Afrika edebiyatının James Joyce'su: Dambudzo Marechera

Ahmet Sait Akçay Independent Türkçe için yazdı

Dambudzo Marechera / Fotoğraf: The Conversation

Afrika modernist edebiyatının belki de en ayrıksı yazarı, postkolonyal edebiyatın en önemli romancılarından ve de şairlerinden birisi Dambudzo Marechera'dır. 

Otuz beş yaşında yaşamını yitiren Marechera, kısa süren yaşamında Afrika modernist edebiyatının başyapıtları denecek eserler vermiştir.

Black Sunlight [Kara Gün] ve Black Insider [İçerideki Siyah] romanlarıyla gerek biçim gerekse tematik olarak zaman zaman sert, anarşist tavrı gün yüzüne çıkar. 

Wole Soyinka, Marechera'nın "derin, hatta aşırı derecede bilinçli, içgüdüsel olarak göçebe, mizaç olarak bohem bir yazar" olduğunu söyler. 

Afrika'nın James Joyce'u olarak bilinen Marechera, modernist biçimcilik bağlamında bilinç akışını bir tarz olarak kullanır. Bilinç akışı bir dilsel oyun döngüsüdür Marechera için.
 


1952'de Rodezya'da doğan Marechera, 1972'de İngiliz edebiyatı için Rodezya Üniversitesi'ne girmeden önce misyoner okuluna yazılır.

Ancak Ian Smith'in liderliğindeki sömürge yönetimine karşı öğrenci gösterilerine katıldığı için üniversiteden atılır.

1976'da Marechera, Oxford'daki New College'da eğitimine devam etmesi için burs kazanır.

Çalışmalarını tamamlayamasa da, 1982'de bağımsızlığını kazandıktan sonra Zimbabwe'ye dönene kadar yazı, öykü, şiir ve roman yazmaya başlar, kısa sürede kurmacada yetkinliğini ispat eder.


Marechera, tıpkı Christopher Okigbo gibi Afrikalı yazar olarak anılmayı reddeder:

Sanırım, Afrika edebiyatının ben ortaya çıkıncaya kadar henüz tanışmadığı kişinin tıpkısının aynısıyım. Ve bu anlamda, bana Afrikalı yazar diyen herkesi sorgularım. Ya yazarsın ya da değilsin. Belirli bir ulus veya belirli bir ırk için yazarsanız, defolup gidin. Başka bir deyişle, herkesin doğrudan uluslararası deneyimi, yazmam için ilham kaynağıdır.


İngilizceyi bir mücadele formu olarak gören Marechera, dilde gerek gramer gerekse sentaks biçimlerinde bilinçli müdahale ederek imgeyi tersyüz etmeyi hedefler.  

Black Insider'daki şu metin, Marechera'nın ustalığını ve mesajını vermek için yeterlidir:

Dil su gibidir. İçebilirsin. İçinde yüzebilirsin. İçinde şnorkel de giyebilirsin. Denize akabilirsin içinden. Buharlaşabilir ve görünmez olabilirsin. Bazıları nehirlerden, kuyulardan alırlar. Diğerleri bira, şarap ve Bloody Marys dışında bir şey içmezler ancak bu da bir çeşit su alma biçimidir.

Suyu alma biçimin senin hakkında çok şey söylemesi gerekir. Tarihin, kültürün, yetişme biçimin vs. hakkında. Su olmakla düşünce ve bilharzia gibi hastalıkları yayabilirsin. Düşünce bilharzia'dan çok daha korkunçtur.

 


Gerilla özgürlük savaşında fakültenin içinde sıkışıp kalan anlatıcı, içerdeki ve dışardaki ayrımların fluluğunu kendi felsefi argümanlarıyla sağlar.

Ablukanın kendi zihninde de yer ettiğini keşfeden anlatıcı, sömürgeciler kadar ulusalcıları da eleştirir. Elitist olmakla suçlanan Marechera, şüphesiz anlatım biçimiyle öncü bir yazar olarak hep var olacaktır. 

Tek yönlü, sabit fikirli bir zihnin tıkanması gibi, ulus kurma çabalarının tek bir kanaldan yürümesi zavallıcadır. İktidar olmak için iktidarda olmak yeterli değildir, dini düşüncelerle meşgul olanların zihinlerindeki bir şeydir bu.

Kıtlık döneminde tarumar edilmiş bir bahçeyiz, Cassius gibi sadece aç ve dayanıklı otlar yetişir… Düşünceleriyle ihtiyaçlarının bir olmadığı zaman gelecektir ve o zaman onların alevlenmiş zihinlerinden uzak durun diyeceğim. 


Marechera, eserlerinde gergin bir zihnin nihilist ve hatta anarşist duruşunu, dilin kendi karmaşık dokusunu, formatını kullanarak biçimciliğiyle sömürgeci baskıcı sistemin odak noktasından çığlıklarını dillendirir.

İronik olarak, modernist çalışmalarda Marechera'nın şiirine akademik ilgi eksikliği, romanlarına olan ilginin artmasıyla birlikte devam etti. Şiirleri, modernist Afrika şiirinin bir parçası olarak bile görülmedi. 

Şiirleri modernizmden bağımsız değerlendirilip tipik özgürlükçü olarak görülüyor. 

1970-79 yılları arasında Zimbabve'deki kurtuluş mücadelesi Christopher Magadza, Freedom Nyamubaya ve Thomas Bvuma gibi özgürlükçü şairleri ortaya çıkarmıştır.

Her ne kadar Marechera'yı, eleştirmenler direniş ve özgürlük şiiriyle ilişkilendirmeye çalışsa da şiirinde bu hareketin herhangi bir etkisini göremezsiniz. Bu da şairi anlama çabasının yetersizliğini gösterir.

Marechera'nın şiiri, keskin bir farkındalığı yansıtan deneyimler yoluyla sömürge vahşetinin imgelerine yaslanır.

"Fragmanlar" şiirinde şiir kişisi, siyahlığı ölümle ilişkilendirdiğinde, modern sömürge döneminde siyahlar için bir yer ya da ses olmadığının çok iyi farkındadır.

En büyük karanlık öldü
gece şimdi ağaçların altında yürüyor
şimdi bile sokaklarda yürürken 
bir ölüm şarkısına bezenmiş heybetli adımlarla

ve öldüler
onların gölge-benlikleri, 
antik kayaların o müstahkem tepesine bakıyor
adamlıklarına sağır
çocukluklarına sağır


Çünkü siyah olmak toplumsal olarak ölü doğmak demektir. Marechera'nın şiir külliyatı, Cemetery of Mind [Aklın Mezarlığı] adıyla 1992 yılında yayımlanır. 
 


Marechera'nın "Özgürlük" başlıklı şiiri, ironik bir şekilde, sömürge gücünün acımasız yanını ve ona karşı direnişi tasvir ediyor.

Marechera için, hareketler ideolojik olduğu sürece özgürleşme alanı olamaz. Aşağıdaki dizeler, sömürge gücü ile direniş hareketi arasındaki çatışmayı gösteriyor:

iki adam
hapsolmuş hararetli mücadelesine
şiddetin

iki adam şimdi katiller 
ayrıştırırken farklılıklarını
ideolojilerinin, ancak herkes kendi başına
avına abanmış


İdeolojiler, sömürgeci iktidarın egemen olduğu modern söylemsel bir sistemle düzenlendiği için, farklı kaynaklardan gelse bile, özgürlük mücadelesi ister istemez "çaresiz bir ölüm dansına" karışır.

Şiirde tasvir edilen günlük hayatın acımasız resmidir.


Marechera'nın uzun şiiri "Throne of Bayonets" [Süngülerin Tahtı] geçmişin ve anlamın tükenme hissini yakalar.

Yaygın bir yokluk ve yalnızlık duygusu ile birlikte parçalanma ve çaresizlik sahnesini göstermektedir. "Süngülerin Tahtı" sert bir soruyla başlıyor: 

Nerede oturmalı / Ve kapıyı çarpmalı / Yarının korkusuna karşı mı?


Şiir, gelecek korkusuyla kişinin hayal gücünü kışkırtır. Umutsuz ve çaresiz. Şöyle ki:

Vahşi kara yağmur
Yumrukluyor beyinyolunu
Salıveriyor umutsuzluk alanlarını 
Bir zamanlar gün gibi berrak belleğimin içinden.


Dambudzo Marechera, bugün bir şair olarak pek hatırlanmıyor ve şiirlerinin de takdir edildiğini söyleyemem, ancak şiirde oldukça tartışmalı benzersiz bir modernist bir üslubun de sahibidir.

Marechera'nın ve özellikle öncülü olarak gördüğüm Christopher Okigbo'nun tarzlarının hem Avrupa hem de Afrika modernist geleneğiyle doğrudan bağlantısı vardır.

Her iki şair de farklı biçimlerde zekice bir lirik benzerlik vardır.

Marechera, modernist Afrika şiirinin unutulmaya yüz tutmuş en önemli şairlerindendir. 

 

 

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Independent Türkçe’nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

© The Independentturkish

DAHA FAZLA HABER OKU