Berlin'in özgür ruhundan politikleşen dans pistlerine: LOVEFOXY

Berlin'in özgür gece hayatından beslenen LOVEFOXY, kendi plak şirketi HOTLORD ve kişisel hikayelerinden ilham alan müziğiyle dans pistini hem duygusal hem de politik bir ifade alanına dönüştürüyor

LOVEFOXY, uluslararası house müzik sahnesinde son birkaç yılda görünürlük kazanmış olsa da türle ilişkisi ergenlik yıllarına kadar uzanıyor (Szymon Stepniak)

Berlin'in özgür ruhlu gece hayatından beslenen ve setlerinde 1990'ların öforik house enerjisini bugüne taşıyan LOVEFOXY, yalnızca bir DJ değil; müziğiyle kimliğini, hafızasını ve duygularını ifade eden bir hikaye anlatıcısı. 

2026, LOVEFOXY için yeni bir dönemin kapılarını aralamış. Gerçek adı Fania Folaji olan DJ, yılın başında kendi plak şirketi HOTLORD'u kurarak kariyerinde önemli bir adım attı. Bu adımın müzikal olduğu kadar kişisel bir anlam da taşıdığını vurguluyor:

Başka plak şirketlerinden müzik yayımlamakla kıyaslandığında bu süreç zihinsel olarak çok daha farklıydı. HOTLORD, uzun vadede tamamen kendim için inşa ettiğim bir alan. Görsel kimliğinden yaratıcı işbirliklerine kadar her yönünü özgürce şekillendirebileceğim bir platform olması benim için çok değerli.

LOVEFOXY, bu yeni başlangıcın ona müzikte olduğu kadar görsel ve yaratıcı dünyasında da daha serbest hareket edebileceği bir alan açtığını söylüyor.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

Berlin'de büyümek, elektronik müzik sahnesine adım atan pek çok isim için büyük bir avantaj gibi görülse de bu durum, beraberinde güçlü bir mirasın gölgesinde var olma baskısını da beraberinde getiriyor. LOVEFOXY ise bu mirası bir yükten ziyade ilham kaynağı olarak değerlendirenlerden. 

"Berlin artık tek müzik merkezi değil ama 72 saat süren özgür ruhlu parti kültürüyle hâlâ eşi benzeri zor bulunan bir mirasa sahip" diyerek, gençlik yıllarında bu kültürün içine yoğun biçimde daldığını ve bunun kimliğini şekillendirdiğini anlatıyor. Bu süreçte annesinin müzikal geçmişinin de belirleyici olduğunu ekliyor: 

House ve techno'yla çok erken yaşta tanıştım. Annemin mirası, müzikle kurduğum bağı derinleştirdi.

Bu erken temas, bugün LOVEFOXY'nin setlerinde hissedilen enerjinin de temelini oluşturuyor. Ancak bu enerjinin yalnızca geçmişten değil, doğrudan kendi iç dünyasından geldiğinin altını çiziyor. Ona göre DJ'lik, dinleyiciye en uygun müzikal yolculuğu sunma sorumluluğunu beraberinde getiriyor: 

Enerji her zaman benden geliyor. Yıllar içinde bunu farklı mekanlara ve anlara uyarlamayı öğrendim. Seyirciyle kurulan ilişki, ideal durumda iki tarafın da birbirini beslediği bir akışa dönüşüyor.

LOVEFOXY, özellikle 2010'ların başındaki Berlin gece hayatının ve o dönemin house müziğinin kendisi için özel bir yere sahip olduğunu belirtiyor.


Berlin'in kulüp kültürü uzun yıllar boyunca özgürlüğün ve deneysel ifade alanlarının sembolü olarak görülse de son yıllarda artan maliyetler ve değişen şehir politikaları bu yapıyı tehdit ediyor. LOVEFOXY, bu dönüşümü yakından gözlemleyen isimlerden biri: 

Değişimin kötü olduğunu düşünmüyorum ancak Berlin'i özel kılan özgürlük hissinin artık eskisi kadar ön planda olmadığını söyleyebilirim. Artan maliyetler bazı mekanları erişilmez hale getiriyor. Oysa Berlin'deki parti kültürü her zaman kapsayıcılık üzerine kuruluydu.

Ona göre bu noktada şehir yönetiminin gece hayatını koruyacak adımlar atması büyük önem taşıyor.

LOVEFOXY
Berlin'in sert techno çizgisinden ayrılarak şehrin daha coşkulu ve kendini ifade etmeye açık house damarına yönelmesi, LOVEFOXY'yi sahnede farklı bir yere taşıyan temel kırılmalardan biri oldu (Szymon Stepniak)


LOVEFOXY'nin setleri sıklıkla 1990'ların vokal odaklı, öforik house ruhunu yeniden canlandırmasıyla tanımlanıyor. Ancak sanatçı bu tanımlamaya mütevazı bir yaklaşım sergiliyor: 

Bu öforinin hiçbir zaman kaybolduğunu düşünmüyorum. Bu kadar köklü bir türün tamamen ortadan kalkması mümkün değil. Ayrıca pek çok meslektaşımın da setlerinde bu enerjiyi yaşattığını görmek beni mutlu ediyor.

Sanatçının HOTLORD etiketiyle yayımladığı Catcall EP'si ise kişisel deneyimlerin müziğe dönüştüğü güçlü bir çalışma olarak öne çıkıyor. Özellikle aynı adlı parça, toplumsal baskılar ve sözlü taciz gibi travmatik deneyimleri bir güçlenme anlatısına dönüştürüyor. LOVEFOXY, bu sürecin duygusal açıdan kolay olmadığını ifade ediyor: 

Nasıl giyindiğime ve nasıl davrandığıma yönelik tepkilerden kaynaklanan deneyimlerim vardı. Bu acı verici duyguları güçlendirici bir mesaja dönüştürmek başlangıçta zordu. Ancak sonunda bunu başardığımı düşünüyorum. Bu süreç kişisel olarak da bir tür iyileşme alanı açtı.

EP'de yer alan Lovin Me ise sanatçının annesiyle kurduğu bağı doğrudan müzikal bir düzleme taşıyor. Annesinin vokallerinin kullanılması, şarkıya son derece kişisel bir katman ekliyor. LOVEFOXY bu deneyimi şöyle anlatıyor: 

Bu kadar yakın ve kişisel bir unsuru müziğe dahil etmek çok güzeldi. Parça, groove odaklı old school house'a bir saygı duruşu niteliğinde. Bu süreçte, daha sade ve zamansız bir yapıya sahip olan bu müzik anlayışıyla yeniden bağ kurdum.

LOVEFOXY
Barselona'daki Institute of the Arts'ta bale ve dans performansı eğitimi alan LOVEFOXY, bu bedensel disiplini DJ setlerine de taşıyor (Szymon Stepniak)


LOVEFOXY'nin DJ kabinindeki varlığı da sık sık başlı başına bir "performans" diye tarif ediliyor. Ancak LOVEFOXY, bu tanımlamanın bilinçli bir tercihten ziyade doğal bir akışın sonucu olduğunu söylüyor: 

DJ kabininde özellikle performans sergilemeye çalışmıyorum. Bu, doğru anı ve enerjiyi hissettiğimde kendiliğinden gelişen bir durum. Sonuçta mesele benim sahnede nasıl göründüğüm değil, çaldığım müziğin enerjisini yansıtmak.


Dans pistinin yalnızca eğlence alanı değil, aynı zamanda politik bir mekan olduğu fikri de sanatçının bakış açısında önemli bir yer tutuyor. LOVEFOXY'ye göre özellikle günümüz dünyasında bu alanların anlamı daha da güçleniyor: 

Dans pistleri her zaman politik bir alan olarak kalacak. İnsanların kendilerini özgür ve eşit hissedebildiği bu alanlar, günümüzde belki de her zamankinden daha fazla önem taşıyor.

İstanbul ise LOVEFOXY için özel bir yere sahip. Sanatçı, şehrin kültürel çeşitliliğinin ve enerjisinin sahne deneyimini doğrudan etkilediğini belirtiyor: 

Her ülke dans pistine farklı bir enerji getiriyor ve bu benim en sevdiğim şeylerden biri. İstanbul, insanları ve atmosferiyle dünyadaki en sevdiğim yerlerden biri.

lovefoxy
Kreuzberg'de, yani Berlin'in hareketli ve işçi sınıfı karakteri güçlü bölgelerinden birinde doğup büyüyen LOVEFOXY, şehrin yaratıcı ve partiye açık potansiyelini çocukluğundan beri deneyimledi (Szymon Stepniak)​​​​​​​


Sónar İstanbul performansı öncesinde konuştuğumuzda, bu deneyimin kendisi için ne kadar anlamlı olduğunu vurgulayan LOVEFOXY, festival sahneleriyle kulüp ortamları arasındaki farklara da değiniyor: 

Her iki ortamın enerjisi çok farklı. Büyük sahneleri okumak daha zor olsa da bu çeşitlilik benim için ilham verici.

Sanatçının üretim sürecine dair yaklaşımı ise değişime açık ve sezgisel. Lord Juice EP'sinin daha güçlü ve vurucu tınısı hakkında konuşurken, bunun bilinçli bir yön değişiminden ziyade o anın ruhunu yansıttığını ifade ediyor: 

Bir prodüktör olarak farklı yönler gösterebilmek benim için çok önemli. İlham kaynakları sürekli değişiyor ve bu da müziğime yansıyor.

LOVEFOXY, geriye dönüp baktığında DJ'liğe yeni başladığı dönem için vereceği en önemli tavsiyenin ise son derece sade olduğunu söylüyor: 

Her şeyden önce bundan keyif almak gerekiyor. Kariyerin profesyonel tarafı zamanla daha ciddi bir hal alıyor ancak insanı bu yola çıkaran şeyin müzik sevgisi olduğunu unutmamak gerek.

Berlin'in özgür ruhunu, kişisel hikayelerini ve dans pistinin dönüştürücü gücünü müziğinde bir araya getiren LOVEFOXY, elektronik müzik sahnesinde kendine has bir çizgi kuruyor. Sónar İstanbul'daki performansı da bu yolculuğun etkileyici duraklarından biri olarak hafızalardaki yerini alırken, LOVEFOXY'nin müziğinin özü birkaç kelimede toparlanıyor: Özgürlük, samimiyet ve paylaşılarak çoğalan bir enerji.
 

© The Independentturkish

DAHA FAZLA HABER OKU