İBB Davası'nda 32. gün

Ekrem İmamoğlu'nun da tutuklu isimler arasında bulunduğu 414 sanıklı İBB davasının 32. günü görüldü

Fotoğraf: Independent Türkçe

CHP'nin cumhurbaşkanı adayı, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da arasında bulunduğu İBB Davası'nın duruşması 32. gününde, İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi'nce, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nun karşısındaki 1 No'lu salonda devam ediyor.

77'si tutuklu toplam 414 sanığın yargılandığı duruşmaya, görevden uzaklaştırılan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık, Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney, eski CHP Milletvekili Aykut Erdoğdu, İBB Başkan Danışmanı ve MEDYA AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun ile diğer tutuklu sanıklar katılırken, babası Hasan İmamoğlu tutuksuz sanıklar arasında yer aldı.

Ekrem İmamoğlu salona getirildiği sırada izleyiciler alkışlarla "Başkanım" diye seslendi. İzleyiciler, tutuklu Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney'i "Hoş geldin Karaoğlan" diyerek karşıladı ve "İnan abi, Beyoğlu esnafının selamı var" dediler. Tutuklu Beylikdüzü Belediye Başkanı Çalık ise "Çalık Başkanım, seni hiç bırakmayacağız" diye karşılandı.

Duruşma, "Cebeci Maden Sahası'nda yapılan hafriyat dökümü nedeniyle kamu zararı oluştuğu" iddiasından yargılananların savunmasıyla devam edecek.

Duruşma dün, avukatlarla Mahkeme Başkanı arasında yaşanan gerginliğin ardından sanık savunmalarına geçilemeden heyet tarafından yarına bıraklmıştı. Bugün salondaki jandarma personeli sayısının artırıldığı görüldü. 

Ekrem İmamoğlu: Gülibrahimoğlu'nun şirketi 2024'te Akit Gazetesi'ne 5 milyon 700 bin lira göndermiş

İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne yönelik davada söz alan CHP'nin cumhurbaşkanı adayı, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, örgüt yöneticiliğiyle suçlanan firari Murat Gülibrahimoğlu'nun şirketi hakkında, "Cebeci maden sahasının yetkilisi Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'dır, MAPEG'tir, Valiliktir. Biz kurum olarak masada bir kurumuz, bir kişiyiz. Başka kimse yok. Kim kontrol ediyor bu maden sahasını" diye sordu. İmamoğlu, Gülibrahimoğlu'nun şirketinin 2024’te Akit Gazetesi’ne 5 milyon 700 bin lira yatırdığını söyledi.

CHP'nin cumhurbaşkanı adayı, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da arasında bulunduğu İBB Davası'nın duruşması 32. gününde, İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi'nce, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nun karşısındaki 1 No'lu salonda devam ediyor.

Firari Murat Gülibrahimoğlu'nun şirketlerinden, "Güney Cebeci Madencilik Sanayi Ticaret AŞ'ye ait Cebeci Maden Sahası Bölgesi'ne İBB tarafından hafriyat dökümü nedeniyle kamu zararı oluştuğu" iddiasından tutuklu yargılanan Ahmet Güldü'nün savunmasının tamamlamasının ardından, Ekrem İmamoğlu söz aldı. 

İmamoğlu, şöyle konuştu:

Duruşmalar dönem dönem hızlı akıyor, verimli ortamlar yaşanıyor. Tabii tutukluluk incelemesi sonrası, birtakım gerginlikler yaşandı ve yaşanıyor. Bu da duruşmayı sekteye uğratıyor. Tabii burada sebebinin aslında bir özetini dinledik şu anda. Yani 15 dakikalık bir fragmanıdır bu bence. 'Niye' derseniz? Burada insanlar, sadece beyanla tutuklu Sayın Başkan, Sayın Heyet. Sadece beyanla! Ve bir gün değil, 5 gün değil, 15 gün değil, yani aylarca... Bizim canımızın yanmasını, herkesten çok da benim canımın yanmasını, sizin anlamanız gerektiğini düşünüyorum herkesten çok. Savunmasını yapıyor insanlar. Neye göre yapıyorlar Sayın Başkan, Sayın Heyet? Beyana göre! Çok çarpıcı bir şey yaşadım. Geçenlerde birisi tutuklanıyor. Muhalif medyadan birileri bunu eleştiriyor. Yandaş medyadan biri de çıkıyor diyor ki aynen şu cümleyi kuruyor Sayın Başkan, dikkatinize sunuyorum, 'Savunacağınıza suçsuzluğunu ispat edin' diyor. Yahu kurallar mı değişti bu dünyada. Yani birine suç at, suçsuzluğunu ispat etsin! Sayın Başkanım, inanın bu ne toplum vicdanına sığar ne milletin bu kadar biriktirdiği değerlere sığar ne insan olmaya sığar. Sığmaz Sayın Başkanım, Sayın Heyet, sığmaz. Ve burada insanlar çıkıyor, kendilerini ifade etme gayretinde. Şimdi ben Ahmet Güldü kardeşimin, yani buraya bakıyorum çünkü ismini de bilemedim! Tanımıyorum, örgüt üyesi! Tanımıyorum çünkü. Yazık değil mi? Yazık. Ve diyoruz ki; 'Anlat. İspat et. Kendini ispat et!'

"İtirafçı bir şeyler anlattı, belge yok, bilgi yok"

Peki ne yaşandı? Birisi çıktı… İtirafçı. Bize göre iftira. Efendime söyleyeyim etkin pişmanlıkçı. Bir şeyler anlattı. Belge yok. Bilgi yok. Daha önce oldukları gibi. Şimdi belgeleriyle, bilgileriyle anbean Ali Kurt sunum yaptı, Ali Sukas sunum yaptı, Elçin Karaoğlu sunum yaptı. Ceyhun Bey, burada muhteşem bir brifing verdi. Hem de müfettişlere yönelik… Yani Seyfullah Bey’i mi anlatayım, kimi anlatayım Sayın Başkan? Bu insanlar bilgi bilgi, belge belge bir şeyler anlattı. Ne oldu? Beyan geçerli oldu, bu kadar, sunum… 'Siz bekleyin!' Biz endişe etmeyelim mi Sayın Başkan? Endişe ediyoruz. İnanın soruya geleceğim ama bunların her birinin Ahmet Güldü’ye soracağım soruyla ilişkisi var Sayın Başkanım. Bu insanlar beyanla tutuluyor. Şoförler aylarca yattı! Benim 8 ay, iki şoförüm yattı. Sizin önünüze bile gelemedi. 8 ay yattı Sayın Başkan. Bu 8 gün değil Allah aşkına! Allah aşkına! 8 ay sizin önünüze bile gelemedi çünkü iddianamede yoktular. Şimdi serbestler. 8 ay, 8 gün değil, 8 saat değil… Yani bir insan 8 saat nezarette kalsa, psikolojisi bozuluyor.

Bunları yaşayıp, biz bunları ifade etmeyecek miyiz? Bakın bu dosya, yani şu an Ahmet Güldü'nün burada olduğu dosya, ki yanılmıyorsam 11 kişi var bu şirketten burada, bir de ilişkili olan 3-4 kişi var benim İBB’den bildiğim, tanıdığım arkadaş. 110 milyar lira kamu zararı… 110 milyar! Bu nasıl uydurulur yahu? Sayın Başkan, bu nasıl uydurulur? Yani bu uydurma üzerine biz nasıl bir savunma yapalım? Şimdi bu kardeş, bu genç insan, yani ne diyebilir yani? Ofisboy diyorlar, çalışan diyorlar, işte al götür getir işi yapan denilen bir insandan bahsediyoruz. Sayın Başkan, bakınız gerçekten içimiz yanmıyor. Gerçekten canımız yanıyor. Bakın 'burada insanlar tutuksuz yargılanmalı' diyoruz.

"Yahu ev hapsi verin? Başka bir adli kontrol verin"

Israrla söylüyorum. Kendim için istemiyorum. Yahu ev hapsi verin? Başka bir adli kontrol verin. Bakın; vermelisiniz. Bu bir rica değil. Vermelisiniz. Bu benim tespitim. Şahsi olarak, insan olarak, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı olarak, bu ülkeyi yönetmeye talip cumhurbaşkanı adayı olarak vermelisiniz. Yüzde 20’lerin altında insanlar inanıyor yargıya. Diyor ki, 'Ben yargıya inanmıyorum' diyor yüzde 80 küsur. Ben demiyorum, anketler diyor Sayın Başkan. 'Yere düşmüş ben de bir tekme vurayım' diyemezsiniz herhalde. Dememelisiniz. Çünkü, varlığınızın sebebi bu. Adalet mümkün temelidir Sayın Başkan. Siz, 'Bir tekme de ben vurayım' değil, tam aksine bu memleketin demokrasisi, adaleti, hukuk sistemi, geleceği, çocuklarımızın evlatlarımızı yarın için bir karar almak zorundasınız. Onun için buradasınız. Bizim beklentimiz bu. Ben size hep şöyle ifade ettim. Ben şöyle hitap ettim, ben, görevinizi iyi yapmanız için en büyük fedakarlığı, en büyük gayreti gösterecek kişiyim. Başka kimse yok. Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nde başka kimse yok. Bakın çok net. Bu görevi iyi yapmanız için en büyük görevi, sorumluluğu hisseden kişi benim. Niye biliyor musunuz? Çünkü bütün suçlamalar bana ve benimle beraber buradaki insanlara yapılıyor. Onun için bu sözlerim, size katkı sunmak içindir.

"Iraz neyi anlatamadı?"

Şimdi şoförler tutsak. Gittiler, ifade bile vermediler. Ama Sayın Başkan, siz 5 aydır karar mercisiniz. Sizden önce yapılanlar geldi, geçti, gitti. Artık siz karar veriyorsunuz. Dolayısıyla, Allah aşkına, yani Iraz neyi anlatamadı Sayın Başkanım. Iraz neyi anlatamadı? Orhan Bey’in ne suçu var? Yani CHP'de bir görevi olduğu için mi burada? Bakın şüphelerimizi söylüyoruz Sayın Başkanım. Ama bunları duyun. Lütfen duyun. Yani Aykut Erdoğdu, yatarı bile olmadığı bir husustan dolayı burada niye tutuluyor? Siyasi olduğu için mi? Benim iki belediye başkanı arkadaşım neyi anlatamadı size? Beyanını sunan veya itirafta, iftirada bulunan itirafçı olan insanların beyanı daha mı kuvvetliydi Sayın Başkanım? Yapmayın. Allah aşkına, bu millete bu zulüm çektirilemez.

"Bu ülkede enflasyon düşmüyorsa, burada alınan kararların katkısı var"

Bu ülkede enflasyon düşmüyorsa, burada alınan kararların katkısı var Sayın Başkan. Bunu bilin yani. Bu ülkede enflasyon düşmüyorsa, bu ülkede millet fakirse, şurada alacağınız kararların etkisi olacak Sayın Başkan. Sakın kararlarınızı sadece bu mahkemeyle sınırlı olduğunu düşünmeyin. Size hatırlatıyorum. Onun için şoförlerin tutuklu beyanlara bakıyorum Sayın Başkan. Bir tane şoförün iftirası var. Bir tane şoför! Diyor ki, 'Ben gördüm, şunu taşıdılar. Ben gördüm, şunu verdim' O şoförün dönün tutanaklarına bakın, kimler kimler kayrılmış? Ertan’ı kayrılmış, Fatih Türk’ü kayrılmış, o kayrılmış, bu kayrılmış! Unutulmuş! Niye? Torpilliler mi var bu şeyde? O sistemin içinde torpilliler mi var? Birileri onları görmeyin, kenara itin şunları... Var! Ben ne diyorum biliyor musun? Var, daniskası var. Yüzlercesi var. Hatta şu anda ortaklık yapanlar var, yani hatta şu anda bu muktedir olan insanlarla ortaklık yapan insanlar var. Bakın bu kadar net söylüyorum, bu kadar bilerek söylüyorum Sayın Başkan. Bu dediklerimi size katkı sunmak için söylüyorum bakınız. Tarihe geçsin diye değil sadece, size katkı sunmak için söylüyorum. Onun için bu gariban insanlara bu yapılmaz, bu yapılmaz yani.

Şimdi soruya geleceğim. 110 milyar… 110 milyar Sayın Başkan. Şimdi ben tabii ki Ahmet Güldü'ye bunları anlatsam, on defa anlatsam anlamayacak. Yani buranın bir maden bölgesi olduğunu, buranın bir kanunla maden bölgesine dönüştürüldüğünü ve biliyorsunuz efendim, biliyorsunuz değil mi? Buranın yetkilisi Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığıdır, MAPEG'dir, Valiliktir. Biz kurum olarak masada bir kurumuz, bir kişiyiz. Başka kimse yok. Ve biz şu anda bir şirketin ofisinde geçenler, efendime söyleyeyim maden yok edilmiş, yaz 80 milyar. 30 milyar da işte şeyden yaz, hafriyattan yaz. Peki, kim kontrol ediyor burayı? Soruya geliyorum, kim kontrol ediyor? Siyasi ilişkiymiş. Bakınız benim, çevremdekilere ana avrat söven, küfreden bir gazeteye, Akit gazetesine 5 milyon 700 bin lira yatıran bu şirket, 2024 Listesine bakın, göreceksiniz orada.

"Halk TV yok, Sözcü yok, efendime söyleyeyim BirGün gazetesi yok, Cumhuriyet gazetesi yok ama Akit gazetesi var"

Orada Halk TV yok, Sözcü yok, efendime söyleyeyim BirGün gazetesi yok, Cumhuriyet gazetesi yok ama Akit gazetesi var. 5 milyon 700 bin lira. Sayın Başkan, savunmadan daha önemli bu. 5 milyon 700 bin lira. Daha çok şey anlatacağım zaten, bu bir tanesi, bu bir tanesi. Şimdi ana avrat söven, aileleri yerle bir eden bir kuruma bu şirket para yollamış. Ben görüyorum burada, şimdi görüyorum. Listeden ben değil, yani iddia makamının koyduğu listede ben bunu görüyorum. Bunu Ahmet Güldü'nün bilme şansı var mı, nereden bilsin? Nereden bilsin? Peki, ben biliyor muyum? Bilmiyorum. Başka şeyler de biliyorum şimdi, tek tek bunları soracağız, sorgulayacağız, öğreneceğiz.

Sayın Başkan, soruma geçmeden çok önemli bir hususun daha altını çizeyim; çünkü sorum bununla ilişkili. Adem Soytekin çıktı dedi ki: 'Önüme bir şablon kondu ve ben o şablonun altına imza attım. O şablonda da örgüt tarifleniyor. O şablonu koyan da şu savcıyla şu savcı vardı, önüme bunları koydu ben oraya imza attım' dedi. Bakın örgütün tarifi var. 'Ben böyle bir cümle ne kurdum ne de biliyorum' dedi burada sizin huzurunuzda söyledi. Sayın Başkan, burada örgüt yöneticisi... Şablonda örgüt yöneticisi, çöktü. Ertan denen kişi örgüt yöneticisi; çöktü. Murat Gülibrahimoğlu örgüt yöneticisi; çöktü. Hüseyin Gün diye birisi var, pazartesi davamız var, ben adamı tanımıyorum, çöktü.

"Ahmet Güldü, sen böyle bir örgütten haberdar mısın?"

Mahkeme Başkanı'nın "Şimdi bunların Ahmet Güldü'yle alakası nedir" sorusuna İmamoğlu, şöyle yanıt verdi:

"Var, var geliyorum, tam da var. Niye biliyor musunuz? Konunun vahametini anlayın, zirveye çıkartıyorum sizi Sayın Başkan. O zirveden en aşağıyı görün diye bakıyorum; işin ne kadar trajikomik ötesi olduğunu anlayın diye anlatıyorum Sayın Başkan. En zirvede bu isimler var ve o örgütün yöneticisi onlar, ben de örgüt lideriyim. Duruma bakar mısınız? Ahmet Güldü, sen böyle bir örgütten haberdar mısın?"

İmamoğlu'nun sorusuna Güldü, "Hayır, değilim" diye yanıt verdi. Ekrem İmamoğlu ve Ahmet Güldü arasında yaşanan diyalogta şunlar kaydedildi:

İmamoğlu: "Sen, beni tanıyor musun sevgili kardeşim?"

Güldü: "Tanımıyorum Başkanım, sadece televizyonlardan ve belediye başkanı olduğunuzu biliyorum."

İmamoğlu: "Yahu Sayın Başkan bu nasıl örgüt üyeliği? Yazık değil mi bu insana? Şimdi bu insan burada üç ay tatil mi yapacak Sayın Başkan? Sizin vicdanınıza bırakıyorum."

Güldü'nün avukatı Keskin: Vekalatname bir suç belgesi değil yetki belgesidir

Ekrem İmamoğlu'nun sorularının ardından Ahmet Güldü'nün avukatı Ahmet Keskin'in savunması başladı. "Müvekkilimi bu davaya katmak için zorlasak ancak tanık olarak dinleyebilirdik. Burada resmen tutuklu tanık olarak bulunuyor" diyen Keskin, müvekkilin şirketteki konumuyla iddianamedeki konumu arasında ciddi bir kopukluk bulunduğunu söyledi.

Güldü'ye verilen vekaletin birden fazla çalışanı kapsadığını belirten avukat Keskin, "Vekalatname bir suç belgesi değil, yetki belgesidir" dedi.

Avukat Ahmet Keskin, 19 Mart operasyonundan sonra Kuzey İstanbul şirketini yöneten TMSF'nin, dosyanın itirafçılarından ve şirket çalışanı olan Semih Bilgin'in savunma yapmak için istediği tüm evrakları ilettiğini ancak Ahmet Güldü'nün isteklerinin ihtarname çekilmiş olmasına rağmen karşılanmadığını belirtti. 

Avukat Keskin'in beyanının ardından Mahkeme başkanı duruşmaya ara verdi. Aradan sonra tutuklu sanık Hakan Karanis'in savunması başlayacak.

Tutuklu sanık Hakan Karanis: Seviyesiz beyanlarla 14 aydır cezaevinde yatıyorum

77'si tutuklu 414 sanıklı davada, firari Murat Gülibrahimoğlu'nun şirketlerinden, "Güney Cebeci Madencilik Sanayi Ticaret AŞ'ye ait Cebeci Maden Sahası Bölgesi'ne, İBB tarafından hafriyat dökümü nedeniyle kamu zararı oluştuğu" iddiasından tutuklu yargılanan Hakan Karanis'in savunması alındı. Sanık Hakan Karanis, çocukluk arkadaşı Ekrem İmamoğlu'yla, Murat Gülibrahimoğlu arasında "köprü" olduğu iddiasını reddetti. Karanis, İmamoğlu ile 4. sınıfta tanıştıklarını, aynı köyden evlendiklerini, aynı yerde askerlik yaptıklarını, aynı apartmanda oturduklarını ve İmamoğlu'nun şirketinde 2 yıl çalıştığını belirtti. Hakan Karanis, "İmamoğlu, buradaki insanlar için İBB Başkanı olabilir, Cumhurbaşkanı adayı olabilir, CHP'nin Genel Başkanı olabilir ya da bir müddet sonra Cumhurbaşkanı da olabilir. Bunların hepsi bana gurur verir. Ama o, benim için her zaman arkadaşım Ekrem'dir. O, benim Ecem'in amcasıdır, benim Beren'imin babasıdır" diye konuştu.

"Cebeci maden sahasını hayatımda hiç görmedim"

İBB'de hiçbir görevi olmadığını söyleyen Karanis, "Tanık beyanlarının yalan olduğunu tek tek size ispatlayacağım" dedi.

Murat Gülibrahimoğlu ile tanışıklığının sosyal ilişkiden ibaret olduğunu söyleyen Karanis, "Cebeci maden sahasını hayatımda hiç görmedim" diye konuştu. Gülibrahimoğlu'yla aralarında para alışverişi olduğu iddiasına ilişkin, "İki araç alacaktım. Bana borç olarak 5 milyon TL gönderdi. Ancak daha sonra siparişler iptal oldu. Parayı iade ettim. Dekontu avukatım sunacak. Ben, Murat Gülibrahimoğlu ile kimse arasında köprü görevi görmedim. Ben, Murat Gülibrahimoğlu'nu çevremde kimseyle tanıştırmadım. Kendisinin de buna ihtiyacı olduğunu düşünmüyorum. Ancak Murat Gülibrahimoğlu, beni kendi çevresinde birçok iş insanı ile tanıştırdı. Murat Gülibrahimoğlu, beni devlette görev yapan önemli bürokratlarla, siyasetçilerle tanıştırdı" diye konuştu. Karanis, Gülibrahimoğlu'nun yaptığı yüz milyonlarca liralık para transferlerinde suç görülmediğini, ama kendisiyle yapılan 10 bin, 20 bin, 50 bin, 200 bin gibi transferlerin suç geliri olduğunun ileri sürüldüğünü ifade etti.

"Öyle bir tedbir ki emekli maaşımızı alamıyoruz"

Hakan Karanis, ailesinden miras kalan ve birikimleriyle oluşturduğu mal varlığına tedbir konulduğunu belirterek, "Öyle bir tedbir ki emekli maaşımızı alamıyoruz. Kredi kartı borcumuzu ödeyemedik. Sistem, avukatlara bu ödemeyle ilgili vekalet vermemizin önüne geçiyor" dedi. Etkin pişmanlık beyanı veren Servet Yıldırım'ın verdiği röportajda "Hakan Karanis de geliyordu" sözlerine atıf yapan Karanis, "14 yıldır her gün gittiğim işyerine 'Geliyordu' diyerek ilk yalanına başlıyor" ifadelerini kullandı.

"14 aydır tahtakurularıyla yatıyoruz"

14 aydır tahtakurularıyla yattıklarını ileri süren Karanis, "Adalet Bakanımıza sesleniyorum. Şu cezaevlerine bir el atsın. Genç bir çocuk var, hasta, saldırıyor. Sabah namaz kılan birini yumrukladı" dedi. Karanis, CHP Genel Başkan Yardımcısı Özgür Karabat'ın tahliye edilen şoförü Sırrı Küçük'ün anlattığı olaya değinerek, "Boğazını kesen çocukla 3 ay beraber kaldım. Gencecik bir çocuktu" dedi. Etkin pişmanlık beyanı veren iş insanı Sarp Yalçınkaya'nın ifadeleriyle tutuklu olduğunu dile getiren Karanis, "Şu karakterdeki bir adamın seviyesiz beyanlarıyla 14 aydır cezaevinde yatıyorum. Bu ifade çöp bile olamaz. Çöpün bir değeri var, en azından dönüştürülüyor" diye konuştu. Sanık Karanis, dosya kapsamındaki isnatlarla ilgili somut bir delil olmadığını, tanık beyanlarının tamamının soyut olduğunu belirterek, "Tahliyem, ardından beraatim hukuki bir zorunluluk haline gelmiştir" dedi.

“Ortada psikolojisi bozuk bir insan var”

Cebeci köyünde 100 yılı aşkın süredir yaşayan bir ailenin üyesi olduğunu belirten Sönmez, "Benim burada bulunma sebebim, Şükrü Kaynar isimli kişinin hakkımda verdiği beyandır. Bu şahsı tanımam. Kendisi de beni tanımıyor ki zaten adımı yanlış söylemiştir. Ortada psikolojisi bozuk bir insan var. Ben diyorum ki psikoloğa götürelim, iddia makamı diyor ki hacı hocaya gönderelim. Durum bundan ibarettir" diye konuştu.

Sönmez, kendisine ait olmayan bir şirket ve işlemediği bir suç nedeniyle 10 aydır tutuklu bulunduğunu ifade ederek, "Kendimi bu iddiaya dair savunmaktan utanıyorum" dedi. Sönmez, "Bir şirketin vergi denetim raporu yazılmadan o şirketin sahibini bile tutuklayamazsınız; bırakın beni, sahibini dahi tutuklayamazsınız. Söz konusu şirket dediğim gibi kuzenim Turgay Tokdemir'e aittir. Kendisi aile büyüğümdür, başarılarıyla da gurur duyarım. Kendisi de bu şirketin ona ait olduğunu kabul ediyor. Şirket hakkında da Vergi Usul Kanunu'na aykırılıktan dolayı düzenlenmiş bir belge veya tanzim edilmiş bir rapor mevcut değildir" ifadelerini kullandı. 

"Bize bunları niçin yaşattınız?"

Cezaevinde yaşadığı olumsuzluklara değinen tutuklu sanık Sönmez, şöyle konuştu:

İçeride yaşadığımız bir dünya olumsuzluklar vardır; işte en kötüsü de daha geçen gün yaşadım, size de burada anlattım dedim ki, örgüt üyesi olduğumuzdan dolayı cezaevindeki şartlarımız diğer mahkumlara göre biraz daha ağır. Telefon hakkımız yok, görüntülü konuşma hakkımız yok. Sağ olun size iddianamede sevk maddemde örgüt üyesi olmadığımdan dolayı siz de cezaevine yazı yazdınız, 'hakları geri verilsin' diye. Bir günlüğüne hakkım geri verildi, kızımı aradım. Dedim 'bundan sonra her gün seni arayacağım kızım, telefon haklarımız geri verildi.' 10 aydır ben kızımı görmüyorum bu arada, cezaevine getirtmiyorum, buraya gelip beni burada görmesini istemiyorum. O da sevindi, 'Her gün arayacak mısın baba?' dedi, 'Arayacağım kızım' dedim. Üstüne çok sevindiğimden dolayı bir de söz verdim ona, ‘Seni arayacağım’, diye. Buraya geldik, tekrar yargılama yapıldı, cezaevine gittik, sevinçle tekrar kızımı arayacağım, diye telefona geldim, hakkımızı geri almışlar.

Bir gün bekledim, hakkımız tekrar geri verilmedi; 'bir yanlışlık olmuştur' dedik. Ondan sonra duydum ki, kızım her gece ben onu aradıktan sonra elinde telefonla 'babam beni arayacak', diye elinde telefonla uyumuş. Yani bize bunları niçin yaşattınız, niçin yaşatıyorsunuz, hala da devam ediyorsunuz? Yani bir babanın kızına verdiği sözü tutamamasının ne demek olduğunu kelimelerle zaten anlatamam. Allah kimseye yaşatmasın, düşmanıma dahi yaşatmasın bunları. Benim yattığım 10 ay yattığım cezaevi hiç umurumda değil fakat en son yaşadığım bu olay beni çok yaralamıştır. Yani dediğim gibi Allah bana bunları yapanlara dahi yaşatmasın bu olayı. Mümkünse tahliyemi talep ediyorum, diyeceğim bu kadar.

Hasan Tahsin Sönmez'in avukatı Serhat Aydoğan, müvekilinin örgütün varlığından dahi haberdar olmadığını ifade etti ve "Karşısında Bakanlık, Valilik ve İBB vardır. Bir örgütten bahsediyorsak bu Türkiye Cumhuriyeti'dir" dedi.

“Suçsuz yere bir senedir tutuklu yatmaktayım”

Duruşmada firari Murat Gülibrahimoğlu'nun şirketlerinden, "Güney Cebeci Madencilik Sanayi Ticaret AŞ'ye ait Cebeci Maden Sahası Bölgesi'ne, İBB tarafından hafriyat dökümü nedeniyle kamu zararı oluştuğu" iddiasından tutuklu yargılanan iş insanı Turgay Tokdemir'in savunması alındı. Tokdemir şöyle konuştu:

Sayın Başkan ben Sönmez Su İnşaat firmasının sahibiyim. Hakkımda sahte fatura düzenlemeyle alakalı suçlama bulunmaktadır. Bu sebeple tutuklandım. Şirketimle alakalı vergi incelemeleri bulunmaktadır fakat tespit edilmiş herhangi bir vergi raporu bulunmamaktadır. Tanımadığım bir kişinin benimle alakalı bir iddiası bulunmaktadır. Kişinin ismini iddianamede gördüğüm kadarıyla Şükrü Kaynar'dır. Hiç hayatımda görmediğim, duymadığım, ismini bile duymadığım kişidir kendisi. Üç senedir şirketimi inceleyen vergi memurları bir tespit olmamasına rağmen bu kişi sahte fatura düzenlediğimi kanısına nereden varmıştır? Ben bunu bilmemekteyim. Benden sahte fatura işi yapıyor diyorlar. Benim kime borcum var? Zaten 150 milyonluk malım var. Böyle sahte fatura işi yapan bir insanın mal varlığı olur mu? Akrabalarım da araştırılsın, bütün her şeyim, bütün komşularım da araştırılsın benden bir iğne bile düşmedi. Akrabalarımda da yok hiçbir şey de yok. Bütün mal varlığım şirketimin üstünde. Burada da bir ayrımı yapalım efendim; Hasan Tahsin Sönmez benim kuzenimdir. Benim şirketimin ismi de Sönmez olduğu için burada karıştırılıyor. Benim sebebimle de hemen hemen bir senedir yatıyor. Suçsuz yere bir senedir tutuklu yatmaktayım. Tahliyemi ve beraatimi istiyorum efendim. Ben efendim ilk savunmamı da sizin karşınızda yapıyorum. Herhangi bir savcıyla tam bir savunma yapmadım.

Savunmasının ardından Tokdemir, duruşma savcısının sorularını yanıtladı ve yaşanan diyalog şöyle:

Savcı: Turgay Bey, bu Sönmez İnşaat Madencilik Ltd. Şirketi'nin faaliyet alanı nedir acaba? Hangi işlemle meşgul?

Tokdemir: Efendim nakliye, kum, mıcır, çakıl.

Savcı: Şirketin yıllık cirosu ne kadar acaba?

Tokdemir: Yıllık cirosu 1 milyar, 2 milyar civarında.

Savcı: Şimdi vergi inceleme raporu var. Raporda 2022 yılında 8 milyon TL alış, 9.5 milyon TL satış faturaları var. 2023 yılında 1 milyar TL alış, 72 milyon TL satış; 2024 yılında 1.2 milyar alış, 86 milyon TL satış gibi rakamlar var. Şirkette 2022 yılında ilişkili sahte belge incelemesi şeklinde.

Tokdemir: Şirket incelemeleri vardır efendim, onu beyan ettim.

Savcı: O da satışlarla ilgili 2023 yılında 1 milyar TL, 72 milyon TL satış vesaire.

Tokdemir: Ben Kuzey İstanbul’da çalışıyordum. Kuzey İstanbul’da çalışıyordum. Buraya dolgu malzemesi getirerek, kum alarak, mıcır alarak bu şirketi...

Savcı: Ne kadarlık bir satış yaptınız Kuzey İstanbul’a bu süreçte?

Tokdemir: Efendim binlerce kamyon. Nakliyecilerim vardı, kendi araçlarım vardı, ekipmanlarım vardı. Binlerce kamyon getirdiler efendim.

Savcı: Binlerce kamyon ne? İçerik ne tam olarak?

Tokdemir: Portakal gibi taşlar, karpuz gibi büyüklükte taşlar. Bunlar yol düzenleme, ondan sonra hafriyatın çöktüğü yerlere dolgu malzemesi. Bu şekilde.

Savcı: Kaç yıl çalıştınız Kuzey İstanbul’da?

Tokdemir: Efendim 2022’den bu yıla kadar çalışıyorduk, yani bir sene öncesine kadar. Kayyum atanmadan önce çalışıyorduk efendim.

Savcı: Peki bu binlerce kamyonluk sevkiyattan bahsediyorsunuz. Bununla ilgili sevk irsaliyesi vesaire fatura?

Tokdemir: Hepsi mevcuttur efendim. Vergi memurları zaten gerektiğinde, istenildiği zaman veriliyor efendim bunlar. Binlerce fatura, irsaliye bulunmaktadır bizde. İstedikçe vereceğiz efendim.

Savcı: Şirkette tamamen size ait, doğru mu?

Tokdemir: Evet doğrudur efendim.

Savcı: Herhangi bir ortak, gizli ortak vesaire?

Tokdemir: Kimse yok efendim. Tek malın sahibi benim."

"Ne Sönmez'in ne Tokdemir'in böyle bir örgütü bilme imkanı var"

Hem sanık Hasan Tahsin Sönmez'in hem de sanık Tugay Tokdemir'in avukatı olan Halil Bostancı, "Adem Soytekin bizim sıramızı alarak tahliye oldu. Örgüt yöneticisi olduğu iddia edilen Adem Soytekin, savunmasında bir soru şablonu olduğunu söyledi. O bunu söylüyorsa, ilkokul mezunu Tugay Tokdemir, örgüt varsa bile nereden bilecek? Ne Sönmez'in ne Tokdemir'in böyle bir örgütü bilme imkanı var" ifadelerini kullandı.

Avukat Bostancı, mevcut delil durumunun ortadan kalktığını, hiçbir suç delilinin olmadığını belirtti ve hem Sönmez'in hem de Tokdemir'in tahliyesini talep etti. Bostancı, "Vergi raporu gelsin, aleyhte olursa tekrar tutuklansınlar" ifadelerini kullandı.

Mahkeme Başkanı duruşmayı bitirdi ve İBB davası 33. günde tutuklu sanık Volkan Ateş'in savunmasıyla devam edecek.

 

ANKA

DAHA FAZLA HABER OKU