Fidan Şam'da konuştu: Burada yaşanan istikrarsızlıkta İsrail'in parmağının olduğunu biliyoruz

Fidan, "SDG'nin kendisini feshetmesi ve Suriye devlet kurumlarına entegrasyonu yönünde yapmış olduğu deklarasyonu kıymetli buluyoruz” dedi

Fotoğraf: AA

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, “SDG'nin kendisini feshetmesi ve Suriye devlet kurumlarına entegrasyonu yönünde yapmış olduğu deklarasyonu kıymetli buluyoruz” dedi. Fidan, ülkedeki tüm silahlı unsurların merkezi devlet yapısı altında birleşmesinin Suriye'nin egemenliği, toprak bütünlüğü ve toplumsal birliği açısından zaruri olduğunu belirtti.

Fidan, iki günlük resmi ziyarette bulunacağı Suriye'de Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani ile ortak basın toplantısı düzenledi. Toplantıda konuşan Fidan, "yeni özgür Suriye'nin Aralık 2024'ten itibaren sadece Türkiye ile değil, dünyayla ilişkilerinde bir yeni başlangıç yapmak zorunda kaldığını" ifade etti.

Eski Suriye'nin dünyadan izole edilmiş, kendi halkını baskı altına alan, adeta kanını sömüren bir rejim olduğunu söyleyen Fidan, şunları söyledi:

Eski Suriye'nin gitmesi, yeni Suriye'nin gelmesi herkesin gördüğü gibi bölgeye istikrar getiren, ülkeye barış getiren, ekonomik kalkınma getiren, terörle mücadeleyi daha da ilerleten bir husus olmuştur. Bu noktada Suriye devleti, hükümeti, uluslararası toplumla, bölge ülkeleriyle, Türkiye ile her türlü alanda işbirliğini geliştirme konusunda çok büyük gayret göstermekte. Biz de bunu yakından tanıyoruz. Bu konuların ilerletilmesi için çok ciddi sistemik bir çalışma yapmamız gerekiyor.

Sadece ikili ilişkilerimizi değil, ticari, lojistik, kültürel, siyasi ve ekonomik birçok konuyu ele almamız gerekiyor. Bunların hepsinin tek tek envanterini çıkarıp üzerinden geçerek ne oluyor, nasıl gidiyoruz, bunlara bakmamız gerekiyor. Bu konuda güzel adımlar atılıyor. Suriye'nin her geçen gün ekonomik olarak daha fazla kalkındığını, savaştan kaynaklanan yaralarını daha fazla sarmaya başladığını görüyoruz.

Cumhurbaşkanımız yakın gelecekte Suriye'ye bir ziyareti planlanıyor. Kendileri, bu ziyareti çok uzun zamandır arzu ediyorlar. Şartları oluşturmaya çalışıyoruz. Ben de bu ziyaretimde, kendisinin ziyareti öncesinde Yüksek Planlama Grubu'nun yapabileceği çalışmaları gözden geçirdim. Bu açıdan da ziyaretimiz önem taşıyor.

"Kürt vatandaşlarımızın kendilerini daha fazla güvende hissetmeleri amaçlanıyor"

Suriye'de olumlu gelişmeler devam ediyor, bunlardan biri de içerideki bütünleşmeyle alakalı. Son günlerde entegrasyon sürecinde güzel haberler aldık. SDG'nin kendisini feshetmesi ve Suriye devlet kurumlarına entegrasyonu yönünde yapmış olduğu deklarasyonu kıymetli buluyoruz. Bu önemli bir adım, önemli bir girişim, ve Suriye hükümetinin yürüttüğü yapıcı çalışmalara verilmiş önemli ve yapıcı bir cevap. Bunun, vakit geçirilmeden pratiğe evrilmesini ve sonuçlanmasını bekliyoruz.  Deklarasyon aşaması önemli ancak bunun hayata geçmesi de gerekiyor.

Ülkedeki bütün silahlı unsurların merkezi devlet yapısı altında bütünleşmesi, Suriye'nin egemenliğinin, toprak bütünlüğünün ve toplumsal birliğinin güçlendirilmesi bakımından zaruridir. Sadece SDG'nin değil, iç savaş döneminden kalma ne kadar silahlı grup varsa bunların hepsi teker teker milli ordu altında birleştiriliyor. Bu, ülkenin istikrarı için önemli, ülkeye yatırım getirilmesi için önemli, ülkenin milli bünyesinin güçlü olması için önemli ve ülkedeki bütün vatandaşların kendilerini güvende hissetmeleri için önemli. Bu konudaki adımların hepsini tabii ki destekliyoruz. Entegrasyon sürecinin de en iyi şekilde sonuçlanmasını bekliyoruz.

Burada Suriyelilerin eşit vatandaşlık temelinde, hiçbir inancın veya etnik kimliğin inkar ve takibata uğramadan, baskı altında kalmadan özgürce kendilerini ifade etmeleri ve yaşamaları önemlidir. Entegrasyon sürecinde Kürt vatandaşlarımızın eskisinden daha fazla kendilerini güvende, daha fazla özgür ve daha fazla müreffeh hissetmeleri amaçlanmaktadır. Bu açıdan Türkiye'nin perspektifi de budur. Cumhurbaşkanımız, özellikle Suriye'deki ve Irak'taki Kürt kardeşlerimizin refahı, istikrarı ve emniyeti konusunda büyük bir hassasiyet göstermektedir. Biz de bu konudaki bütün çalışmalarımızı buna göre yürütmekteyiz. Suriye'de ekonomi başta olmak üzere diğer alanlarda da çok önemli gelişmeler kaydediliyor.

Diğer taraftan Amerika, Suriye'yi terörizme sponsor olan ülkeler listesinden çıkardı. Bununla beraber Suriye'nin dünya ekonomisiyle yeniden bütünleşmesinin önündeki başlıca engellerden biri daha ortadan kalkmış oldu. Özellikle yatırımcıları çok yakından ilgilendiren bir haber. Bankacılık açısından da finans açısından da önemli bir haber. Kendilerini tebrik ediyoruz.

Geçtiğimiz günlerde Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'nın gündeminde bulunan Suriye'nin nükleer dosyası da kapatılmış durumda. Arkadaşlarımız gerçekten bu konuda çok profesyonel, uyumlu ve iyi bir çalışma gösteriyorlar. Türkiye olarak da bu konuda her türlü yapıcı katkıyı vermeye gayret ediyoruz.

"Orta vadede ikili ticaret hacmimizi 10 milyar dolara çıkarmayı hedefliyoruz"

Ticaret Bakanımız Sayın Ömer Bolat geçtiğimiz günlerde beraberinde geniş bir iş insanı heyetiyle Şam'a kapsamlı bir ziyaret gerçekleştirdi. Önümüzdeki dönemde karşılıklı yatırımları artırmayı ve orta vadede ikili ticaret hacmimizi 10 milyar dolara çıkarmayı hedefliyoruz. Özellikle enerji alanında önemli bir işbirliği potansiyeli olduğunu da değerlendirmekteyiz. Bağlantısallık alanında da çalışmalarımızı hızlandırıyoruz. Özellikle Hürmüz Boğazı'nda son yaşanan olaylardan sonra dünya ve bölge ekonomisinin nasıl krize girdiğini de gördük.

Bağlantısallık giderek önem kazanmakta. Suriye'nin bu konuda hayati bir rol oynayacağını düşünüyoruz. Ürdün ve Suudi Arabistan üzerinden Körfez'e, Irak üzerinden Doğu'ya, Türkiye üzerinden ise Avrupa'ya bağlanan bir Suriye var. Bunun haritada değil, aynı zamanda pratikte de inşa edilecek demir yolları, karayolları ve boru hatlarıyla hayata geçmesini arzu ediyoruz. Şu anda bir demir yolu projesi var. Türkiye, Suriye ve Arabistan'ın üzerinde çalıştığı bu güzergah, Suriye'yi hem Körfez'e hem Avrupa'ya bağlayan önemli bir proje. Bu konuda da yoğun bir çalışmamız var.

"İsrail'in izlediği politikalar, olumlu gidişatın önündeki en ciddi engel"

Bütün bu olumlu tablo içerisinde bir tane olumsuz tablo var. Bölgeye ve dünyaya bu kadar umut veren bir Suriye varken, birdenbire Suriye'nin istikrarsızlaştırılması için gayret gösteren bir aktör var. O aktörün adını da biliyorsunuz: İsrail. İsrail'in izlediği politikalar, olumlu gidişatın önündeki en ciddi engeli teşkil etmekte. Ebu Zuhur Askeri Hava Üssü'ne yönelik gerçekleştirilen saldırı bunun en son örneklerinden biridir.

Suriye'nin kendi topraklarında güvenliği sağlaması, terörizmle mücadele etmesi ve ulusal kapasitesini geliştirmesi Suriye'nin egemenlik hakkıdır. İsrail'in saldırıları, uluslararası toplumun terörizme karşı yürüttüğü ortak mücadeleye de zarar vermekte. İsrail, Suriye'nin askeri kapasitesini sistematik şekilde hedef alarak DAEŞ gibi terör örgütlerine dolaylı biçimde destek vermektedir. Suriye'nin güneyindeki gelişmeleri de bu çerçevede yakından takip etmekteyiz. Burada yaşanan istikrarsızlıkta İsrail'in parmağının olduğunu biliyoruz. Zaten kendileri de bunu açıkça söylüyorlar.

"Dürziler, Suriye toplumunun asli unsurlarından biridir"

Dürziler, Suriye toplumunun asli unsurlarından biridir ve geleceklerini Suriye'nin birlik ve bütünlüğü içerisinde görmektedir. Geçen yıl açıklanan Süveyda Yol Haritası, güvenlik tesisi, kamu hizmetlerinin yeniden sağlanması ve toplumsal uzlaşı bakımından gerekli zemini sunmaktadır. Bu noktada ihtiyaç duyulan adım, üzerinde mutabık kalınmış bu çerçevenin hayata geçirilmesidir.

Diğer yandan İsrail'le güneyde varılacak kalıcı çözümün zemini de bellidir. 1974 kuvvetlerin ayrıştırılması anlaşması temelinde bir güvenlik düzenlenmesi, bu bakımdan tek gerçekçi çerçeveyi oluşturmaktadır. Uluslararası toplumdan bu konuda daha kararlı ve sonuç alıcı bir tutum bekliyoruz. Bugünkü görüşmemizde, İsrail'in uluslararası hukuka aykırı şekilde Suriye'nin egemenliğine kastedilen adımları karşısında değerli kardeşim Şeybani ile Birleşmiş Milletler başta olmak üzere uluslararası kuruluşların nasıl daha etkin biçimde harekete geçirilebileceğini de etraflıca ele alma imkanı oldu.

Biz, Suriye'nin egemenliğini ve toprak bütünlüğünü tam olarak sağlamış, bütün toplumsal kesimlerin kendisini eşit biçimde ait hissettiği, komşuları için istikrar ve refah üreten bir ülke olmasını temenni ediyoruz ve bütün adımlarında bu yolda atılmasına müşahade ediyoruz. Son dönemde elde edilen kazanımlar bölgesel sahiplenme anlayışıyla hareket edildiğinde bunların mümkün olduğunu göstermektedir.

Türkiye olarak hem ulusal kapasitemizle hem de uluslararası toplumun geniş bir kesimiyle iş birliği halinde elimizden gelen çabayı ortaya koymaya devam edeceğiz. Suriyeli kardeşlerimizle her alanda yakın işbirliğimizi sürdüreceğiz. Bu vesileyle tekrardan gösterilen misafirperverlik ve ilgi için değerli kardeşime, ev sahiplerimize, kıymetli heyetine tekrar teşekkür ediyorum.

Şeybani: Dış politikada Sezar kanunu dönemini kapattık

Şeybani de toplantıda şöyle konuştu:

Halep ve Gaziantep arasında bir kardeşlik köprüsü kuruldu. Bab el-Hava Sınır Kapısı ile sınır kapıları arasında da işbirliği gerçekleştirildi. Enerji ve elektrik alanlarında destekler sağlandı. Sayın Cumhurbaşkanlarının katılımlarıyla bu destekler hayata geçirildi. Türkiye, altyapı ve hizmet sektörlerinde Suriye'de birçok çalışma gerçekleştirdi. 70 bin Suriyeli Türkiye'den kendi topraklarına geri döndü. 20 ay boyunca çok ciddi çabalar gerçekleştiriyoruz. Suriye'nin birleşmesi ve tek vatan olarak yoluna devam etmesi için adımlar atıyoruz. Tek bir milli ordu kurulması ve silahlı unsurların tamamının devletin gücü ve kontrolü altında olması konusunda da adımlarımızı atmış bulunuyoruz.

Dış politikada ise Sezar Kanunu dönemini kapattık. Suriye'nin terör sponsoru ülkeler listesinden kaldırılmasıyla da ciddi bir başarı elde ettik. Bu başarıların sonucu olarak 1 milyon 600 bin Suriyelinin yeniden Suriye'ye dönmesi ve ülke içinde yerinden edilmiş 200 bin kişinin kendi şehirlerine ve evlerine dönmesi de mümkün oldu. Bunlar dost ülkelerin desteğiyle gerçekleşti ve bu ülkelerin başında Ankara geliyor.

Bu sağlam zemin üzerinde inşa ettiğimiz işbirliğimiz kapsamında Ortak Yüksek Koordinasyon Konseyi'nin çalışmalarını aktive etmek üzere bir adım atmış bulunuyoruz. Diplomasi, güvenlik ve siyaset, enerji, eğitim, kültür ve daha pek çok alanda bir zemin oluşturması açısından bu konsey önemli bir görev üstlenecek. Daimi bir konsey olarak bu süreci sürekli takip edecek. İhtisas kuruluşları ve komisyonları da bu konseyin çatısı altında olacaktır. Konsey kapsamında özellikle enerji konusunda kapsamlı bir strateji oluşturulacak. Bu stratejide gaz, elektrik ve enerji ağlarının bağlantıları yer alacak. Geçen yıl 4 milyar doları aşan ticari mübadelenin 10 milyar dolara ulaşmasını hedefliyoruz.

"Üretim konusunda ortaklıklar kuracağız"

Üretim konusunda ortaklıklar kuracağız. Özellikle sınır bölgelerinde ortak sanayi bölgelerinin kurulması konusunda çalışmalar yürüteceğiz. Geri dönüşlerle ilgili olarak da çalışma, barınma ve istihdam alanlarını kapsayan bütüncül bir proje ortaya koyacağız. Diplomatik anlamda da Ankara'daki büyükelçiliğimizi açmak, bu aşamada gerçekleştireceğimiz en önemli konulardan biri olacaktır. Bu stratejik işbirliğini bölgesel durumu da göz önünde bulundurarak yürütmemiz gerekiyor. Bildiğiniz gibi İsrail işgali zaman zaman güneyden ihlaller gerçekleştiriyor, oradaki köylere saldırıyor, insanların mülklerine zarar veriyor ve mülklere el koyuyor.

"Bugün yol haritamızı çizdik"

Doğrudan askeri müdahalelerle yıkıcı saldırılar gerçekleştiriliyor ve Suriye devleti hedef alınıyor. Bu da açık bir şekilde bölgemizin maalesef zayıflığının ve dağınıklığının bir neticesidir. İsrail'i 8 Aralık 2024 öncesindeki hatlara çekilmeye davet ediyoruz. Bu anlamda Türkiye Cumhuriyeti'nin tutumunu değerli görüyoruz. Türkiye, bu saldırıları açık bir şekilde kabul etmeyerek ve 1974 Kuvvetlerin Ayrıştırılması Anlaşması'nın uygulanması çağrısında bulunarak Suriye'ye destek olmuştur. Suriye, bugün bütün egemenliğiyle ulusal gidişatını ve yol haritasını ortaya koyuyor. Yatırımlarını ve kalkınmasını kendi değerleri ve çıkarları çerçevesinde gerçekleştiriyor.

Bugün yol haritamızı çizdik. Bu yol haritası, emanet ve mesuliyet içerisinde çalışan komisyonlar ve ortaklıklarla destekleniyor. Birçok ülkenin büyükelçilikleri kapılarını açıyor ve birçok aile kendi vatanına dönmeye başladı. İlişkilerimizi ve diplomatik bağlarımızı daha da genişleterek bunları daha kurumsal bir çerçevede gerçekleştiriyoruz.

Fidan: Pozitif gündemde o kadar çok talep var ki

Daha sonra iki bakan, gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Fidan, bir soru üzerine, iki ülke ilişkilerinde karşılıklı yatırım, ortaklık ve hareketlilik konusunda yoğun talep bulunduğunu belirterek, "Şu anda pozitif gündemde o kadar çok talep var ki, bunların hepsini karşılamaya yönelik bir sistem kurmaya çalışıyoruz" dedi.

Finans, vize, iş ruhsatı, lisans, izin ve ortaklıklar gibi alanlarda altyapı oluşturduklarını belirten Fidan, tekstil başta olmak üzere Türk sanayicilerin Suriye'ye yönelik ilgisinin arttığını söyledi.

Türkiye'de uzun yıllar yaşamış Suriyelilerin oluşturduğu iş, kültür ve sosyal ağların iki ülke ilişkileri açısından önemli fırsatlar sunduğunu belirten Fidan, Türkçenin Suriye'de seçmeli ders olarak okutulmasına ilişkin herhangi bir sorun bulunmadığını aktardı. Fidan, liderlerin talimatıyla ortak planlama ve koordinasyon kurulu oluşturulacağını belirterek, "İşi bürokrasiye bırakmayın, hızlı kararlar verin. Kaybedecek vaktimiz yok. Suriye zaten bölge çok fazla zaman kaybetti. Bunu telafi etmemiz lazım" dedi.

Şeybani: Siyasi iradeyi kanunlara ve somut uygulamalara dönüştürmeliyiz

Şeybani de Türkiye-Suriye ilişkilerinin siyasi ve diplomatik boyutunun ileri seviyede olduğuna işaret ederek, diğer alanlardaki ilişkilerin de bu seviyeye çıkarılmasını istediklerini söyledi. İki ülke arasındaki ortak sınır ve Suriyelilerin Türkiye'de geçirdiği yılların ilişkilerin kurumsallaşması için önemli bir zemin oluşturduğunu belirten Şeybani, siyasi iradenin kanunlara ve somut uygulamalara dönüştürülmesi gerektiğini ifade etti.

İsrail'in 18 Ağustos'ta Ebu Zuhur Askeri Hava Üssü'ne düzenlediği saldırıya ilişkin soruyu yanıtlayan Şeybani, İsrail'in Suriye'nin sivil ve askeri kurumlarını hedef aldığını anımsatarak, "Fakat bu bizi yolumuzdan geri çevirmedi" dedi. Suriye'nin güvenlik ve barış içerisinde yaşamak, savaşın tahribatını onarmak istediğini söyleyen Şeybani, İsrail'in ihlallerinin sürdüğünü kaydetti.

Fidan: İsrail, oluşmaya başlayan huzur ikliminde negatif bir rol oynuyor

Fidan ise İsrail'in bölgede oluşmaya başlayan huzur ikliminde "negatif bir rol" oynadığını belirterek, İsrail'in Filistin devletinin kurulmasını ve başta Suriye olmak üzere bölge ülkelerinin güçlü, müreffeh ve istikrarlı hale gelmesini önlemeye yönelik politika izlediğini ifade etti.

Fidan, bölgede herkesin kendi sınırları içinde kalması ve başkasının toprağına göz dikmemesi halinde bölgenin refah ve barış içinde yaşayabileceğini kaydederek, "Suriye'nin istikrarsızlaştırılması yönünde atılacak adımlar sadece Suriye'yi değil, bütün bölgeyi, hatta bölgenin ötesini etkileyecek adımlar" dedi. Fidan, uluslararası toplum ve bölge ülkelerinin İsrail'i bu politikadan vazgeçirmek için çaba göstermesi gerektiğini söyledi.

 

Independent Türkçe

DAHA FAZLA HABER OKU