Fransa'da çocukların isyanı polis barikatına çarptı

Nalan Yazgan Independent Türkçe için yazdı

Fransa'da lise öğrencileri, eğitim koşullarının iyileştirilmesi ve öğretmen açığının giderilmesi talebiyle düzenlenen protestolarda polisle karşı karşıya geldi / Fotoğraf: AFP

Fransa yine sokakta. Ancak bu kez meydanlarda emekliler, çiftçiler ya da Sarı Yelekliler yok. Fransa’nın karşı karşıya olduğu en sarsıcı görüntü, devletin karşısında 14-15 yaşındaki çocukların duruyor olması. Belki de bu nedenle yaşananlar, Fransa’nın son yıllardaki toplumsal protestolarından çok daha kritik bir siyasi anlam taşıyor. Çünkü mesele artık yalnızca eğitim değil, devletin kendi çocuklarıyla kurduğu ilişkiye dönüşmüş durumda.

Her şey 21 Eylül’de Paris’in banliyösü Créteil’de Saint-Exupéry Lisesi’nde okulun öğretmen ve personel eksikliği, kalabalık sınıflar, bakımsız binalar ve yetersiz öğrenci desteği nedeniyle sokağa çıkmasıyla başladı.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

Özellikle son sınıf öğrencileri için tablo daha da ağırdı. Baccalauréat (Bac) sınavına hazırlanmaları gereken bir yılda 3 temel derste öğretmenleri yoktu. Fransa’daki Baccalauréat sınavı, lise eğitiminin sonunda yapılan ve öğrencinin lise eğitimini başarıyla tamamladığını gösteren ulusal bir sınavdır. Bac, Fransa’da üniversiteye başvurmanın temel koşullarından biridir. Üniversiteye girişte belirleyici olan Parcoursup sistemi nedeniyle akademik performansları doğrudan geleceklerini etkiliyordu.

Sorun yalnızca öğretmen sayısı da değildi. Okul binalarında farelerin görülmesi, bir ofisin tavanının çökmesi, bazı tuvaletlerde kapı, tuvalet kâğıdı ve sabun bulunmaması; psikolojik danışman ve rehberlik personelinin olmaması, gençlerin gözünde çok daha büyük bir gerçeğin sembolüne dönüştü.


Asıl kırılma polis müdahalesiyle yaşandı

Öğrenciler okulların girişlerini bloke etmeye başlayınca devletin ilk refleksi onları dinlemek değil, okulları polis gücüyle yeniden açmak oldu. Göz yaşartıcı gaz, cop ve ses bombaları kullanıldı. Ardından sosyal medyada yayılan görüntüler, protestonun bütün karakterini değiştirdi.

Çünkü kameraların karşısında artık klasik bir sokak çatışması yoktu. Polisin karşısında çocuklar vardı. 14 yaşındaki bir öğrencinin çenesinin parçalanması, 16 yaşındaki bir öğrencinin bir gözünü kaybetmesi ve en çarpıcı olarak Lens kentinde 15 yaşındaki bir öğrencinin elinin kopması, Fransa’da polisin güç kullanımı tartışmasını bambaşka bir noktaya taşıdı. 7 Ekim’de İçişleri Bakanlığı, öğrenci gösterilerinde kullanılan ses bombalarının kullanımını geçici olarak durdurdu ve polis müdahaleleri hakkında soruşturmalar açıldı.


Sarı Yelekliler

Fransa, Sarı Yelekliler protestolarında da son derece ağır polis müdahaleleri, ciddi yaralanmalar ve tartışmalı güvenlik yöntemleri gördü. Ancak bugünkü krizi farklı ve daha çarpıcı kılan şey, güvenlik güçlerinin karşısındaki kitlenin yaş ortalaması. Fransa’da 14-15 yaşındaki çocukların gaz altında kaldığı, gözaltına alındığı ve ağır biçimde yaralandığı görüntüler dolaşıyor. Bu, devlet açısından yalnızca bir güvenlik problemi değildir, bu bir kuşağın hafızasına devletin nasıl kazındığı meselesidir.

Üstelik çocukların sokağa çıkmasının nedeni başlangıçta son derece somut ve savunulabilir taleplerdi: Daha fazla öğretmen, daha iyi okul binaları, daha az kalabalık sınıflar, rehberlik ve psikolojik destek, daha düzenli ders programları ve üniversiteye giriş sistemindeki eşitsizliklerin giderilmesi.

Liseli öğrencilerin isyanına üniversite öğrencileri de katıldı. Özel okul öğrencileri, öğretmenler ve sendikalar destek verdi. Anne babalar önce çekingen davrandı; fakat polis müdahaleleri arttıkça onlar da çocuklarının yanında sokağa çıktı. Böylece Créteil’deki bir okul protestosu, Fransa’nın çok daha büyük bir sosyal çatlağına dönüştü.


Sınıfta yaşanan kriz, istatistiklere de yansıyor

OECD’nin eylül ayında açıkladığı PISA 2025 sonuçları da bu öfkenin toplumsal zeminini güçlendiriyor. Fransa’da 15 yaş grubunun matematik ve okuma performansı önceki ölçümlere göre geriledi; ülkenin sonuçları PISA tarihindeki en düşük seviyeler arasında. Üstelik sosyal köken ile eğitim başarısı arasındaki uçurum derin. Sokaktaki çocukların öfkesi boşlukta oluşmuyor.

Tam da bu nedenle hükümetin bütçe kısıtlamaları gerekçesiyle verdiği cevap gençler açısından ikna edici görünmüyor. Paris yönetimi eğitim için önemli miktarda kaynak ayırdığını söylese de sahadaki gerçeklik farklı; öğretmen açığı, personel eksikliği, uzun ders saatleri ve fiziksel altyapı sorunları devam ediyor.

Şimdi protestoların önünde çok daha büyük bir siyasi dosya var, o da bütçe. Fransa, ağır kamu borcu ve bütçe açığıyla mücadele ederken eğitim, sağlık ve sosyal harcamalar üzerinde baskı oluşuyor. Hükümet parlamentoda bütçeyi geçirmek için zorlanıyor. Muhalefet ve sendikalar ise öğrenci hareketini bu bütçe mücadelesinin merkezine taşıyor.


Çocukların protestosu artık yetişkinlerin siyasi kavgasının da ortasında

Sol partiler ve sendikalar hükümete karşı yeni bir toplumsal cephe kurmaya çalışıyor. İktidar ise protestoların radikal siyasi gruplar tarafından kullanılmasından söz ediyor. Sağ ise kamu düzenini ve vandalizmi öne çıkarıyor.

Elbette protestoların tamamının masum olduğunu söylemek mümkün değil. Okullara zarar veren, araçları ve kamu mallarını yakan, polise saldıran gruplar var. Protestoların içine dışarıdan şiddet yanlısı grupların karıştığı da açık. Fakat burada temel ayrımı kaybetmemek gerekiyor.

Bir protestonun içinde şiddet olaylarının yaşanması, protestonun başlangıçtaki toplumsal nedenlerini ortadan kaldırmaz. Fransa’nın asıl problemi de tam burada. Devlet, vandalizmle mücadele edebilir. Kamu düzenini sağlayabilir. Polise saldıranları gözaltına alabilir ama bütün bunları yaparken karşısındaki kitlenin önemli bölümünün reşit bile olmadığını unutmaması gerekir.

15 yaşındaki bir çocuğu devletin güvenlik tehdidi olarak kodlaması ile onu geleceğin yurttaşı olarak görmesi arasında çok büyük bir fark vardır. Bugün Fransa’nın karşı karşıya olduğu asıl siyasi risk, birkaç yüz okulun bloke edilmesi değil, bir kuşağın devlete olan güvenini kaybetmesi.


Eğitim krizi sandıklardan önce sokağa taştı

Bunun etkisi 2027 seçimlerinden çok daha uzun sürebilir. Bugün protesto eden 14 yaşındaki çocuk yarın seçmen olacak. Bugün okulunun çatısının aktığını, öğretmeninin olmadığını, üniversiteye girmek için sistemle mücadele ettiğini ve bütün bunları dile getirdiğinde karşısında polisi gördüğünü hatırlayacak.

Sokaktaki yetişkinler yeniden evlerine dönebilir. Sarı Yelekliler dağılabilir. Sendikalar grevi bitirebilir. Siyasi partiler seçim kampanyasını tamamlayabilir ama devletin karşısında gaz altında kalan, gözaltına alınan, yaralanan bir çocuğun hafızası kolay kolay dağılmaz.

Fransa bugün bir eğitim krizini bastırmaya çalışıyor olabilir. Fakat karşısında büyüyen şey, bir kuşağın siyasi bilinci. Hiçbir polis barikatı, bir kuşağın geleceğe dair öfkesini sonsuza kadar durduramaz.

Sandıklar kurulmadan önce bir kuşak zaten oyunu sokağa çıkarak kullanmaya başladı.

 

 

*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

© The Independentturkish

DAHA FAZLA HABER OKU