Şi Cinping: Partiyi yeniden uyandıran ve Çin'i yeniden konumlandıran Kızıl Prens

Şi Cinping’in hayat hikâyesi, Çin Komünist Partisi’nin dönüşümünün aynası gibi okunuyor. Yoksulluk, tasfiyeler, yolsuzluk ve güvenlik kaygıları; bugün Çin’in siyasi karakterini şekillendiren temel unsurlara dönüştü

Görsel: Bill McConkey

Şi Cinping, Ekim 2022'de Partinin 20. Kongresi'nin açılışında, selefi Hu Jintao Halkın Büyük Salonu’ndan çıkarılmadan önce güvenlik görevlileriyle tartıştığı sırada, sertlik ve kayıtsızlığın bir karışımını sergilemeye çalışarak sakin bir şekilde oturuyordu.

Büyük kırmızı bayraklarla dolu salon o kadar sessizdi ki, gazetecilerin kameralarının sesleri camdan bir sessizlik tabakasını kırıyor gibiydi.

Sahnedeki her şey titizlikle planlanmıştı ve son derece sembolikti. Şi'nin Mao Zedong'dan bu yana parti genel sekreteri olarak üçüncü kez seçilen ilk lider olarak konumunu sağlamlaştıracak olan Kongre, parti ve yürütme genel sekreterlerinin kolektif liderlik dönemini resmen sona erdirecekti.

Ancak kongrenin kendisi çok önemli değil, sadece sembolik bir olaydı. Şi, daha önce iki başkanlık dönemi geçirmiş ve bu süre zarfında gücü kendi elinde toplamıştı.

Yine Çin’e özel sosyalizm vizyonunu, parti anayasasına dahil edilerek ömür boyu başkanlık yapmasının önündeki anayasal engeli ortadan kaldırmıştı.

2007'de beklenmedik bir şekilde Hu Jintao'nun muhtemel halefi olarak duyurulduğunda, Şi karizmatik bir figür değildi.

Aksine, birikmiş idari deneyime, yolsuzlukla mücadele edebilecek ve kurulu sistem içinde sonuçlar elde edebilecek pragmatik bir ekonomist olarak nispeten “temiz” bir adam ününe sahipti.

Parti çevrelerinde, seçimi herhangi bir akımı rahatsız etmesi muhtemel olmayan, uzlaşmacı bir figür olarak görülüyordu.

Ancak, hayatına ve yetiştirilme tarzına bakıldığında, bu deneyimlerin, partinin ve devletin karşı karşıya kalacağı zorluklara karşı koyma bağlamında, liderliğe yükselişi için sadece kademeli bir hazırlık olduğu anlaşılıyor.


Kızıl prens

Çin ve meseleleri ile ilgilenen çevrelerin dışında çok az kişi Şi Cinping'in, Çin Halk Cumhuriyeti'ni kuran ilk kuşak devrimcilerden oluşan “Kızıl Prensler” sınıfına mensup ilk parti genel sekreteri olduğunu bilir.

Babası Şi Zhongxun, Devlet Konseyi Başkan Yardımcılığı, Devlet Konseyi Genel Sekreterliği ve Merkezi Propaganda Dairesi Başkanlığı gibi üst düzey görevlerde bulunmuştu.

Ayrıca Büyük Bölünme öncesi ve sonrasında Sovyetler Birliği ve Kuzey Kore ile ilişkilerde hassas görevler üstlenmişti.

Şi 1953'te doğdu ve çocukluğunun bir kısmını, üst düzey liderliğin ikamet ettiği Yasak Şehir'in bitişiğindeki kapalı bir yerleşke olan Zhongnanhai'de geçirdi.

Orada, yüksek rütbeli yetkililerin çocukları için kurulan ve daha çok elitler yetiştirmek için kapalı bir alan gibi görünen okullarda eğitim gördü.

Parti çevrelerinde o zamanlar seçimi herhangi bir akımı rahatsız etmesi muhtemel olmayan uzlaşmacı bir figür olarak görülüyordu


Büyük İleri Atılım'ın başarısız olmasının ardından ve daha sonra Kültür Devrimi'ne neden olacak artan huzursuzlukla birlikte kırılmalar yaşandı.

Babası, Mao'yu eleştiren bir edebi eseri onaylamasıyla ilgili suçlamalar nedeniyle siyasi sürgüne gönderildi.

Kültür Devrimi'nin başlamasıyla aile dağıldı. Bazı kaynaklara göre, üvey kız kardeşi baskılara dayanamayarak intihar etti, komünist bir aktivist olan annesi Qi Xin ise alenen aşağılandı.

Şi'nin kendisi de 15 yaşındayken, “Dağa çıkış ve kırsala dönüş” kampanyası kapsamında kırsal kesime gönderilen yaklaşık 18 milyon genç Çinli erkekten biri oldu.

Shaanxi eyaletinin Liangjiahe şehrinde, karşısında sıkışık, çamurlu bir dünya, dağlara oyulmuş Yaodong çamur mağaraları, zorlu tarım işleri, amansız sivrisinekler, yiyecek kıtlığı ve  tam anlamıyla bir örgün eğitim yokluğu buldu.

Orada, köylüler ve alt sınıflarla duygusal bir bağ kurdu, Çin'i köklerinden tanıdı ve çektiği zorluklar, daha sonra liderliğinin belirleyici bir özelliği haline gelecek olan siyasi istikrar takıntısını ona aşıladı.


Çin değişiyor ve Şi'nin kaderi de değişiyor

Kırsal kesimde geçirdiği 7 yıl boyunca, Şi'nin partiye katılma başvurusu sekiz kez reddedildikten sonra nihayet kabul edildi ve partinin köydeki şubesinin sekreteri oldu.

1975'te “çamur mağaralarını” terk etti ve Pekin'e dönerek Tsinghua Üniversitesi'ne kaydoldu.
 

Çin Devlet Başkanı Şi Jinping, ülkenin en yüksek karar alma organı olan Çin Komünist Partisi Politbüro Daimi Komitesi'nin yeni üyelerinin tanıtımı sırasında el sallıyor, 23 Ekim 2022 / Fotoğraf: AFP
Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, ülkenin en yüksek karar alma organı olan Çin Komünist Partisi Politbüro Daimi Komitesi'nin yeni üyelerinin tanıtımı sırasında el sallıyor, 23 Ekim 2022 / Fotoğraf: AFP

 

O zamanlar sadece Şi'nin kaderi değil, tüm Çin'in kaderi de değişiyordu. Mao 1976'da öldü ve iki yıl sonra Deng Şiaoping fiili lider oldu; bu da “reform ve dışa açılma” politikası ile Şi Cinping'in iktidarın kalbine muzaffer dönüşünün önünü açtı.

1980'lere gelindiğinde, Şi Zhongshan, Çin'in kapitalist dünyaya açılan kapısı olan Guangdong eyaletinde en yüksek siyasi makamı üstlenmiş ve Shenzhen ve Zhuhai'deki serbest ekonomik bölgeler deneyimini denetlemişti.

Şi burada, piyasanın bir düşman değil bir araç olduğu ve siyasi kontrol koşulu ile özel sektörle ortaklığın kaçınılmaz olduğu fikrini miras aldı.


Kıtlık ve yolsuzluk riskini yönetmek

1979'da mezun olduktan sonra Şi, babasının “en yakın silah arkadaşı” olarak tanımladığı yüksek rütbeli savunma yetkilisi Geng Biao'nun ofisinde yardımcı olarak göreve başladı. Orada, parti ve ordu içinde önemli bir ilişki ağı geliştirdi.

1982'de, siyasi kariyeri iki önemli deneyimle gerçekten başladı. İlk deneyimi, sınırlı kaynaklar ve acil ihtiyaçlarla kısıtlanmış karmaşık bir günlük yönetim ile karşılaştığı yoksul tarım eyaleti Hebei'deydi.

Orada, yönetimin boş sloganlarla değil, günlük ayrıntıları yönetme yeteneğiyle ölçüldüğünü pratik bir şekilde anladı.

İkinci deneyimini ise 1985'te Fujian'da yaşadı. Burada görüntü büyük ölçüde değişmişti; sınır ötesi ticaret, Tayvan yatırımları, kaçakçılık ve bürokrasi, iş adamları ve güvenlik aygıtıyla iç içe geçmiş çıkar grupları ağları vardı.

Orada “temiz adam” olarak tanındı ve piyasaların devletten daha hızlı hareket ettiği yükselen Çin'in yüzüyle doğrudan temas kurdu.

O zamandan itibaren, yolsuzluğun bireysel bir suç değil, devlet içinde partinin otoritesini tehdit eden paralel güç merkezleri yaratabilen bir sistem olduğuna dair inancı pekişti.

Bundan sonra, Şi, Zhejiang eyaleti ve akabinde Çin'in finans başkenti Şanghay şehrinin yönetimini üstlendi. Burada 2007'de güçlü eski başkan Jiang Zemin'e yakın ve bağlantılı kişilerin karıştığı bir yolsuzluk skandalının sonuçlarını kontrol altına almak ve disiplini yeniden sağlamak için çalıştı.

Aynı yıl, Şi, rejimin en yüksek güç organı olan Politbüro Daimi Komitesi'ne katıldı ve 2008'de başkan yardımcısı oldu. Bir dizi atama, 2012'deki bir sonraki Parti Kongresi'nde parti ve ülke liderliğini üstlenmesinin yolunu açtı.

Yolsuzluğun bireysel bir suç değil, devlet içinde partinin otoritesini tehdit eden paralel güç merkezleri yaratabilen bir sistem olduğuna dair inancı pekişti


Yolsuzlukla mücadele ve askeri reform

Deng Şiaoping'den beri genel sekreterler için yolsuzlukla mücadele kampanyaları başlatmak bir gelenekti, ancak bunlar genellikle ilk coşku dalgasından sonra sekteye uğruyordu.

Ancak Şi'nin kampanyası ciddiydi ve en üst düzey yetkililerden yani “kaplanlardan” en düşük rütbeli çalışana kadar herkesi hedef aldı.

Yolsuzlukla mücadele geçmişine rağmen, genel sekreter olarak yeni kampanyası, çeşitli kaynaklarda farklı şekillerde anlatılan bir anlatıyla ilişkilendirildi.

Hikaye, genel sekreter seçilmesinden bir ay önce, tam olarak 4 Eylül 2012'de başlıyor.

Şi, dönemin ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton ile planlanmış bir görüşme de dahil olmak üzere tüm toplantılarını aniden iptal etti ve ancak 15 gün sonra ortaya çıktı.

Onun ortadan kaybolması bir dizi söylenti ve analize yol açtı. Bir anlatıma göre, parti içinde başkanlığa atanması görüşmeleri sırasında Şi, yolsuzlukla mücadele için kıdemli parti liderlerinden herhangi bir kısıtlama olmaksızın tüm grupları kapsayan tam bir yetki talep etmiş ve talebinin reddedilmesi halinde inzivaya çekilmekle tehdit etmişti.

Sonuç olarak, 2012'den 2026'nın başlarına kadar 7,2 milyondan fazla kişinin soruşturulduğu, cezalandırıldığı veya disiplin cezası aldığı Şi'nin yolsuzlukla mücadele kampanyası, yolsuzluk seviyelerini düşürmede başarılı oldu.

Ancak her şeyin olumsuz sonuçları vardır ve Şi’nin kampanyası da kadroları korkutarak, inisiyatif almaktan ve yenilik yapmaktan caydırdı.
 

Şi Jinping, Pekin'deki Halkın Büyük Salonu'nda düzenlenen Çin Engelliler Federasyonu 8. Ulusal Kongresi'ne katılımı sırasında Komünist Parti üyelerini selamlıyor, 18 Eylül 2023 / Fotoğraf: EPA
Şi Cinping, Pekin'deki Halkın Büyük Salonu'nda düzenlenen Çin Engelliler Federasyonu 8. Ulusal Kongresi'ne katılımı sırasında Komünist Parti üyelerini selamlıyor, 18 Eylül 2023 / Fotoğraf: EPA

 

Batı medyasının gücü kendi elinde toplamaya yönelik bir tasfiye olarak nitelendirdiği Şi'nin orduyu reforme etme ve modernize etme kampanyasına gelince, uzun süredir devam eden bir tartışmayla bağlantılı.

Komünistler her zaman orduya şüphe ve ihtiyatla bakmışlardır. Mao Zedong'un bu konudaki ünlü sözü şöyledir:

Komünist Parti silahı yönetir ve silahın partiyi yönetmesine asla izin verilmez.


Ancak siviller ve ordu arasındaki ilişkiye dair tartışma iç çevrelerle sınırlı kalmadı. Şeffaflık başlığı altında Washington, sivil otoritenin ordu üzerindeki kontrolü konusunda sürekli olarak şüpheler uyandırmaya çalıştı.

Eski Başkan Hu Jintao ile dönemin ABD Savunma Bakanı Donald Rumsfeld arasında Pekin'de yapılan bir görüşmeyle ilgili ABD'nin sızdırdığı bilgilerden sonra, bu durum Pekin için sıkıntılı bir hal almıştı.

Anlatılanlara göre, Rumsfeld, ziyaretin arifesinde Hu Jintao'ya askeri uçak denemeleriyle ilgili haberleri sormuştu.

Görünüşe göre Hu Jintao, gerekli güvenilir bilgilere sahip olmadığından bu konuyu ne yalanlayabilmiş ne de açıklığa kavuşturabilmişti.

Şi Cinping'in kampanyasına dönecek olursak, iki amacı vardı; birincisi, gizlilik perdesi altında faaliyet gösteren ordu içindeki geniş çaplı yolsuzluğa son vermek.

İkincisi ise Şi'nin asla Hu Jintao'nunkine benzer bir duruma düşmemesini, yani askeri kararların generaller tarafından değil, yalnızca kendisi tarafından alınmasını sağlamak.

Batı medyasının gücü kendi elinde toplamaya yönelik bir tasfiye olarak nitelendirdiği Şi'nin orduyu reforme etme ve modernize etme kampanyası, uzun süredir devam eden bir tartışmayla bağlantılı. Komünistler her zaman orduya şüphe ve ihtiyatla bakmışlardır


Partiyi eski ihtişamına kavuşturmak

Şi'nin genel sekreter olarak hemen yerine getirmeye çalıştığı bir diğer görev de partiyi siyasi ve ideolojik bir aygıt olarak yeniden canlandırmaktı. Şi'nin misyonu iki farklı kaynaktan besleniyordu.

Birincisi, Şi, Sovyetler Birliği'nin çöküşünün daha az tartışılan nedenlerinden birinin “Sovyetler Birliği Komünist Partisi'nin tarihini unutması” olduğuna inanıyordu.

Stalin döneminin keskin bir şekilde eleştirilmesi, kurucu anlatıdan kopmaya neden olmuş, geçmiş ile bugün arasındaki sembolik bağı zayıflatmış ve ideolojik meşruiyette bir boşluk yaratmıştı.
 

Çin Devlet Başkanı Şi Jinping, Çin'in güneyindeki Makao'da Halk Kurtuluş Ordusu'nun bir birliğini denetliyor. 20 Aralık 2024 / Fotoğraf: Xinhua
Çin Devlet Başkanı Şi Jinping, Çin'in güneyindeki Makao'da Halk Kurtuluş Ordusu'nun bir birliğini denetliyor. 20 Aralık 2024 / Fotoğraf: Xinhua

 

İkinci kaynak ise Şi'nin kendisinin sıkı bir komünist olmasıdır. Babası zulüm görmüş, baskıya maruz kalmış ve işkence görmüş, ailesi dağılmış olmasına rağmen, partiye sadık kalmış ve onun dışında hayatının bir anlamı olmadığına inanmıştı.

Bu nedenle, partiyi temel değerlerine geri döndürmek Şi için kişisel ve ailevi bir misyon, siyaset ve kaderin iç içe geçtiği, ömür boyu sürecek ve partinin nihayetinde bir kurumdan daha fazlasına dönüşeceği, varoluşun anlamı haline geleceği bir yola derin bir bağlılıktı.

Şi yönetiminde Çin zirveye ulaştı. Ekonomik rakamlar ortada. Teknolojik başarıları hem rakipler hem de müttefikler tarafından itiraf ediliyor.

Bu durum, Çin'in dış politikasını yöneten stratejik ihtiyat ve uygun anı beklerken gücü gizleme doktrinlerinin yeniden değerlendirilmesini gerektiriyordu ve Şi için o an geldi. Olaylar da onun lehine.

Putin Rusyası'nın savaşlarından Trump ABD'sinin stratejik yönünü kaybetmesine kadar, Çin, planları, yönlendirmeleri ve ilkeleriyle birbiri ardınca hedeflerini gerçekleştirdi.

Kuşak ve Yol Girişimi'nden BRICS grubunun genişlemesi ve Şanghay İşbirliği Örgütü'nün güçlendirilmesine kadar Şi Cinping ile Çin, daha belirgin bir küresel etki ağı çizdi.

Ancak çarpıcı bir paradoksla, dış dünyaya açık bir şekilde uzatılan ele karşılık içeride kapalı bir yumruk var. Şi, Zhongnanhai saraylarından Shaanxi'nin çamur mağaralarına düşüş dersini unutmuyor.

Sovyetler Birliği'nin çöküşü, renkli devrimler ve Arap Baharı ayaklanmaları, güvenlik kaygılarını körükledi. Sincan ve Tibet'ten Hong Kong'a kadar, siyasi istikrar onun gündemindeki tek madde, diğer her şey ise ondan sonra geliyor.

Sosyal ağlar ve dijital akışlar çağında çatışma araçlarının çoğalması ve dünyanın kaynaklar için bir yarışa girmesiyle birlikte, güvenlikleştirme mantığı ekonomiye, dijitalleşmeye, eğitime, enerjiye ve ulaşıma kadar uzandı.

Sonuç olarak, istikrarı sadece bir yönetim işlevi değil, kapsamlı bir hayatta kalma koşulu olarak yeniden tanımlayan bir devlette, hayatın neredeyse her yönü artık ulusal güvenlik merceğinden değerlendiriliyor.

Bazıları Şi Cinping'in iktidara yükselişini, hem trajik hem de zafer dolu deneyimlerle zengin bir tarihe sahip olan Çin Komünist Partisi'nin kendi gidişatının bir yansıması olarak yorumluyor.

Ancak daha geniş bir perspektiften bakıldığında, bu biyografinin ayrıntıları, Çin'in merkeziyetçi bir imparatorluktan bir yüzyıllık aşağılanma, işgal ve yoksulluğa düşüşüne, ardından acı, gözyaşı, ter ve kanla dolu amansız bir yürüyüşle nihai zafere doğru ilerlemesine dayanan modern tarihinin, neredeyse iki yüzyıllık dönüşüm ve gerilemelerinin yoğunlaştırılmış bir versiyonu gibi görünüyor.

 

 

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

Bu makale Independent Türkçe Londra merkezli Al Majalla dergisinden çevrilmiştir.

Al Majalla

DAHA FAZLA HABER OKU