Mahluf’un sonu da Rıfat Esed’in sonu gibi mi olacak?

Rıfat Esed ve Savunma Birlikleri tecrübesi ile Rami Mahluf ve ekonomi-yatırım imparatorluğu tecrübesi arasında bir benzerlik var

Hafız Esed, 1970 yılında iktidara geldiğinde, aralarında kardeşi Rıfat Esad gibi önemli bir ismin de yer aldığı çeşitli askeri ve güvenlik uzmanları olan genç subayları yanına alarak etrafında bir set oluşturdu.

Esed’in subayları, birkaç yıl içerisinde gerek içeriden gerekse de dışarıdan gelecek tehlikelere karşı onun rejimini koruyacak bir güç haline geldiler.

Bu, önemli gelişmelere tanık olunan Esed döneminin 1970-1980 yılları arasını kapsayan ilk 10 yıllık süreçte açık bir şekilde göründü.

Bu gelişmeler arasından ön plana çıkanları arasında şunları yer alıyor:

- Rejimin 1973 yılında hedefleri ve sonuçları hesaplanmış bir şekilde İsrail ile savaşa girmesi ki, hedefler arasında en önemli olanlarından biri ‘ulusal meşruiyet’in elde edilmesiydi.

- Rejimin 1976'da Lübnan'a askeri müdahalede bulunarak bölgede genişlemeye başlaması ki, bu askeri müdahalenin ardından rejim birçok önemli dosyada rol oynadı ve bölgede bir ağırlık merkezi oldu.

- Rejimin Müslüman Kardeşler’in silahlı kanadının ve diğer bazı örgütlerin hareketlerinden yararlanarak Suriyelilere savaş açması.

Bu şekilde Suriye devletinin kurumlarında çalışanlara saldırılar ve suikastlar düzenlendi.

Esed rejimi, toplum ve devlet üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmak amacıyla çıkarlarına ve stratejisine hizmet için daha iyisini yapamazdı.

Böylece Suriye artık ‘Esed’in Suriye’si’ oldu. 16 Haziran 1979'da Halep Topçu Okulu'na yönelik meşhur katliam gerçekleştirildi.

Toplumda ve bilim çevresinde ön plana çıkan ve Dr. Muhammed el-Fadıl’ın da aralarında bulunduğu kimseler suikasta uğradılar.

Hafız Esed’in subayları, 10 yılın ardından 1980’lerin başında rejimin güvenlik ve askeri yapısının temel direkleri haline geldiler.

Bu subaylar arasından şu isimler ön plana çıktı: Muhammad Nasif, Ali Douba, Muhammed el-Huli, Şefik Feyyaz, İbrahim es-Safi, Ali Haydar, Suriye Devlet Başkanı’nın kardeşi ve Savunma Birlikleri (Saraya Difa) Komutanı Rıfat Esed. Bu birlikler, silahları, eğitimleri ve görevleriyle diğerlerinden ayrılan ordu içerisindeki seçkin bir birimdi.

Doğal olarak mezhepçi bir yapı arz eden grup, Haziran 1980’de Tedmür Hapishanesi katliamında ve radikal İslami gruplarla olan mücadelede önemli bir rol oynadı.

Hafız Esed 1983'te hastalandığında, kardeşi Rıfat’ın konumu ve elinde bulundurduğu imkanlar itibarıyla iktidar için hak iddia edeceğini hissetti.

Rıfat birliklerini devletin ana eklemlerinde konuşlandırmıştı ve neredeyse hepsini ele geçirecekti.

Eğer Esed’in subaylarının oluşturduğu sağlam blok olmamış olsaydı ve Esed de kalan tüm enerjisi ve dehasıyla çatışan subaylar arasında bir uzlaşı sağlamasaydı devlet bir katliamın eşiğine sürüklenebilirdi.

Hafız Esed, kardeşini iktidarın bünyesinden çıkardı ve onu sürgüne göndererek sanki hiç yokmuş, hiç var olmamış gibi yaptı.

Hafız Esed, rejiminin en önemli direği olan erkek kardeşinden kurtulsaydı Rıfat Esed’in komutasındaki Savunma Birlikleri ile uğraşmak zorunda kalacaktı.

Bundan dolayı birkaç adımdan oluşan bir çözüme başvurdu. Öncelikle birliklerin kamplarını ve müfrezelerin bulunduğu yerleri muhasara altına aldı. Üst düzey subayları ve kilit aktörleri tutukladı.

Bazı unsurları terhis etti ve diğer bazılarını ise ordu içerisinde istihdam etti.

Sonrasında birliklerden geri kalanları dağıttı ve subayların önemli bir kısmını Cumhuriyet Muhafızlarına dahil etti.

Hafız Esed’in iki oğlu Basil Esed ve Beşşar Esed de Cumhuriyet Muhafızlarına katıldılar.

Rıfat Esed ve Savunma Birlikleri tecrübesi ile Rami Mahluf ve ekonomi-yatırım imparatorluğu tecrübesi arasında bir benzerlik var.

Her ikisi de Esed ailesinin merkezinden geliyor. Rami'nin babası Muhammed Mahluf, devlet bürokrasisinde küçük bir çalışandan ibaret iken ekonomik kurumların yönetimini teslim aldı.

Bu durum ailenin servetini yönetmek için görevlendirilmeden önce yatırım yapmasını ve paraları kontrolü altına almasını kolaylaştırdı.

Rami Mahluf ise şirketi Syriatel aracılığıyla her yönde ve düzeyde genişlemeden önce bir dizi faaliyette bulundu.

Sonrasında öyle bir dereceye geldi ki Suriye’nin herhangi yerinde bir yatırımdan bahsedildiğinde mutlaka bu işte onun da parmağı vardı. Rami Mahluf’un mali ve yatırım planındaki tecrübesi sona yaklaşıyor: Mahluf’un sonu da Rıfat’ın sonu gibi mi olacak?

 

 

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Independent Türkçe’nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

Independent Türkçe için çeviren: Adem İpekyüz

Şarku'l Avsat

© The Independentturkish

DAHA FAZLA HABER OKU