CHP Genel Başkanı Özgür Özel, ara seçim gündemiyle çıktığı siyasi parti turu kapsamında DEM Parti, TİP, EMEP, İYİ Parti, Gelecek Partisi, Yeniden Refah Partisi, Demokrat Parti ve DEVA Partisi’nin ardından, bugün Zafer Partisi Genel Merkezi’ni ziyaret ederek Genel Başkan Ümit Özdağ ile görüştü.
Ziyarette Özel’e, CHP Genel Sekreteri Selin Sayek Böke, Kurumsal İlişkiler ve Siyasi Partilerle İlişkilerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Serkan Özcan, Hukuk Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Gökçe Gökçen’den oluşan CHP heyeti eşlik etti.
Parti Sözcüsü Azmi Karamahmutoğlu ile Toplumsal Politikalar Başkanı Mehmet Ali Şehirlioğlu, Özel ve beraberindeki heyeti kapıda karşıladı. Saat 11.00’de heyetlerarası olarak başlayan başlayan görüşme, 1 saat sürdü. İki lider görüşmenin ardından ortak basın açıklaması düzenledi.
Özgür Özel, şunları söyledi:
Sayın Genel Başkan'ımızla genel merkezinde ve özgürlükte bir araya gelmenin memnuniyetini ifade etmem lazım. Çünkü o kadar siyasete fazla müdahale yapılıyor, gündem o kadar hızlı değişiyor ki. Sayın Genel Başkanı biz pek çok kez Silivri Cezaevi'nde ziyaret etmek durumunda kaldık. Hiç İstanbul'la ilgisi olmayan, başka şehirlerde olduğu iddia edilen, sonra da zaten öyle bir suçun asla olmadığı açıkça ortada olan bir durumda sadece Sayın Ümit Özdağ susturabilmek için, onun siyasetteki etkinliğini ortadan kaldırabilmek için Zafer Partisi'ni durdurmak, yıldırmak için kendisini şu anda Adalet Bakanı olan İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Antalya'da, Kayseri'de, Ankara'da olan ve kendince suç olduğunu iddia ettiği şeylerden dolayı alıp özgürlüğünden etmişti. Şimdi burada Zafer Partisi'nin çok kıymetli kadrolarıyla birlikte Sayın Genel Başkan'la özgürlükte siyaseti konuşabilmenin önemini vurguluyorum.
"Biz sandık gelene kadar ve bu millet huzur bulana kadar durmayacağız"
Bulunduğumuz bu dönemde Erdoğan'ın siyasi rakiplerini siyasi amaçlarla nasıl cezalandırdığının altını çizmek istiyorum. İşte tam bu sebepten dolayıdır ki Ekrem İmamoğlu, Erdoğan'ı ve onun gösterdiği adayları bugüne kadar üç kez üst üste mağlup etmiş ve Erdoğan'a hiç yenilmemiş Ekrem İmamoğlu şu an cezaevindedir ve 20 belediye başkanımız ve çok sayıda siyaset arkadaşımız ve bürokratımızla birlikte cezaevindedir. CHP'ye karşı son seçimlerin, yerel seçimlerin toplumun yüzde 65'ine ne belediyecilik hizmeti yapmak üzere görevlendirilmiş, son yerel seçimlerde 47 yıl sonra birinci parti olmuş Adalet ve Kalkınma Partisi'ni girdiği bir seçimde mağlup etmiş CHP'yede çoklu saldırılar işte bu yüzdendir. O yüzden de bizim pazarımız, tatilimiz yoktur. Biz sandık gelene kadar ve bu millet huzur bulana kadar durmayacağız, durmadan çalışacağız.
"Türkiye'de kırılgan grupları, yoksulları çok ciddi şekilde zorlayan, yeni fiyat artışlarıyla karşı karşıyayız"
Geçen hafta yakından takip ettiğiniz gibi üç önemli gündemle, Sayın Genel Başkanı'mızı ve kıymetli heyetini ziyaret ettik ve bilgilendirdik. Bir tanesi İran, ki dün de üzülerek takip ettik. Çatışmaların geçici olarak durduğu sürece müzakerelerden sonuç alınmadığını ve savaşın yeniden alevleneceğine ilişkin kaygıları paylaşıyoruz. Dün akşam anlaşmanın sağlanamamasından da büyük üzüntü duyuyoruz. Tabii İran Savaşı kadınları, çocukları, yoksulları tehdit ediyor. İran halkını tehdit ediyor. İsrail ve Amerika'nın akıl almaz sivil hedefleri hiç askeri hedef gözetmeden sivilleri de hedef alan saldırıları zaten kabul edilemez.
Ayrıca Türkiye'de de kırılgan grupları, yoksulları çok ciddi şekilde zorlayan, yeni fiyat artışlarıyla karşı karşıyayız. Bu konuda CHP'nin Ekonomi Eşgüdüm Konseyi'nin yapmış olduğu bir çalışmayı Sayın Genel Başkanımıza kısaca özetledik ve rapor halinde sunduk. Hem kısa vadede hem orta ve uzun vadede toplumun kırılgan kesimlerini, emeklileri, emekçileri nasıl koruyacağımızı, küçük esnaftan başlayarak KOBİ'leri ve Türkiye'de istihdam yaratan sanayicileri nasıl koruyacağımızı anlatan önerilerimiz, ayrıca lojistik ağlar için ve enerji koridorları içinde geleceğe dönük olarak CHP'nin meseleye nasıl baktığını özetleyen bir raporumuzu paylaşma imkanı bulduk.
"AK Parti kanadından kimsenin hiçbir şey söylemiyor olması çok manidar"
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, bir diğer konunun, zaten üzerinde yıllardır mutabık kaldıkları "siyasi etik yasası" olduğunu belirterek, "Biz bunu belediye başkanları, belediye meclis üyelerini de kapsayacak, tüm genel başkanları, tüm milletvekillerini, bakanları ve cumhurbaşkanını da kapsayacak şekilde mal varlıklarının açıklanması ve mal varlıklarının nasıl edinildiğinin izah edilmesi, siyasetin finansmanının şeffaflaştırılması noktasındaki kararlı duruşumuzu bir kez daha ifade ettik" dedi. Muhalefet partilerinin bu konuyu desteklediğini hatta fazlasını söyleyerek, "geliştirelim hep birlikte yapalım" dediklerini aktaran Özel, şöyle devam etti:
Ben bundan imtina eden kimseyi görmedim. Siyasette bugün olduğu gibi ama Recep Tayyip Erdoğan hariç. Biz her gittiğimiz siyasi partide çıkışta bunu söylerken AK Parti'nin sözcüleri, AK Parti'nin grup başkan vekilleri, AK Parti'nin genel başkan yardımcıları ve bizatihi Erdoğan, sanki bu kadar söz Ankara'da böyle uzaya söyleniyormuş gibi, kendileri hiç yokmuş gibi davranıp bu siyasi etik yasası konusunda hiçbir şey demiyorlar. Yani 'Siyasi etik yasasına biz de sıcak bakıyoruz, siyasilerin mal varlıkları araştırılsın. Nasıl edinildiği izah edilsin' diyoruz. Bunu Ekrem İmamoğlu destekliyor. Kendisi içeride tutuklu ve suçlama efendim yolsuzluk oldu da kamunun parası zimmete geçirildi de falan... Bir kör kuruşunu ispat edemeyenler biz diyoruz ki 'Ekrem İmamoğlu siyasette zenginleşmemiştir. Hatta yoksullaşmıştır siyasete girdiği günden beri. Açıklansın. Özgür Özel'in açıklansın.' Ümit Özdağ fazlasını söylüyor. Tüm siyasi liderler fazlasını söylüyor. Erdoğan duymazdan geliyor. Niye acaba? AK Parti'nin bütün sözcülerine sataşıyorum. Genel başkanınız siyasi etik yasası konusunda sessiz. Bu konuda herhalde izah edemeyeceğiniz bir şeyler var. Demek ki bu yasa çıkarsa ilçe ve il başkanı bulamayız diyordu Erdoğan. Demek ki bulmuş onları. Bu yasayı çıkarmayacağız garantisiyle bulmuş. Demek ki il başkanlarının da bu siyasi etik yasası çıkarsa görev yapamayacak durumda olduğunu söylüyor. Bu konuda AK Parti kanadından kimsenin hiçbir şey söylemiyor olması, normalde her konuya bir cevap yetiştiren bazı isimlerin bile bu konuya sessiz kalması çok manidar.
"Erdoğan sandıktan korkmaktadır, milletten kaçmaktadır"
Üçüncü gündemlerinin de "ara seçim meselesi" olduğunu ifade eden Özgür Özel, şöyle konuştu:
Bu konuyu artık herkes biliyor. İlk başlarda konular değişse de konukları değişmeyen AK Parti medyasının yanlış bir yerden tartışıp da 'İstifalar olacak da bu istifaların yirmisini kabul edeceğiz de ikisini etmeyeceğiz de CHP zor durumda kalacak' diye meseleyi anlamadan konuşup tartıştıkları yerde buz gibi ortaya çıktı o ilk 30 ay içinmiş. Çok net yazıyormuş. 30 ay geçtikten sonra boş olan sandalyeler için ara seçim yapılırmış. Hatay, Afyon, Kastamonu, Kırşehir, Kocaeli, İstanbul birinci bölge. Çok net. Bunların hepsinde son seçimde AK Parti birinci partiydi. Gücünden emin olsa, sandıktan kaçmıyor olsa 'gelin yapalım ara seçimi' dese, bu yedi sandalyenin yedisini de sekiz sandalyenin sekizini de son seçimdeki gücü olsa son seçim sonuçlarına göre kazanabiliyorken, şu anda anketlerde görüyor ki hiçbirinde birinci parti değildir, hiçbirinde milletvekili çıkaracak takati kalmamıştır, Erdoğan bu yüzden sandıktan korkmaktadır, milletten kaçmaktadır. Ben bu çağrımı bir kez daha söylüyorum ve tarihe anayasanın zorunlu kıldığı bir ara seçimden kaçan lider olarak Erdoğan geçecektir. Yok, böyle geçmek istemiyorsa o sandığı ya getirecektir ya getirecektir. Sayın Genel Başkanımıza kıymetli ev sahiplikleri için çok teşekkür ediyorum. Kendisinin şahsında tüm Zafer Partisi ailesini saygıyla selamlıyorum.
"İsrail'den taraf olacak hiçbir CHP'liyi bulamazlar"
Özel ile Özdağ açıklamalarının ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı. CHP Genel Başkanı Özel, "Netenyahu ve İsrail Savunma Bakanı’nın, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı hedef alan sözleri var. Katz da sosyal medyadan İmamoğlu, Yavaş ve Kılıçdaroğlu’nu etiketleyerek, paylaşım yaptı. Nasıl değerlendirirsiniz?" sorusu üzerine şunları söyledi:
Eli kanlı ve bebekleri katleden, çocukları öldüren, masum insanları öldüren bir soykırımcının, meseleyi Türkiye'deki bir siyasetçiyi, Türkiye Cumhuriyeti'nin Cumhurbaşkanlığı görevini sürdüren birisini hedef alarak yaptığı açıklama tam bir hadsizliktir. Ayrıca orada CHP'nin iki sayın belediye başkanını ve önceki genel başkanını işaretlemek suretiyle ne murat ediyorsa o murat ettiği şeye ermesi mümkün değildir. Orada işaretlenen tüm CHP'lilerden de CHP'nin tüm üyelerinden de içerideki siyasi rekabet bir yana, İsrail'e ve eli kanlı bir yönetime en ufak bir paye çıkmaz. Yanlarına hiçbir şey kalmaz. Bu konuda İsrail'in karşısında Türkiye tam olarak bir ve bütün şekilde aynı tarafta, masumların tarafında durmaktadır. İsrail'den taraf olacak hiçbir CHP'liyi bulamazlar.
"Milletin sesini duyurabileceği en doğru şekilde bir ara seçime katkı sağlarız"
Özel, "Olası bir ara seçimde CHP ve Zafer Partisi arasında bir ittifak olur mu?" sorusuna da şu yanıtı verdi:
Ara seçim kararı alındığı noktada zaten illerde milletvekili seçimi yapılacak. O süreçte karar alındığında tüm siyasi partiler hem kendi pozisyonlarını hem siyasi etiğin gerektirdiği bazı gereklilikleri aralarında konuşurlar. Örneğin Kocaeli Milletvekili Hasan Bitmez, Allah gani gani rahmet eylesin, bu İsrail'i kınarken ve bu İsrail'le ticaretin durdurulmasını savunurken oracıkta can verdi. Mesela biz Kocaeli'nde Hasan Bitmez'den boşalan yere adayın partisi tarafından gösterilmesi gerektiğini düşünürüz ve o yönde de oy kullanırız. Veya Hatay'da eğer ara seçim yapılmaya kalkılırsa orası boş kabul edilir. Bizce yapılmamalıdır, Can Atalay gelmelidir. Yok Can Atalay gelmiyorsa orada Can Atalay'ın adaylaşmasını doğru buluruz. Bunun gibi siyasetin gerekliliklerini ortaya koyacak ve muhalefeti bir ve bütün olarak bu iktidar karşısında tutabilecek her şey siyasi nezaket ve siyasetin gerçekleri dengesi de tutularak hayata geçirilebilir. Ama önemli olan, sandığı CHP kendisi için istemiyor, millet için istiyor. Milletin, sen oyunu bir sefer ver beş yılda birini seç sonra kenara geç olmadığını, bu kadar yoksulluk varken bu kadar haksızlık hukuksuzluk varken, bu kadar işsizlik, gençlerde bu kadar umutsuzluk varken milletin sesini duyurabilmesi, milletin sözü söylemesi, 'Sen bizden oy alırken bunları söylemedin, böyle davranacağını söylemedin...' Tüm yönlerini bu çok uzatılabilir örneğin 'Enflasyon tek haneye düşmedikçe asgari ücrete yılda üç kere ayarlama yapmayı düşünüyoruz' diyen Erdoğan ya da 'Mülakatları kaldırıyoruz' muhalefet öneriyordu, 'Biz de bundan sonra mülakat yapmayacağız' diyen Erdoğan her konuda söylediği sözlerin hiçbirini tutmayan bir iktidara, milletin anketlerde görünenin çok ötesinde bir tepkisi var. Şu an anketlerde CHP'nin birinci parti olduğunu görüyoruz. Ama ben inanıyorum ki sandık konduğunda, toplumdaki tepki Erdoğan'a artık Türkiye'de iktidarı sürdüremeyecek bir sonuçla karşı karşıya bırakacak. O da bununla yüzleşmemek için hiç değilse iki yıl daha buradan kaçıp, iki yıl boyunca bir yolunu bulur muyum diye anayasayı ihlal etmeye çalışıyor. Sandığı kendimiz için istemediğimiz için milletin sesini duyurabileceği en doğru şekilde bir ara seçime katkı sağlarız.
"Tüm milletvekillerinin oyuyla o fıkrayı niye koymuş onu bir izah etsin Hayati Yazıcı"
CHP Lideri Özel, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı’nın, ara seçime ilişkin açıklamalarının sorulması üzerine de "Hayati Yazıcı açsın, Anayasanın 78. maddesine eklenen üçüncü fıkranın, 2002 yılının ocak ayında AK Parti ve CHP'nin ortak oylarıyla anayasaya bir seçim bölgesindeki bütün milletvekilleri yoksa orada seçim yenilenir maddesi niçin konmuş? O günlerde bu tartışmalar niçin yapılmış? Erdoğan'ın parlamento dışında kalmasını Deniz Baykal nasıl demokrasi açısından tanımlamış? Niçin görüşülmüş ve bayram değil, seyran değil, AK Parti'yle CHP bir arada müşterekken Anayasanın 78. maddesine tüm milletvekillerinin oyuyla o fıkrayı niye koymuş, onu bir izah etsin Hayati Yazıcı" diye konuştu.
Sol Parti ziyareti
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, ara seçim gündemiyle çıktığı siyasi parti turu kapsamında, Zafer Partisi’nin ardından SOL Parti Genel Merkezi’ni ziyaret ederek, Parti Sözcüsü Önder İşleyen ile görüştü.
Önder İşleyen, Özel ve beraberindeki heyeti kapıda karşıladı. Görüşmede, SOL Partiden ise Sözcüler İlknur Başel, İsmail Hakkı Tombul ve Gizem Özdem yer aldı. Saat 13.35 itibarıyla başlayan görüşme, 1 saat sürdü. Görüşmenin ardından ortak basın açıklaması düzenlendi.
"Asgari ücrette ve emekli maaşlarında mutlaka bir düzenleme yapılması gerekiyor”
Özgür Özel, şunları söyledi:
Bugün, bu pazar gününde temsil ettiğimiz kesimlerin hakkını, hukukunu korumak için durmaksızın çalışırken bu pazar gününde de birlikte olduk. Türkiye’nin bütün sorunlarını şöyle bir hızlı şekilde üzerinden geçmek ve birbirimize düşüncelerimizi aktarma imkanını bulduk. Hem İran Savaşı ve savaşın Türkiye’de özellikle yoksul kesimlere, emekçi kesimlere, emeklilere yüklediği yeni yükler, akaryakıt fiyatlarındaki artışların büyük bir acemilikle doğrudan pompaya yansıtılması ve Eşel Mobil Sistemi’ndeki ÖTV kısmı bittikten sonra ki bu konuda ilk kısmı da biz önermiştik biliyorsunuz, tedbir almamaları yüzünden hatta ve hatta kendileri elektrik fiyatlarına, doğal gaz fiyatlarına yüzde 25’lik faiz zamları da yaparak yeni bir enflasyon dalgasını yarattılar. İğneden ipliğe her şeye, özellikle de gıdaya inanılmaz zamlar geliyor.
Türkiye’de artık ara seçimi konuşmadan hemen önce ifade etmem lazım ki bir ara zammı, hem asgari ücrette hem emekli maaşlarında mutlaka bir düzenlemenin yapılıp daha üç ayda yüzde 10 ve bir yıllık hedef yüzde 16’yken neredeyse dört ayda bu hedefi tüketecek bir noktadayız. Bunun için dünyadaki bütün demokrasiler, toplumun kırılgan kesimleri için tedbirler alıyorlar. Bu konudaki yaklaşımımızı ve Ekonomi Eşgüdüm Konseyimizin önerilerini içeren raporumuzu kendilerine takdim ettik. Buradan bu ara zam konusunun da bir kez daha altını kalın kalın çizmiş olalım.
Siyasi Etik Yasası konusunda daha önce ifade ettiğimiz kapsamda kimseyi dışarıda bırakmadan ve bilhassa belediye başkanlarının da belediye meclis üyelerinin de siyasi parti liderlerinin de milletvekillerinin de bakanların da cumhurbaşkanının da mal varlığını açıkladığı ve izah ettiği bir düzenlemeye ihtiyaç var. Bu konuda bir kez daha Meclis gündemine bunu taşıyacağız. Bu konuda da karşılıklı ve birbirini destekleyen görüş alışverişinde bulunduk.
"Hepimiz bir toplum sözleşmesine bağlıyız, Anayasa’ya bağlıyız"
CHP Genel Başkanı Özel, ara seçim konusunda da konuştu. Herkesin bir toplum sözleşmesine, Anayasa'ya bağlı olduğunu belirten Özel, şunları kaydetti:
Anayasa’ya birilerinin uyup birilerinin uymadığı bir ikili hukuk sisteminde, ikili yaklaşımda ya da Anayasa’nın bazı maddelerinden birilerinin güç alıp bazı maddelerini yok saydığı bir Anayasasızlaştırma sürecine hep birlikte itiraz ediyoruz. Siz Anayasa’nın bir maddesi gereğince cumhurbaşkanlığı yapacaksınız, bir maddesi gereğince Meclis seçimleri yapılacak. Bir sonraki maddesi gereğince ‘yapılsın’ denen ara seçimlere, ‘İşime gelmiyor, ben bu ara seçimi yapmayacağım’ diyeceksiniz. Bunun iler tutar hiçbir tarafı yoktur. Şu anda buradan bir kez daha hatırlatalım, Hatay, ki Hatay’ın durumu Can Atalay açısından tartışmalıdır. Bizce Hatay’da milletvekilliği boşalmamıştır, milletvekili Silivri’de haksız, hukuksuz Anayasa’ya ve Anayasa Mahkemesi kararlarına aykırı şekilde tutulmaktadır. Ama diyelim ki Hatay, sonra Afyon, ardından Kırıkkale, ardından Kastamonu, Adıyaman, Kocaeli ve İstanbul birinci bölge. Buradaki seçmenlerin seçtiği milletvekilleri boşaldı, üstünden de 30 aydan fazla süre geçti ve buraları Meclis, alacağı bir ara seçim kararıyla doldurmakla yükümlü. Anayasa bunu tartışmasız şekilde yazmış. Zaten buna itiraz eden kimse de yok.
"Erdoğan, toplumdaki desteğinin tamamen ortadan kalktığının görülmesine engel olmak için ara seçimden kaçıyor”
Bu seçim bölgelerinde, son seçimde AK Parti birinci parti. Yani 2023’teki bu milletin size yetki verdiği seçimdeki gücünü koruyorsanız sekiz tane milletvekilliği var önünüzde. Neden yapmıyorsunuz ara seçimi? Ara seçimi yapıp yedi-sekiz milletvekilini katın, hatta bir milletvekili bile istifa ettiremez durumdasınız, bakan yapmak için, 18 bakan Meclis’te tam komisyon sayılarından dolayı ucu ucuna geldi diye ‘mahsur kaldı’ diyordunuz. Sekiz milletvekili seçimi yapıp, birinci parti olsanız, bu milletin size oy verdiği günkü güçte olsanız yapmaz mısınız? İşte bu yüzden seçim kazanacakken sandık var, ‘Kaybediyorsam ben sandığı tanımam. Sandıktan çıkan Ekrem İmamoğlu’nu içeri atarım. Belediye başkanlarını içeri atarım. Sandıktan çıkmayacaksam, ben o seçimden kaçarım.’ Bunun, AK Parti’ye geçmişte oy vermiş seçmenler tarafından en net şekilde görülmesi gerekiyor. Milletin dediği olur, millet kime yetki verdiyse o olur, milletten kaçılmaz. ‘Sen bir oy vereceksin, beş yıl kenara çekileceksin’ düzeni demokrasi değildir. O yüzden de bu yapılacak olan ara seçimler, Erdoğan’ın kaçtığı ara seçimler aslında milletin geçmişte, ‘Mülakatı kaldıracağım’ diye o isteyen, ‘Yılda dört kez asgari ücreti zamlayacağım’ diye o isteyen, ‘Enflasyonu tek haneye indireceğim’ diye oy isteyen Erdoğan’ın toplumdaki desteğinin tamamen ortadan kalktığının görülmesine engel olma çabasıdır. O yüzden kaçıyor seçimlerden. Biz de o yüzden seçimleri istiyoruz.
"19 Mart darbesine karşı göstermiş oldukları büyük dayanışma için teşekkür ediyorum”
Özgür Özel, ayrıca konuştukları tüm konularda, partiler arası diyaloğun, işbirliğinin, eşgüdümün sürmesi gerektiği, bütün muhalefetin ortaklaştığı, toplumun temel talepleri noktasında hep birlikte, bütünleşik bir mücadeleyi sürdürme konusunda karşılıklı görüş alışverişi yaptıklarını bildirdi. Özel, "Bu konuda mutabık olduğumuzu ifade etmeliyim. Buradaki değerli Genel Başkanları, yöneticileri şahsında bütün SOL Parti ailesini de saygıyla selamlıyoruz. 19 Mart darbesinde meydanlarda ve her fırsatta kurdukları her sözde, bu darbeye karşı göstermiş oldukları büyük dayanışma için de ayrıca teşekkür ediyorum" diye konuştu.
"Önce hep birlikte demokrasiyi savunacağız, sonra kendi içimizde rekabet yaparız”
Açıklamanın ardından basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Özel, "Bugünkü temasınız siyasetin rekabetten çok, ortak sorumluluk üzerinde yeniden şekilleneceği bir dönemin habercisi olabilir mi?" sorusu üzerine şunları söyledi:
Olabilir, tam olarak da bunu söylüyoruz. Önümüzdeki seçimler otokrasiyle demokrasi arasında tercihin yapılacağı seçimler olacak. Şüphesiz birbirinden çok farklı programları olan, Türkiye’yi yönetme tahayyülleri birbirinden farklı olan ama ortak noktası gücünü sandıktan ve demokrasiden alan siyasi partiler, sandığı kaçırmaya ya da sandığı anlamsızlaştırmaya, Türkiye’deki seçimleri demokrasinin olmadığı ülkelerdeki göstermelik seçimlere dönüştürmeye, rakibini hapse atarak olur, rakibi olan siyasi partilerin kurumsal yapılarına saldırarak olur ya da haber yazan gazeteci tutuklayarak, tepki gösteren veya eleştiride bulunan öğrenciyi haksız yere aylarca cezaevlerinde tutarak olur; demokrasiyi askıya almaya çalışan bir anlayışa karşı hep birlikte önce demokrasiyi savunacağız. Eğer demokrasi dediğimiz, siyasi partiler arası rekabet dediğimiz şey çok kaba bir tabirle futbol sahasında oynanan bir oyunsa Tayyip Erdoğan’ın golü kendi attığında ve maçı kendi kazandığında oynadığı, kaybedeceği zaman elinde bıçakla topu kesip maçı bitirmeye çalıştığı bir yerde biz sahamızı ve topumuzu koruyacağız. Sonra kendi içimizde rekabet yaparız.
Independent Türkçe