CHP Grup Başkanı Özgür Özel, İzmir’in Bayındır ilçesinde Bayçikoop Çiçek ve Kadın Kooperatifi’ni ziyaret etti.
Özel, “Değerli hanımefendiler, bugün bize kahvaltı sofrası kuran Bayındır Çiçek Kooperatifi’nin değerli yöneticileri, değerli bekçileri, bizimle kahvaltısını paylaşan kadın emekçiler ve Bayındır’daki değerli dostlarımız bugün İzmir’de uzun süredir gelmek isteyip, uzun süredir davet alıp, seçim zamanından, yerel seçimlerden sözümün olup gelemediğim ilçelerde hızlı bir program yapıyoruz” dedi.
Özel, şöyle devam etti:
Malum partimize karşı büyük bir haksızlık yaptılar. Partimizin yapılan son dört kongresini kazanmış olan ekibin kazandığı kongrelere bakmadan altı yıl önceki bir seçimin sonucuna göre partinin başındaki Genel Başkan’ı değiştirmeye çalışıyorlar. Dün söylemiş, ‘Ben bu işin hiçbir yerinde yokum’ diye. Recep Tayyip Erdoğan ve onun atadığı Adalet Bakanı bu işin tam göbeğindedir. Bunu herkes böyle bilsin. Tabii biz Cumhuriyet fikrinin, dolayısıyla demokrasi fikrinin, sandığın insanlarıyız. Sandık varsa varız, sandık yoksa yokuz. Bir ailenin babadan oğula geçmesiyle, tek adamların ülkeyi seçilmeden yönetilmesiyle felakete sürüklenmiş bir imparatorluktan sonra Gazi Mustafa Kemal Atatürk ‘Millet efendidir. Kararı millet verir. Onun dediği olur, onun seçtiği yönetir’ demiştir ve kendisini de millete emanet etmiştir. Sonrasında da Cumhuriyet, seçenlerin seçtikleri tarafından yönetilmiştir. İnşallah biz de Recep Tayyip Erdoğan’ı, kendini yenilmez sanan Recep Tayyip Erdoğan’ı 23 yıl sonra ilk kez yenen ekip olarak, partide göreve geldiği günden dört ay sonra geldiği seçimlerde partiyi 47 yıl sonra birinci parti yapmış olan Genel Başkan olarak ve onun yönetimi, kadroları olarak en kısa zamanda ya partimizi düze çıkaracağız, partimizi alacağız ve partimizi her ankette olduğu gibi yapılacak ilk seçimde de birinci parti yapacağız. Ya da iktidar yürüyüşümüzü yargı darbesi engellemeye çalışırsa, bir başka yol bulup partiyi tekrar iktidar yapacağız. Başka bir yolu yok.
"Biz bu oyunu bozarız"
Şunu iyi bilsinler ki Cumhuriyet Halk Partisi’ne bölünme planı yapanlar; ne Cumhuriyet Halk Partisi’ni kaderiyle baş başa bırakırız, seçilmemişlerde bırakırız, ne de Tayyip Erdoğan’ı bir şekilde iktidarda tutmak isteyenlerin planlarının parçası oluruz. Hiç öyle bir şey yok. Allah gani gani rahmet etsin, dün toprağa verdik Kadir İnanır’ı. Onun deyimiyle ‘Bizim adımız Tatar Ramazan, biz bu oyunu bozarız.’ Kadir Abi’yi ziyaret etmiştim hasta yatağında, daha doğrusu tedavi gördüğü bir hastanenin üst katındaki fizik tedavi merkezinde. Orada da konuşmuştuk. Özellikle o zaman mitingler devam ediyordu. Saraçhane’den sonraki bir hafta sonra mitingi, bir İstanbul mitingi… ‘Her miting izliyorum’ diyordu. Güzel dileklerini iletiyordu. O gün ona demiştim. Bizim İstanbul İl Başkanı ile birlikte, İstanbul’un ilçelerine operasyon yapıp elimizden almak istediklerinde biz hep öyle diyorduk, ‘Biz bu oyunu bozarız’ diye. Kendine de söylemiştim, çok hoşuna gitmişti. Böyle bir günde, onu defnettiğimiz günde de bir kez daha hem Kadir İnanır’a, hem de bütün oyunları bozan Tatar Ramazanlara selam olsun.
Bayındır benim yakından takip ettiğim bir ilçe. Seçim kazandığımız, kazandığımız seçimde gelip çalıştığım; seçim kaybettiğimiz, sonra Davut Başkan’la birlikte yüzde 54 gibi bir oyla yeniden kazandığımız bir ilçemiz. Burada tarım var, özellikle çiçekçilik var. Bayındır çiçekçiliğin, çiçeğin başkentidir. Özellikle burada geçmiş başkanımız Aziz Kocaoğlu’nu selamlamak lazım verdiği desteklerle. Tunç Soyer’i selamlamak lazım. Her daim buraya destek veren bu dönem ilçe belediye başkanlarımızı, büyükşehir belediye başkanlarımızı selamlamak lazım. Burada 17 kişinin kurduğu bu kooperatif 400 üyeye ulaştı. Burada çiçek yetiştiriliyor seralarda. Başta İzmir’in belediyeleri, Cumhuriyet Halk Partili belediyeler başka yerlerden, yandaştan, ondan - bundan ihaleyle çiçek almak yerine bütün çiçek alımlarını buradaki kooperatiften yapıyorlar. Buradaki kooperatifi destekleyen tüm belediye başkanlarımıza teşekkür ediyoruz. Ümit ediyoruz ki belediyelerdeki bu sıkıntılar hızlı şekilde aşılacak. Ben eczanesine 22 yaşında üye olduğu EDAK Ecza Kooperatifi’nden, sonra da Bursa Ecza Kooperatifi’nde bir mal varsa, o malı… Bir çöp satıyorsa o kooperatif çöpü kooperatif dışında başka bir yerden almayan, ömrü boyunca eczacı kooperatifliğini oda başkanlığında, yöneticiliğinde desteklemiş, Türkiye’nin çıkışının kooperatifçilikte, özellikle de çiftçinin, köylünün kendi ürününü kendi değerlendirdiği, sattığı ve buna aracılık eden kooperatiflerde olduğunu ısrarla söylüyoruz.
"Bizim dönemimizde Cumhurbaşkanı sonuncusu gibi değil birincisi gibi olacak"
Bu sene girdi fiyatlarında inanılmaz artışlar var. Bunun için çiftçiler zor dönemler yaşıyor. Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak çiftçilerin kullandığı tarım kredilerinin sübvanse edilmesinin, iktidar olduğumuzda bir kereye mahsus bütün faizlerin silinmesini, anaparanın 3-5 yıla bölünmesi, çiftçinin ÖTV’siz - KDV’siz mazot kullanmasını, çiftçilere ayrılan desteklemenin kanunda yazdığı gibi yüzde 1 olarak, AK Parti’nin yaptığı gibi binde 2 değil, kanunda yazdığı gibi yüzde 1 olarak, bugünkünün beş katı olarak uygulanması gerektiğini düşünüyoruz. Size söz veriyorum. Arkadaşlar dedi ‘Burada da kürsü yok, burada da kürsü palet.’ Ama bir bankın üstünden, ama Gaziantep’teki gibi bir römorkun kasasından, ama paletin üzerinden konuşalım; gün gelip iktidar partisinin genel başkanı olarak karşınıza çıktığımda şunu göreceksiniz; bu ülkenin bizim dönemimizde yöneten Cumhurbaşkanı sonuncusu gibi değil birincisi gibi, yani çiftçiye ‘Al ananı da git’ diyen değil, ‘Çiftçi milletin efendisidir’ diyen bir Cumhurbaşkanı olacak. Haftaya başlangıç önemli. Haftaya büyük binaların yüksek katlarında salonlarda değil de böyle göz hizasında çiçek üretenlerle, her birisi de kendisi çiçek gibi olan Bayındır’ın güzel kadınları ile emekçi kadınları ile başladık. Bu hafta kimse bizi tutamaz. Hepinize teşekkür ediyorum, sağ olun var olun.
"Mutlak butlan karlar gibi eriyecek".
Özel, İzmir programı kapsamında Ödemiş ilçesini ziyaret etti. Özel’e ziyaretinde İzmir milletvekilleri ve ilçe belediye başkanları eşlik etti.
Özel, esnaf ziyaretlerine başladıktan sonra vatandaşlar tarafından sık sık alkışlandı ve birçok vatandaş kendisiyle fotoğraf çektirmek istedi. Bir vatandaş, "İYİ Partiliyim, Özgür Başkanı destekliyorum" derken, bir başka vatandaş ise "Umut burada" diye bağırdı. Bir yaşlı kadın ise "Hasta yatağımdan kalktım geldim selam vermek istiyorum" dedi. Vatandaşlar sık sık "Özgür Başkan" ve "Özgür Türkiye, özgür gelecek" sloganları attı.
Özel'in ardında toplanan kalabalık Gençlik Marşı'nı söyleyerek kendisine eşlik ederken, apartmanlardaki vatandaşlar da Özel'e alkışlarla destek verdi. Bir esnaf, üzerinde "Mutlak butlan, 2157 rakımlı Bozdağ Zirvesi'nden getirdiğimiz karlar gibi eriyip gidecek" yazılı pankartla Özel'i karşıladı.
Özel, halka hitap etmeden önce kendisine kasket ve yöresel şal hediye edildi. Özel'in konuşması, vatandaşların sık sık attığı "Dik dur eğilme, Ödemiş seninle" sloganları ile kesildi.
Özel, traktör römorkunun üzerine çıkarak yaptığı konuşmasında, şunları kaydetti:
Başkanımız, başkanlarımız, ‘Ödemiş sizi seviyor, Ödemiş sizi özlüyor. Gelin Ödemiş’e bir Ecevit kasketini takın, Ödemişliler görsün sizi böyle’ diyor. Bugün haftaya başlıyoruz. Sabahleyin Bayındır’da bir çiçek serasında emekçi kadınlarımızla birlikte kahvaltı yaptık. Oradan Ödemiş’e bir esnaf ziyareti yapmaya geldik. Ama sağ olun, var olun, esnaflarımız hakkını helal etsin bu kalabalıkla üç - beş dükkâna geldik. Artık oralara girmek, çıkmak imkânsız. Bu sevginiz, bu ilginiz gerçekten bambaşka bir başlangıca, bambaşka bir heyecana eşlik ediyor. Sizin duyduğunuz heyecan buradan dalga dalga Türkiye’ye yayılıyor. Bizi, partimizin 12’nci katından mahkeme kararıyla, seçilmiş CHP'lileri Tayyip Erdoğan’ın işine gelmediği için, 23 sene sonra onu yendiğimiz için, 47 yıl sonra partimizi birinci parti yaptığımız için bizi partinin binasından dışarıya attılar. Arkamızda bıraktık binayı, yüzümüzü iktidara döndük. Yolumuz iktidar yolu ve yanımızda sizleri bulduk. Hepinize teşekkür ediyorum.
"İktidara otobüsler götürmez"
Trabzon’da, Gümüşhane’de, Tokat’ta, Amasya’da, Çorum’da, Nevşehir’de, Denizli’de, Burdur’da, Diyarbakır’da, Gaziantep’te ve bugün İzmir’de, bu iktidarın yaptıklarından çeken insanların, bu iktidarı değiştirmek isteyenlerin, ‘Bu ülkeyi yeniden Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün izinden yürüyenler yönetsin’ diyenlerin desteğini, sevgisini, coşkusunu görüyoruz. Dedik ki ‘Bize bina lazım değil, otobüs lazım değil.’ Gün oldu derme çatma bir aracın üzerinden, gün oldu bir caminin önündeki banktan, bir parktaki banktan, dün Gaziantep’te bir kamyon kasasından, bugün Ödemiş’te bir bir traktör römorkunun üstünden sizlerle birlikteyiz. İktidara otobüsler götürmez. Eğer sizi iktidara götürecek olan sermayedarlarsa, partinizi büyük rezidansların çatı katındaki avukat bürolarında kurarsınız. Sizi sermaye istiyorsa, dış güçler istiyorsa, en pahalı aracı gereci önünüze sererler. Ama eğer siz bunların iktidarını reddediyorsanız, siz ‘Halkın iktidarı’ diyorsanız o zaman halk meydanda olur, sizin yeriniz de traktörün kasasının üstü olur.
"Çiftçiye alım garantisi veren iktidar geliyor artık"
İnanın bu Ödemiş geçmişte tütün ve pamuk üreten, beyaz altını sarı altını bilen, pamuk fiyatları, tütün fiyatları beğenilince kasketleri havaya atan, beğenilmezse yere çalan, işine geldiğini, hoşuna gideni, kendisinin yüzüne güleni iktidarda tutup, kendisine sırtını döneni iktidardan indiren Ödemiş, Cumhuriyetin en önemli kazanımına, seçme ve seçilme hakkına, seçim sandığına sahip çıkan bir ilçedir. Bugün pamuğun beyaz altın olduğu günlerin çok gerisindeyiz. Bugün Ödemiş’te, adamı ters diksen düz çıkan Ödemiş’te, bu verimli Ödemiş’te, yüksek girdi fiyatlarıyla zenginlerin yatına kotrasına ÖTV’siz, KDV’siz mazot verenlerin bu traktörden esirgediği pahalı mazotla, bu traktörün sahibinin geçen seneye göre gübre fiyatlarındaki yüzde 55 - 60 artışla boğuştuğu bir yerde, zenginlerin yaptığı otobanlara, köprülere geçiş garantisi, uçaklara yolcu garantisi, hastaneye hasta garantisi verenlerin; çiftçiye geçim garantisi vermediği bir süreçteyiz. Cumhuriyet Halk Partisi iktidarında garantiler zengine değil; emekliye, emekçiye ve çiftçiye olacak. Herkes ektiği ürünü kaça ekeceğini, nereye ekeceğini, ne zaman kaça satacağını bilecek. Zengine geçiş garantisi, uçuş garantisi verenlere inat çiftçiye alım garantisi veren bir iktidar geliyor artık. Yem fiyatlarının yüzde 35 arttığı bir dönemdeyiz. Maalesef artık süt için büyütülen hayvanların bıçak altına gittiği dönemleri yaşadık. Şimdi artık süt o kadar az ki geçmişte pariteden şikâyet ediyorduk.
"Ecevit’i de bağrına basan Ödemiş’ten ant olsun ki…"
Şimdi gelinen noktada süt kalmadı, büyük sıkıntılar yaşandı. Biz CHP olarak yıllardır doğru politikaları söyledik ama dilimizde tüy bitti. ‘Böyle yaparsanız kesime gider hayvanlar’ dedik. ‘Hayvanlar kesime gidince sıkıntı artar. Hem sütçüyü, hem besiciyi bitirirsiniz’ dedik. Bugüne kadar dinletemedik. Esnaf ziyareti yapmaya, sokaklarına selam vermeye geldiğimiz Ödemiş’ten pazartesi gününün 11.30’ta, 50 yıl önce Ecevit‘i bağrına basan Ödemiş’ten sözüm söz olsun ki bu meydana yine geleceğim, iktidar partisinin Genel Başkanı olarak geleceğim. Size söz olsun, buraya iktidar partisinin Genel Başkanı olarak geleceğim; bu traktörü, bu kasayı unutmayın. Pahalı sahne kurmayın, o gün de buradan konuşacağım. Bazen siyaset insana ihtiyaç duyar. Bazen siyasetçi yanındakini, arkasındakini göstermek ister. Varsa; hak eden varsa, kendiliğinden varsa böyle olur. Öbür türlü mahcup klipler ve olmadık işler olur, olmayacak işler olur. Ödemiş’te pazartesi sabahın 11.00'inde Ödemişli kadınlar ‘İktidar, iktidar’ diye bağırıyorsa bu iş olmuştur.
"Bu dönemlerde darbe, savcı cübbesiyle oluyor"
Bundan sonra mücadelemiz partimizi, Adalet ve Kalkınma Partisi’nin işgalinden, yargı eliyle seçilmiş Genel Başkanı değiştirip yerine atanmış Genel Başkan koyma hevesinden kurtarmaktır. Mücadele CHP içinde değildir. Mücadele Recep Tayyip Erdoğan’la millet arasındadır. Erdoğan’ı değiştirecek olan, iktidar değişimi yapacak olan kadrolara bugün darbe yapmaktadırlar. Her zaman darbe tankla, topla, tüfekle ve asker kamuflajıyla, üniformasıyla olmuyor. Bu dönemlerde darbe, savcı cübbesi ile oluyor. Her türlü darbeye karşıyız. Öfkenizi anlıyorum ama böyle sözler yerine inancımızı, kararlılığımızı, azmimizi konuşmamız lazım. Bizim yürüyüşümüz, ev kadınlarını sadece çocuk bakan, hastasına bakan, evinde oturan değil, gerektiğinde mahallesindeki kreşe çocuğunu bırakan, sosyal hayata, iş hayatına katılan, hayatın sadece yükünü çeken değil tadını da çıkaran, işi varsa işinde yoksa evinde sosyal güvencesi olan, emeklilik garantisi olan ev kadınlarını sahipleniyoruz.
"Hep birlikte iktidara yürüyoruz"
Son günlerde, ‘Yeni parti olacak mı?’ Biz partimizdeyiz ama yeni bir yürüyüşün, yeni bir yaklaşımın içindeyiz. Yeni bir siyaset, kurucu bir siyaset, iktidara yürüyen bir siyasetin içindeyiz. Parti yeni de olsa mevcut partide devam da olsa bu yeni yürüyüşümüz, yeni siyasetimiz, ev kadınlarının yeni partisi, gençlerin yeni partisi, emeklilerin yeni partisi, emekçilerin yeni partisi, umudunu yarından kesmiş gençlerin ve onun ailesinin yeni partisi ya da yeni siyaseti olarak eskiyi geride bırakan, umutsuzluğu geride bırakan, hep zenginin kazandığı, yoksulun kaybettiği günleri geride bırakan, emekliye vefasızlık yapanları geride bırakan, hakkı alan, hep birlikte çalışan, büyüyen, üreten ama hakça bölüşen, hakça bir vergi düzeni ile sizleri kimselere ezdirmeyen yeni bir siyaseti müjdeliyoruz. Hep birlikte iktidara yürüyoruz. Var mısınız?
"Tarihin doğru tarafında duruyorlar"
Biz kimseyi ayırmak, bölmek, arkada bırakmak niyetinde değiliz. Arkada bıraktığımız kişisel hırslardır, kişisel inatlardır, ihtiraslardır. ‘Ben olayım’ derken Türkiye’ye kaybettirme inadıdır. Buradan, Ödemiş’ten ant olsun ki kendi namıma ne bir makam, ne bir mevki ama Türkiye için iktidar istiyorum. Yanımızda milletvekillerimiz var, yarın için bir şey istemiyorlar; sizin için bir şey istiyorlar. Belediye başkanlarımız var, sizin için bir şey istiyorlar. İlçe, il başkanlarımız var; sizin için bir şey istiyorlar. Onlara neler neler teklif ediyorlar ama onlar tarihin doğru tarafında duruyorlar. Tarihin doğru tarafında duran İzmir’e, İzmirlilere selam olsun. Bir emekli öğretmen geldi, diyor ki ‘Sana emekli öğretmen çocuğundan Genel Başkan olur mu?’ diyenlere sor bakalım. Hepsini kim yetiştirdi?’ Bütün öğretmenlerin elinden öpüyorum.
Bir emekli öğretmen mitingin sonunda Özel'e, "Ben öğretmenim, siz televizyona çıkınca, ne diyorum biliyor musun? Keşke benim öğrencim olsa" dedi. Özel, "Ben, senin de öğrencinim, hocam" yanıtını verdi.
Independent Türkçe