İsrail, güçlerinin son saatlerde Suriye'nin Beyt Cin kasabasına düzenlediği saldırının terör örgütlerini hedef alan bir güvenlik operasyonu olduğunu savunurken, analistler bu saldırının ardındaki asıl nedenin Şam ile Tel Aviv arasındaki son müzakere turunun başarısız olmasından kaynaklandığını belirtti.
Analistlere göre İsrail, "güç yoluyla barış" ilkesi doğrultusunda Suriye topraklarını ilhak etme iradesini dayatmaya çalışıyor.
Söz konusu analistlerin aktardığına göre İsrailli müzakereciler, Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera hükümetine iki seçenek sundu:
- Ya Şam, 1967'den bu yana İsrail işgali altında bulunan Golan topraklarından vazgeçecek ve tam kapsamlı bir barış anlaşması yapılacak
- Ya da İsrail'in kuzeyde Şeyh Dağı'ndan (Hermon Dağı) güneye sınır hattına kadar Suriye topraklarının derinliklerinde yer alan 10 noktayı işgal altında tutmasına imkân tanıyan aşamalı bir mutabakat anlaşması imzalanacak.
Anlaşmazlığın özünü ise İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz, son açıklamalarıyla ortaya koydu.
Katz, parlamentonun Dışişleri ve Güvenlik Komitesi'nin kapalı oturumunda yaptığı değerlendirmede, Suriye ile "bir barış eğiliminin" bulunmadığını söyledi.
fazla oku
Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)
Katz, "Suriye, İsrail'in Golan'dan çekilmesini talep ediyor. Bu imkânsız" ifadelerini kullandı.
Katz ayrıca, İsrail ordusunun Suriye içlerinde operasyon yürütmeye devam etmesi için gerekçeler sundu.
Suriye sınırları içinde "Golan kasabalarını işgal etmeyi ve buraları İsrail yerleşimlerine saldırı düzenlemek için bir çıkış noktası olarak kullanmayı düşünen güçler bulunduğunu" ileri sürdü.
Bu güçler arasında Husiler, İran'a bağlı milisler, IŞİD, Hamas ve başka İslami grupların olduğunu söyleyen Katz, bunların hepsini "kuzey İsrail'e karadan yapılacak bir işgal" için tehdit olarak değerlendirdi.
Söz konusu açıklamalar, Tel Aviv'de bile tepki çekti. Şarku'l Avsat'ın Yediot Aharonot gazetesinden aktardığına göre "İsrail daha önce Yemen'deki Husilerin Suriye topraklarından İsrail'e karşı faaliyet yürüttüğünden" hiç söz etmedi.
Gazeteye göre Husilerin, Gazze'nin yok edilmesine yol açan savaş nedeniyle son 2 yılda İsrail'e füze ve insansız hava aracı (İHA) fırlatmış olmalarına karşın, Suriye'de faaliyet gösterdiklerine dair herhangi bir bilgi de bulunmuyor.
Katz, Suriye'deki Dürzi meselesinin "İsrailli yetkilileri endişelendiren bir konu" olduğunu söyledi.
Katz, "İsrail ordusunun hazır bir planı bulunduğunu, Dürzi Dağı'na (Güney Suriye) yönelik saldırıların yinelenmesi halinde yeniden müdahalede bulunacaklarını ve buna sınırın kapatılmasının da dahil olacağını" belirterek tehdit etti.
Aynı dönemde İsrail ordusu, Beşşar Esad rejiminin devrilmesinden bu yana Suriye'nin iç kesimlerinde işgal ettiği ve 450 kilometrekareyi bulan geniş bölgede varlığını güçlendirdi.
İsrail ayrıca Şeyh Dağı'nın tüm zirvelerini kontrol altına aldı ve burada 10 büyük askeri üs kurdu.
Rejimin yaklaşık bir yıl önce devrilmesinin hemen ardından İsrail hava kuvvetleri, Suriye'nin havaalanları ve askeri üslerine kapsamlı saldırı düzenleyerek ülkenin hava savunma kapasitesinin yüzde 85'ini imha etmişti.
Ardından İsrail, Deyrizor'dan Humus'a, Halep'ten Dera'ya kadar Suriye'nin farklı noktalarına hava saldırıları düzenlemeyi sürdürdü ve "terör şüphelisi" olarak nitelediği kişileri yakalamak için çeşitli bölgelerde operasyonlar gerçekleştirdi.
İsrail ordusu, Dürzileri koruma iddiasıyla Suriye'nin güneyindeki iç çatışmalara da müdahil oldu ve çoğunlukla Dürzilerin yaşadığı Süveyda'ya Golan'dan uzanan bir İsrail koridoru açılmasını talep etti.
İsrail, Suriye'nin güneyini iki bölgeye ayırdı:
- İlk bölge, sınır boyunca 5 ila 7 kilometre derinliğinde bir güvenlik kuşağıydı ve buraya herhangi bir silahlı unsurun girmesi yasaktı.
- İkinci bölge ise Şam'dan Dera'ya uzanan ve Suriye ordusunun ağır araç sokamadığı silahtan arındırılmış bir alandan oluşuyordu.
Bu sınır bölgelerinde İsrail, iki ülkenin üst düzey müzakere heyetlerinin ABD, Türkiye ve Azerbaycan gibi arabulucuların gözetiminde farklı başkentlerde toplandığı bir dönemde dahi zaman zaman saldırılar düzenledi.
Analistler, İsrail'in son saldırılarının müzakere sürecinin bir parçası olduğunu ve Şam'a taviz kabul ettirmek için baskı aracı olarak kullanıldığını ifade etti.
Son haftalarda İsrail, ordunun komando birlikleri olarak bilinen 55. Tugay'ı Gazze Şeridi'ndeki Han Yunus bölgesinden çekerek Suriye'ye konuşlandırdı.
Bu birliklerin, Gazze'de ve Lübnan'ın Bint Cubeyl kasabasında yürüttüğüne benzer operasyonlar gerçekleştirmesi planlandı.
Dün şafak vakti, geniş bir güçle Şam kırsalındaki Beyt Cin kasabasına giren birlikler, İsrail'e karşı saldırı hazırlığında oldukları iddia edilen üç kişiyi gözaltına almak için operasyon düzenledi.
Evlerinde yatakta yakalanan üç kişi gözaltına alındı.
Birlikler bölgeden çekilmeye hazırlanırken açılan ateş sonucu paniğe kapıldı; bir zırhlı personel taşıyıcı çamura saplandı ve İsrail gücü geri çekilerek geride tank işlevi gören ağır donanımlı bir Hummer aracını bırakmak zorunda kaldı.
Araç, silahlı kişilerin eline geçmesinin önlenmesi için havadan imha edildi.
İsrail ordusu, olayda altı asker ve subayın yaralandığını; ikisinin durumunun ağır olduğunu açıkladı.
Suriye tarafı ise 13 sivilin yaşamını yitirdiğini bildirdi ve saldırıların yalnızca sivilleri hedef aldığını savundu. İsrail ordusu, operasyonun tamamlandığını, aranan kişilerin gözaltına alındığını ve "çok sayıda terör unsurunun etkisiz hâle getirildiğini" duyurdu.
Ayrıca bölgede kuvvetlerin konuşlu olduğunu ve İsrail'e yönelik her türlü tehdide karşı harekete geçileceğini belirtti.
İsrailli yetkililer yakalanan kişilerin "İslamcı bir gruba mensup militanlar" olduğunu iddia etse de yerel kaynaklar, gözaltına alınanların herhangi bir örgütsel bağlantısının bilinmediğini, çiftçilik ve hayvancılıkla geçinen siviller olduğunu söyledi.
Olayın ardından İsrail misilleme saldırılarına başladı. Kuneytra'da işgal güçleri, kentin doğusundaki Tel Ahmer bölgesini topçu ateşiyle vurdu.
Ayrıca Kuneytra'nın kuzey kırsalında, Um Batna kavşağı çevresine doğru ilerleyerek üç askeri araçla bölgeye sızdı.
İsrail, Beyt Cin'de askerlerinin yaralanmasına karşılık vermek üzere elinde "hedef bankası" bulunduğunu açıkladı.
*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.