Rusya Türkiye'deki seçimlere nasıl bakıyor, ne bekliyor?

Kremlin'in seçimlerde Erdoğan'ın adaylığını destekleyeceği iddiası tartışma konusu olmuştu

60 yıllık kullanım ömrü olan Akkuyu Nükleer Güç Santrali'nin kullanımı santralin fiziki koşullarına göre 20 yıl daha uzatılabilir (Reuters) 

Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan! Bu, ülkeniz için, ekonomisinin büyümesi için, tüm Türk vatandaşları için ne kadar çok şey yaptığınızın bir başka inandırıcı örneğidir. Açıkça söylemek istiyorum, nasıl iddialı hedefler koyacağınızı biliyorsunuz ve emin olarak bunların gerçekleşmesine doğru gidiyorsunuz. 

Mersin'deki Akkuyu Nükleer Güç Santrali'nin (NGS) açılışında sarf edilen bu sözler Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'e ait.

Son 10 yılda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'la 30'dan fazla yüz yüze görüşme ve yüzlerce telefon görüşmesi gerçekleştiren Rus liderin bu sözleri iki lider arasındaki kişisel ilişkilerin de bir yansıması. 

14 Mayıs'ta gerçekleşecek cumhurbaşkanlığı seçimlerine yaklaşırken, son kez Akkuyu'da yapılan "ilk nükleer yakıt getirme töreni" öncesinde konuşan iki liderin arasındaki ilişki, Türkiye'deki seçim tartışmalarının satır aralarında konuşulan konularından biri de oldu.

Kimileri Türkiye'de yaşanacak olası bir iktidar değişikliğinin Türkiye-Rusya ilişkilerine zarar vereceğini savunurken, kimileriyse Ukrayna savaşıyla birlikte farklı bir boyut kazanan ilişkilerin 14 Mayıs'taki seçimler öncesinde muhalefet için tehdit oluşturduğunu düşünüyor. 

Peki Rusya, Türkiye'deki seçimlere nasıl bakıyor ve seçimlerden ne bekliyor?

Seçim öncesinde Türkiye'ye gelmek ya da gelmemek

Aslında Ankara'nın isteği seçimler öncesinde Putin'in Türkiye'ye gelerek deprem bölgesini gezmesi veya en azından Akkuyu NGS'nin açılışına katılmasıydı. 

30 Mart'ta A Haber, ATV, A Para ve A News ortak canlı yayınında konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Putin'in 27 Nisan'daki açılışa katılabileceğini ifade etmişti.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

Bu yayından bir hafta sonra Moskova'ya giden Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın'ın çantasındaki konulardan biri de Putin'in Türkiye ziyaretiydi. 

Ancak Putin'in Türkiye'yi ziyaret planı olmadığını daha önce açıklayan Kremlin, Ankara'nın konuyla ilgili ısrarına sıcak bakmadı ve Rus lider Akkuyu NGS'deki yakıt törenine video konferans yöntemiyle katıldı.

Yine de Rus medyası, yakıt törenine uzaktan bağlanan Putin'in sözlerini seçim öncesi Erdoğan'a verilen bir destek olarak yorumladı.

Putin'e yakınlığıyla bilinen tecrübeli gazeteci Andrey Kolesnikov, tören günü Kommersant için kaleme aldığı köşe yazısında tören konuşmasıyla birlikte Putin'in "Erdoğan'ın siyasi hırslarına uyum sağladığını" yazdı.

Yazısında "Nükleer mühendislik tarihinde, bir santrale yakıt getirilmesi hiç bu kadar coşkulu kutlanmamıştı" diyen Kolesnikov, bunun bir açılış töreninden çok seçim öncesi etkinliği olduğunu vurguladı.  

Deprem öncesi ve sonrası

2015'teki uçak krizi ve 2016'daki Karlov suikastının ardından farklı bir evreye giren Türkiye-Rusya ilişkileri 24 Şubat 2022'de başlayan Ukrayna savaşıyla birlikte yeni bir boyut kazandı.

Türkiye'nin de yavaş yavaş seçim atmosferine girdiği savaşın ilk yılı, Batı'nın yaptırımlarına katılmayan Ankara'yla Kremlin arasındaki ilişkileri derinleştirdi.

Türkiye, milyonlarca Rus için güvenli liman ve dünyaya açılan kapı haline gelirken, Rusya'yla Ukrayna arasındaki ilk barış görüşmeleri İstanbul'da yapıldı. Ukrayna tahılını dünyaya taşımayı amaçlayan anlaşmanın arabulucusu da Türkiye'ydi, iki ülke arasındaki esir takasının da.

Temmuzda Akkuyu NGS'nin tamamlanması için Rusya Devlet Atom Enerjisi Kurumu'ndan (ROSATOM) Türkiye'ye gönderilen 15 milyar dolarlık kaynak da sıcak paraya ihtiyaç duyan Erdoğan yönetimine seçim öncesi verilen bir destek olarak yorumlandı.

Independent Türkçe'ye konuşan Türk Demokrasi Vakfı Türk-Rus Araştırmaları Merkezi Direktörü Aydın Sezer, bu fotoğrafın 6 Şubat'taki depremlerle birlikte tamamen değiştiğini söyledi.

Deprem öncesinde Rusya'nın açık şekilde Erdoğan iktidarının devamını desteklediğini belirten Sezer şu şekilde konuştu:

Geçen hazirandan itibaren Rusya'nın tamamen Erdoğan iktidarını desteklediğini, bunun temel nedeninin de ambargolara katılmayan Türkiye'nin Ukrayna pozisyonu olduğunu, bunun Putin için çok değerli olduğunu söyleyenlerden biriyim. Depremle birlikte Rusya'da Erdoğan'a yönelik bakış açısında bir değişim oldu. Deprem dönemindeki AKP ve hükümetin faaliyetlerinin yetersizliği ve genel anlamda halkın tepkisi Rusya'da Erdoğan'ın imajını sorgulamaya açtı. Rusya'da bu dönemde, 'Erdoğan depremle geldi, depremle mi gidecek?' diye bir soru gündeme geldi.

Sezer: Kılıçdaroğlu'nu Zelenski'ye benzeten yazı Rusya'da 62 haber sitesinde yayımlandı

aydinsezer.jpg
Aydın Sezer

Depremden sonraki dönemde Rus medyasının, Türkiye'deki muhalefeti daha yakından incelediğine dikkat çeken Sezer, "Altılı Masa'da yaşanan krizin hızlı şekilde çözülmesi ve HDP'nin aday çıkarmayacağını açıklamasıyla ibrenin Kılıçdaroğlu'ndan yana dönmesi Rusya'da yankı buldu. Artık Kılıçdaroğlu'nun kazanma şansı olduğu düşüncesi Rus basınında yer bulmaya başladı" ifadelerini kullandı.

Aynı süreçte Türkiye kaynaklı bazı analiz ve yazıların da Rus medyasında geniş yer tuttuğunu belirten Sezer, "Hükümete yakın medya, Külliye'deki çeşitli komitelerdeki insanlar ve birkaç tane düşünce kuruluşu tarafından oluşturulan, Erdoğan'ın iktidarı kaybetmesi durumunda ABD'nin Kılıçdaroğlu'nu iktidara getirerek Rusya'ya karşı cephe açacağı yönündeki Türkiye kaynaklı haber ve yazılar Rus medyasında çok geniş yer buldu. Hatta Haber 7'ye atfen, 'Amerika yeni bir Zelenski getiriyor' başlığı Rusya'da bizim sayabildiğimiz kadarıyla 62 farklı sitede haber oldu. Dolayısıyla şu anda Rusya'da, Rusya'nın Erdoğan'a bakışından ziyade biz Türklerin Erdoğan sonrasına bakışı daha çok yer bulmaya başladı" diye konuştu.

Rusya'nın Türkiye'deki seçimlere geçen seneye oranla çok daha temkinli yaklaştığını söyleyen Sezer şu ifadeleri kullandı:

Ruslar medyada 'acaba bütün kartları Erdoğan'a oynamakla hata mı ettik' diye tartışıyorlar. Ben Rusya'nın artık daha dikkatli olacağını, seçimlerde Rusya etkisi olduğuna yönelik bir algıdan çok rahatsız olacağını düşünüyorum. Rusya'nın isminin Türkiye'deki seçimlerle anılması ciddi bir risk haline geldi Moskova için. Seçimleri kazananın en fazla 5 yıllık ömrü var ama sadece Akkuyu projesi bile 60 yıllık bir sürece yayılacak.

Olası iktidar değişikliği Türkiye-Rusya ilişkilerini nasıl etkileyecek?

Seçim sürecinde muhalefet kanadının üzerine en az konuştuğu konulardan biri olan dış politika olurken, cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu da Türkiye-Rusya ilişkilerinin geleceğine ilişkin sadece birkaç demeç verdi.

Son olarak BBC'ye verdiği röportajda, Türkiye için Kremlin'le ilişkilerin değil Batı'yla ilişkilerin öncelikli olacağını söyleyen Kılıçdaroğlu, konuyla ilgili Medya Günlüğü'ne verdiği en kapsamlı açıklamasındaysa şu şekilde konuşmuştu:

Türk dış politikasında Rusya’nın konumu bellidir. Rusya açısından da Türkiye hakkında belli bir konum tanımı var. Karşılıklı saygı esası içinde bu durumun değişmesi için bir sebep olduğunu düşünmüyorum. Aksine, yeni sınamalarla karşılaşmak yerine mevcut konumların daha da pekiştirileceğine inanıyorum.

soliozel3.jpg
Soli Özel

İktidar değişikliği durumunda Türk-Rus ilişkilerinin geleceğinin nasıl olacağını sorduğumuz uluslararası ilişkiler uzmanı Soli Özel ise, "Kim gelirse gelsin Rusya'yla ilişkilerde bir değişiklik görmüyorum. Tek değişiklik, ilişkilerin bireysel düzeyden çıkıp kurumsal bir hale dönmesi olacaktır. Türkiye'nin NATO'da askeri olarak kendisinden beklenip de yapmadığı bir şey bildiğim kadarıyla yok. Ukrayna'da Rusya'nın lehine bir pozisyon almadığı da ortada. Üslup biraz farklılaşabilir. Belki askeri operasyonlar için Rusya'dan yeşil ışık bekleme gibi durumlar ortadan kalkabilir ama köklü bir değişim beklemiyorum" ifadelerini kullandı.

Türkiye-Rusya ilişkilerinin Erdoğan öncesi dönemde de çeşitli sınamalardan geçtiğini belirten Aydın Sezer de iktidar değişikliğinin ilişkileri etkilemeyeceğini söyledi.

Putin ile Rus devletinin birbirinden ayrılması gerektiğini belirten Sezer, "Rus devleti de Rus dışişleri de Türkiye'nin NATO üyesi olduğunu bilir ve bunu bilerek Türkiye'ye önem ve değer verir. Dolayısıyla Türkiye'yi karşı kampın bir adamı olarak görmez. Bu durum Sovyetler döneminde de çok testten geçti. Rus devleti NATO üyesi Türkiye'nin dostluğunun daha değerli olduğu konusunda çok net bir görüşe sahiptir" diye konuştu.

© The Independentturkish

DAHA FAZLA HABER OKU