Özgür Özel: Devletin büyük projelerde verdiği uçuş, geçiş ve hasta garantilerinin çiftçiye verilmediği düzeni değiştireceğiz

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, iktidara gelmeleri halinde tarımda planlı üretime geçerek çiftçi ve süt üreticisine alım garantisi vereceklerini açıkladı; mevcut iktidarı ise üreticiyi yalnız bırakmak ve ekonomide çözüm üretememekle eleştirdi

Fotoğraf: ANKA

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, iktidara gelmeleri halinde tarımda planlı üretim modeline geçeceklerini ve çiftçiye alım garantisi sağlayacaklarını söyledi. Özel, mevcut politikaları eleştirerek devletin büyük projelerde verdiği garantilerin çiftçiye verilmediğini savundu.

Sakarya Demokrasi Meydanı’nda düzenlenen “Millet İradesine Sahip Çıkıyor” eyleminde konuşan Özel, Manisa’daki Mesir Festivali’nden gelerek programa katıldığını belirtti. Sakarya’da uzun yıllardır belediye kazanamadıklarını hatırlatan Özel, kente hiçbir zaman sırt dönmediklerini ifade etti.

Tarım politikalarına ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulunan Özel, “İktidarımızda planlı üretime geçeceğiz ve çiftçiye alım garantisi vereceğiz. Havaalanı yapıyorlar uçuş garantisi var, otoban yaptırıyorlar araç garantisi var, köprü yaptırıyorlar geçiş garantisi var, hastane yapıyorlar hasta garantisi var. Ama çiftçiye, hayvancıya gelince bir başına bırakıyorlar. CHP iktidarında çiftçi ne ekeceğini, kaça satacağını bilecek. Süt üreticisinde de alım garantisi olacak. Garantiyi para babalarına değil, çiftçilere vereceğiz” dedi.

“Kale siyaseti bitmiştir”

Sakarya’nın tercihleriyle bir sorunlarının olmadığını dile getiren Özel, “Artık dönem kardeşlik, geçim ve yoksulluktan birlikte kurtulma dönemidir” ifadelerini kullandı. Mevcut iktidarı eleştiren Özel, emekli ve çalışanların düşük gelirlerle yaşamaya zorlandığını savundu.

Özel, “Sakarya, yorulmuş bir iktidarın kalesi olamaz. Kale siyaseti bitmiştir. Sakarya bundan sonra milletin kalesidir. Siyaset insan için yapılır. Vatandaştan kopan, sokakta olmayan bir iktidarın artık miadı dolmuştur” diye konuştu.

Özel konuşmasına şöyle devam etti: 

"İçe sinen bir kentsel dönüşüm yapmadılar"

Oyunuzu alıp gidiyorlar, bir daha da buralara uğramıyorlar. 1999 depreminin üzerinden 27 yıl geçti, 27 yıl sonra halen daha depremin acıları, izleri devam ediyor. Kentsel dönüşüm beklentisi var, yıllardır oyalandılar. İçe sinen bir kentsel dönüşüm yapmadılar, verdikleri sözü tutmadılar, öğrenciler riskli okullarda, kalabalık sınıflarda okuyorlar. Üç yılda bile sözlerini tutamadılar, ama iktidarları boyunca halen depremin izlerini silmediler. Sakarya gibi depremin yaralarının sarılması gereken bir kente gelince, insan burada uzanmış devletin şefkatli bir elini arıyor. Bu şehre pozitif ayrımcılık yapılsın diye bekliyorsunuz. Sakarya geçen yıl 70 milyar TL vergi vermiş, yatırım bütçesinden 12 milyar TL yatırım almış. Ben beklerim ki Sakarya bir vergi versin, üç hizmet alsın. Sakarya yedi vermiş, bir almış. Buradan size söz veriyorum. Bu devran değişecek, bu düzen değişecek, AK Parti'nin kara düzeni gidecek, Sakarya'nın derdini çözecek bir iktidar gelecek.

"İktidara geldiğimizde TOKİ yurt yapacak, lojman yapacak"

Bir yandan Sapanca Gölü'ne adeta eziyet ediyorlar. İktidar bu sorunu çözeceğine, özel projelerle su getirip gölü kurtaracağına, halen daha göle dolgu yapılmasına izin veriyor, kaçak iskeleleri önlemiyorlar. Bir an önce Bağımsız Havza Yönetim Üst Kurulu kurulmalıdır, Sapanca Gölü mutlaka kurtarılmalıdır. Sakarya'da Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde yoğun bakım, kardiyoloji ve yan branşlarda yetersizlik var, 500 kişiye bir hekim düşüyor. Şehir hastanesi dokuz yıldır bitmedi. Sağlık planlamasına ihtiyaç var. Çok uzun süredir bu sorunlar çözülmüyor. Sakarya'da dört yılda kiralar yüzde 970 artmış, ev fiyatları yüzde 700 artmış. Kira ortalaması 25 bin TL'ye dayanmış. Büyük bir barınma krizi var, bu yüzden göç var, bu yüzden bu şehre kimse öğretmen olarak da doktor olarak da gelmek istemiyor. Bu iktidar ilk geldiğinde bütün lojmanları satışa çıkarmıştı, şimdi onun acısını doktor eksiğiyle hemşire eksiğiyle çekiyoruz. Bunun için iktidara geldiğimizde TOKİ öyle zenginlere villalar yapmakla, pahalı konutlar yapmakla değil, öğrenciye yurt yapmakla, devlet memuruna lojman yapmakla meşgul olacak. Bu barınma krizini kökünden çözeceğiz. 

"Devlet, stratejik alanlardan asla geri çekilmemelidir"

Gelir adaletsizliğine, vergi adaletsizliğine, sosyal hayattaki adaletsizliklere, mahkemedeki adaletsizliklere hep birlikte isyan ediyoruz. Samanı dahi ithal eden, çiftçisini, üreticisini, hayvancılıkla uğraşanı perişan eden bir ülke haline geldik. Sakarya'da bunun çok somut bir örneği var, o da Et ve Süt Kurumu'nun kombinasının kapatılması, çalışanlarının çevre illere gönderilmesi, yenisini yapacağız denilmesi ama yapılmaması. Sakarya'daki yüksek et fiyatlarını buna bağlıyor Sakaryalılar. Bir şeker fabrikası gerçeğimiz var. 2013 yılında Sakarya'nın şeker fabrikasını özelleştirdiler, o günlerde CHP bu işe karşı çıktı, kimseyi dinlemediler. 600 bin ton şekerpancarı üretilirken 60 bin tona düştü, özel şirket üretimi durdurdu, 500 işçi, işsiz kalma tehlikesiyle karşı karşıya. Devlet, stratejik alanlardan asla geri çekilmemelidir. Dünya büyük bir gıda krizi yaşarken, Türkiye gıda enflasyonunda dünya üçüncüsü haline gelmişken, et kombinaları kapatılamaz, Et ve Süt Kurumu kapatılamaz. Şeker gibi stratejik bir ürünün fabrikaları özelleştirilemez. Türk Telekom gibi kurumlar satılamaz, memleketin tersaneleri, rafinerileri özelleştirilip Türkiye güvencesiz bir hale getirilemez. Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün kurduğu tüm işletmeleri yok pahasına satıp, hem bu işsizliği, hem bu enflasyonu yaratanlar, bu işin birinci müsebbibidir. Sakarya'ya sözüm olsun, o şeker fabrikası yeniden açılacak, Et ve Süt Kurumu yeniden açılacak. Bu iktidar Sakarya'nın bereketini kaçırdı. Yüzde 12, son 20 yılda tarım alanlarındaki kayıp. Sadece tütün üreten, sadece buğday ekilen bir yerden bahsetmiyoruz, Sakarya'dan bahsediyoruz.

"Garantiyi çiftçiye vereceğiz"

Bu sene nasıl suçüstü yakalandılar. Yılın ilk üç ayında faize 876 milyar lira para ödediler, çiftçiye 60 milyar lira destekleme ödediler. Her 100 liranın 20 lirası faize gidiyor, 1,5 lirası çiftçiye gidiyor. Kötü yönetiyorlar, CHP iktidara hazırdır. Biz iktidarımızda planlı üretime geçeceğiz ve çiftçiye alım garantisi vereceğiz. Havaalanı yapıyorlar uçuş garantisi var, otoban yaptırıyorlar araç garantisi var, köprü yaptırıyorlar geçiş garantisi var, hastane yapıyorlar hasta garantisi var. Ama çiftçiye, hayvancıya gelince bir başına bırakıyorlar. CHP iktidarında çiftçi ne ekeceğini, kaça satacağını bilecek. Çiftçide de süt üreticisinde de alım garantisi olacak. Para babalarına, bankerlere, yandaşlara değil, garantiyi size çiftçilere vereceğiz."

"AK Parti'den bir tek şey istiyoruz, seçim sandığını istiyoruz"

"CHP gelecek, vergiyi tepetaklak edecek. Vergiyi tavandan alacağız, refahı tabana, size yayacağız. 20 bin TL emekli maaşıyla, 28 bin TL asgari ücretle geçim olur mu? 19 bin TL aylık kazanan çiftçinin evinde geçim olur mu? O zaman geçim yoksa seçim var. En kısa zamanda seçim sandığını istiyoruz. Sakarya Meydanı, istifa diye inliyor, istifa diye. Biz artık Tayyip Bey'den, AK Parti'den bir tek şey istiyoruz, seçim sandığını istiyoruz. CHP iktidarında, en düşük emekli maaşı bir asgari ücret olacak. Adalet ve Kalkınma Partisi geldiği gün en düşük emekli maaşı 1,5 asgari ücretti. CHP bugün iktidar olsa asgari ücret 39 bin TL, en düşük emekli maaşı 39 bin TL. Bundan sonra azla yetinmek, bir kredi kartından çekip öbürünü kapatmak, kasaba, manava, bakkala borçlu kalmak, kirayı ödeyememek yok. CHP iktidarında yoksullar için ucuz kiralık konut var. Herkesin gelirine göre vergi, herkesin gelirine göre kira var. CHP iktidara geldiğinde kiralık sosyal konut olacak. İspanya'da Pedro Sanchez ve dünyada siyasi akrabalarımız ne yaptıysa hepsi olacak. Yoksulun, emeklinin, emekçinin, halkın yüzü gülecek. Bir dönem kapanacak, bir dönem açılacak. Bir devri kapatmaya, bir devri açmaya hazır mısınız? Bir devri kapanıyor, yeni bir devir açılıyor. Cumhuriyet, kimsesizlerin kimsesi olduğu için kimseyi arkada bırakmamaya, kimseyi yalnız bırakmamaya kararlıyız. 

"Getir sandığı sen etme artık gölge"

Sandık geliyor, birileri gidiyor, birileri geliyor. Bir şeyin gelişi bu meydandan belli, birilerinin gidişi sokağa çıkamamalarından belli. Anayasa ara seçim diyor, 7 seçim bölgesi. Bunların hepsinde son seçimde AK Parti önde. Getir sandığı, millet söylesin sözü, sen etme artık gölge. Sandıktan kaçıyorlar, sonuna kadar kovalayacağız, sonuna kadar. O sandık gelince, kimse geride kalmayacak, hiçbir çocuk okula boş beslenme çantasıyla ya da bir kuru ekmekle, bir parça peynirle bir yumurtayla gitmeyecek. Herkes okula dolu ve eşit bir beslenme çantasıyla gidecek. Eğer böyle bir eşitsizliğe sessiz kalırsak, engel olamazsak bize de Allah iktidarı nasip etmesin. Bu haksızlığı yapanları da Allah bir gün daha iktidarda tutmasın. Her mahalleye devlet kreşleri açacağız. Eğer bir kadın, bir sebeple evdeyse, çocuk bakmak yüzünden, hasta bakmak yüzünden, engelliye bakmak yüzünden ya da biz ona iş bulamadık diye... Evdeki bütün kadınlara sigorta yaptıracağız, emeklilik hakkı vereceğiz. Okullara 100 bin öğretmen, 75 bin sağlık görevlisi, 65 bin uzman çavuş görevlendirerek okullarımızı güvenli hale getireceğiz. Okulda sağlık sorunu, temizlik sorunu, hijyen sorunu, öğrenciler arasında eşitsizlik sorunu olmayacak.

"Melih'in villalarını kurtarıyor"

Bu memlekette 20 bin TL emekli maaşı veriliyor, Erdoğan veto etmiyor, onaylıyor, basıyor mührü gitsin. 20 bin TL yeter diyor. 28 bin TL asgari ücreti onaylıyor. Fındık 360 TL'den 160 TL'ye düşmüş, buna itiraz etmiyor, müdahale etmiyor. Ankara Akyurt Mahallesi'nde Melih Gökçek ve arkadaşı zenginlerin hobi bahçesi gibi görünen villaları var, iş buraya gelince veto ediyor, Melih'in villalarını kurtarıyor, yazıklar olsun. Bunların hiçbirisi lüks değil, bunların hepsini söke söke alacağız. Bu ülkede kimse kimsenin rakibi değil, omuz omuza vereceğiz, bu iktidarı değiştireceğiz, halkın iktidarını kuracağız.

Ekonomide kriz var, demokraside kriz var, yargıda kriz var. Millet bu kara düzenden illallah demiş, yaka silkmiş durumda. Ama AK Parti bunu duymak yerine milletin kararına savaş açmış durumda. İstanbul'u 30 sene yönettiler. Şimdi öyle bir halde ki seçilmiş belediye başkanının bir iftar sofrasında diplomasını iptal eden o, ertesi sabah şafak baskınları yaptıran o. Dört gün emniyette tutan, sonra tutuklayan o. 403 gün oldu bugün, rakibini hem de cezası kesinleşmeden, asla suçlu denilebilecek bir durumda değilken, suçluymuş gibi cezaevinde tutan o. TRT'ye AA'ya yalan yanlış bilgiler yazdıran, partimize, belediye başkanlarımıza iftira attıran, yargı savaşı başlatılan o. Terörist dediler yalan çıktı, yolsuz dediler bütün iddiaları boş çıktı, ajan dediler, milletin gülmekten canı çıktı. Ama halen daha başkana çeşitli iftiralar atılan bir mahkeme sürüyor. Her gün iddianame satır satır çürüyor, sayfa sayfa dökülüyor.

"Eninde sonunda İmamoğlu cumhurbaşkanı olacak"

Kendine güvenen, savcısına güvenen karşımıza çıksın Silivri'den canlı yayın yapılsın, hodri meydan. Silivri'de davayı izlesenize, önünden yayın yapsanıza. İçeriden bir kelime konuşabilen bir kanal yok. Dünyanın bütün otokratları, dünyanın bütün demokratlarına bu zulmü yapmaya çalışıyorlar ya da niyetleniyorlar. Brezilya'da Lula vardı, Bolsonaro iftira attı, yetmedi Lula'yı hapse attı, yetmedi oğlunu, avukatını hapse attı. Onları hapse atan yargıcı Adalet Bakanı yaptı. Aynısı.. Hık demiş, önüne düşmüş. Ne oldu biliyor musunuz? Brezilya, aslanlar gibi içerideki mağdurun arkasında durdu, Lula adaylaştı. Seçimlerde iki kişiden birinin oyunu aldı, şimdi Brezilya Devlet Başkanı. Eninde sonunda arkadaşlarımız çıkacak, Ekrem Başkan çıkacak, o sandık gelecek, Ekrem İmamoğlu cumhurbaşkanı olacak.

"Tek adamlığa özenenlerin oturup düşünmeleri lazım"

Mecliste resepsiyon var, gazeteciler soruyor, Erdoğan diyor ki 'Ana muhalefetle görüşürüm'. Türkiye zor bir dönemden geçiyor, Türkiye'nin elbette ihtiyacı olan iç cephenin güçlenmesidir, elbette tansiyonun düşmesi önemlidir. Ama rakiplerine düşman hukuku uygulayanlar, bu masada otururken balta çekip saldıranlar, şimdi dönüp de ‘Oturalım, konuşalım’ demesinler. Cumhuriyet Halk Partisi’ne düşman hukuku uygulayan kimseyle oturup konuşmam, kimseyle. O demokrasi düşmanı baltanı gömeceksin, o baltanı atacaksın, yakacaksın. Türkiye’nin kurucu partisine, onun üyelerine, milletin seçilmiş belediye başkanlarına, Türkiye Cumhuriyeti’nin belirlediğimiz Cumhurbaşkanı adayına, milletimiz takdir ederse bir sonraki Cumhurbaşkanına ve bir sonraki iktidar partisi Cumhuriyet Halk Partisi’ne haksızca saldırmayacaksın. Her gün iğneden ipliğe zam gelecek, beceriksiz politikalarla fiyatlar alıp başını gidecek, enflasyon azacak, seçim ekonomisi hesapları suya düşecek, yavaş yavaş yolun sonu görünecek, sonra geleceksin 'Efendim hepimiz aynı gemideyiz.' Evet hepimiz aynı gemideyiz, bu gemi iktidara doğru gidiyor, bu geminin bir tane kaptanı var o da Anıtkabir’de yatıyor. Kendine yalandan ‘başkomutan’ dedirtenlerin, demokrasiyi bir kenara koyup da tek adamlığa özenenlerin, milletin kararına saygı duymayanların önce oturup kendileri düşünmeleri lazım.

Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak bu ülkeyi düze çıkarmak için üstümüze ne düşerse yaparız. Ama bir şeyi yapmayız. Sen böyle duracaksın, sonra ‘Bize el uzat, başını uzat’ diyeceksin. Boynumuzu veririz, boyun eğmeyiz. İstedikleri kadar kaçsınlar, artık en çok iki yıl sonra bugün seçime kaldı iki pazar. Adım adım kurtuluşa yürüyoruz. Kendimizden eminiz. Sakarya’nın bütün demokratlarına sesleniyorum. Bu seçim Cumhuriyet Halk Partisi'nin seçimi değildir. Bugüne kadar bir maç yaptık, sahaya çıktık, Tayyip Bey gol attı, sevindi. AK Parti maçı kazandı, sevindi. 47 yıl sonra gittik bir maç yaptık, golü attık, maçı kazandık. Tayyip Bey geldi, topu aldı, eve götürmeye çalışıyor. ‘Topu keseceğim, başkasına oynatmam’ diyor. Atatürk’ten emanet sandığı kimseye kaptıracak mıyız? Seçim sandığına ulaşacak mıyız? O sandıkta bu iktidarı değiştirecek miyiz?”

ANKA

DAHA FAZLA HABER OKU