Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Antalya Diplomasi Forumu'nun açılış oturumunda açıklamalarda bulundu.
Erdoğan konuşmasında şunları kaydetti:
Tarihin kültürün ve diplomasinin şehri Antalya'ya hoş geldiniz. Öncelikle çarşamba günü Kahramanmaraş'ta yaşadığımız acı olayın ardından arayan herkese teşekkürlerimi sunuyorum, Rabbim kimseye böyle acılar yaşatmasın. Küresel bir markaya dönüşen ADF'yi organize eden Dışişleri Bakanlığımıza, Antalya Milletvekilimiz Mevlüt Çavuşoğlu'na tebriklerimi iletiyorum. Türkiye olarak ADF'yi diplomatik temas kavramının içine hapsetmiyoruz. İnsanlığın hangi değerler etrafında buluşabileceğine dair derinlikli istişarelerin yapıldığı bir platform olarak görüyoruz. Günümüzde diplomasi insanlığın ortak geleceğinin hangi ilkeler bağlamında şekilleneceğini belirliyor. 5 sene önce çıktığımız bu yolda ADF, geleceğe dair umudun platformu olmuştur. Forumun sizlerin de ufuk açıcı fikirleriyle Türkiye'nin barışın anahtarı misyonuna katkı sağlayacağına inanıyorum.
"Ciddi ve tehlikeli bir eşikteyiz"
İnsanlık ailesi olarak içinden geçtiğimiz dönemini doğru okumamız şarttır. Uluslararası sistemde yaşanan şartları yalnızca güç dengelerindeki değişimle açıklamak, bizi meselenin özünde uzaklaştıracaktır. Güç dağılımı değişiyor, yeni aktörler yükseliyor, rekabet kızışıyor. Tüm bunlar sert bir kırılmayla karşı karşıya olduğumuzu değiştirmiyor. Ciddi ve tehlikeli bir eşikte olduğumuz görülüyor. Kural temelli sistem, kuralların ihlal edildiği yerde susuyor. Krizin ulaştığı nokta için 7 Ekim sonrası Gazze'ye bakmak yeterli. Gazze'de 70 bini aşkın kişi hayatını kaybetti, yaralananların sayısı 172 bini geçti. Ateşkese rağmen 754 Filistinli şehit oldu. Gazze'de yaşananları insani trajedi olarak yorumlamak eksikliktir. Gazze'deki krizinin kimi koruduğunu, neyi görmezden geldiğini görmek gerek. Eğer bir sistem küvezdeki masum bebekleri kurşunlardan koruyamıyorsa, sivillerin toplu şekilde hedef alınmasının önüne geçemiyorsa bu yapısal bir çürümedir. Bu tablo ahlak krizinin en bariz hali değil midir? Dün Suriye ve Gazze'de, bugün Batı Şeria ve Lübnan'da en temel insanlık sınavını veremeyen bir sisteme güvenmemiz bizden nasıl beklenir.
"Hürmüz ticari gemilere açık olmalı"
40 gün boyunca bölgemizi barut kokusuna boğan savaş bunun son örneği olmuştur. Pakistan sayesinde ilan edilen 15 günlük ateşkesten memnuniyet duyuyoruz. Sözün yerini kanlı mücadelenin almasına izin verilmemeli. Barışa giden en kestirme yol, yapıcı diyalog ve diplomasidir. İsrail'in müzakere sürecini dinamitlemesine karşı hazır olunmalıdır. Hürmüz'ün bir yakası İran ise diğer yakası Umman'dır. Körfez ülkelerinin açık denizlere erişim hakkı kısıtlanmamalıdır. Hürmüz ticari gemilere açık olmalı.
Rusya-Ukrayna Savaşı'nda Türkiye, tarafların istekli olması halinde liderler zirvesi dahil doğrudan müzakerelerin devamında kolaylaştırıcı adımı desteklemeye hazırdır. Komşumuz Suriye'de huzurun, istikrarın ve normalleşmenin güçlendirilmesi bölgemizin geleceği için hayati önemdedir. NATO'nun önde gelen ülkelerinden biri olarak 7-8 Temmuz'da Liderler Zirvesi'ne Ankara'da ev sahipliği yapacağız. Zirvede önemli kararlar almayı hedefliyoruz. Tarihin, coğrafyanın ve jeopolitiğin her fırsatta hatırlattığı üzere Türkiye Avrupa'nın ayrılmaz bir parçasıdır. AB'ye tam üyelik hedefimiz korurken, kurucu önderlerin vizyonuna sahip çıkmasını bekliyoruz.
Barış, istikrar ve adalet yalnızca güçte değil, aynı zamanda dayanışmada yaşanmıştır. Savaş karşısında barış ve insanlık cephesini ne kadar güçlendirirsek yarınlarımıza o kadar güvenli bakabiliriz. Asıl mesele yeni bir dayanışma zemini kurmaktadır. ADF'ye katılımızın bu zemine bir destektir.
Independent Türkçe