İBB Davası’nda 69’uncu gün

Müteahhit Beyaz “Bu helallik diğer ticari faaliyetlerle alakalı değil. Alacaklarım devam etmektedir, hakkımı helal etmiyorum. Şikayetlerim de devam ediyor” dedi

Fotoğraf: ANKA

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında olduğu 53’ü tutuklu 414 sanıklı İBB Davası’nın görülmesine İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Silivri’deki Marmara Kapalı Cezaevi’ne inşa edilen yeni duruşma salonunda devam ediliyor. 

Tutuklu sanıklar saat 11.00’de duruşma salonuna getirildi. 7 kez etkin pişmanlık ifadesi veren ve tutuksuz yargılanan Ertan Yıldız, duruşmaya fiziki olarak katıldı. Dosyanın kritik isimlerinden Yıldız’ın bugün savunma yapması bekleniyor.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

“Geçen hafta kendimi ifade etmekte zorlandım”

Savcının çelişkili ifadeleri nedeniyle iki kez tutuklama talep ettiği ve ikisi de mahkemece reddedilen müteahhit Muzaffer Beyaz, geçen haftaki duruşmada yaşadığı gerilim nedeniyle kendisini ifade etmekte zorlandığını belirterek söz aldı.

Beyaz, davaya dahil edilmesinin ortaklarından olduğu Capacity AVM’nin ruhsat süreciyle başladığını söyledi. Kapalı otoparkı ücretli hale getirmek için Bakırköy Belediyesi’ne başvurduklarında kendilerinden 5 milyon avro talep edildiğini öne süren Beyaz, bu talebi kabul etmemelerinin ardından yaklaşık 1,9 milyon lira idari para cezası kesildiğini anlattı. Beyaz, söz konusu cezanın daha sonra iptal edildiğini ve yargılandıkları davadan beraat ettiklerini söyledi.

“4 dairenin Hasan İmamoğlu’na devri istendi”

Westside projesine ilişkin de beyanda bulunan Beyaz, projenin arsa sahibinin Şahinler Holding olduğunu, yüklenici firmalarla 2013 yılında adi ortaklık kurduklarını söyledi. Ruhsat aşamasında kendilerinden 20 milyon avro rüşvet istendiğini iddia eden Beyaz, iki okulun Adem Soytekin tarafından yapıldığını ve ödemelerinin Kemal Şahin tarafından gerçekleştirildiğini ifade etti. Beyaz, Murat Çalık’ın dört dairenin Hasan İmamoğlu’na devredilmesini istediğini ileri sürerek, bu talebin kendilerine önce Adem Soytekin, ardından Oktay Hamzaoğlu aracılığıyla iletildiğini söyledi.

“3 milyon dolar vermezseniz yerinizin üçte birini yeşil alan yaparız”

Beyaz, projenin iskanının alınması sürecinde de para talep edildiğini ve ödemenin Adem Soytekin’in şirketine çekle yapıldığını iddia etti. Bakırköy’deki başka bir projesinin ruhsat sürecinde ise Ertan Yıldız ile görüştüğünü anlatan Beyaz, belediyedeki işin çözülmesi için kendisinden 3 milyon dolar istendiğini öne sürdü. Beyaz, talebi kabul etmemesi üzerine kendisine, “Bana 3 milyon dolar vermezseniz yerinizin üçte birini yeşil alan yaparız, katı da 6 kata düşürürüz” denildiğini, ayrıca Capacity AVM’nin kapatılacağı tehdidinde bulunulduğunu iddia etti.

Beyaz, daha sonra Süleyman Atik ile görüştüğünü ve Atik’in kendisine, “İşiniz artık Büyükşehir’de, 1,5 milyon dolar verirseniz işinizi çözerim” dediğini ileri sürdü. Bu parayı da vermediğini söyleyen Beyaz, Ekrem İmamoğlu’na ulaşmak için birçok kez girişimde bulunduğunu ancak geri dönüş alamadığını belirtti.

Çuhadaroğlu projesi için “Ekrem Başkan istiyor” iddiası

Beyaz, 2017 yılında Beylikdüzü’ndeki Çuhadaroğlu projesine ilişkin de konuştu. Adem Soytekin’in kendisine gelerek söz konusu projeyi Ekrem İmamoğlu’nun istediğini, yanındaki Meydan Yakuplu projesiyle birleştirmek niyeti olduğunu söylediğini öne süren Beyaz, projeden çekilmesinin karşılığında iki daire istediğini, Soytekin’in Fatih Keleş ile görüştükten sonra bir daire verilebileceğini söylediğini ancak bu dairenin de kendisine verilmediğini iddia etti.

Ekrem İmamoğlu ile ortak oldukları bir arsaya ilişkin de beyanda bulunan Beyaz, Beylikdüzü’nde yüzde 85’ini satın aldıkları arsanın yüzde 15’inin İmamoğlu’na ait olduğunu söyledi. Teras Park adıyla proje geliştirdiklerini anlatan Beyaz, İmamoğlu’nun yüzde 5’lik ek payı maliyetine satın almak istediğini ve bu payın kendisine geçtiğini ancak bedelinin ödenmediğini ileri sürdü.

Beyaz, önceki duruşmada İmamoğlu ile “helalleşmesine” ilişkin sözlerinin yalnızca ailece yenilen yemekler ve yapılan seyahatlerle ilgili olduğunu belirterek, “Bu helallik diğer ticari faaliyetlerle alakalı değil. Alacaklarım devam etmektedir, hakkımı helal etmiyorum. Şikayetlerim de devam ediyor” dedi.

Tora Pekin: “Bir duruşma, bir dava bu kadar rayından çıkarılabilir”

Ekrem İmamoğlu’nun avukatı Tora Pekin ise Beyaz’ın önceki sorgusu devam ederken savcının tutuklama talebinde bulunmasını eleştirdi. Pekin, “Soruşturma aşamasında etkin pişmanlar, isteneni söyleyene kadar nasıl defalarca ifadeye geldilerse, anlaşılan o ki şimdi sanıklar da isteneni söyleyene kadar soru sorma hakkını kullanacaklar” dedi.

Pekin, İmamoğlu’nun birinci sorgusunun dahi henüz tamamlanmadığını belirterek, “Bir duruşma, bir dava bu kadar rayından çıkarılabilir” ifadelerini kullandı.

Avukat Telci sordu: “Siz bizzat gördünüz mü?”

Hasan İmamoğlu’nun avukatı İsmail Emre Telci, Beyaz’a Hasan İmamoğlu’na dört daire devredilmesi iddiasına bizzat şahit olup olmadığını sordu.

Beyaz, bilgilerin kendisine iletildiğini belirterek doğrudan bir görüşmeye şahit olmadığını söyledi. Beyaz, söz konusu iddiayı Adem Soytekin’in Oktay Hamzaoğlu’na, Hamzaoğlu’nun da kendilerine aktardığını anlattı.

Telci’nin, Oktay Hamzaoğlu’nun kendi ifadesinde bilgiyi Seyfi Beyaz’dan duyduğunu söylediğini hatırlatması üzerine Beyaz, bunların ortaklık toplantılarında konuşulan konular olduğunu ifade etti.

Avukat Yılmaz’dan “180 derece değişiklik” sorusu

Hasan İmamoğlu’nun diğer avukatı Nusret Yılmaz ise Beyaz’ın bir hafta önceki savunması ile ek beyanları arasındaki değişikliğe dikkat çekti.

Yılmaz, önceki duruşmada Beyaz’ın savunması devam ederken savcılığın tutuklama talebinde bulunduğunu hatırlatarak, “Bir haftada bu şekilde 180 derece bir ifadedeki değişiklik, huzurdaki sanığın maruz kaldığı muamele sonrasında bu ifadenin bu hale gelmesi ve tamamen savcılık makamının iddialarını teyit eder, doğrular tarzda beyanlarda bulunması bu dosyayla ilgili değil mi Sayın Başkanım?” diye sordu.

Yılmaz’ın, önceki duruşmada yaşadığı heyecan ve tansiyonu nasıl aştığını sorması üzerine Beyaz, “İlaçlarımı aldım ve onun için bir problem yok” dedi.

Yılmaz’ın, “Geçen geldiğinizde ilaçlarınızı almamış mıydınız?” sorusunun ardından Mahkeme Başkanı araya girerek avukatın dosyayla ilgili soru sormasını istedi.

Yılmaz, daha sonra dört dairenin Hasan İmamoğlu’na devredilmesine ilişkin iddianın kaynağını sordu. Beyaz’ın önceki anlatımlarında farklı kişilerin isimlerinin geçtiğini belirten Yılmaz, “Bu soyut iddianın sahibi kim? Biz hâlâ bunu anlayamadık. Herkes birbirine atıyor” dedi.

Beyaz ise “Ben sadece Oktay Hamzaoğlu’ndan duydum. Yani bize en son o” yanıtını verdi.

Çalık tapu kayıtlarını sordu: “12 diyorsunuz ama takbis’te 10 tane gözüküyor”

Tutuklu sanık Mehmet Murat Çalık da Beyaz’a soru yönelterek, 10 milyon lira karşılığında Adem Soytekin’e devredildiği öne sürülen gayrimenkullerin sayısıyla tapu kayıtları arasında çelişki bulunduğunu söyledi.

Çalık, Beyaz’ın 7 dükkân ve 5 daire olmak üzere 12 gayrimenkulden söz ettiğini ancak TAKBİS kayıtlarında 10 gayrimenkul devri görüldüğünü belirterek, “Tapunun, yani devletimizin tapu kayıt sisteminin haricinde daire devretmeleri mümkün değil” dedi.

Beyaz’ın “Bir daha bakarız. Bilmiyorum yani konuyu” demesi üzerine Çalık, “Bir daha bakmanıza gerek yok, geçmişi düzeltemeyeceksiniz. 10 tane gözüküyor” dedi. Beyaz ise “Hatırlamıyorum” yanıtını verdi.

Çalık: “Kulaktan kulağa mı oynamışız burada?”

Çalık, daha sonra Hasan İmamoğlu’na dört daire devredilmesi iddiasının kendisine nasıl bağlandığını sordu. Beyaz’ın anlatımında söz konusu talebin Çalık’tan Adem Soytekin’e, Soytekin’den Oktay Hamzaoğlu’na ve oradan da ortaklara aktarıldığını belirten Çalık, “Bir tabir vardır onu söylemeyeceğim, kulaktan kulağa mı oynamışız burada?” diye sordu.

Çalık, Beyaz’a, “Direkt benden duydunuz mu Muzaffer Bey, ‘Hasan İmamoğlu’na 4 tane daire devredin’?” sorusunu yöneltti.

Beyaz, “Ben zaten duydum demedim yani. Adem Bey’e söyledi, Adem Bey de Oktay Bey’e iletti dedim” yanıtını verdi.

Çalık’ın, “Ama Adem Bey’e söylediğimi kim söyledi size?” sorusuna Beyaz, “Oktay Bey söyledi” karşılığını verdi. Çalık ise Oktay Hamzaoğlu’nun kendisinden doğrudan böyle bir şey duymadığını söylediğini hatırlattı.

“Birisi öyle demiş, birisi böyle demişlerden 1,5 senedir tutukluyum”

Çalık, Beyaz’a kendisinden şahsı için herhangi bir daire isteyip istemediğini de sordu. Beyaz, “Hayır” yanıtını verdi ve böyle bir beyanının bulunmadığını kabul etti.

Beyaz’ın yanıtının ardından Çalık, tutukluluğuna tepki göstererek, “Ben bu beyanlardan 1,5 senedir tutukluyum. Yani birisi öyle demiş de birisi böyle demişlerden ben tutukluyum. Bana geçmiş bir tapu yok” dedi.

“Gene sayıyı tutturamıyorlar”

Çalık, Beyaz’ın gayrimenkul sayılarına ilişkin anlatımının da kendi içinde uyuşmadığını savundu. Tapu kayıtlarında Adem Soytekin’e 10 gayrimenkul devredildiğini belirten Çalık, Hasan İmamoğlu’na devredildiği ileri sürülen dört dairenin de bu hesaba eklenmesi halinde toplam sayının 14’e çıktığını söyledi.

Çalık, “Gene sayıyı tutturamıyorlar. Dışarıda olan kendileri Sayın Başkanım. Tapu Dairesi’ne gidip bunu çok net öğrenebilirler, kaç daire devrettik biz Adem Soytekin’e. Adem Soytekin ‘Parayla satın aldım’ diyor bu arada” ifadelerini kullandı.

“Ben hiçbir zaman İmamoğlu İnşaat’ın çalışanı olmadım”

Duruşmada Muzaffer Beyaz'ın ek savunmasının ardından tutuksuz sanıklardan iş insanı Baran Gönül’ün savunmasına geçildi.

Mesleğinin inşaat mühendisliği olduğunu belirten Gönül, yaklaşık 12 yıldır şantiye şefliği, danışmanlık ve çeşitli inşaat işleriyle geçimini sağladığını, 2015'te MB Turkuaz Mimarlık İnşaat Şirketi’ni kurduğunu, şirketi üzerinden inşaat ve taşeronluk faaliyetleri yürüttüğünü ifade etti.

Gönül, birikimlerini ülkedeki yüksek enflasyon ve Türk lirasındaki değer kaybına karşı döviz ve altın olarak tuttuğunu, ihtiyaç halinde bu varlıkları bozdurarak ticari faaliyetlerini sürdürdüğünü belirtti. Gelirlerini zaman zaman araç ve gayrimenkul alımında değerlendirdiğini söyleyen Gönül, döviz ve altınlarını kiralık banka kasalarında muhafaza ettiğini ve buna ilişkin sözleşmeyi daha önce dosyaya sunduğunu kaydetti.

Gönül, 2021'den itibaren İmamoğlu İnşaat’ın bazı şantiyelerinde taşeronluk ve şantiye şefliği hizmetleri verdiğini; İnmari Play, İnmari Oksijen, İnmari Plus ve Sarıyer şantiyelerinde çeşitli inşaat işlerini üstlendiğini söyledi. Bu işlerin tamamının sözleşmeye dayalı ve faturalı olduğunu belirten Gönül, kalan son ödemelerinin de kayyum tarafından yapıldığını ifade ederek, “Yaptığım tüm işler sözleşme çerçevesinde resmi olarak yapılmıştır” dedi.

Sarıyer şantiyesinde yapı ruhsatının süresinin uzatılabilmesi için şantiye şefliği zorunluluğu bulunduğunu anlatan Gönül, bu nedenle kendisinden ücret karşılığında şantiye şefliği hizmeti talep edildiğini söyledi. Şantiye şefliği yapan mimar veya mühendisin kanunen SGK kaydının ilgili firma tarafından yapılması gerektiğini belirten Gönül, İmamoğlu İnşaat’taki SGK kaydının bu zorunluluktan kaynaklandığını söyledi.

Gönül, “Ben hiçbir zaman İmamoğlu İnşaat’ın çalışanı olmadım. İddianamede benim hakkımda İmamoğlu’nun çalışanı olarak yapılan değerlendirme hatalıdır” dedi.

Şantiye şefliği yaptığı projelere ilişkin 2014 yılından bu yana tuttuğu bilgi listesini ve örnek sözleşmeleri soruşturma aşamasında dosyaya sunduğunu anlatan Gönül, iddianamede kendisine yöneltilen eylemlere ilişkin tüm ticari işlemlerini ve ödemelerini belgeleriyle açıkladığını, herhangi bir suç kastının bulunmadığını söyledi.

Gönül, “Yapmış olduğum mülk edinimleri kanuni hakkımdır. Emek ve birikimlerimle aldığım mülklerin sanki suçmuş gibi değerlendirilmesi asla kabul edilemez” dedi ve beraatının yanı sıra şahsi mal varlığı üzerindeki tedbirlerin, banka hesaplarındaki blokelerin ve yurt dışı çıkış yasağının kaldırılmasını talep etti.

Savunmasının ardından Gönül'ün çapraz sorgusuna geçildi. 

Ekrem İmamoğlu söz alarak, Gönül ile yalnızca şantiye ziyaretlerinde birkaç kez ayaküstü karşılaştığını, ortağı olduğu şirketin ticari geçmişinde binlerce konut ve iş yeri inşa ettiğini, yüzlerce taşeron ve çalışanla çeşitli ticari ilişkiler kurulduğunu anlatarak Gönül’e, “Benim çok birebir ilgilenmediğim dönemde benim firmamla, ortak olduğum firmamla gayriresmi bir ticaretiniz oldu mu?” diye sordu.

Gönül, “Hayır Başkanım. Belirttiğim gibi hepsi resmi ve faturalı işler” yanıtını verdi.

“Bütün aile fertlerimi itham altında bırakan vahşi bir süreç”

İmamoğlu, Gönül’e Dilek İmamoğlu’ndan satın aldığı taşınmazlarla ilgili de soru yöneltti.

İmamoğlu, “Burada, bu mahkemede iddia makamının tarihte görülmemiş bir biçimde çocuğumu, eşimi, babamı ve bütün aile fertlerimi ciddi anlamda itham altında bırakacak vahşi bir süreçle karşı karşıyayız” dedi.

Gönül’ün, İmamoğlu ve eşinin yaklaşık 17-18 yıl önce edindiği gayrimenkulleri satın aldığını hatırlatan İmamoğlu, bu satış dışında herhangi bir menfaat ilişkisi bulunup bulunmadığını sordu.

Gönül, dönem dönem gayrimenkul alıp sattığını belirterek, Dilek İmamoğlu’ndan satın aldığı dairelerin de bu kapsamda olduğunu söyledi ve “Ben Dilek Hanım’ı ne tanırım ne konuşmuşluğum var. Vekalet yoluyla satışlar yapıldı. Onun adına olduğunu da bilmiyordum, tapuda öğrendim” dedi.

Dairelerin yaklaşık 1,5 yıl kendisinde kaldığını, ardından farklı kişilere peyderpey sattığını anlatan Gönül, bunları kazanç elde etmek amacıyla aldığını söyledi.

Gönül, “Ben sizinle de iş görüşmesi yapmadım. Sadece şantiyeleri ziyarette bir iki sefer geldiniz, ayaküstü görmüştünüz, o kadar. Başka bir şeyim yok” ifadelerini kullandı.

Son olarak Gönül’ün İmamoğlu İnşaat’tan satın aldığı ve halen yaşadığı daireyi gündeme getiren İmamoğlu, şirket çalışanlarının ve taşeronlarının da zaman zaman firmadan konut satın aldığını, bu kişilere zaman zaman indirimler yapılabildiğini belirterek, Gönül’e söz konusu satışın iddia makamının ileri sürdüğü gibi bir “aklama” faaliyeti olup olmadığını sordu.

İmamoğlu, “Bu bir ihtiyaca karşılık bir alışveriş miydi? Onu da merak ediyorum. Ben de öğrenmek için soruyorum size” dedi.

Gönül ise daireyi ticari ve kişisel ihtiyaçları doğrultusunda satın aldığını belirterek, söz konusu konutu kendisine göre dekore ettirdiğini ve halen burada yaşadığını söyledi. Gönül, “Şu an hâlâ oturduğum daire. Sizin dediğiniz şekilde ben ne duydum ne karşılaştım. Bir bilgim yok” dedi.

Hasan İmamoğlu’nun savunması

Daha sonra Ekrem İmamoğlu’nun babası Hasan İmamoğlu’nun savunmasına geçildi. Hasan İmamoğlu, ilk kez mahkeme salonunda bulunduğunu, yaklaşık 60 yıldır ticaret yaptığını, 1990 yılından bu yana İstanbul’da yaşadığını ve uzun yıllardır gayrimenkul yatırımları yaptığını anlattı. 

İmamoğlu, “Ama demek ki benim her daire satan, her daire alan burada suçlu oluyor” dedi.

“Ticaret hayatında dikkat ettim: haram yememek, çoluk çocuğa haram yedirmemek”

Ticaret hayatı boyunca temel ilkelerinden vazgeçmediğini söyleyen İmamoğlu, “Ticaret hayatımda dikkat ettiğim iki üç şey var. Bir tanesi haram yememek, birisi de çoluk çocuğa haram yedirmemektir” diye konuştu.

Hakkındaki suçlamalara tepki gösteren İmamoğlu, “Bazı suçlamaları gördüğüm zaman hakikaten kendime hayret ediyorum. Ya biz yetişemedik ya bizi suçlayanlar yetişmediler” ifadelerini kullandı.

Hakkındaki tedbirleri de eleştiren İmamoğlu, yurt dışı çıkış yasağının yanı sıra emekli maaşına dahi el konulduğunu söyledi. Emekli aylığına yönelik tedbirin daha sonra kaldırıldığını belirten İmamoğlu, “Tabii yetip yetmediğini sormanıza gerek yok, siz de işin içindesiniz” dedi.

Aynı dava kapsamında ailesinin farklı kuşaklarının yargılanmasına dikkat çeken İmamoğlu, “Bu mahkeme biraz enteresan. Dede, torun, baba üçü bir arada. Suçlar aynı. Suçların aynılığı ticaret yapmak. Keşke bize zamanında ticaret yapmanın kanunsuz bir hareket olduğunu anlatsalardı, yapmazdık” diye konuştu.

“3,5 milyon dolar diye başladı, ine ine 380 bin euroya indi”

Hakkındaki para transferi iddialarının basında yer alış biçimine de tepki gösteren İmamoğlu, bir gazetede, “Hasan İmamoğlu, kaynağı belli olmayan parayı torununa yurt dışına havale yaptı” şeklinde haber yayımlandığını söyledi.

İmamoğlu, “Hem kaynağı belli değil hem havale yaptım. Önce 3,5 milyon dolar, ine ine 380 bin euroya indi. Yani yalanların, iftiraların, itiraf adı altında aklandığı bir dönemde yaşıyoruz” dedi.

“Ben hiç kirli para kazanmadım ki aklanmaya ihtiyacım olsun”

İmamoğlu, ticari hayatında hukuka uygun hareket ettiğini savunarak, “Ben hiç kirli para kazanmadığım için aklanmaya hiç ihtiyacım olmadı. Her zaman düzgün çalıştık, kanunlu işler yaptık” ifadelerini kullandı.

Yaşının ilerlemesinin ardından şirket yönetimini Tuncay Yılmaz’a bıraktığını anlatan İmamoğlu, Yılmaz’a sonsuz güven duyduğunu ve şirketi başarılı şekilde yönettiğini söyledi.

İmamoğlu, “Ben burada yargılanmıyorum. Ben casus diye suçlanan o oğlumun, Büyükşehir Belediye Başkanı’nın babası olmaktan dolayı yargılanıyorum. Keşke olmasaydı demeyeceğim çünkü gayet memnunum” dedi.

Casusluk iddialarına değinen Hasan İmamoğlu, çocukluğunun geçtiği köyün Rus işgali döneminde Rus karargâhı olarak kullanıldığını anlattı.

Çocukken köyde gördüğü yaşlı bir kişinin neden dışlanmış halde yaşadığını sorduğunu anlatan İmamoğlu, kendisine, “Bu Ruslara casusluk yaptığı için, casusluk yapanların sonu budur” denildiğini aktardı.

İmamoğlu, “Bizim ailede, bizim soyumuzda böyle bir şey çıkmadı. Çünkü gazi bir dedenin yetiştirdiği kişiyim ben. O casusluğun ne olduğunu, vatana ihanetin ne olduğunu bize çok güzel anlatırdı” diye konuştu.

“Yalancılık geçim kaynağı, iftiracılık itirafçılık adı altında yapılıyor”

Dosyadaki beyanlara tepki gösteren İmamoğlu, “Maalesef Türkiye’de yalancılık geçim kaynağı oldu. İftiracılık, itirafçılık adı altında icra yapılıyor” dedi.

Kendi yurt dışı çıkış yasağının bu yaştan sonra kendisi açısından önem taşımadığını söyleyen İmamoğlu, torununa uygulanan yurt dışı yasağının ise kaldırılmasını istedi.

İmamoğlu, “Yazıktır, bari iki fakülte bitirmiş torunumun yurt dışı yasağını kaldır. Çünkü ortak konferansları var, katılacak, gidemiyor. Bunlar eziyetten başka nedir?” ifadelerini kullandı.

“Vatan Emniyet’te ‘3 daire aldın’ dediler, ‘hayır 4’ diye ben düzelttim”

Hakkındaki dört daire iddiasına da değinen İmamoğlu, hayatı boyunca çok sayıda gayrimenkul alıp sattığını belirterek, “Ben çok daire aldım, dört daire değil. Sadece Beyazlar’dan da almadım” dedi.

Vatan Emniyet Müdürlüğü’ndeki ifadesi sırasında kendisine üç daire aldığı söylendiğini anlatan İmamoğlu, “Hayır, dört” diyerek sayıyı kendisinin düzelttiğini söyledi.

İmamoğlu, “Ben daire alıp satmanın yasak olduğunu bilmezdim. Bilseydim öyle bir şeyi almazdık hayat boyu. Kendim de üretiyorum” ifadelerini kullandı.

Şirketlerine kayyum atanmasına da tepki gösteren İmamoğlu, “Bir de kayyım denen bir nesne atandı bize. Yani 60 yıllık bir ticaret hayatının bu kadar ayağa düşürülmesine üzülüyorum” dedi.

“Bu kadar rahat yalan konuşabilen bir insana ilk defa rastlıyorum”

İmamoğlu, savunması sırasında daha önce duruşmada dinlediği Muzaffer Beyaz'ın anlatımlarına da tepki gösterdi ancak isim vermedi.

“Az önce salonda bir vatandaş izledim, bu kadar rahat yalan konuşabilen bir insana ben ilk defa rastlıyorum” diyen İmamoğlu, söz konusu kişiyi yakından tanıdığını ve geçmişte ortaklıklarının da bulunduğunu belirtti.

İmamoğlu, “Keşke bu iş adamlarının bir sicili olsa da onları izleseniz. Hiç sicili temiz olmayanlar kendilerini öyle güzel aklıyorlar ki her yerde” diye konuştu.

“Okulu FETÖ’yle yapmadım, tek başıma yaptım”

Hasan İmamoğlu, “FETÖ’yle okul yaptığım söylendi. Ben okul yapmadım FETÖ’yle. Tek başıma yaptım. Başaramadım. Türkiye Milli Kültür Vakfı’na bunu sattım. Onlar da başaramadı, FETÖ’ye sattı. Sonunda devlete kaldı. Yine hizmetimiz hizmettir” dedi.

Savunmasının geri kalanını avukatlarına bırakacağını belirten Hasan İmamoğlu, mahkemelere gidip gelmekten ve oğlunu sanık olarak izlemekten duyduğu rahatsızlığı dile getirdi.

İmamoğlu sözlerini, “Artık bu mahkemelere gidip gele gele… Oğlumu izlemek bana hoş gelmiyor. Suçlular suçsuz, suçsuzlar suçlu, itirafçılar kendilerini aklayıp aklayıp çıkıyorlar” ifadeleriyle tamamladı.

İmamoğlu'nun babası hakkında savcıdan suç duyurusu talebi

Ardından İmamoğlu'nun çapraz sorgusuna geçildi. Sorgu sırasında duruşma savcısı, iddianamede İmamoğlu’na yöneltilen suç isnatları arasında yer almayan Tuncay Yılmaz ile para alışverişine ilişkin soru yöneltti.

Mahkeme Başkanı, sorunun ardından Hasan İmamoğlu’na, “Yanıt vermek zorunda değilsiniz” uyarısında bulundu. Duruşma savcısı ise sorusunda ısrar etti.

Savcının sorusuna yanıt veren Hasan İmamoğlu, söz konusu para hareketinin kaynağına ilişkin belgelerin bulunduğunu belirterek, “Paranın kaynağına ilişkin belge mutlaka vardır. Ben bilmiyorum, avukatlarım sunacaktır” dedi.

Hasan İmamoğlu’nun sorgusu devam ederken ve henüz avukatlarının beyanlarına geçilmemişken duruşma savcısı ara mütalaa verdi.

Savcı, Hasan İmamoğlu ile Tuncay Yılmaz arasındaki para hareketini “kaynağı belirsiz para alışverişi” olarak değerlendirerek Hasan İmamoğlu hakkında suç duyurusunda bulunulmasını talep etti.

Savcının ara mütalaasının ardından Mahkeme Başkanı, talebe ilişkin “Değerlendireceğiz” dedi.

Hasan İmamoğlu’nun avukatları ise müvekkillerinin sorgusu henüz tamamlanmadan ve savunma makamının beyanları alınmadan suç duyurusu yönünde ara mütalaa verilmesine itiraz etti.

İmamoğlu'nun avukatlarının beyanlarının ardından duruşmaya bir saat ara verildi. 

AA

DAHA FAZLA HABER OKU