İlk iki günde neler oldu?
Davanın ilk duruşma gününde, sanıkların kimlik tespitleri yapıldı. Yargılanan belediye başkanları ile avukatlarının sunduğu talepler ise mahkeme tarafından kabul edilmedi.
İkinci günde savunma sürecine geçildi. Aralarında üç belediye başkanının da bulunduğu toplam altı sanık savunmalarını sundu.
Duruşmanın sonunda ise izleyicilerin salona alınmasına ilişkin bir belirsizlik yaşandı. Mahkeme başkanı, duruşma salonundan çekilen çok sayıda görüntünün sosyal medyada paylaşılması gerekçesiyle, bugünkü duruşmaya seyirci kabul edilmeyeceğini açıkladı. Bunun üzerine CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik ile CHP milletvekili Ali Gökçek, mahkeme heyetiyle görüşerek duruşma salonundan herhangi bir görüntünün dışarı sızmaması için gerekli tüm önlemleri alacaklarını ifade etti.
Mahkeme başkanı, bugünkü duruşmada fotoğraf ya da video görüntülerinin basında yer alması halinde, seyirci yasağı kararının kesin olarak uygulanacağını vurguladı. Ayrıca görüntülerin yeniden paylaşılması durumunda aynı gün suç duyurusunda bulunulacağını da belirtti.
Duruşmanın tamamlanmasının ardından Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, duruşma görüntülerinin paylaşılmasına ilişkin resen soruşturma başlatıldığını duyurdu.
Ne kadar ceza isteniyor?
Toplam 578 sayfadan oluşan iddianamede, tutuklu Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat hakkında; “suç örgütüne üye olmak”, “ihaleye fesat karıştırmak”, “resmi ve özel belgede sahtecilik”, “kamu kurum ve kuruluşlarını zarara uğratmak”, “rüşvet almak”, “suçtan elde edilen malvarlığı değerlerini aklamak” ve “haksız mal edinmek” suçlamalarıyla 133 yıldan 337 yıla kadar hapis cezası talep ediliyor.
Tutuklu Avcılar Belediye Başkanı Utku Caner Çaykara’nın “ihaleye fesat karıştırma” ve “rüşvet alma” suçlarından 5 ila 15 yıl arasında hapisle cezalandırılması istenirken, tahliye edilen Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer için ise “ihaleye fesat karıştırma” ve “özel belgede sahtecilik” suçlamalarıyla 3 ila 9 yıl arası hapis cezası öngörülüyor.
Tutuklu Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin, Ceyhan Belediye Başkanı Kadir Aydar, Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar ile tahliye edilerek görevine iade edilen Adıyaman Belediye Başkanı Abdurrahman Tutdere hakkında ise “rüşvet alma” suçlamasıyla 4’er yıldan 12’şer yıla kadar hapis cezası talep ediliyor.
İddianamede çeşitli suçlamalara yer verilen beş belediye başkanı tutuklu bulunurken, “suç örgütü lideri” olduğu iddia edilen ve hakkında 450 yıla kadar hapis cezası istenen Aziz İhsan Aktaş’ın ise tutuksuz yargılandığı belirtildi.
ANKA