Fenomen tavsiyesiyle başlayan cilt bakımı dermatoloji kliniğinde bitebiliyor

Bir serum, bir asit, bir peeling... Sosyal medyada "Bende işe yaradı" denilerek önerilen ürünler bazen cilt bakımından çok cilt sorununa yol açıyor. Prof. Dr. Nilsel İlter, bu nedenle "neredeyse her gün birkaç hastanın" kendilerine başvurduğunu söylüyor

Sosyal medyada yaygınlaşan çok aşamalı cilt bakım rutinleri, yanlış ürün kullanımıyla cilt sorunlarına yol açabiliyor / Fotoğraf: Unsplash

Bir serum, ardından tonik, peeling, retinol, C vitamini, AHA veya BHA...

Sosyal medyada birkaç dakikalık videolara sığdırılan cilt bakım rutinleri bazen 8-10 farklı üründen oluşuyor.

Ürünü öneren kişinin pürüzsüz görünen cildi ve "Bende çok işe yaradı" demesi de binlerce kişinin aynı ürünü denemesi için yeterli olabiliyor.

Ancak bir kişinin cildine iyi gelen ürün, başka birinin cildinde aynı sonucu vermeyebilir. Hatta cilt bakımı amacıyla başlayan rutin, dermatoloji kliniğinde tedavi edilmesi gereken bir sorunla sonuçlanabilir.

Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Deri ve Zührevi Hastalıkları Anabilim Dalı'ndan Prof. Dr. Nilsel İlter, Independent Türkçe'ye yaptığı açıklamada bunun artık nadiren karşılaştıkları bir durum olmadığını belirtti.

İlter, klinikte karşılaştıkları tabloyu şöyle anlattı:

Hem de o kadar çok oluyor ki, son zamanlarda neredeyse her gün bu nedenle cilt sorunları yaşayan birkaç hasta başvuruyor.


Hastaların sivilce, kızarıklık, kaşıntı ve egzama gibi sorunlarla gelebildiğini aktaran İlter, kullanılan kozmetiklerin bazı kişilerde sivilceleri tetiklediğine, bazılarında ise cildi tahriş ettiğine dikkat çekti.

Yanlış ürünlerin mevcut cilt hastalıklarını da kötüleştirebildiğini belirten İlter, özellikle sedef, egzama ve yüzde kızarıklıkla kendini gösteren gül hastalığı (rozasea) gibi sorunlarda artış görebildiklerini ifade etti.

Konunun dermatologların da gündeminde olduğunu aktaran İlter, "Bu konuyu diğer dermatolog arkadaşlarımızla da sık sık konuşuyoruz, ne yapabiliriz diye" ifadelerini kullandı.
 

Prof. Dr. Nilsel İlter, sosyal medyada bilinçsizce önerilen cilt bakım ürünlerinin tahriş ve çeşitli cilt sorunlarına yol açabileceği uyarısında bulunuyor
Prof. Dr. Nilsel İlter, sosyal medyada bilinçsizce önerilen cilt bakım ürünlerinin tahriş ve çeşitli cilt sorunlarına yol açabileceği uyarısında bulunuyor

 

İyi bir ürün bile cildinize iyi gelmeyebilir

İşin şaşırtıcı tarafı, sorun yaratan kozmetiğin mutlaka kötü veya kalitesiz olması gerekmiyor.

Bir ürün gerçekten iyi olabilir. Ancak bu, herkesin kullanabileceği anlamına gelmiyor.

İlter bu noktada önemli bir ayrıma dikkat çekti:

Sosyal medya fenomenleri tarafından bilinçsizce önerilen ürünlerin bir kısmında aktif içerikler bulunabiliyor, hatta ürün iyi bir ürün olabiliyor ancak her cilt tipine uygun olmayabiliyor.


Bir başka sorun da tek tek kullanılan ürünlerden çok, bunların nasıl bir araya getirildiği.

İlter, birlikte kullanılmaması gereken bazı ürünlerin sosyal medyada aynı bakım rutini içinde önerilebildiğini belirtti.

Üstelik cildin ihtiyacı yalnızca "yağlı" veya "kuru" olmasına göre değişmiyor. Yaş, cilt yapısı ve cilt rengi de hangi ürünün uygun olacağını etkileyebiliyor.

"Her yaştaki, tipteki ve renkteki cildin gereksinimi farklıdır" diyen İlter, son yıllarda Türkiye'de de oldukça popüler hâle gelen Kore cilt bakım ürünlerine de değindi.

İlter'e göre başka bir ülkede popüler olan bir bakım yaklaşımının Türkiye'deki herkes için uygun olacağını varsaymak doğru değil. İlter, Korelilerin cilt yapısıyla Türkiye'deki kişilerin cilt yapısının aynı olmadığını ve bazı ürünlerin herkese uygun olmayabileceğini ifade etti.

Kısacası bir ürünün sosyal medyada çok popüler olması, sizin cildiniz için de doğru olduğu anlamına gelmiyor.
 

Cilt bakımında kullanılan aktif içeriklerin bilinçsizce bir araya getirilmesi, tahriş riskini artırabiliyor / Fotoğraf: Unsplash
Cilt bakımında kullanılan aktif içeriklerin bilinçsizce bir araya getirilmesi, tahriş riskini artırabiliyor / Fotoğraf: Unsplash

 

Retinol, AHA, BHA... Hepsini üst üste sürersek ne olur?

Retinol, C vitamini, niasinamid, AHA ve BHA...

Birkaç yıl önce çoğu kişinin adını bile bilmediği bu içerikler artık sosyal medyadaki cilt bakım videolarının başrolünde.

Ancak İlter'e göre mesele bu içeriklerin "iyi" ya da "kötü" olması değil. Doğru kişide ve doğru şekilde kullanıldıklarında oldukça iyi sonuçlar verebiliyorlar.

Sorun, herkesin her ürünü kullanabileceğini düşünmekle başlıyor.

Özellikle birden fazla aktif içeriğin aynı anda kullanılmasına dikkat çeken İlter, şu uyarıda bulundu:

Bu değerli aktif içerikleri her cilt tek başına bile tolere edemeyebilir. Bir de bir arada kullanıldıklarında verecekleri zararı düşünün.


İlter, bu ürünlerin uygun kombinasyonlarda çok iyi sonuçlar verebildiğini ancak bilinçsiz kullanıldıklarında kişinin hem cildine zarar verebildiğini hem de yüksek ücretlerle aldığı ürünleri çöpe atmak zorunda kalabildiğini belirtti.

Bu uyarının bilimsel bir karşılığı da var.

Cilt bakımında kullanılan AHA'larla ilgili insan çalışmalarını değerlendiren ABD Gıda ve İlaç Dairesi (FDA), bu ürünlerin belirli kullanım koşullarında cildi güneşin ultraviyole ışınlarına karşı daha hassas hâle getirebildiğini bildiriyor.

FDA'nın aktardığı çalışmalardan birinde 4 haftalık AHA kullanımının ardından cildin UV ışınlarının yol açtığı kızarıklığa karşı hassasiyeti yüzde 18 arttı. UV'nin neden olduğu hücresel hasara karşı hassasiyet ise ortalama 2 katına çıktı. Ürün bırakıldıktan 1 hafta sonra bu farkın ortadan kalktığı görüldü.

Bu sonuçlar "asitli ürünler zararlıdır, kullanmayın" anlamına gelmiyor. Tam tersine İlter'in dikkat çektiği noktayı destekliyor: Bir ürünün işe yarıyor olması, gelişigüzel kullanılabileceği anlamına gelmiyor.


Peki herkesin bahsettiği "cilt bariyeri" ne?

"Cilt bariyerim bozuldu",

"Bariyerimi onarıyorum",

"Bu ürün bariyeri güçlendiriyor..."

Son yıllarda sosyal medyada "cilt bariyeri" ifadesini duymayan neredeyse kalmadı.

Peki nedir bu bariyer?

En basit anlatımla, cildin bizi dış dünyaya karşı koruyan kalkanı.

İlter, aslında bu kalkanın göründüğünden çok daha karmaşık olduğunu anlattı. Cilt bariyerinin fiziksel ve kimyasal yapılarla, ciltte yaşayan mikroorganizmaların birlikte çalıştığı bir savunma sistemi olduğunu belirtti.

Cilt bariyerinin tüm vücudu dış etkenlerden koruyan, fiziksel, kimyasal ve mikrobiyolojik olarak birlikte çalışan son derece karmaşık bir yapı olduğunu anlatan İlter, "Ama çok da kolay bozulur" dedi.


Peki bozulduğunda ne oluyor?

Cilt bariyeri bozulduğunda görülebilecek sorunların hafif bir kızarıklık ve yanmadan tüm vücuda yayılan döküntü, şişme ve kaşıntıya kadar değişebildiğini anlatan İlter, bazı durumlarda hayatı tehdit edebilecek ciddi reaksiyonların da gelişebileceğine dikkat çekti.

Sosyal medyada cilt sağlığı konusunda kimin tavsiye verdiğine özellikle dikkat çeken İlter'in fenomenlere yönelik mesajı ise oldukça net:

"Cilt ile ilgili önerileri aklı başında olan hiçbir kişi sosyal medya fenomenlerinden almamalıdır" diyen İlter, sosyal medyadan bilgi edinilecekse dermatoloji uzmanlarının hazırladığı içeriklerin tercih edilmesi gerektiğini belirtti.

En doğru yolun gerektiğinde bir dermatoloji uzmanına yüz yüze başvurmak olduğunu ifade eden İlter, dermatoloji dışındaki sağlık alanlarında çalışan uzmanların da cilt sağlığıyla ilgili konuları dermatologlara bırakması gerektiğini vurguladı.


Cildimizin gerçekten 10 ürüne ihtiyacı var mı?

Sosyal medyada bir sabah rutini bile temizleyiciyle başlayıp tonik, esans, birkaç serum, asit, nemlendirici ve güneş kremiyle devam edebiliyor.

Peki sağlıklı bir cildin gerçekten bütün bunlara ihtiyacı var mı?

İlter'e göre cevap hayır.

Sağlıklı bir cildin temel ihtiyaçlarını sıralayan İlter, bunların uygun bir temizleme, uygun bir nemlendirme ve uygun bir güneş koruması olduğunu belirtti.

Yaş ilerledikçe kırışıklık veya leke gibi ihtiyaçlara yönelik aktif içeriklerin eklenebileceğini söyleyen İlter, bunların da kişinin cildine göre seçilmesi gerektiğine dikkat çekti.

İlter, sosyal medyada giderek uzayan bakım rutinleri konusunda ise "8-10 aşamalı bir cilt bakım rutini hem cilde hem de cüzdana zarar verecektir" dedi.
 

Uzmanlar, çocukların yetişkinlere yönelik çok aşamalı cilt bakım rutinlerine ihtiyaç duymadığına dikkat çekiyor / Fotoğraf: Unsplash
Uzmanlar, çocukların yetişkinlere yönelik çok aşamalı cilt bakım rutinlerine ihtiyaç duymadığına dikkat çekiyor / Fotoğraf: Unsplash

 

"9-10 yaşındaki çocukların bile makyaj çantaları var"

Cilt bakım furyasının belki de en dikkat çekici tarafı, yaşın giderek düşmesi.

İlter'in özellikle üzerinde durduğu gruplardan biri çocuklar.

"Çocuklar bu konuda en büyük zararı görenler maalesef ki" diyen İlter, çocukların cildinin daha hassas olduğunu ve koruyucu bariyerinin henüz tam gelişmediğini anlattı.

Sağlıklı çocukların karmaşık bakım rutinlerine ihtiyacı olmadığını belirten İlter, temizlik için su ve yumuşak bir sabunun, güneşe çıkıldığında ise uygun bir UV koruyucu kremin yeterli olduğunu; bunun dışında herhangi bir bakım ürününe ihtiyaç duymadıklarını söyledi.

Ancak klinikte karşılaştıkları manzara çok farklı.

İlter bu durumu çarpıcı bir örnekle anlattı:

Maalesef bize gelen hastalarda 9-10 yaşındaki çocukların bile makyaj çantaları olduğunu ve onlarca ürün kullandıklarını görüyoruz.


Bazı kozmetiklerin renkli ve çocukların ilgisini çekecek ambalajlarla pazarlandığına da dikkat çeken İlter, çocukların bu ürünlere yönelmesinde bunun da etkili olabileceğini ifade etti.

Üstelik sosyal medyadaki tabloyu inceleyen bilim insanları da benzer bir durumla karşılaştı.

2025'te Pediatrics dergisinde yayımlanan bir araştırmada bilim insanları ilginç bir yöntem izledi. TikTok'ta kendilerini 13 yaşında gösteren iki hesap açarak algoritmanın karşılarına çıkardığı 100 cilt bakım videosunu incelediler.

Videolardaki içerik üreticilerinin yaşları 7'ye kadar iniyordu.

Bir bakım rutininde ortalama 6 ürün kullanılıyordu. En çok izlenen videolardaki rutinlerde ortalama 11, bazılarında ise 21'e kadar cildi tahriş etme potansiyeli taşıyan aktif içerik tespit edildi.

Araştırmanın belki de en çarpıcı sonuçlarından biri ise şuydu: Bütün o serumların, toniklerin ve aktif içeriklerin arasında gündüz bakım rutinlerinin yalnızca yüzde 26,2'sinde güneş koruyucu bulunuyordu.

Araştırmacılar bu rutinlerin çocuklara çok az veya hiç fayda sağlamazken tahriş, alerjik reaksiyon ve güneşe karşı hassasiyet riski yaratabileceği uyarısında bulundu.

Yani çocukların sosyal medyada öğrendiği "cilt bakımı", bazı durumlarda cildin gerçekten ihtiyaç duyduğu korumadan çok, daha fazla ürün kullanmak anlamına gelebiliyor.


Ergenlikte işler biraz değişiyor

Çocuklarla ergenleri aynı kefeye koymamak gerekiyor.

Çünkü ergenlikle birlikte cilt de değişiyor. Yağ ve ter bezleri daha aktif hâle geliyor ve birçok gencin yakından tanıdığı bir sorun ortaya çıkabiliyor: akne.

İlter, bu nedenle ergenlik döneminde doğru cilt bakımının gereksiz olmadığını, tam tersine önemli olduğunu vurguladı.

"Ergenlikte doğru cilt bakım rutini oluşturmak hem bazı sağlıklı alışkanlıkların kazanılması, değişen cilt yapısına uyum sağlanması hem de aknenin iyileştirilmesi açısından son derece önemli" diyen İlter, güneşten koruyucu ürünlerin ise her yaşta önemli olduğunu ifade etti.

Buradaki fark şu: Ergenlikte cilt bakımı gerekebilir ama bu, sosyal medyada görülen onlarca ürünü denemek anlamına gelmiyor.
 

"Doğal" diye yüzünüze limon sürmeyin

Sosyal medyanın cilt bakımındaki bir diğer gözdesi ise mutfak.

Limon, sirke, karbonat, Hindistan cevizi yağı ve çeşitli bitkiler, "doğal olduğu için zararsız" düşüncesiyle doğrudan yüze sürülebiliyor.

Ancak İlter, "doğal olan zararsızdır" düşüncesine özellikle dikkat çekti ve şu bilgileri verdi:

Bütün dermatoloji uzmanları en çok alerji yapan ürünlerin ‘doğal’ olanlar olduğunu bilir. Bir ürün ne kadar ham ve doğal ise alerjen olma ihtimali o kadar yüksektir.


Cilt için üretilen kozmetiklerde de doğadan elde edilen maddelerin bulunabildiğini anlatan İlter, bunların cilde uygun hâle getirilmek amacıyla çeşitli işlemlerden geçirildiğini belirtti.

Limon, karbonat, sirke ve Hindistan cevizi yağını doğrudan yüze sürme konusunda ise İlter'in tavsiyesi oldukça basit:

Limon, karbonat, sirke, Hindistan cevizi yağı ve çeşitli bitkiler yemeklerle yenildiğinde gayet lezzetli ve sağlıklıdır... Bunları yüzümüze sürmeyelim.


Bu uygulamaların cilt bariyerini bozabileceğine dikkat çeken İlter, "doğal" etiketinin bir ürünü otomatik olarak güvenli hâle getirmediğini vurguladı.

Sosyal medyada bir videonun milyonlarca kez izlenmesi, oradaki tavsiyeyi bilimsel olarak doğru hâle getirmiyor.

Bir ürünün pahalı olması "iyi", doğal olması "güvenli", bir fenomenin yüzünde işe yaraması ise sizin cildiniz için uygun olduğu anlamına gelmiyor.

Bazen cildin ihtiyacı sosyal medyada gösterilen 10 aşamalı bir rutin değil, tam tersine daha az ürün ve doğru ürün olabilir.

İlter'in "neredeyse her gün birkaç hasta" gördüklerini söylemesi de bunun yalnızca sosyal medyada kalan bir trend olmadığını gösteriyor.

Çünkü birkaç dakikalık bir cilt bakım videosuyla başlayan hikâye, bazen dermatoloji kliniğinde bitebiliyor.

 

 

*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

© The Independentturkish

DAHA FAZLA HABER OKU