Beşiktaş şampiyon, bekçiler gündem oldu... Bekçilerin tepki çeken müdahalelerinin nedeni kanundaki "makul sebep" ifadesi mi?

Bekçilerin tartışılan müdahalelerini değerlendiren hukukçu Akalın, yetkilerini aştıklarını iddia ederken, emekli emniyet müdürü Çalışkan, eğitim yetersizliğine dikkati çekti. Psikiyatr Akcan ise gece çalışanlarda öfke sorunu olabileceğini söyledi

Bekçilerin son dönemlerde gerçekleştirdikleri bazı müdahaleler tartışma yarattı / Fotoğraf: Twitter

Bekçilik, özellikle hırsızlık gibi asayiş olaylarının önlenmesi amacıyla 2017 yılından itibaren yeniden yaygınlaştırıldı. Aradan geçen sürede ise binlerce bekçi alımı gerçekleştirildi. 

Göreve yeni kabul edilenler, geçmişte filmlere de konu olan pos bıyıklı, aile babası görünümlü, elinde bir düdük tek başına sokaklardan dolaşan bekçi tipinden farklıydı.

Gençlerden oluşan, modern üniformalı yeni dönem bekçileri, bu sefer tek başlarına değil, küçük ekipler halinde sokaklarda yaya olarak devriye atarken görünmeye başlandı.

Üç aylık bir eğitimin ardından alınan ve Türkiye genelinde sayıları 30 bini bulan bekçiler, geceleri akşam 19.00 ile sabah 07.00 saatleri arasında çalışıyor.

Mesai uygulamaları ise bulundukları şehre ve personel sayısına göre değişiyor.

İstanbul'da kimi yerlerde yine gece olmak üzere 12 saat çalışıp, 36 saatlik dinlenmenin ardından ertesi gün 19.00'da iş başı yapılıyor.

Polis sayısının yetersiz olduğu yerlerde ise 6 gün çalışıp 1 gün izin yapılan yerler de mevcut.

Şehirlere göre bekçilerin mesai uygulamaları da farklılık gösterebiliyor.

Muhalefetin eleştirilerini çekmişti

Bekçiler, yeniden yaygınlaşmaya başladıkları 2017 yılının ilk günlerinden itibaren tartışma konusu oldu.

Muhalefet, bekçi yapılacak kişilerin AK Parti Gençlik Kolları içerisinden veya iktidar tarafından refere edilen kişilerden seçildiği iddialarını ortaya attı.

Yine muhalefetten yapılan kimi açıklamalarda 3 aylık eğitim verilen bekçilere sadece polislerde olması gereken geniş yetkiler verilerek alternatif bir yapılanma kurulduğu öne sürüldü.

beşiktaş.jpg
Bekçiler, Beşiktaş'ta kalabalığı dağıtmak için havaya uyarı ateşi açtı / Fotoğraf: Twitter

 

Şampiyonluk kutlamalarında silaha davranmaları tepki çekti

Bu iddialar unutulmaya başlamışken yaşanan bir olay bekçileri yine gündeme taşıdı.

Beşiktaş'ın şampiyonluğunu ilan etmesinin ardından yasağa karşın kutlama amaçlı İstanbul Beşiktaş'ta sokağa inen bir grup taraftar ile bekçiler arasında yaşanan arbedede bekçilerin uyarı amaçlı havaya ateş açması eleştirilere neden oldu.

İstanbul Fatih'te yere yatırdıkları bir şahsa, Batman'da 15 yaşındaki bir çocuğa orantısız şiddet uygulamaları da bekçilik kurumunun yetkilerinin yeniden tartışılmasına yol açtı. 

Bekçilere yönelik iddiaları ve yaşanan sorunların nasıl aşılabileceğini farklı isimlere sorduk.

kazım.jpg
Kazım Yiğit Akalın / Fotoğraf: [email protected]

 

"Bekçilerin zor ve silah kullanma yetkisi var"

Türk Ceza Hukuku Derneği Başkan Yardımcısı Avukat Kazım Yiğit Akalın, bekçilerin görev kapsamlarının geniş olması nedeniyle eleştirilerde bulunan isimlerden biri. 

Akalın, bekçilerin, Beşiktaş maçı sonrası tartışılan silah kullanma yetkisine ilişkin, "Çarşı ve Mahalle Bekçileri Kanunu'nun 'önleyici ve koruyucu görev ve yetkileri' düzenleyen 6. maddesine göre görevleri genel kolluk birimlerine bildirimde bulunmak ve onlar gelene kadar önleyici tedbir almakla sınırlı olmakla beraber, bekçilerin kanun kapsamında PVSK'ya atıfla zor ve silah kullanma yetkisi de bulunmaktadır" dedi. 

Son olayda kanuni yetkilerini aştılar mı?

"Ancak havaya silahla ateş atmak gibi somut bir düzenleme elbette yasada bulunmamakta, yönetmelikle düzenlenmemektedir. Havaya silahla ateş açma, bekçilerin kendilerince 'gerekli tedbirleri alma' kapsamında yaptıklarını düşünmekteyiz" diyen Akalın, şöyle devam etti:

Netice olarak bekçilerin, yalnızca kanunda sayılan sebeplerden kaynaklı zor ve silah kullanma yetkisi bulunmakta olup, gerek Beşiktaş maçı sonrası kalabalık gruba müdahale ederken silah kullanması gerekse Batman'da sokağa çıkma yasağında dışarıda olan -ki bu durumlarda uygulanabilecek tek yaptırım idari para cezası uygulanmasına yönelik olarak tutanak tutulmasıdır- 15 yaşındaki bir çocuğu darp etmesi kanunda sayılı durumlara girmemektedir.

bekçiler.jpg
Bekçilerin durdurma ve kimlik sorma yetkisi de tartışılmıştı / Fotoğraf: AA


"Durdurma yetkisinin kullanılabilmesi için makul sebep lazım"

Sadece zor kullanma ve silah kullanma değil, bekçilerin insan durdurma, kimlik sorma yetkilerinin olup olmadığı da polemik konusu olmaya devam ediyor. Malum olduğu üzere bununla ilgili bir yasal düzenleme de yapılmış durumda.

Akalın, bu düzenlemelerin detayına ilişkin şu bilgileri verdi:

Görev bölgesi ve çalışma saatleriyle sınırlı olmak kaydıyla kişileri ve araçları; bir suç veya kabahatin işlenmesini önlemek, suç işlendikten sonra kaçan faillerin yakalanmasını sağlamak, işlenen suç veya kabahatlerin faillerinin kimliklerini tespit etmek, hakkında yakalama emri ya da zorla getirme kararı verilmiş olan kişileri tespit etmek, kişilerin hayatı, vücut bütünlüğü veya malvarlığı bakımından ya da topluma yönelik bir tehlikeyi önlemek amacıyla durdurabilme yetkileri bulunmaktadır. Ancak durdurma yetkisinin kullanılabilmesi için 'makul bir sebebin' bulunması gerekmektedir.

"Kendi kimliğini de gösterip durdurduğu kişiden kimlik sorabilir"

Akalın, bekçilerin, süreklilik arz edecek, fiili durum ve keyfilik oluşturacak şekilde durdurma işlemi yapma yetkileri bulunmadığına dikkati çekerek, "Ancak kendi kimliğini de gösterip durdurduğu kişiye durdurma sebebini bildirerek durdurma sebebine ilişkin sorular sorabilecek ve kimliğini veya bulundurulması gerekli diğer belgelerin ibraz edilmesini isteyebilecektir. Haklarında tutuklama ya da yakalama kararı çıkarılmış kişileri yakalayarak bağlı bulundukları kolluk kuvvetlerine teslim etme yetkileri bulunmaktadır" diye konuştu.

Bekçiler, kanundaki "makul sebep" ifadesini yanlış mı anladı?

Akalın'a göre gerektiğinde zor, silah kullanma ve yakalama gibi yetkiler verilen bekçilerin 3 aylık kısa bir eğitimle bu yetkilerini doğru bir şekilde kullanabileceğinden şüphe edilmesi çok normal.

Akalın, bu konuda şu değerlendirmede bulundu: "Tartışılan durumlardan bir başkası da kanunda yer alan 'makul sebep' ifadesinin bekçiler açısından yanlış değerlendirilebileceğinin ve keyfiliğe sebebiyet verebileceğinin göz önünde bulundurulmamasıdır. Nitekim 'makul sebep' kavramı bekçiler tarafından çok geniş bir şekilde algılanarak, gerçekten ortada hiçbir sebep dahi yokken makul sebebe dayanılarak zor kullanma yetkilerini kötüye kullanmaları ve insan hakları açısından birçok ihlale sebep olmaları mümkündür." 

"Kanundaki pek çok belirsiz düzenleme ihlallere zemin hazırlamaktadır"

Akalın, iddialarını şöyle sürdürdü:

Nitekim son dönemde yaşanan bekçi şiddeti vakalarının sayısındaki artışın da göz önüne alındığında kanundaki pek çok belirsiz düzenleme hukuki belirlilik ve güvenlik ilkelerine aykırı olmakla beraber, insan hakları ihlallerine (yaşam hakkı, işkence ve kötü muamele yasağı, özgürlük ve güvenlik hakkı ihlalleri başta olmak üzere) zemin hazırlamaktadır.

"Bekçilere geniş yetkiler veren düzenlemeler iptal edilmeli" 

Yaşanan bu sorunun çözümü için bekçilerin eğitimlerinin özgürlükleri güvenceye alacak şekilde arttırılması ve anayasaya aykırı geniş yetkiler sağlayan kanun düzenlenmelerinin iptal edilmesi gerektiğini kaydeden Akalın, "Kaldı ki geçtiğimiz yaz CHP tarafından Çarşı ve Mahalle Bekçileri Kanunu'nun 16 açıdan anayasaya aykırı olduğu tespitiyle AYM'de iptal davası açıldı. AYM'nin son dönemde uygulanan orantısız gücü ve temel hakları ihlal edilen vatandaşları da dikkate alarak ivedi şekilde iptal kararı vermesi gerekmektedir" ifadelerini kullandı. 

Akalın son olarak orantısız güç uygulayan bekçiler hakkında etkin soruşturma yürütülerek, gerektiğinde meslekle ilişiklerinin kesilmesi yaptırımının da uygulanması gerektiğini de ekledi.

ismail.jpg
İsmail Çalışkan / Fotoğraf: TEMÜD-DER

 

"Kanunda yetkileri belli ancak uygulamada sorun var"

Aktif görevdeyken bir dönem Emniyet Genel Müdürlüğü sözcülüğünü de yürüten Türkiye Emekli Emniyet Müdürleri Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği (TEMÜD-DER) Genel Başkanı İsmail Çalışkan ise kanunda bekçilerin yetkililerinin ne olduğunun belli olduğunu söyledi.

Çalışkan, "Uygulamada sorunlar var. Uygulama sürecine dair eğitimler artırılmalı" çağrısında bulundu.

"15 Temmuz'dan sonra eğitimler aceleye geldi"

Yaşanan olayların eğitim yetersizliğinden kaynaklandığını dile getiren Çalışkan, "15 Temmuz'da sonra pek çok kamu kurumu gibi emniyet teşkilatından da ihraçlar oldu. Bu süreçte açığın kapatılması için hızlı alımlar ve eğitimler yapıldı. Eğitimlerin aceleye geldiğini düşünüyorum" diye konuştu. 

bekçilertoplu.jpg
Çalışkan, bekçilerin eğitiminin artırılması gerektiğini söyledi / Fotoğraf: AA

 

"Karakol amirlerinin son olaydan sonra bekçileri uyarması lazım"

Çalışkan'a göre son olaylardan sonra karakol amirlerinin bölgelerinde görevli bekçileri toplayarak onları uyarmaları, nasıl davranmalar gerektiği, nerede hata yaptıkları konusunda bilgilendirmeleri gerekirdi. Çalışkan daha önce yapılmayanların şu anda yapıldığını belirtti.

"Keyfi ateş etme kabul edilemez"

 Bekçilerin silah kullanma yetkisi olmasına karşın bunun belli şartlara bağlı olduğunu ifade eden Çalışkan, son yaşanan olaya atıfla "Karşı tarafta silah, bıçak gibi bir şey vardı da onu durdurmak için mi havaya ateş etti yoksa keyfi mi bunun araştırılması lazım. Keyfi ateş etme kabul edilemez. Hangi şartlarda ateş edileceği bellidir. Onun eğitimlerde de bekçilere net açıklanması lazım" değerlendirmesi yaptı. 

"Bekçi oldun çık sokağa olmaz"

Çalışkan, eğitimlerin artırılması gerektiğini tekrarlayarak, "Hemen 'bekçi oldun, çık sokağa her şeyi yap' olmaz. Bu tür olaylar olunca eğitim programları yaparak hatalar noktasında uyarılması lazım. Soruşturma açıldığında da konu detaylı araştırılıp hata varsa caydırıcı cezalar da olabilir" diyerek sözlerini tamamladı.

ayhan.jpg
Ayhan Akcan / Fotoğraf: ayhanakcan.com

 

"Gece çalışanlarda uykusuzluktan kaynaklı öfke sorunu olabiliyor"

Bekçiler, gece görev yapıyorlar. Bu da akıllara şu soruyu getiriyor.

Sürekli gece çalışan insanlarda öfke sorunu olabilir mi?

Bu sorunun cevabını Umut Vakfı bünyesinde bireysel silahlanmaya karşı mücadele de eden Psikiyatr Doktor Ayhan Akcan verdi. 

Akcan, uykusuzluğun insanları şu noktalarda etkilediğini söyledi:

Öfke eşiği düşer, tepkisel bir kişi olur

Hafıza problemlerini, unutkanlığı artırabilir.

Zaman zaman uykuya aşırı derece meyilli olur.

Uykusuzluk sorunlarının uzun vadede ruhsal ve fiziksel hastalıkları da tetikleyerek ömrü kısalttığını belirten Akcan, "Gece uykusu farklıdır. Çünkü beyni dinlendirir. Bir de gece çalışanların birçoğu genellikle gündüz ikinci bir işle de meşgul olabiliyor. Bu durum daha da yorucu ve yıpratıcı bir etki yapabilir" diye konuşarak sözlerini noktaladı. 

 

© The Independentturkish

DAHA FAZLA HABER OKU