Al Jazeera televizyonundan Resul Serdar’a konuşan Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, İran ile ABD arasındaki mevcut ateşkesin çökmesinin hem bölge hem de dünya açısından ağır sonuçlar doğurabileceği uyarısında bulunarak diplomasinin tek sürdürülebilir çözüm yolu olduğunu söyledi.
Doha’da gerçekleştirilen üst düzey bölgesel güvenlik temasları sırasında Al Jazeera English’e özel açıklamalarda bulunan Fidan; Türkiye’nin diplomatik girişimlerini, Körfez ülkeleriyle yürütülen koordinasyonu, bölgesel tırmanma risklerini, NATO’nun geleceğini ve Orta Doğu ile Avrupa’daki değişen güvenlik mimarisini değerlendirdi.
“Alternatif yeniden savaşa dönmek”
Fidan, Ankara’nın önceliğinin kırılgan ateşkesin korunması olduğunu vurgulayarak şunları söyledi:
“Ateşkesin alternatifi yeniden savaşa dönmektir. Bunu kimse görmek istemez.”
Savaşın halihazırda küresel ekonomi ve enerji güvenliği üzerinde ciddi etkiler yarattığını ifade eden Fidan, diplomasiye dair temkinli iyimserliğini koruduklarını belirtti.
“Her iki tarafta da savaşı durdurma ve normal hayata dönme yönünde yeterli irade ve niyet görüyoruz.”
Fidan, müzakere sürecinde yaşanan anlaşmazlıkların sürecin doğasında olduğunu, görüşmelerin inişli çıkışlı ilerlemesine rağmen devam edeceğini söyledi.
“Türkiye bölgesel arabuluculuk çabalarını destekliyor”
Türkiye’nin bölgesel aktörlerle yoğun diplomatik temaslar yürüttüğünü belirten Fidan, Katar, Suudi Arabistan, Mısır ve Ürdün ile koordinasyon halinde olduklarını söyledi.
Pakistan’ın arabuluculuk sürecinde çok önemli bir rol oynadığını vurgulayan Fidan, Türkiye’nin ve diğer bölge ülkelerinin sürece “yaratıcı fikirlerle” katkı sunmaya çalıştığını ifade etti.
“Yaptığımız işlerin büyük bölümü perde arkasında gerçekleşiyor.”
Türkiye ile Katar arasındaki koordinasyonu “sonuç odaklı diplomasi modeli” olarak tanımlayan Fidan, her iki ülkenin de görünürlükten ziyade somut sonuçlara odaklandığını söyledi.
“Bölgesel tırmanma ciddi riskler doğurur”
Fidan, ateşkesin çökmesi halinde mülteci akınları, sınır güvenliği sorunları ve ekonomik şoklar dahil birçok riskin ortaya çıkabileceğini belirtti.
Türkiye’nin enerji arzı açısından Hürmüz Boğazı’na deniz taşımacılığı üzerinden yoğun bağımlılığı olmadığını ifade eden Fidan, buna rağmen küresel enerji fiyatlarının tüm ülkeleri etkilediğini söyledi.
Hürmüz Boğazı’nda serbest geçiş düzeninin korunmasını desteklediklerini belirten Fidan, şu ifadeyi kullandı: “Dünya ekonomisi bunu kolay kaldıramaz.”
Ayrıca yeni deniz güvenliği düzenlemelerinin diğer stratejik geçiş noktaları için emsal oluşturabileceğini vurguladı.
“Türkiye uluslararası deniz güvenliği mekanizmalarına açık”
Fidan, İran ile ABD arasında diplomatik bir anlaşma sağlanması halinde Türkiye’nin Hürmüz Boğazı’ndaki uluslararası güvenlik mekanizmalarına katkı sunabileceğini söyledi.
“Diplomatik bir sonuç olmadan yapılacak bir angajmanın anlamlı ya da olumlu olmayacağını düşünüyoruz.”
“Hegemonya kavramını bölge sözlüğünden çıkarmak istiyoruz”
Bölgesel güç dengelerine ilişkin değerlendirmesinde Fidan, Türkiye’nin hegemonik bir rol arayışında olmadığını vurguladı.
“Hegemon kelimesini bu bölgenin sözlüğünden çıkarmaya çalışıyoruz.”
Türkiye’nin yaklaşımının egemenliğe saygı, toprak bütünlüğü ve ortak güvenlik temelinde şekillendiğini belirten Fidan, “Ne tahakküm ne teslimiyet; bölge ülkeleri arasında iş birliği” ifadelerini kullandı.
“Suriye bir başarı hikâyesi olabilir ama riskler sürüyor”
Fidan, Suriye’yi bölgesel diplomasi açısından “başarı hikâyesi” olarak nitelendirerek ülkede istikrarın arttığını ve mültecilerin geri dönüş sürecinin başladığını söyledi.
Ancak İsrail’in Suriye’deki askeri faaliyetlerinin ciddi bir tehdit oluşturduğunu belirterek, İsrail’i “odadaki fil” olarak tanımladı.
“İsrail artık istikrarsızlığın, savaşların, yıkımın ve kitlesel göçün kaynağı olmaktan vazgeçmeli.”
“NATO ve Avrupa güvenliğinin geleceği”
Fidan, NATO’nun Avrupa’da barış ve güvenlik açısından kritik önem taşıdığını söyledi.
Ancak ittifak içinde yapısal tartışmaların arttığını belirterek, ABD’nin Avrupa güvenliğindeki rolündeki değişimlerin NATO’nun geleceğini belirleyeceğini ifade etti.
Temmuz ayında Ankara’da yapılacak NATO Zirvesi’nin önemine dikkat çeken Fidan şöyle konuştu:
“ABD transatlantik güvenlikten daha fazla çekilir ama NATO içinde kalırsa yarı yapısal bir sorun ortaya çıkabilir.”
“Türkiye çok boyutlu dış politika yürütüyor”
Fidan, Türkiye’nin dış politikasını Avrupa’dan Kafkasya’ya, Karadeniz’den Orta Doğu’ya uzanan geniş bir coğrafyada çok boyutlu şekilde yürüttüğünü belirtti.
Türkiye’nin temel hedefinin istikrar, ekonomik kalkınma ve çatışmaların diplomatik yollarla çözülmesi olduğunu vurguladı.
“Bölgedeki siyasi davranışımıza bakıldığında bunun istikrar üretmeye çalışan tutarlı bir yaklaşım olduğu görülecektir.”
Independent Türkçe