Suriye ve İsrail, son saldırıların ardından yükselen gerilimi düşürmek ve güvenlik müzakerelerini yeniden başlatmak amacıyla ABD arabuluculuğunda Ürdün'de bir araya geldi.
Pazar günü düzenlenen görüşmenin ana başlıklarından biri, Türkiye ve İsrail arasındaki gerilimin Suriye topraklarına taşınmasının engellenmesiydi.
Suriye devlet haber ajansı SANA'ya konuşan diplomatik kaynak, Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani başkanlığındaki heyette genel ve askeri istihbarat başkanlarının da bulunduğunu belirtti. İsrail basınındaysa karşı heyete Mossad Başkanı Roman Gofman'ın liderlik ettiği bildirildi.
Şam'ın açıklamasına göre taraflar, İsrail saldırılarının ve Suriye'de gerçekleştirilen gözaltı operasyonlarının durdurulmasını sağlayacak somut mekanizmaları ele aldı. Güvenlik anlaşmasına yönelik görüşmelerin yeniden başlatılması da gündemdeydi.
Toplantıda Türkiye ve İsrail'in görüş ayrılıklarının azaltılması ve iki ülke arasındaki gerilimin Suriye sahasına yansımaması için atılabilecek adımlar da görüşüldü.
İsrail saldırısının merkezinde Türkiye vardı
Diplomasi trafiği, İsrail'in 18 Ağustos'ta Suriye'nin kuzeybatısındaki Ebu Zuhur Hava Üssü'nü vurmasının ardından hızlandı.
İdlib, Halep ve Hama vilayetlerinin kesiştiği bölgedeki üs, Türkiye sınırına yaklaşık 72 kilometre mesafede yer alıyor. Beşar Esad döneminde MiG-21 ve MiG-23 savaş uçaklarıyla L-39 jetlerinin faaliyet gösterdiği tesis, iç savaş nedeniyle 10 yılı aşkın süredir kullanılmıyordu.
fazla oku
Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)
İsrail'in pistleri ve hangarları en az 8 kez hedef aldığı saldırılarda can kaybı yaşanmadı. Ancak tesiste ciddi hasar oluştu.
İsrail, Suriye'nin Türk askerlerinin üsse konuşlandırılmasına izin vererek daha önce üzerinde uzlaşılan güvenlik statüsünü ihlal etmeye yöneldiğini savunuyor. İsrail Başbakanlık Ofisi'nin açıklamasında Suriye yönetiminin önceden uyarıldığı ancak bu ikazları görmezden geldiği öne sürüldü.
Jerusalem Post'a konuşan iki kaynak da saldırının üsse Türk radarı ve hava savunma sistemleri yerleştirilmesini engellemek amacıyla düzenlendiğini iddia etti. İsrail kaynaklı bu iddia bağımsız olarak doğrulanmadı.
Ebu Zuhur'daki Türk heyetine dair Ankara ve Şam'dan farklı açıklamalar
Ebu Zuhur'daki Türk varlığı konusunda Ankara ve Şam'dan birbiriyle uyuşmayan açıklamalar geldi.
Türkiye, üssü ziyaret eden bir askeri heyetin varlığını reddederken Şam da resmi açıklamasında Ebu Zuhur'un Türk üssüne dönüştürülmesinin sözkonusu olmadığını bildirmişti.
Milli Savunma Bakanlığı, saldırıdan önce veya saldırı sırasında üste Türk askeri heyeti bulunmadığını açıkladı.
Bakanlık Sözcüsü Tuğamiral Zeki Aktürk, İsrail saldırısının Suriye'nin istikrarına, güvenliğine, birliğine, toprak bütünlüğüne ve altyapısına zarar vermeyi amaçladığını vurguladı.
Ancak Associated Press'e konuşan iki Suriyeli yetkili, Türk heyetinin saldırıdan bir gün önce üssü ziyaret ederek tesiste yürütülen yenileme çalışmalarını incelediğini öne sürdü. Heyetin saldırıdan saatler önce bölgeden ayrıldığı belirtildi.
Suriye Dışişleri Bakanı Şeybani de Axios'a verdiği yanıtta Türk subayların üssü ziyaret ettiğini doğruladı. Bunun Ankara ve Şam arasındaki devam eden askeri işbirliğinin parçası olduğunu savunan Şeybani, tesiste kalıcı Türk askeri varlığı, üs veya askeri yığınak planlanmadığını söyledi.
Şeybani'ye göre Suriye, saldırıdan önce Ebu Zuhur üzerindeki egemenliğin Şam'da kalacağı ve tesise Türk birliklerinin konuşlandırılmayacağı konusunda İsrail'i bilgilendirmişti. Ancak İsrail bu güvenceye rağmen saldırıyı gerçekleştirdi.
Ankara: Netanyahu'nun tuzağına düşmeyeceğiz
Ankara, İsrail'in Ebu Zuhur saldırısını gerekçelendirmek için kullandığı iddiaları reddetti.
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, İsrail'in açıklamalarını "savunulamaz iddialar" diye niteledi. Netanyahu hükümetini İsrail'deki seçimler öncesinde bölgede yayılmacı ve istikrarsızlaştırıcı politikalar izlemekle suçladı.
Duran, Türkiye'nin İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun "tuzağına düşmeyeceğini" ve Suriye hükümetiyle meşru temelde işbirliğini sürdüreceğini belirtti.
Milli Savunma Bakanlığı da İsrail'e "pervasız saldırılarını" durdurma ve uluslararası hukuka uyma çağrısı yaptı.
Türkiye'nin misilleme yapmasını ABD mi engelledi?
Reuters'a göre Türkiye, İsrail saldırısını beklemiyordu.
ABD'nin Türkiye Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, Ankara'nın saldırıya askeri karşılık verebileceğini ancak gerilimin büyümesinin önlendiğini ileri sürdü.
Barrack ayrıca İsrail'in Washington'a saldırıdan önce haber vermediğini belirtti. ABD'yle yakın askeri ilişkileri göz önünde bulundurulduğunda bunu alışılmadık bir durum olarak niteleyen Barrack, saldırının İsrail yönetimindeki iletişim eksikliğinden veya sahada alınan tek taraflı bir karardan kaynaklanmış olabileceğini söyledi.
İsrail Savunma Bakanı Israel Katz ise Barrack'ın açıklamasına karşı çıkarak ilgili istihbaratın ABD'yle paylaşıldığını ve Suriye tarafına gerekli uyarıların iletildiğini savundu.
Barrack, İsrail'in saldırıyla Türkiye'yle karşı karşıya gelmeyi amaçlamış olabileceğini de öne sürdü. ABD temsilcisine göre ekim ayında düzenlenmesi planlanan İsrail seçimleri öncesindeki iç siyasi hesaplar da saldırı kararında rol oynamış olabilir.
Washington üçlü mekanizma hazırlığında
ABD, saldırının ardından İsrail, Türkiye ve Suriye arasında resmi bir iletişim kanalı kurmak için harekete geçti.
Üçlü çatışmasızlık mekanizmasının askeri faaliyetlerle ilgili bilgi paylaşımını artırması ve yanlış değerlendirme, kaza veya habersiz bir saldırı nedeniyle Türk ve İsrail güçlerinin doğrudan karşı karşıya gelmesini önlemesi planlanıyor.
Barrack, Suriye'nin istikrarlı ve sorumlu bir komşu gibi davrandığını belirterek Ebu Zuhur saldırısını "gerginliğin gereksizce tırmandırılması" diye niteledi.
ABD temsilcisi, Türkiye ve İsrail'in Washington'ın iki önemli müttefiki olduğuna dikkat çekti. Ancak Ankara'nın Suriye'deki yeni yönetimle askeri işbirliğini derinleştirmesi, İsrail'in Türkiye'nin kendi sınırlarına yaklaşacağı yönündeki kaygılarını artırıyor.
Şam'dan İsrail'e iki şart
Jerusalem Post'un İsrail televizyonu N12'ye dayandırdığı habere göre Suriye heyeti, Ürdün'deki görüşmede iki önemli itirazını gündeme getirdi.
Buna göre Şam, görüşmelerde, Suriye ordusunun güçlendirilmesini veya ülkenin başka devletlerle ittifak kurmasını yasaklayacak bir güvenlik anlaşmasına karşı çıktığını açıkça ortaya koydu.
Suriye tarafı ayrıca işgal altındaki Golan Tepeleri'nin nihai statüsünü mevcut görüşmelerden ayrı tutmak istedi. Şam'ın önceliğinin, İsrail güçlerinin Beşar Esad yönetiminin Aralık 2024'te devrilmesinin ardından ele geçirdiği Suriye topraklarından çekilmesi olduğu aktarıldı.
Golan Tepeleri'nin statüsü ise daha sonra ele alınabilecek. İsrail, 1967'de ele geçirdiği bölgeyi 1981'de tek taraflı olarak ilhak etmişti. Bu karar uluslararası toplum tarafından tanınmazken ABD Başkanı Donald Trump, 2019'da İsrail'in Golan üzerindeki egemenliğini tanımıştı.
Barrack kısa süre önce İsrail'in Golan'ı Birleşmiş Milletler kararlarına aykırı biçimde işgal ettiğini söylemiş ancak daha sonra ABD'nin 2019'da belirlenen politikasının değişmediğini açıklamıştı.
İsrail basını: Görüşme olumlu geçti
Ürdün'deki toplantı hakkında bilgi sahibi bir kaynak, Jerusalem Post'a görüşmenin "olumlu geçtiğini" anlattı. İsrail hükümetinden toplantının içeriğine ilişkin resmi bir açıklama gelmediği için bu değerlendirme bağımsız biçimde doğrulanmadı.
Şeybani daha önce tarafların olası güvenlik anlaşmasının birçok maddesi üzerinde kağıt üzerinde uzlaştığını, ancak İran-İsrail savaşının ardından görüşmelerin dondurulduğunu söylemişti.
Suriye Dışişleri Bakanı, İsrail'e güvenmediklerini belirtmekle birlikte diplomasi için hâlâ fırsat bulunduğunu ifade etmişti. Şam'ın mevcut önceliğinin kapsamlı bir anlaşmadan önce İsrail saldırılarını durdurmak olduğu bildiriliyor.
Ocak ayında düzenlenen önceki görüşmelerde taraflar arasında istihbarat paylaşım mekanizması kurulması kararlaştırılmıştı. Son toplantı, bu sürecin yeniden işletilmesi ve Türkiye-İsrail geriliminin doğrudan bir askeri çatışmaya dönüşmesinin önlenmesine yönelik yeni bir girişim niteliğinde.
Independent Türkçe, Reuters, Associated Press, Axios, Jerusalem Post, Anadolu Ajansı, South China Morning Post, Guardian
Derleyen: Meriç Şenyüz