Erdoğan'dan AK Parti'lilere: Yorulan varsa kenara gelsin, kenara gelmeyen meydanın hakkını versin

Partisinin mensuplarına seslenen Erdoğan, “Yorulan varsa buyursun, kenara gelsin, dinlensin. Kenara gelmeyen de meydanın hakkını versin. Boşa harcayacak tek bir saniyemiz bile yok. Caddeyi, sokağı asla boş bırakmayacağız” dedi

Fotoğraf: AA

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Sakarya'da 'AK Parti 33. İstişare ve Değerlendirme Toplantısı'nda konuştu.

Erdoğan şunları söyledi:

Değerli kardeşlerim, dün açılış konuşmamda da belirttim. 14 Ağustos 2001'de AK Parti'yi kurarak Türkiye'de yepyeni bir sayfa açtık. AK Parti, Türk siyasetini pek çok yenilikle tanıştırdı. Türkiye'yi dönüştürdü. Siyaset kurumuna yeni bir soluk, yeni ve özgün bir bakış açısı kazandırdı. Bilhassa istişareyi farklı bir yaklaşımla ele aldık ve bu tarzı siyasetimizin tam merkezine oturttuk. Kamplarımızın en önemli özelliği, istişareyi geleneksel hâle getirmesi ve kurumsal bir zemine kavuşturmasıdır.

Değerli arkadaşlarım. Bundan yedi buçuk asır evvel Yunus Emre, arı duru Türkçesiyle şöyle seslenmişti. "Yol odur ki doğru vara. Göz odur ki hakkı göre. Er odur alçakta dura. Yüceden bakan göz değil." Bizler de 25 sene önce millete hizmet yolculuğuna bu niyetlerle koyulduk. Biz bu yola revan olurken neye talip olduğumuzu bilerek çıktık. Çıkar birliği değil, kader birliği yaparak çıktık. Merhum üstadımız Necip Fazıl hani diyor ya. "Perdenin ardı perde. Perdenin ardı perde. Her siper aşıldıkça gaye öbür siperde." İşte biz de bir siperi aştığımızda önümüzde yeni ufuklar açıldı. Bir engeli aştığımızda önümüzde daha büyük hedefler belirdi. Elbette çok ağır bedeller ödedik. Çok büyük duvarlarla karşılaştık. Ama her defasında önümüze çekilen setleri tek tek devirerek, karşımıza çıkarılan bariyerleri tek tek yıkarak bugünlere geldik.

"Hiçbir hükümete nasip olmayan büyük bir başarı hikayesine imza attık"

Bu aziz millet bizlere 25 sene önce kutsal bir emanet yüklemişti. Bu millet bize yüreğini vermiş, kalbini vermiş, gönlünü vermiş, hepsinden önemlisi bu kadroya özlemlerini ve hayallerini emanet etmişti. Allah'a hamdolsun. O emanete bugüne kadar gölge düşürmedik. AK Parti olarak hep birlikte çeyrek asırda, Cumhuriyet tarihinde başka hiçbir hükümete nasip olmayan büyük bir başarı hikâyesine imza attık. Büyük bir gururla ifade etmek istiyorum, değerli kardeşlerim. Çeyrek asırlık bu kutlu yolculukta sizlerle omuz omuza olmak, birlikte yorulmak, birlikte ter dökmek, en çetin mücadelelere birlikte girmek, bir yol arkadaşınız, bir dostunuz olarak beni ziyadesiyle mutlu etmiştir. Böyle bir hareketin neferi olduğum için, böyle bir partinin genel başkanı olduğum için, çeyrek asırlık destanın parçası olduğum için hep şeref duydum. Kıvanç duydum. Aldığım her nefeste Rabbime hamdettim. Bilmenizi isterim ki bir kardeşiniz olarak ben, siz kardeşlerimden razıyım. İnanıyorum ki bu millet de sizlerden razıdır. Millet için, memleket için, ülkemiz için, Türkiye'nin genç nesilleri, gözleri umutla parlayan çocukları için çıktığımız bu yolda sizlerle birlikte kol kola, yürek yüreğe daha nice seneler yürümeye inşallah devam edeceğiz.

Değerli yol ve dava arkadaşlarım, Rabbim kadro olarak bizlere bu ülke ve millete hizmet etme bahtiyarlığı nasip etti. 25 yıl önce milletin umudu olarak yola çıkmıştık. Ama bugün sınırlarımız dışında yaşayan yüz milyonların da umut kaynağı hâline geldik. Şimdi değerli kardeşlerim, Başbakanlığımız ve Cumhurbaşkanlığımız sırasında sizlerle birlikte ülkemizin 81 vilayetini defalarca ziyaret ettik. Daha önce hiçbir siyasetçinin gitmediği ilçelere, beldelere ve köylere beraberce gittik. Uzak, yakın demedik. Yağmur, çamur demedik. Güneş, yaz, ayaz demedik. Türkiye'yi bir baştan diğer başa pek çok kez dolaştık. Sadece Türkiye'de değil, bölgemizden başlayarak Avrupa'dan Asya'ya, Afrika'dan Latin Amerika'ya, Orta Doğu'dan Türk dünyasına dünyanın dört bir yanına ziyaretler gerçekleştirdik. Aynı şekilde bunların da önemli bir kısmı daha önce hiç gidilmeyen, hiç ziyaret edilmeyen yerlerdi. En sıkıntılı zamanlarında Somalili kardeşlerimizi yalnız bırakmadık. Arakan'daki kardeşlerimizin yürek dağlayan dramını dünyaya duyurduk. Sel felaketi ile sarsılan Pakistan halkının zor günlerinde yanında olduk. İsrail'in devlet terörü karşısında Filistinli kardeşlerimize destek verdik. Biz gidemezsek ailemiz gitti. Arkadaşlarımız gitti. Diplomatlarımız, resmî kurumlarımız, sivil toplum kuruluşlarımız, özel temsilcilerimiz gitti. İç siyasette Ankara'yı, Türkiye'yi dünyaya açtık. Yıllarca ihmal edilmiş, yok sayılmış, yıllarca Türkiye'nin kapsama alanı dışında bırakılmış kardeş coğrafyalarla kucaklaştık. Mazlumlara el uzattık. Nerede bir haksızlık, hukuksuzluk varsa, nerede Türkiye'nin yardımına ihtiyaç duyuluyorsa, Türk nerede bekleniyorsa, yolu nerede gözleniyorsa tüm imkânlarımızla orada olmaya gayret ettik.

"Soykırımın hesabı hiç şüphe yok ki sorulacak"

Değerli yol ve dava arkadaşlarım, bugün şu gerçeği bir kez daha tüm samimiyetimle, tüm yüreğimle burada siz dostlarımın huzurunda açıkça ifade etmek istiyorum. Bunu belagat olsun diye değil, gittiğim, gördüğüm, ziyaret ettiğim yerlerde bizzat şahitlik ettiğim için söylüyorum. AK Parti mensuplarından çok daha büyük bir harekettir. AK Parti kadroları olarak hepimiz elbette 86 milyonun umuduyuz. Ama bu teşkilat, bu parti, bu hareket sadece 86 milyonun değil, aynı zamanda ümmetin de umududur. Emin olunuz. Gazze'nin yegâne umudu sizlersiniz. Ayağa kalkmakta olan Şam'ın umudu sizlersiniz. Küllerinden yeniden doğan Halep'in umudu sizlersiniz. Hartum'un, Beyrut'un, Trablusşam'ın, Trablusgarp'ın umudu sizlersiniz. Unutmayın. Lefkoşa size bakıyor. Bakü size bakıyor. Saraybosna, Üsküp, Bağdat, Basra size bakıyor. Unutmayın. Biz sadece kendi insanımızın değil, gönül coğrafyamızdaki yüz milyonlarca kardeşimizin de duasını alan, desteğini alan bir hareketiz.

Kim ki şahsi hırslarına yenik düşer, bilsin ki aziz milletimizin de kardeş coğrafyalarında ümmetin de vebali üzerindedir. Bizim mazlumlara verdiğimiz sözler vardır. Bizim mazlumlara ödenecek borcumuz vardır. Bizim mazlumlara karşı mesuliyetimiz vardır. Bakınız. Gazze'de bir arabada yakınlarının cesetleri arasında sıkışmış hâlde ambulans bekleyen, bu sırada sağlık çalışanı ile birlikte dua eden, Kur'an okuyan Hint Recep yavrumuzu kasten öldürdüler. Annesinin emzirdiği bebeği nişan alarak kasten öldürdüler. Parklarda, okullarda, hastanelerde, köylerde masum yavruları kasten öldürdüler. Dünyayı daha tanımadan, daha ne olup bittiğini anlamadan binlerce bebeği, ağzı süt kokan binlerce sabiyi şehit ettiler. Orada, Gazze'de bir soykırım yaşandı. Hâlen de saldırılar devam ediyor. Bu soykırımın hesabı hiç şüphe yok ki sorulacak. Sorulacak. Sorulacak. Bunu ihmal edemeyiz. Bu soykırımın hesabını Allah izin verirse işte bu kadro soracak.

Kardeşlerim. Tüm kalbimle söylüyorum. Yükünüz çok ağır. Ama siz bu yükün altına bilerek, isteyerek, gönüllü olarak girdiniz. Yaptığınız ve yapacağınız her işte, atacağınız her adımda Hint Recep'in o güzel gözleri, o masum gözleri gözünüzün önüne gelsin. Eren Bülbül'ü hatırlayın. Aybüke Yalçın'ı hatırlayın. Ayşe Nur Alkan'ı hatırlayın. Mehmet Selim Kiraz'ı hatırlayın. Ömer Halisdemir'i, Halil Kantarcı'yı hatırlayın. Şehit Mustafa Cambaz'ı hatırlayın. 15 Temmuz gecesi kurşunların hedefi olan yol arkadaşlarımızı hatırlayın. Onların henüz 16-17 yaşındayken acımasızca hayattan koparılan evlatlarını, kardeşlerimizi hatırlayın. Bu kadro, bu aziz kadro bugüne kadar Hazreti Peygamber'in aleyhissalatu vesselam, ehlibeytin, evliyanın, ulemanın, ecdadın, şehitlerimizin, gazilerimizin, din, vatan ve bayrak uğruna can veren kahramanların, mazlumların hatırasına sahip çıkmış bir kadrodur. Sahip çıkmaya da devam edecektir.

“Yorulan varsa kenara gelsin, kenara gelmeyen meydanın hakkını versin”

Yapmanız gereken davanıza dört elle sarılmak, üzerinizdeki emanetin hakkını vermek, daha çok çalışmak, daha çok gayret etmektir. Yorulan varsa buyursun, kenara gelsin, dinlensin. Kenara gelmeyen de meydanın hakkını versin. Boşa harcayacak tek bir saniyemiz bile yok. Caddeyi, sokağı asla boş bırakmayacağız. Her büyük şehirde, ilde, ilçede, beldede, köyde teşkilatımızın en az bir üyesiyle tokalaşmayan, konuşmayan, tanışmayan kimse kalmayacak. Medya tamam. Sosyal medya tamam. Ama bizim hareketimiz ruh ve muhabbet üzerine kuruludur. Unutmayın. Muhabbetten Muhammed oldu hasıl. Muhammed'siz muhabbetten ne hasıl? Biz gönüller yaparak, gönüller kazanarak bugünlere geldik. Teşkilatımız her an vatandaşımızla hemhâl olacak. Bize geleni başımızın tacı edeceğiz. Bize gelmeyeni gidip arayıp bulacak, hâl hatır soracak, derdini dinleyeceğiz. Tebrik ve takdirler kadar, hatta onlardan daha da fazla eleştirilere kulak vereceğiz. Kibirden özellikle uzak duracağız. Tevazuyu elden bırakmayacağız. İktidar partisi demek hacet kapısı, dert kapısı, derman kapısı demektir. Vatandaşlarımızın ilettiği sorunlara bigâne kalmayacak, çare bulmaya çalışacağız. Çare bulamıyorsak imkânlarımızı daha da zorlayacağız. Allah'ın izniyle çeyrek asırlık destana yeni zaferler eklemeye hep birlikte devam edeceğiz. Rabbim yar ve yardımcımız olsun diyorum. Bu düşüncelerle AK Parti 33. İstişare ve Değerlendirme Toplantımızın bir kez daha hayırlara vesile olmasını diliyorum. Kampımızın her aşamasında payı ve emeği bulunan, toplantımıza katkı veren tüm kardeşlerime tekrar şükranlarımı sunuyorum. Yeniden buluşmak temennisiyle sizleri Allah'a emanet ediyorum. Sağ olun. Var olun. Allah'a emanet olun.

 

Independent Türkçe

DAHA FAZLA HABER OKU