General Mazlum Abdi, Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara'dan sunamayacağı bir şey istedi. Şara, “Yeni Suriye”yi bileşenleri arasında paylaştıramaz. Kürt bölgelerinde fiili bir adem-i merkeziyetçilik, kıyıdaki Aleviler ve Suveyda'daki Dürziler sorununu hükümetin gündemine getiriyor. Güçlü bir merkezi otorite olmadan, Suriye arenası bölgesel aktörlere kapatılamaz. Bölgesel istikrar için bütünleşik bir Suriye şarttır. İran'ın geri dönüşünü engellemek için gereklidir. Uluslararası kader mimarı böyle düşünüyor. Çözüm Suriye'nin parçalanması değil. Çözüm, Kürtlere adil bir devlet çerçevesinde haklarını vermektir. Kürtlerin haritayla olan hikayesi acı dolu ve uzundur, Suriye bağlamının ötesine uzanır.
Kürt haritadan korkar. Haritanın çizimine katılmadı. İstekleri hakkında kendisine danışılmadı. Sınırlarını bir köprü değil, bir engel olarak görüyor. Aile üyeleri arasında bir duvar olarak görüyor. Hayalleri sınırlarını aşıyor ve onlarla çarpışıyor. Dahası, o bu sınırların içinde bir azınlık. Haritalar azınlıklara karşı hoşgörülü olmaya alışkın değildir.
Harita da Kürt'ten korkuyor. Onun huzursuzluğunu hissediyor. Trene zorla bindirildiğini ve atlamak için fırsat beklediğini düşünüyor. Onu şüpheli ilişkilere şüpheli pencereler açmakla suçluyor.
Kürt haritadan korkuyor. Onun sınırları içinde farklı. Ve haritalar farklı olma hakkını kabul etmeye alışkın değildir. Harita ancak benzerliğe dayandığında huzur içinde uyur. Tekliği tercih eder. Sakinlerinin aynı kaynaktan su içmesini, aynı dili konuşmasını, huzurunu bozan maceralara girişmemesini ister.
Harita farklı bir renkle işaretlenmiş gruplardan korkar. Farklı bir kültürden. Farklı bir folklordan. Kapalı perdelerin ardında büyüyen gizli hayallerden. Çocuklara ve torunlara miras kalan acıdan. Başarısız ayaklanmaların ve yasak düğünlerin hatırasından.
Haritaları suçlamak haksızlık olur. Onlar halklarının mürekkebiyle ve hatta çoğunluklarının mürekkebiyle çizilmedi. Onlar güçlüler tarafından kendi çıkarlarına göre çizildi. Küçükler büyüklerin sofralarına davet edilmez. Eğer Lozan Antlaşması (1923), Sevr Antlaşması (1920) ile Kürtlere verilen sözleri yıktıysa, mevcut haritaların suçu nedir?
Böylece Kürtler, Türkiye, İran, Irak ve Suriye arasında azınlık olarak kendi istekleri dışında dağıldılar. Meşruiyetlerinden emin, kapsayıcı rejimlerin yokluğunda, bütünleşmeyi sağlamak veya muhalefet hakkını tanımak zordur.
Yaklaşık yirmi yıl önce, Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi (IKBY) Başkanı Mesud Barzani ile bir röportaj yapmıştım. Kendisini iki bayrağın, Irak bayrağı ve IKBY bayrağı yanında otururken bulmuştum. Dünyanın bu bölgesinde bu durum hiç de basit bir şey değil. İran ve Irak içindeki müttefiklerinin Saddam Hüseyin rejiminden kurtulmaya mutlak öncelik verme arzusu olmasaydı, IKBY anayasa temelinde kurulmazdı.
O gün beni en çok etkileyen husus, iki bayrağın yanında oturan adamın,1946'da İran topraklarında ilan edilen ve ilk yıldönümünü bile kutlama şansı bulamayan Mahabad Kürt Cumhuriyeti'nde doğmuş olmasıydı. İran güçleri, Mahabad lideri Kadı Muhammed'i vatana ihanet suçlamasıyla idam etmiş, ancak silahlı kuvvetlerinin komutanı Molla Mustafa Barzani, Sovyetler Birliği'ne yaptığı destansı yolculuk ile kaçmayı başarmıştı.
IKBY karargâhından ayrılırken, bu sahnenin Suriye, Türkiye ve İran'da yaşayan ve Araplaştırma, Türkleştirme ve Farslaştırma girişimlerinden defalarca şikayet eden Kürtlere ne mesaj gönderdiğini merak ettim. Uzun yıllara dayanan tecrübesiyle Mesud Barzani, Irak Kürtlerinin tarihi bir fırsatı yakaladığını ve kendilerine güvenlik sağlayan bir bölge elde ettiğini anlamıştı. Aynı zamanda, bu deneyimin diğer bölgelere aktarılamayacağını da anlamıştı ve bu nedenle çeşitli Kürt heyetlerine, Kürtlerin mevcut sınırları içindeki yaşam koşullarını iyileştirmekle yetinmelerini tavsiye etmişti. Gerçekçi bir yaklaşım benimseme tavsiyesi, Suriye haritasının büyük bir karmaşa dönemine girdiği zamanlarda General Mazlum Abdi ve yoldaşlarına da yapılmıştı.
Kürtlerin büyük ve uzun süreli haksızlıklara maruz kaldığı inkar edilemez. Ancak gerçekçilik, sorunlarının çözümünün, coğrafi ve demografik olarak iletişimlerini kolaylaştırmak için mevcut haritaları yıkmakta yattığını göstermez. Ortadoğu'da haritaların yeniden çizilmesi süreci, uzun ve bitmek bilmeyen savaşların doğması demektir.
Suriye Kürtlerinin DEAŞ ile mücadelede yaptığı fedakarlıkları da inkar edemeyiz. Suriye Demokratik Güçleri (SDG) bu çatışma sırasında ve tam Amerikan desteğiyle doğdu. Ancak bu güçler, Beşşar Esed rejiminin devrilmesinde belirleyici rol oynamadılar ve bu nedenle, Saddam Hüseyin rejiminin devrilmesinde hayati rol oynayan Irak Kürtlerinin payına benzer bir pay elde edemezler.
Suriye'de meydana gelen değişim muazzamdı ve Kürtlerinin bunu kendi özlemlerini, hatta önemli bir kısmını bile güvence altına almak için kullanma kapasitesinin çok ötesindeydi. Mazlum Abdi, Cumhurbaşkanı Ahmed Şara'nın Başkan Donald Trump ile el sıkışması ve Washington'un Sezar Yasası'nın tüm etkilerini kaldırmayı kabul etmesi üzerinde dikkatle durmalıydı. Şara'nın yeni Suriye'nin komşularından herhangi birine tehdit oluşturmayacağına dair açıklamasını, yani Suriye'nin İsrail ile olan çatışmanın askeri yönünden çekilmesini dikkatlice değerlendirmeliydi. Şara Suriyesi'nin “direniş ekseninin” dağılmasını simgelediğini ve İran ile Hizbullah'ı Suriye haritasından uzak tutmanın garantisi olduğunu kavramalıydı. İstikrarlı bir Suriye'nin bölgesel ve uluslararası bir gereklilik olduğunu ve bunun, belirli koşullar tarafından dayatılan Kürtlerle ittifaklardan daha öncelikli olduğunu anlamalıydı.
SDG'ye karşı zafer bir şey, Kürtlere karşı zafer ise başka bir şeydir. Birincisi, Kürtlere vatandaş olarak tam haklarını vererek ve farklı kimliklerine saygı duyarak elde edilebilir. İkincisi ise yalnızca daha fazla trajediye yol açacaktır. Sadece adil bir Suriye, korkan Kürt ve korkutucu Kürt döngüsünü kırabilir.
*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.
Şarku'l Avsat
© The Independentturkish