CHP’nin cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun, üniversite lisans diplomasının iptaline ilişkin İstanbul Üniversitesi Yönetim Kurulu işlemine karşı açtığı davada karar çıktı. İstanbul 5. İdare Mahkemesi, 15 Ocak’ta görülen duruşmanın ardından davayı oy birliğiyle reddetti. Karar, duruşmadan 8 gün sonra taraflara tebliğ edildi.
Mahkeme, gerekçeli kararında, dava dosyasında yer alan bilgi, belge ve tespitlere dayanarak, yatay geçiş sürecinde idare tarafından yapılan işlemlerin basit bir dikkatsizlik ya da sehven hata olarak değerlendirilemeyeceğini belirtti. Kararda, söz konusu sürecin bilinçli, sistemli ve belirli bir organizasyon içinde yürütüldüğü, bu nedenle ağır ve açık hukuka aykırılık hallerinin bulunduğu ifade edildi.
Heyet, bu nitelikteki ağır hukuki sakatlıklar karşısında davacının iyi niyetli olduğunun kabul edilemeyeceğini vurguladı. Gerekçede, yatay geçiş sürecindeki açık hukuka aykırılıkların davacı tarafından bilinmiyor olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu değerlendirmesine yer verildi.
Mahkeme kararında, konuya ilişkin Danıştay kararları ile Danıştay İçtihadı Birleştirme Kurulu kararlarına da atıf yapıldı. İçtihadı birleştirme kararlarında, idarenin; yokluk, açık hata, memurun gerçek dışı beyanı veya hilesi hâllerinde, süre şartı aranmaksızın hukuka aykırı işlemleri her zaman geri alabileceğinin kabul edildiği hatırlatıldı.
Danıştay Sekizinci Dairesi’nin çeşitli kararlarında da, hukuka aykırı olarak tesis edilen idari işlemlerden yararlanılarak bir hak ya da korunması gereken yerleşik bir hukuki durum doğmuş olsa dahi, işlemin yokluk veya mutlak butlanla malul olması, kişinin gerçek dışı beyanı ya da hilesinin bulunması veya idarenin mevzuatta açıkça öngörülen hükmü uygularken hataya düşmesi hâllerinde, bu işlemlerin idarece herhangi bir süreye bağlı olmaksızın geriye yürür şekilde geri alınabileceğinin doktrin ve içtihatlarda benimsendiği belirtildi.
Gerekçede ayrıca Anayasa Mahkemesi’nin “Abidin Pişgin” kararına da yer verildi. Söz konusu kararda, açık hata içeren idari işlemlerin geri alınabilmesi için, başvurucunun kendisinden beklenen özeni göstermemesi, kusurlu veya ihmalkâr davranması ya da iyi niyetinden kuşku duyulmasının gerekli olduğu değerlendirmesinin yapıldığı aktarıldı.
Ekrem İmamoğlu’nun, İstanbul 5. İdare Mahkemesi’nin bu kararına karşı, tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde İstanbul Bölge İdare Mahkemesi’ne istinaf başvurusunda bulunabileceği bildirildi.
"İdarenin hataları sehven değil"
Gerekçede, yatay geçişine imkan sağlanma sırasında idarece yapılan açık hatalı işlemlere bakıldığında, hataların; gözden kaçan, dikkatsizlik neticesinde (sehven) yapılan hatalar seviyesinde olmadığı belirtilerek, “Aksine sayıca fazla olması, birbiri ardına yapılarak her hatanın bir diğeriyle uyumlu olacak şekilde süreklilik arz etmesi ve adeta belirli bir hedefin gerçekleşmesini temine yönelik yapılmış izlenimi doğurması dikkate değer olup, açık hatalı işlemlerin yoğun ve yüksek düzeyde sakatlık halini içerdiği görülmektedir” denildi.
“Yatay geçiş yönetmeliği net, açık, anlaşılır”
Gerekçede, üniversiteler ile Kurul (YÖK) arasında tanınırlık sorgusu ve bilgisinin yerleşik bir uygulama ve zorunluluk arz ettiği, bu hususun ise herkesçe, işlemin tarafları ve muhataplarınca malum olunan bir bilgi olduğu sonucuna varıldığı belirtildi.
Yatay geçişi düzenleyen Yükseköğretim Kurumları Arasında Önlisans ve Lisans Düzeyinde Yatay Geçiş Esaslarına İlişkin Yönetmeliğin 2, 3, 4, 5, 6, 8. ve 11. maddesi hükümlerinin yoruma muhtaç olmayacak şekilde net, açık ve anlaşılır olduğu kaydedilen gerekçede, şunlar kaydedildi:
"Açık, bariz ve sistematik bir hatalar silsilesi"
"Bu durum karşısında davalı idare görevlileri tarafından ‘yatay geçiş tarihinde Girne Amerikan Üniversitesi hakkında tanıma kararı olmadığından yatay geçişin eş değer program uygulayan yükseköğretim kurumları arasında yapılmaması', 'yatay geçişin İşletme Fakültesi Yönetim Kurulunca belirlenerek kamuya ilan edilen 27.06.1990 tarih ve 22 sayılı karardaki kontenjan sayılarıyla bağlı kalınarak yapılmaması', 'ilan edilen tarihten önce yatay geçiş başvurularının sonlandırılması', 'geçiş yapan öğrenciler arasında başarı sıralamasının yapılmaması', 'ilan edilen 27.06.1990 tarih ve 22 sayılı İşletme Fakültesi Yönetim Kurulunca ingilizce işletme bölümü 3. ve 4. sınıflara ayrılan kontenjanın sıfırlanarak tümünün davacının da geçiş yaptığı 2. sınıf ingilizce işletme bölümüne kaydırılması', ''yurt dışında bulunan yükseköğretim kurumundan yapılacak geçişlerde, belirlenen kontenjanın 1/3'ünün alınması gerekirken bu koşula uyulmayarak hem genel hem de davacının geçiş yaptığı 2. sınıf İngilizce işletme bölümüne ait kontenjan sayılarının fazlaca artırılması', '2. sınıf İngilizce işletme bölümüne 3 kişilik yurt dışı kontenjanı ayrılması gerekirken 48 kişinin alınmış olması' şeklindeki ağır hukuka aykırılık hallerini içeren iş ve işlemlerin açık, bariz ve sistematik bir hatalar silsilesi olduğu sonuç ve kanaatine varılmaktadır."
Girne Amerikan Üniversitesi kurucusu Özalp Tozan'ın ifadesi
İmamoğlu hakkında, “Resmi Belgede Sahtecilik” suçlamasıyla yürütülen İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ceza soruşturması kapsamında Girne Amerikan Üniversitesi kurucusu Özalp Tozan'ın ifadesine yer verilen gerekçede, Tozan’ın ifadede; “söz konusu dönemde Girne Amerikan Üniversitesinin denkliğinin olmadığı, üniversitenin diploma veremeyeceği ve Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı (YÖK) tarafından tanınmadığı, özel bir şirket tarafından kurulan Girne Amerikan Üniversitesinden Türkiye'de bulunan Devlet üniversitesine geçişin mümkün olmadığı, bu hususların üniversiteler ve 1986 ile 1992 yılları arasında öğrenim gören öğrencileri tarafından bilinmekte olduğunun vurgulandığı” aktarıldı.
Gerekçede, bu saptamalara ek olarak, yatay geçiş işlemlerinin usulüne uygun olup olmadığı hususunda İstanbul Üniversitesi bünyesinde Rektörlük emriyle teşekkül eden İnceleme Komisyonunun 5 Mart 2025 tarihli raporunda; "davacının da içinde bulunduğu 9 öğrenciye ait kütük defterindeki gerçeğe aykırı bu yazımın, sehven yapılan basit bir hatadan öteye geçtiği ve geçiş sonrasında dahi davacının idareyi aydınlatma noktasında kendisinden beklenen özeni göstermediği gibi iyi niyetinin de bulunmadığı hususunda makul, ikna edici ve güçlü kanıtların bulunduğunun kabulünün gerekeceği" aktarıldı.
"Ağır ve açık hukuka aykırılık halleri"
Sonuç olarak; dava dosyasındaki bilgi, belge ve tespitlere göre davalı idare elemanlarınca, yatay geçiş sürecinde bilinçli, sistemli ve belirli bir organizasyon içerisinde hareket edilmesi nedeniyle ağır ve açık hukuka aykırılık hallerinin bulunduğu belirtildi.
Davacının iyi niyetinin varlığından uzaklaşıldığı, yatay geçiş sürecindeki böylesine ağır hukuki sakatlık halleri ile hatalı durumların davacı tarafından bilinmiyor olmasının beklenemeyeceği ve hayatın olağan akışına uygun olmadığı aktarılan gerekçede, “Yatay geçiş sonrasında dahi idareyi aydınlatma noktasında gösterilmesi beklenen özenin ihmal edildiği, dolayısıyla açık hataya vücut veren söz konusu hukuka aykırılık hallerinin yoğunluğu, düzeyi ve niteliği ile geçiş süreci ve sonrasına dair iyi niyet ve özen yükümlülüğünün yerine getirilmediği" kaydedildi.
"Açık hatalı şekilde yapılan yatay geçiş işlemi, idarece her zaman geri alınabilir"
Gerekçede, bunlar dikkate alındığında, açık hatalı şekilde yapılan yatay geçiş işlemi, sözü edilen Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulu kararları uyarınca süreye bağlı olmaksızın idarece her zaman geri alınabileceğinden, yatay geçiş işlemi ile yatay geçişe dayalı kazanımlardan olan mezuniyet ve diplomasının iptaline ilişkin dava konusu İstanbul Üniversitesi Yönetim Kurulu'nun 18 Mart 2025 tarihli işleminde hukuka aykırılık bulunmadığı aktarıldı.
İmamoğlu, karara karşı 30 gün içinde, İstanbul Bölge İdare Mahkemesi'ne istinaf yoluna başvurabilecek.
ANKA