36. NATO Devlet ve Hükûmet Başkanları Zirvesi, kamuoyunda büyük ölçüde liderlerin açıklamaları, ikili görüşmeler ve savunma harcamalarına ilişkin mesajlarla gündeme geldi.
Ancak zirve boyunca yayımlanan bildirgeler, kabul edilen yeni stratejiler ve Savunma Sanayii Forumu'nda açıklanan projeler, NATO'nun yalnızca mevcut güvenlik gündemine değil, önümüzdeki yıllardaki savunma anlayışına ilişkin de kapsamlı bir dönüşüm programı ortaya koydu.
2 gün boyunca açıklanan kararlar; savunma harcamalarının artırılmasından ortak üretim kapasitesinin genişletilmesine, yapay zekanın askerî sistemlere entegrasyonundan uzay tabanlı kabiliyetlerin geliştirilmesine, insansız sistemlerden dijital altyapının yenilenmesine kadar geniş bir alanı kapsadı.
Zirve boyunca yapılan açıklamalar, NATO'nun yeni dönemde yalnızca daha fazla savunma harcaması yapmayı değil, bu yatırımları destekleyecek üretim altyapısını, teknoloji ekosistemini ve sanayi iş birliklerini de güçlendirmeyi hedeflediğini gösterdi.
Zirvenin sonunda yayımlanan Ankara Zirvesi Bildirgesi ile müttefik ülkeler, Washington Antlaşması'nın 5'inci maddesine bağlılıklarını yineledi.
Bildirgede, Rusya'nın Avrupa-Atlantik güvenliğine yönelik uzun vadeli tehdit oluşturmaya devam ettiği belirtilirken, terörizmle mücadele kararlılığı da vurgulandı.
Müttefikler, geçen yıl Lahey'de alınan savunma yatırımı kararlarının uygulanacağını açıklarken, Avrupa ülkeleri ile Kanada'nın İttifak'ın savunmasında daha fazla sorumluluk üstleneceği yeni dönemin başladığını duyurdu.
Buna göre savunma üretim kapasitesi artırılacak, müttefikler arasındaki sanayi iş birliği güçlendirilecek ve yeni teknolojilere yönelik yatırımlar hızlandırılacak.
Bildirgede, NATO'nun caydırıcılık ve savunmasının yalnızca nükleer, konvansiyonel ve füze savunma sistemlerine dayanmayacağı belirtilirken; uzay, siber güvenlik, yapay zeka, gelişmiş istihbarat sistemleri ve insansız platformların da yeni dönemin temel unsurları arasında yer alacağı ifade edildi.
Bu kapsamda derin hassas taarruz sistemleri, entegre hava ve füze savunması, insansız sistemler, gelişmiş istihbarat kabiliyetleri ve güçlü yapay zeka modellerine yatırım yapılacağı açıklandı.
NATO'nun birlikte çalışabilir transatlantik savaş bulutu (warfighting cloud) geliştireceği de bildirgede yer aldı.
Bildirgede Ukrayna'ya desteğin süreceği de yinelendi. Müttefik ülkeler, 2026 yılı için 70 milyar avroluk askerî ekipman, yardım ve eğitim desteği sağlama taahhüdünde bulunurken, aynı seviyedeki desteğin 2027 yılında da sürdürülmesini hedeflediklerini açıkladı.
"Ankara'da taahhütler artık hayata geçiriliyor"
NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, zirvenin ardından düzenlediği basın toplantısında Ankara Zirvesi'ni "son derece başarılı" olarak nitelendirdi.
"Bu zirvenin mesajı basit: NATO sonuç üretiyor" diyen Rutte, geçen yıl Lahey Zirvesi'nde alınan kararların artık uygulama aşamasına geçtiğini söyledi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ev sahipliğine teşekkür eden Rutte, "Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın mükemmel ev sahipliği yaptığı Ankara'da, Lahey'de verilen taahhütler artık hayata geçiriliyor" ifadelerini kullandı.
Savunma yatırımlarının artmaya devam ettiğini, yeni askerî kabiliyetlerin geliştirildiğini ve savunma sanayisinde üretimin hızlandığını belirten Rutte, Avrupa'daki müttefikler ile Kanada'nın ortak güvenlik konusunda daha fazla sorumluluk üstlendiğini söyledi.
Müttefiklerin 2035 yılına kadar gayrisafi yurt içi hasılalarının (GSYH) yüzde 5'ini savunma ve güvenlik alanına ayırma hedefi doğrultusunda ilerleme kaydettiğini belirten Rutte, bunun yalnızca daha fazla harcama yapılması anlamına gelmediğini vurguladı.
"Asıl hedefimiz, silahlı kuvvetlerimizin ihtiyaç duyduğu kabiliyetleri daha hızlı geliştirmek" diyen Rutte, üretimin hızlandırılması, savunma sanayisindeki engellerin kaldırılması, dayanıklılığın artırılması ve inovasyona yatırım yapılmasının öncelikli başlıklar olduğunu söyledi.
Bu kapsamda Ankara'da düzenlenen NATO Savunma Sanayii Forumu'nda yalnızca 1 gün içinde 50 milyar doların üzerinde yeni tedarik anlaşmasının açıklandığını belirten Rutte, Drone Edge girişimi kapsamında önümüzdeki 5 yıl içinde insansız sistemlere karşı savunma kabiliyetlerine 40 milyar dolarlık yatırım yapılacağını açıkladı.
Rutte ayrıca NATO'nun yakıt depolama ve dağıtım altyapısını modernize etmek amacıyla 27 milyar avroluk yatırım programının başlatıldığını, yapay zeka ve birlikte çalışabilir transatlantik bulut tabanlı harekât altyapısı (warfighting cloud) gibi teknolojik alanlarda da yeni adımlar atıldığını söyledi.
NATO'nun kolektif savunma ilkesinin yeniden teyit edildiğini belirten Rutte, Avrupa'daki müttefikler ile Kanada'nın ABD ile birlikte İttifak'ın savunmasında daha fazla sorumluluk üstleneceğini ifade etti.
Bu dönüşümü "NATO 3.0" olarak tanımlayan Rutte, 2 gün süren zirvede en dikkat çekici unsurun müttefikler arasındaki birlik olduğunu belirterek, "Odada 32 liderin bir arada bulunduğu ortamda gördüğüm şey, muazzam bir birlik duygusuydu. Yakın tarihte bunun benzerini görmedim." dedi.
Erdoğan: Gerçek caydırıcılığı üstün teknoloji oluşturur
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da zirvenin ardından yaptığı değerlendirmede, Ankara'da yalnızca mevcut güvenlik sorunlarının değil, NATO'nun gelecek dönem savunma yaklaşımının da ele alındığını söyledi.
"Daha güçlü bir NATO'nun temellerini Ankara'da atmış bulunuyoruz" diyen Erdoğan, Avrupa'daki müttefiklerin savunma alanında daha fazla sorumluluk üstleneceği yeni dönemin başladığını belirtti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, savunma alanındaki dönüşümü değerlendirirken, "Gerçek caydırıcılığı; üstün teknoloji, yeterli ölçek ve sürdürülebilir üretim oluşturur" ifadelerini kullandı.
Erdoğan ayrıca, NATO Savunma Sanayii Forumu kapsamında hazırlanan Ankara Stratejisi ile NATO'nun savunma sanayisiyle daha yakın iş birliği geliştirmesine yönelik yeni yaklaşımın müttefik ülkeler tarafından kabul edildiğini açıkladı.
NATO neden savunma sanayisini yeniden tasarlıyor?
Ankara Zirvesi boyunca açıklanan kararların ortak noktalarından biri, savunma üretim kapasitesini artırmaya yönelik yeni adımlar oldu.
NATO, değişen güvenlik ortamı nedeniyle yalnızca yeni savunma sistemleri geliştirmeyi değil, bunların daha hızlı üretilebilmesini sağlayacak yeni bir sanayi modeli oluşturmayı hedefliyor.
Bu yaklaşımın çerçevesi, zirvede kabul edilen Sanayi-NATO İş Birliği Stratejisi (Strategy for Industry-NATO Cooperation-SYNC) ile belirlendi.
Yeni strateji, NATO ile savunma sanayisi arasındaki ilişkiyi yalnızca tedarikçi-müşteri modeli olmaktan çıkararak uzun vadeli üretim ve teknoloji ortaklığına dönüştürmeyi amaçlıyor.
Buna göre NATO ile sanayi arasındaki iletişim güçlendirilecek, inovasyon ve birlikte çalışabilirlik geliştirilecek, İttifak genelinde savunma üretiminin ölçeği büyütülecek.
Strateji yalnızca büyük savunma şirketlerini kapsamıyor.
NATO, küçük ve orta ölçekli işletmelerin, teknoloji şirketlerinin ve savunma sektöründe faaliyet göstermeyen ancak yeni teknolojiler geliştiren firmaların da savunma projelerine daha kolay dâhil olmasını hedefliyor.
Şirketler için tek kapı oluşturuluyor
Bu hedef doğrultusunda Ankara'da NATO Front Door for Industry platformu tanıtıldı.
Yeni platform, şirketlerin NATO ile temas kurabileceği ortak bir erişim noktası olacak.
Firmalar bu sistem üzerinden NATO'nun tedarik programlarına, teknoloji çağrılarına, inovasyon etkinliklerine ve iş birliği fırsatlarına ulaşabilecek.
NATO aynı zamanda ilk kez gelecekte ihtiyaç duyacağı kabiliyetleri ve ihtiyaç duyacağı teknolojileri de kamuoyuyla paylaşacağını açıkladı.
Demand Signal (ihtiyaç sinyali) adı verilen uygulamayla, savunma planlamacıları tarafından hazırlanan öncelikli kabiliyet ihtiyaçları yayımlanacak.
Böylece şirketlerin üretim ve yatırım planlarını NATO'nun uzun vadeli ihtiyaçlarına göre şekillendirmesi amaçlanıyor.
Üretim kapasitesi ortak kullanılacak
Ankara'da duyurulan yeni girişimlerden biri de NATO Engine oldu.
Bu sistemle Avrupa, Kanada ve ABD'deki mevcut üretim altyapısının ortak değerlendirilmesi hedefleniyor.
NATO, farklı ülkelerde bulunan üretim tesislerini ve sanayi kapasitesini ortak bir ağ içinde kullanarak üretim süresini kısaltmayı, mevcut kapasiteden daha fazla yararlanmayı ve sınır ötesi sanayi iş birliklerini artırmayı planlıyor.
Genel Sekreter Mark Rutte, özellikle hava savunma sistemleri ve uzun menzilli taarruz kabiliyetlerine yönelik talebin hızla arttığını belirterek, tek bir ülkenin bu ihtiyacı tek başına karşılayabilecek üretim kapasitesine sahip olmadığını söyledi.
Savunma sanayisine özel sermaye çağrısı
Zirvede yalnızca üretimin nasıl artırılacağı değil, bunun nasıl finanse edileceği de ele alındı.
NATO, Call to Action girişimiyle bankalara ve finans kuruluşlarına savunma, güvenlik ve dayanıklılık alanlarına daha fazla yatırım yapmaları çağrısında bulundu.
Rutte, yeni savunma teknolojilerinin geliştirilmesi ve üretim kapasitesinin artırılması için özel sermayenin daha aktif rol üstlenmesi gerektiğini belirtti.
Banco Santander, Barclays, BNP Paribas, Citi, Deutsche Bank, NatWest, PKO Bank Polski, Danske Bank, Kanada İş Geliştirme Bankası ve NATO Innovation Fund'ın destek verdiği girişim kapsamında, bu kuruluşların bugüne kadar savunma ve güvenlik alanında 217 milyar dolarlık sermayeyi harekete geçirdiği açıklandı.
Kritik ham maddeler için ortak proje
Savunma üretiminin sürdürülebilirliğini sağlamaya yönelik bir diğer adım ise kritik ham maddeler konusunda atıldı.
Belçika, Kanada, Danimarka, Finlandiya, Yunanistan, İtalya, Lüksemburg, Hollanda, Norveç, İspanya, İsveç ve Türkiye'nin katılımıyla başlatılan yeni çok uluslu proje kapsamında, savunma üretiminde kullanılan kritik ham maddelerin, stratejik bileşenlerin ve geri dönüştürülmüş ürünlerin ortak tedariki, depolanması, taşınması ve yönetimi hedefleniyor.
NATO, girişimin amacını savunma tedarik zincirlerini güçlendirmek ve stratejik malzemelere daha güvenli erişim sağlamak olarak açıkladı.
Bu yaklaşım, Ankara Zirvesi Bildirgesi'ne de yansıdı.
Bildirgede müttefikler, savunma ticaretindeki engellerin kaldırılması, ortak üretim kapasitesinin artırılması ve savunma sanayisindeki iş birliğinin genişletilmesi konusunda mutabakata vardı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da zirvenin ardından yaptığı açıklamada, savunma sanayisi ürünlerinin ticaretine yönelik kısıtlamaların kaldırılması gerektiğini belirterek, bu yaklaşımın Ankara Bildirgesi'nde yer almasından memnuniyet duyduklarını ifade etti.
Yapay zekadan uzaya: NATO yeni teknolojileri savunma sisteminin merkezine yerleştiriyor
Ankara Zirvesi'nde açıklanan projeler, NATO'nun yeni dönemde yalnızca daha fazla üretime değil, yeni teknolojilerin askerî kabiliyetlere daha hızlı dönüştürülmesine de odaklandığını gösterdi.
Zirve Bildirgesi'nde yapay zeka, uzay, siber güvenlik, insansız sistemler ve gelişmiş istihbarat kabiliyetleri, İttifak'ın gelecekteki caydırıcılık ve savunma yaklaşımının temel bileşenleri arasında gösterildi.
Müttefik ülkeler, derin hassas taarruz sistemleri, entegre hava ve füze savunması ile insansız platformlara yönelik yatırımların artırılacağını açıklarken, birlikte çalışabilir transatlantik savaş bulutu (warfighting cloud) geliştirilmesini de kararlaştırdı.
Yeni sistemin farklı ülkelerin askerî unsurları arasında veri paylaşımını hızlandırması ve ortak operasyon kabiliyetini güçlendirmesi hedefleniyor.
NATO dijital altyapısını yeniliyor
Dijital dönüşüm kapsamında NATO Haberleşme ve Bilgi Ajansı (NCIA), Savunma Sanayii Forumu sırasında teknoloji şirketi Accenture ile yaklaşık 200 milyon avro değerinde bir sözleşme imzaladı.
Protected Business Network (PBN) adı verilen program kapsamında NATO'nun mevcut dijital altyapısı güvenli ve bulut tabanlı yeni bir yapıya dönüştürülecek.
Program tamamlandığında NATO karargâhları ile müttefik ülkelerdeki kullanıcılar ortak bir dijital altyapı üzerinden güvenli haberleşme sağlayabilecek, kritik verilere erişebilecek ve operasyonlarını ortak standartlar doğrultusunda yürütebilecek.
Yaklaşık 7 yıl sürmesi planlanan proje kapsamında yeni sistemin yaklaşık 29 bin NATO kullanıcısına hizmet vermesi öngörülüyor.
Uzay alanındaki projeler genişliyor
Ankara'da açıklanan yeni girişimler arasında uzay tabanlı askerî kabiliyetler de yer aldı.
8 NATO ülkesi tarafından başlatılan HALO (Hybrid Alliance Layered Operations in Space) girişimiyle, müttefik ülkelerin ulusal askerî uydularının ortak bir ağ yapısı içinde çalışması hedefleniyor.
Projenin yüksek hızlı haberleşme, istihbarat toplama, füze takibi ve uzay tabanlı operasyonların koordinasyonuna katkı sağlaması amaçlanıyor.
Uzay alanındaki diğer girişimler de genişletildi.
Kanada'nın katılımıyla STARLIFT programındaki üye sayısı 15'e yükselirken, İspanya NATO'nun uzaydan sürekli gözetleme sağlayan Alliance Persistent Surveillance from Space (APSS) programına katılan 19'uncu ülke oldu.
Forum kapsamında Almanya merkezli Isar Aerospace ile Kanada'nın Maritime Launch Services şirketi arasında Nova Scotia Uzay Limanı'nın kullanımına yönelik anlaşma da imzalandı.
Türkiye ise mevcut İMECE uydusunun ardından 2 yeni yüksek çözünürlüklü yer gözlem uydusu geliştireceğini açıkladı.
Ayrıca askerî haberleşme amacıyla alçak yörünge uydu sistemlerine yatırım yapılacağı ve erken ihbar radar sistemlerinin geliştirileceği bildirildi.
İnsansız sistemlere yeni yatırımlar
Savunma Sanayii Forumu'nda açıklanan önemli girişimlerden biri de Drone Edge oldu.
NATO müttefikleri, önümüzdeki 5 yıl içinde insansız sistemlere karşı savunma kabiliyetlerinin geliştirilmesi amacıyla 40 milyar doların üzerinde yatırım yapılacağını duyurdu.
Bu kapsamda NATO standartlarına uygun sistemlerin daha hızlı tedarik edilmesini sağlayacak ortak bir tedarik platformu oluşturulacak.
Ayrıca 2027 yılı sonuna kadar drone operatörü sayısının 5 katına çıkarılması hedeflenirken, NATO Flight Training Europe (NFTE) programı genişletilerek insansız hava aracı operatörlerinin eğitimi de bu yapıya dâhil edildi.
Hava gözetleme kapasitesi güçlendiriliyor
Forum kapsamında NATO'nun erken ihbar ve keşif kapasitesini artırmaya yönelik yeni kararlar da alındı.
Belçika, Kanada, Danimarka, Almanya, Letonya, Litvanya, Lüksemburg, Hollanda, Norveç, Romanya ve İsveç, Saab GlobalEye platformunun NATO'nun yeni Havadan Erken İhbar ve Kontrol Sistemi (AWACS) olarak ortak tedarik edilmesini kararlaştırdı.
Yeni sistem, mevcut Boeing E-3 erken ihbar filosunun bir bölümünün yerini alacak.
Aynı forumda Danimarka, Finlandiya, Almanya ve Norveç de NATO'nun İstihbarat, Gözetleme ve Keşif (ISR) kapasitesini güçlendirmek amacıyla 5 adede kadar MQ-4C Triton yüksek irtifa insansız hava aracı satın alınacağını açıkladı.
Yeni platformlar, İtalya'daki Sigonella Hava Üssü'nde konuşlu mevcut NATO keşif filosunu tamamlayacak.
Ortak üretim yeni sistemlerde de uygulanacak
Ankara Zirvesi'nde açıklanan teknoloji projeleri yalnızca yeni platformlarla sınırlı kalmadı.
9 müttefik ülke, NATO genelinde kullanılabilecek ortak 155 milimetrelik topçu mühimmatı geliştirmek amacıyla GENIFR projesini başlattı.
6 ülke ise yeni nesil kara konuşlu uzun menzilli hassas taarruz sistemlerinin ortak geliştirilmesine yönelik yeni girişim oluşturdu.
NATO Destek ve Tedarik Ajansı (NSPA), 155 milimetrelik mühimmat ile dolaşan mühimmat tedarikine yönelik yeni çerçeve sözleşmeleri hazırlarken, Türkiye de ATMACA kara konuşlu uzun menzilli seyir füzelerine yönelik yeni yatırımını duyurdu.
Savunma Sanayii Forumu kapsamında ayrıca stratejik hava ulaştırma kapasitesini artırmak amacıyla Airbus A400M ortak filo girişimi başlatıldı. Finlandiya da çok uluslu MRTT yakıt ikmal filosuna katılırken, filonun 10'uncu Airbus A330 MRTT uçağının teslim edileceği açıklandı.
Trump'tan F-35 ve CAATSA mesajı
Zirve kapsamında Ankara'da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile bir araya gelen ABD Başkanı Donald Trump da savunma sanayisi alanındaki iş birliğine ilişkin açıklamalarda bulundu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı "büyük bir lider" olarak nitelendiren Trump, Türkiye ile ilişkilerin yeniden güçlendiğini belirterek, NATO'nun en güçlü 2'nci ordusunun Türkiye'de bulunduğunu söyledi.
Trump, Türkiye'ye yönelik CAATSA yaptırımlarının kaldırılmasına olumlu yaklaştığını ve bu yönde çalışacaklarını söyledi.
"Dünyanın en iyi savaş uçağı olduğunu düşünüyorum. Herkes F-35 istiyor. Son kararımı vermedim ama olumlu düşünüyorum" diyen Trump, iki ülke arasındaki savunma sanayisi iş birliğinin farklı alanlarda da gelişebileceğini ifade etti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan ise zirvenin ardından yaptığı açıklamada yalnızca F-35 konusunun değil, fırkateyn, korvet ve denizaltı projeleri başta olmak üzere savunma sanayisinin farklı alanlarında ortak çalışma imkânlarının da değerlendirildiğini söyledi.
Ankara zirvesinde yeni dönemin çerçevesi çizildi
2 gün süren zirvede yayımlanan bildirge, kabul edilen yeni stratejiler ve Savunma Sanayii Forumu'nda açıklanan projeler birlikte değerlendirildiğinde, NATO'nun gelecek dönemde izleyeceği savunma yaklaşımının temel başlıkları da netleşti.
Müttefikler; savunma üretim kapasitesinin artırılmasını, ortak üretim modellerinin yaygınlaştırılmasını, savunma sanayisiyle iş birliğinin güçlendirilmesini, dijital altyapının bulut tabanlı sistemlerle yenilenmesini, yapay zeka ve gelişmiş teknolojilerin askerî kabiliyetlere entegre edilmesini, uzay tabanlı gözetleme ve haberleşme sistemlerinin geliştirilmesini, insansız sistemlere yönelik yatırımların artırılmasını ve kritik ham madde tedarik zincirlerinin güçlendirilmesini yeni dönemin öncelikleri arasında sıraladı.
NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, zirvenin ardından yaptığı değerlendirmede bu dönüşümü "NATO 3.0" olarak tanımlarken, 2 gün boyunca en dikkat çekici unsurun müttefikler arasındaki birlik olduğunu söyledi.
Odada 32 liderin bir arada bulunduğu ortamda gördüğüm şey, muazzam bir birlik duygusuydu. Yakın tarihte bunun benzerini görmedim.
Ankara'da alınan kararlarla NATO, savunma harcamalarının artırılmasının yanı sıra üretim kapasitesi, teknoloji geliştirme, dijital altyapı, uzay kabiliyetleri ve savunma sanayisiyle iş birliğini kapsayan çok sayıda yeni girişim açıkladı. Zirvede açıklanan projelerin önemli bir bölümünün önümüzdeki yıllarda kademeli olarak uygulanması planlanıyor.
*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.
© The Independentturkish