Üretiminden büyük bir rafineri: Burkina Faso altınla neyi hedefliyor?

Göktuğ Çalışkan Independent Türkçe için yazdı

Burkina Faso Devlet Başkanı İbrahim Traoré, ülkenin başlıca maden kaynağı olan altın için kurulan ilk rafineriyi 28 Eylül 2026 Pazartesi günü Vagadugu'da açtı / Fotoğraf: Burkina Faso Cumhurbaşkanlığı/Facebook

28 Eylül Pazartesi sabahı, Vagadugu'nun Ouaga 2000 semtinde, 5 hektarlık bir arazide Burkina Faso lideri İbrahim Traoré, RAFFINOR-BF adlı altın rafinerisinin açılışını yaptı. Tesiste bir döküm atölyesi, bir analiz laboratuvarı, güvenlikli kasa daireleri ve küçük bir kuyumculuk ünitesi var. Maliyeti 11 milyar CFA frangını aşıyor ve büyük bölümü devlet bütçesinden karşılanıyor. Ülkenin başlıca ihraç ürünü olan altın bugüne kadar yurt dışında arıtılıyordu.

Traoré törende ülkesinin artık hammaddesini çıkarıp dışarı gönderen bir yer olmak istemediğini söyledi. Maden Bakanı Yacouba Zabré Gouba daha da net konuştu: Burkina altını, halkı yoksulluk içindeyken başkalarına katma değer üretmeyecek.

Şimdi rakamları yan yana koyalım. Rafinerinin ilk aşama kapasitesi yılda 164 ton, uzun vadeli hedefi 515 ton. Burkina Faso ise 2025'te 94 ton altın üretti.

Yani Vagadugu, ülkenin bir yılda topraktan çıkardığı altından daha büyük bir tesis kurdu. Bu fark bir planlama hatası gibi okunabilir. Bence Burkina'nın niyetini en açık anlatan rakam da bu.

Bir ülke neden kendi üretiminden büyük bir rafineri kurar? Cevap Vagadugu'dan çok, son üç yılda altının izlediği yolda saklı.


Yarım tondan 42 tona

Rafineriyi anlamak için 3 yıl geriye gitmek gerekiyor. 2022'de Burkina Faso resmî kayıtlara 57,67 ton sanayi altını ve yarım tona bile ulaşmayan bir zanaatkâr altın üretimi geçirmişti. Uzman kurumların tahminine göre her yıl yaklaşık 30 ton zanaatkâr altını kayıt dışı yollarla ülkeden çıkıyordu.

Ekim 2023'te kurulan Ulusal Değerli Maddeler Şirketi SONASP bu akışın önüne geçmek için tasarlandı. Bobo-Dioulasso, Gaoua ve Banfora'da alım gişeleri açıldı. Yeni maden kanunu da zanaatkâr madenciliğini Burkina vatandaşlarına ayırdı.

Sonuç kâğıt üzerinde bile şaşırtıcı. Devletin topladığı zanaatkâr altını 2024'te 8,1 tondu, 2025'te 42 tona çıktı. SONASP 2026'nın ilk 6 ayında 29 ton topladı ve yıllık 45 tonluk hedefin yüzde 64'üne ulaştı.

Bu rakamların bir de güvenlik tarafı var. Uluslararası Kriz Grubu daha 2019 yılında Sahel'deki zanaatkâr altın sahalarının silahlı gruplar için gelir ve eleman kaynağına dönüşebileceği uyarısını yapmıştı. Resmî gişeye giden her gram, kayıt dışı ekonomiden ve o ekonomiden beslenenlerden eksilen bir gram.

Aynı dönemde sanayi üretimi ise yerinde saydı. Güvensizlik yüzünden kapanan madenler ve Endeavour ile Fortuna gibi şirketlerin varlık satışları ülkeyi 3 yıl üst üste düşüşe sürüklemişti. Zanaatkâr altını bu kaybı telafi etti ve 2026'nın ilk yarısında resmî kanallardan geçen altın 55 tona ulaştı.

Topraklarının geniş bölümünde cihatçı örgütlerle savaşan bir yönetimin, sınırın ötesine sessizce akan altını kayıt altına alabilmesi hafife alınacak bir iş olamaz. Rafineri bu zincirin bir sonraki halkası. SONASP'ın genel merkezinin de aynı binada olması tesadüf gibi durmuyor.


Fırın büyük, un yetecek mi?

Şöyle düşünün: Mahallenin bütün ununu toplasanız bile neredeyse yarısı boş kalacak bir fırın kurdunuz. Ya daha fazla un bulacaksınız ya da başkalarının ununu pişirmeye başlayacaksınız.

Burkina'nın önünde de benzer seçenekler var. Ülkenin bütün üretimi rafineriye girse bile yılda yaklaşık 70 ton kapasite atıl kalıyor. Üstelik sanayi madenlerinin bir kısmı altınını yıllardır yurt dışındaki alıcılara ve sözleşmeli rafinerilere gönderiyor.

Yetkililerin önündeki görev, bu şirketleri üretimlerinin bir bölümünü yerli rafineriye ayırmaya ikna edecek ticari koşulları yaratmak. Zorlamayla alınan altın kısa vadede depoyu doldurur, yatırımcıyı ise kapıdan uzaklaştırabilir.

Fiyat cephesi de sakin sayılmaz. Altının onsu 29 Ocak'ta 5.597 dolarla rekor kırmıştı. 28 Eylül'de ise 4.150 dolar civarına, ağustos başından bu yana en düşük seviyesine indi. Madenciden altını alıp sonra satan bir devlet şirketi, alım ile satış arasındaki her düşüşün bedelini kendi kasasından öder. Bugünkü fiyatla bile 164 tonluk kapasite, yılda 20 milyar doları aşkın bir metal akışını işleyebilecek büyüklükte.

Büyük kapasitenin bir mantığı da var. Ulusal üretim bir yılda 30 tonu aşkın artarak SONASP'ın 2026 hedefi olan 45 tonu aştı. Traoré yönetimi tesisi yarının üretimine göre boyutlandırmış görünüyor. Uzun vadeli 515 tonluk hedef ise ulusal bir tesisten çok Sahel'in arıtma merkezi olma iddiasını anlatıyor.

Resmî rakamlara göre tesis, 100 doğrudan ve 5 bin dolaylı istihdam yaratacak. Ne var ki rafinerinin ekonomiye katkısı istihdamdan çok bilgiden gelecek. Hangi sahadan kaç gram altın çıktığını, kimin sattığını ve nereye gittiğini ilk kez bir Burkina kurumu kendi laboratuvarında ölçecek.

Zanaatkâr cephesinde de SONASP'ın karşısındaki rakip kaçakçılar. Onların en büyük avantajı hız: nakit para, pazarlıksız ve anında. SONASP'ın gişeleri madenciye aynı hızı ve daha iyi fiyatı sunabildiği ölçüde altın resmî kanala akacak.


Aynı altına 2 rafineri

Hikâyenin en ilginç kısmı sınırın öbür yakasında başlıyor. Mali, Haziran 2025'te Bamako yakınlarındaki Senou'da kendi ulusal rafinerisinin temelini attı. Tesis Rus Yadran Group ile ortak kuruluyor, hisselerin yüzde 62'si Mali devletinde ve kapasitesi yılda 200 ton. Bu rakam Mali'nin yıllık üretiminin yaklaşık 4 katı.

Yadran'ın başkanı İrek Salikhov temel atma töreninde beklentisini saklamamıştı. Senou, Mali'nin ve Burkina Faso gibi komşularının altınını işleyen bölgesel bir merkez olacaktı.

Burada başka bir ayrıntı daha var. RAFFINOR-BF, Kasım 2023'te Malili Marena Gold şirketiyle birlikte başlatılmıştı. SONASP daha sonra Malili ortağın hisselerini satın aldı ve bugün tesisin tamamına sahip. Ortaklıktan rekabete geçişin küçük ama anlamlı bir izi bu.

Sahel Devletleri İttifakı'nın 2 kurucu ortağı güvenlikte ve diplomaside aynı safta duruyor. Altında ise birbirine rakip 2 tesis kurdular ve ikisi de komşunun cevherine göz dikti. 2 tesisin toplam kapasitesi 360 tonu aşarken 2 ülkenin üretimi bunun yarısına bile ulaşmıyor.

Bu rekabet kendi başına kötü bir haber sayılmaz. Hatta doğru yönetildiği takdirde bir iş bölümüne dönüşebilir. Biri zanaatkâr altınında, öbürü sanayi altınında uzmanlaşabilir ya da 2 ülke ortak bir sertifikasyon hattı kurabilir. Yönetilmezse 2 başkent, aynı sınır bölgelerindeki aynı madencilerin altını için fiyat savaşına girer ve kazanan yine kaçakçı olur.

Zamanlama da Vagadugu'dan yana. Senou'nun 2027 civarında faaliyete geçmesi bekleniyor. Burkina'nın tedarikçileri kendine bağlamak için 1-2 yıllık bir avantajı var.

İttifak bugüne kadar ortak güç ve ortak diplomasi üretti. Ortak bir altın politikası, konfederasyonun ekonomide de iş görüp göremeyeceğinin ilk somut sınavı olabilir.


Saflık laboratuvarda, güven Londra'da ölçülüyor

Burkina yönetimi tesisin yüzde 99,99 saflıkta külçe üretebileceğini söylüyor. Teknik olarak bu mümkün. Gelgelelim altın piyasasında saflık hikâyenin yarısı.

Uluslararası piyasada bir külçenin sorgusuz alınıp satılabilmesi için onu döken rafinerinin Londra Külçe Piyasası Birliği'nin (LBMA) “Good Delivery” listesinde olması gerekiyor. Afrika'da bu listede bugün tek bir rafineri var: Güney Afrika'daki Rand Refinery. Kıtanın en büyük üreticisi Gana bile 2030'a kadar en az 1 rafinerisini bu listeye sokmayı hedefliyor.

Gana'nın yolu Burkina için öğretici. Akra, Rand Refinery ile teknik ortaklık kurdu. Yerli tesisler altını işliyor, son döküm ve damga ise akredite rafineride yapılıyor.

Listede olmayan bir rafinerinin altını da satılabiliyor, ancak alıcılar ek inceleme istiyor ve bazen 2. bir işlem gerekiyor. Mali'nin geçiş dönemi cumhurbaşkanı Assimi Goïta'nın ifadesiyle ülkenin altını 1980'den bu yana arıtılmak üzere Birleşik Arap Emirlikleri'ne, Güney Afrika'ya ve İsviçre'ye gidiyor. Sertifika meselesi çözülene kadar Vagadugu'da dökülen külçenin bir kısmı da benzer rotaları izleyebilir.

Burkina'nın elinde başka bir kart da var. SONASP yetkilileri kurumun ülkeye bir altın rezervi kazandırdığını vurguluyor. Merkez bankası rezervine girecek altın için Londra'nın onayı gerekmiyor. Rafineri ilk yıllarında ihracattan çok egemenlik rezervine hizmet edebilir.

Sertifika yarışında Burkina'nın komşusuna karşı sessiz bir avantajı da olabilir. LBMA, 2022'de listedeki Rus rafinerilerini askıya almıştı. Rus ortaklı Senou'nun Londra kapısında daha fazla soruyla karşılaşması muhtemel. Tamamı ulusal sermayeli bir tesis ise bu yükü taşımıyor.

Akreditasyon için teknik ortak arayışı da gündeme gelebilir ve burada Türkiye'nin adı da anılabilir. İstanbul Altın Rafinerisi uzun süredir LBMA listesinde yer alıyor. Ankara'nın Sahel'deki ilişkileri de son yıllarda güvenlikten ekonomiye doğru genişliyor.

Güveni inşa etmenin bir aracı Burkina'nın elinde zaten var. Ülke Maden Sanayii Şeffaflık Girişimi (EITI) kapsamında rapor yayımlıyor. SONASP'ın rafinerinin tamamına sahip olduğu bilgisi de 2024 raporunda yer aldı. Tesise giren ve çıkan altının bu raporlarda düzenli olarak yayımlanması, Londra'daki listeden önce piyasanın gözünde bir sicil oluşturur.

Vagadugu'daki kuyumculuk ünitesinde bugün küçük takılar dökülüyor. Rafinerinin başarısını açılış töreni belirlemeyecek. İlk yılın sonunda tesise kaç ton altın girdiği ve bu rakamın ne kadar şeffaf açıklandığı belirleyecek.

Altın piyasasında saflık laboratuvarda birkaç saatte ölçülür. Güven ise yıllar içinde birikir ve Burkina'nın gerçek sınavı o yıllarda verilecek.

 

 

*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

© The Independentturkish

DAHA FAZLA HABER OKU