3 soruda Laçin yolu gösterilerinin nedenleri ve olası sonuçları

Memmed İsmayılov Independent Türkçe için yazdı

Fotoğraf: AA

Azerbaycan'ın 12 Aralık 2022 tarihinde işgalden kurtarılan Laçin ilçesinde Rus barış gücü ve Ermeniler tarafından çevrenin kirletilmesi ve doğal kaynakların istismarı ile başlayan protestoların temel nedeni 9 Kasım 2020 tarihinde imzalan üç taraflı Ateşkes Antlaşması'nın hükümlerinin yerine getirilmemesinden kaynaklanıyor.  

Aşağıda üç soru halinde Laçin yolu protestolarını uluslararası hukuk çerçevesinde irdeleyeceğiz.

 
1. Laçin yolunun statüsü Ateşkes Antlaşması'nda düzenlendi mi ve yolun denetimi hangi tarafa ait?

Protestolar başladıktan hemen sonra Azerbaycan Cumhuriyeti'ne Laçin yolunun açılmasına uluslararası aktörler (devletler ve uluslararası örgütler) tarafından baskı yapılıyor.

Ancak hem üç taraflı Ateşkes Antlaşması'nda yer alan Laçin yolunun hem de protestoları gerçekleştiren kişilerin statüsüne bakıldığında Laçin yolunu kapatan tarafın Azerbaycan olmadığı açık bir biçimde görülüyor. 

9 Kasım 2020'de imzalanan Ateşkes Antlaşması'nın tarafları Rusya, Ermenistan ve Azerbaycan'dır.  

Antlaşmanın 3 ve 6'ncı maddelerinde Laçin yolunun hem niteliği ve statüsü düzenlenmiştir.

Antlaşmanın 3'üncü maddesine göre; 

Dağlık Karabağ'da temas hattı ve Laçin koridoru boyunca 1.960 silahlı askeri personel, 90 askeri zırhlı araç, 380 araç ve özel teçhizattan oluşan Rusya Federasyonu barış gücü birliği konuşlandırılır.


Antlaşmanın 6'ncı maddesine göre ise;

Ermenistan Cumhuriyeti, Kelbecer ilçesini 15 Kasım 2020'ye kadar, Laçin ilçesini 1 Aralık 2020'ye kadar Azerbaycan Cumhuriyeti'ne iade eder. Dağlık Karabağ ile Ermenistan arasındaki bağlantıyı sağlayacak ve Şuşa şehrine dokunmayacak olan Laçin Koridoru (5 kilometre genişliğindeki) Rus barış gücünün kontrolünde kalır.


Antlaşmanın 6'ncı maddesinin 1'inci cümlesinde Laçin ilçesinin 1 Aralık 2020 tarihinden itibaren Ermenistan tarafından Azerbaycan'a iade edildiği ifade edilmiştir.

Bu da Ermenistan tarafından Laçin yolunu kapatan tarafın güya Azerbaycan olduğu biçiminde uluslararası camiaya lanse edilmeye çalışılmıştır.

Ancak antlaşmanın 3'üncü maddesi Dağlık Karabağ'la Laçin yolu boyunca Rus barış gücünün bölgeye konuşlandığını açık bir şekilde düzenlemiştir.

Antlaşmanın 6'ncı maddesinin 2'nci cümlesinde ise Laçin yolunun Rus barış gücünün kontrolünde olduğu düzenlenmiştir.

Dolayısıyla Ateşkes Antlaşması Azerbaycan'a Laçin yolunu kapatma imkanı sunmamaktadır.

Bu bakımdan Laçin yolunun kapatılması bu yolda kontrolü sağlama hakkına sahip olan Rus barış gücüne aittir.

Ayrıca Laçin yolunda protestoları gerçekleştiren kişiler sivil toplumun temsilcileridir. Dolayısıyla kamu gücünden yararlanmamaktadırlar.

Protestolarda kamu gücünün diğer bir ifadeyle Azerbaycan Cumhuriyeti'nin katkısının olmaması uluslararası hukuk bakımından devletin sorumluluğunu doğurmamaktadır. 


2.  Uluslararası hukuk bakımından Rus barış gücünün statüsü nedir?

Rus barış gücünün bölgeye yerleştirilmesinin uluslararası hukuki dayanağı 9 Kasım 2020 Ateşkes Antlaşması'na dayanmaktadır.

Uluslararası hukuka göre, başka bir devlete ait güçlerin başka bir egemen devletin ülkesinde konuşlanabilmesi için ev sahibi olan devletin rızası gerekmektedir.

Rızanın türü devletlerin için hukukuna göre değişmektedir. Azerbaycan iç hukukuna göre ise bu rıza işlemini gerçekleştirecek organ Azerbaycan Cumhuriyeti Parlamentosu'dur.

Azerbaycan Parlamentosu ise henüz bu rıza işlemeni gerçekleştirmemiştir. Dolayısıyla Rus barış gücünün Azerbaycan topraklarındaki varlığı Azerbaycan iç hukuku bakımından hukuki meşruiyetten yoksundur. 


3.  Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi protestolara müdahale edebilir mi?

Laçin yolunun kapatılmasının hemen ardından Ermenistan, BM Güvenlik Konseyi'ne başvuruda bulundu.

Ancak Güvenlik Konseyi'nin BM Antlaşması'nda düzenlenen yetkilerine bakıldığında Laçin yolunda gerekçeleşen protestolara herhangi bir müdahale yetkisi olmadığı görülmektedir.

Şöyle ki BM Antlaşması'nın VII. Bölümünde Güvenlik Konseyi'nin kuvvet kullanımı da dahil olmak üzere başvurabileceği tedbirler açıklanmıştır.

Buna göre Güvenlik Konseyi'nin bir olaya müdahil olabilmesi için barışın bozulması, tehdit edilmesi veya bir saldırı eyleminin olması gerekmektedir.

Ancak Laçin yolunda gerçekleşen eylemler sivil niteliklidir. Protestocular herhangi bir devlet tarafından desteklenmemektedirler.

Bu bakımdan barışın tehdit edilmesi, bozulması veya sadırı eylemi gerçekleştirme kudretine de sahip değillerdir.

Ayrıca eylemlerin gerçekleştiği yer uluslararası hukuka göre Azerbaycan toprağıdır. Bu bağlamda Ermenistan'ın Güvenlik Konseyi'ne başvurusu içerik açısından da meşruiyetten yoksundur.

Çünkü Güvenlik Konseyi'ne başvuruda bulunabilmek için Ermenistan devletinin toprak bütünlüğüne ve egemenliğine yönelik herhangi bir barışın bozulması, tehdit veya saldırı eyleminin olması gerekmektedir.

Sonuç olarak Laçin yolunda gerçekleşen eylemlerin temel nedeni 9 Kasım 2020 tarihinde imzalanan Ateşkes Antlaşması'nın yükümlülüklerinin yerine getirilmemesinden kaynaklanmaktadır. 

 

 

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir. 

© The Independentturkish

DAHA FAZLA HABER OKU