CHP'nin cumhurbaşkanı adayı ve İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'na özgürlük ve erken seçim talebiyle başlattığı "Millet İradesine Sahip Çıkıyor" mitinglerinin 100'üncüsü Çanakkale Cumhuriyet Meydanı'nda gerçekleşti.
CHP Genel Başkanı Özür Özel, "Canım Çanakkale, güzel Çanakkale, yiğit Çanakkale, geçilmez teslim olmayan Çanakkale, selam olsun sana. Bugün tarihin akışının değiştiği, yenilmez, geçilmez kentteyiz. Mustafa Kemal'in askerlerine 'Ben size savaşmayı değil ölmeyi emrediyorum' deidği şehirdeyiz. Çanakkale Seyit Onbaşı'nın o yükü sırtlarken duyduğu inançtır. Çanakkale 57'nci Alayın bitmez, tükenmez cesaretidir. Çanakkale mermi bitince süngüye doğru koşanların topraklarıdır. İşte bu mücadelenin verildiği topraklarda adalet için, Cumhuriyet'in emaneti sandık için, seçme seçilme hakkı için, seçtiğine sahip çıkmak için, iradeye sahip çıkmak için 100'üncü kez eylemdeyiz. Ayaktayız, Çanakkale'deyiz" sözleriyle Çanakkalelileri selamladı.
"Bundan sonra da hep beraber daha kalabalık, omuz omuza yollardayız, meydanlardayız"
Özel, "'100'üncü mitingi nerede yapacağız' dedik. Ve dedik ki 'Olursa direnmenin, ayakta kalmanın teslim olmamanın, geçilmeyen şehir olan Çanakkale'nin bağrına gideceğiz. Orada olacağız' dedik. Bundan sonrasını soruyorlar. 'Bundan sonra ne yapacaksınız' diyorlar. Onlara cevabı Çanakkale'den veriyorum" dedi. Özel, şair Faruk Nafiz Çamlıbel'in Zafer Türküsü şiirini okuduktan sonra, şunları kaydetti:
Çanakkale 100'üncü kez buradayız. Bundan sonra da hep beraber daha kalabalık, omuz omuza yollardayız, meydanlardayız. Ayaktayız, mücadeledeyiz. 10 gün önce Çanakkale Zaferi'nin 111'inci yılını hep birlikte kutladık. O gün şehit ailelerimizle, gazilerimizle birlikteydik. Çanakkale bu milletin tarihine vurulmuş istiklal mührüdür. Çanakkale sadece bir cepheyi değil bir bütün olarak milletin ortak geleceğini savunma ülküsüdür. O yüzden CHP bu meydanlarda sandığı savunurken darbeye direnirken arkadaşlarına, evlatlarına sahip çıkarken bir partiyi değil, bir cepheyi değil bir bütün olarak demokrasiyi ve bu ülkenin yarınlarını savunmaktadır. Bu meydanlar, bu yağmur altında, karda, kışta doluda, eksi dört derecede, artı 46 derecede, eksilmeden çoğalıyorsa, bu meydanlar bir partiyle dolmaz. Bu meydanlar inanmış milyonlarla dolar. Bu meydanlar demokratların birliğiyle dolar. Bu meydan gücünü milletten renklerini ay yıldızlı al bayraktan alan Türkiye ittifakıdır. Geçtiğimiz perşembe günü bütün Türkiye, milli takımla bir yürek olup onları hep beraber alkışlarken İstiklal Marşı'nı hep bir ağızdan söylerken ya da Filenin Sultanları bayrağı göndere çektirip İstiklal Marşı'nı okuturken gırtlağı düğümlenenler, gözleri yaşlananlar tek yürek olanlar Türkiye ittifakıdır.
"Eninde sonunda millet kazanır"
Bu ittifakta, bu meydanda, bu mücadelede herkese yer var. Çünkü bu meydan bu mücadele bu direniş kendini savunan değil, hakkını savunan, hak yemeyen, hak yedirmeyen, ötekinin hakkını da savunan, ülkenin iyi yönetilmesini savunan, kötü yönetenin gitmesini, milletin görev verdiğinin gelmesini savunan, demokrasiyi savunan dolayısıyla ortak geleceği, zenginliği ve bunu hep beraber başarmayı savunan meydandır. Onun için hangi görüşten olursa olsun bu meydanları dolduran bütün demokratlara helal olsun. İnanın ki bu inançta olanlar, burada olanlar, bu birlikteliğe inananlar kazanacak. Haklılar kazanır. Dürüstler kazanır. Korkmayanlar kazanır. Eninde sonunda millet kazanır. Bu meydan bir evladının ismini haykırıyor. Diyorlar ki 'Biz milletiz. Kararı biz veririz. Kim yönetsin dersek mührü ona veririz. Ama seçtiğimizin de arkasında dimdik dururuz. Onu ne darbeciye ne de makamı ne olursa olsun demokrasinin karşısına dikilen kimseye teslim etmeyiz.' Onun için bu meydan 100'üncü kez adayına, Ekrem İmamoğlu'na sahip çıkıyor. Bu meydanı görmek lazım. Çanakkale'yi görmek, duymak lazım. Bu ülkenin hiçbir evladı yalnız, sahipsiz değildir. Çanakkale'de siperden sipere koşan da bu millettir, Afyon'dan İzmir'e zafere yürüyen de bu millettir. 6 Şubat'ta enkaz başında günlerce sabahlayan yardıma koşan da bu millettir, Soma'da Kartalkaya'da hep birlikte yüreği yanan da bu millettir. Bugün de bizi ayakta tutacak şey bu birlik, beraberlik ve dayanışma ruhudur. Aynı ilde, aynı bölgede yaşamak evet ama aynı bayrağın altında yaşamak ve kardeşliği büyütmek, Türk'üyle, Kürt'üyle, Alevi'siyle, Sünni'siyle bu ülkede kimlik, köken, inanç ne olursa olsun bir yumruk gibi bir arada durmak birbirine sahip çıkmak ülkenin yarınlarına sahip çıkmak işte o bizim işimizdir. Biz bunu başaracağız hep beraber.
"Artık bakan evlatlarının devri bitecek, vatan evlatlarının devri başlayacak"
Milletimizin en ağır günlerinde kendi özünü herkese gösterme özelliği vardır. Dara düşeni kaldıran, yarayı saran, sendeleyenin koluna giren ve kimseyi geride bırakmayan, bu anlayışla o günden bugüne bir yıldır hem arkadaşlarımıza hem de bu meydanları dolduran emeklimize, işçimize, çiftçimize, balıkçımıza, arıcımıza, orman köylümüze ve bu meydanda geleceğinden endişe ettiğimiz gençlerimize, yarınlarını yurt dışında aramak için düşünürken bir seçim daha kalmaya karar vermiş hepsine şunu söylüyoruz: Bir devir kapanıyor, bir devir açılıyor. Artık bakan evlatlarının devri bitecek, vatan evlatlarının devri başlayacak. Çünkü vatan evlatları artık meselenın farkına varmıştır. Evde oturarak oradan şikayet ederek sosyal medyada durarak değil, çıkıp meydana inerek, kol kola girerek, yan yana durarak, çağrıldığı yere giderek, nerede ihtiyaç varsa orayı doldurarak, nerede ses yükselecekse o sese ses olarak, nerede durulup nerede direnilecekse o mücadelenin parçası olarak hep birlikte kurtulacağız. Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiç birimiz. Yağmur üzüyor, korkutuyor. Her seferinde diyorum ki 'Yağmasa iyi yağarsa daha iyi. Sıcak olsa iyi, çok sıcak olsa daha iyi. Soğuk olsa iyi, çok daha soğuk olsa daha iyi.' Çünkü bu meydan yağmurdan kaçmayan, üşüyünce dağılmayan, sıcakta bayılmadan meydandan ayrılmayan inançlı on binlerin, yüz binlerin meydanıdır. Bu iradeyi, bu inancı, bu mücadeleyi gördüğü için teslim olmamaktadır. Anketlerde davaların siyasi olduğuna inanç yüzde 60'tır. Darbeye kalkışanlar milleti inandıramamış. Bu meydanları dağıtamamış, yağmurdan selden doludan, soğuktan yılmayan, mücadele için meydanları dolduranlar yüzyıl sonra bir kez daha kurtuluşun umudu olmuşlardır
Çanakkale'nin şüphesiz partimiz için de ayrı bir yeri var. Çok partili dönemde bir dönem hariç Çanakkale Belediyesi hep sosyal demokratlar tarafından yönetildi. 1989'dan bu yana İsmail Özay Başkanımız, Ülgür Gökhan Başkanımız görev yaptılar. Bu dönemde genel başkan yardımcımızı Muharrem Erkek kardeşimizi size emanet ettik. Ayrıca bugün bu meydana emek veren herkesi ve CHP örgütünü Levent Gürbüz Başkanımın şahsında kutluyorum, kendisine bütün ilçe başkan ve yöneticilerine CHP örgütüne yürekten teşekkür ediyorum. Milletvekilimiz İsmet Güneşhan'a ve yıllardır birlikte mücadele ettiğimiz Özgür Ceylan kardeşime ayrı ayrı teşekkür ediyorum.
"CHP iktidarında Çanakkale Köprüsü Çanakkalelilere bedava olacak"
Çanakkale’nin 31,5 milyar lira vergi verdiğini ancak iktidarın seçim zamanı oyları alıp daha sonra Çanakkale'ye sırtını döndüğünü söyleyen Özel, şunları kaydetti:
Çanakkale 31,5 milyar lira vergi vermiş, karşılığında 7,5 milyar lira hizmet almış. Çanakkale 1 verse 4 alsa hakkıdır. Bu hükümet döneminde 4 veriyor, 1 alıyor. Çanakkale'den kepçeyle alıyorlar. Çanakkale'ye çay kaşığıyla veriyorlar. Ben buradan bakın partinin şimdiki Genel Başkanı olarak, hepiniz adına bu onura ermiş bir evladınız, 2 emekli öğretmenin çocuğu, bir bahçıvanın torunu Özgür Özel olarak, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün gözlerinin içine baka baka söylüyorum ki Çanakkale'ye yapılan bu haksızlığı sona senin partin erdirecek. Senin kurduğun parti erdirecek. Çanakkale'den 4 alıp 1 verenler, Çanakkale'ye en büyük haksızlığı edenlerdir.
Partimizin programında yazar, birileri yalan yanlış ‘CHP köprüye karşı’ köprüyü ilk öneren, ilk savunan, parti programına yazanız. Ama aması var. Bu yöntemle değil. Bu Özgür Ceylan'ın dilinde tüh bitti. 'Efendim bu köprüye verilen parayla 3 köprü yapılır.' Böyle bu geçiş garantisi olmaz. Böyle finans kaynağı olmaz. Koskoca devletin Çanakkale'ye bir köprü yapacak gücü yok mu diye. Bakın Çanakkaleliler, bu köprüyü rahmetli Özal yapaydı şimdi 59 liraya geçiyordunuz. Bu köprüyü biz yapaydık bedavaya geçiyordunuz. Bu iktidar yaptı 995 lira. Deli Dumrul Köprüsü gibi para. O yüzden ayrıca bu köprüden her geçişten 995 lira alan anlayışa şunu söylüyoruz. Biz bu kente borçluyuz. Biz bu topraklara borçluyuz. CHP iktidarında Çanakkale Köprüsü Çanakkalelilere bedava olacak, bedava. Turistik için gelen, transit için gelen, başka şey için geçen makul bir ücret öder. Ama bu kenti bekleyenler, bu ülkeyi bekleyenler, Atatürk'ün emanetine sahip çıkanlar bu köprüye para ödemeyecekler. Nokta.
"Çanakkale'nin hakkını bunlara yedirmeyin"
Ayrıca öyle bir hikaye ki Allah gani gani rahmet eylesin. Aziz Nesin yazmaz bu hikayeyi. Hikayenin adı Atikhisar Barajı. Atikhisar Barajı'nı biliyor musunuz? Evet. Atikhisar Barajı bu milletin vergileriyle 1968-1075 75 yılları arası yapıldı. Bu barajda barajlar kralı rahmetli Demirel'in emeği var. Kıbrıs Fatihi rahmetli Ecevit'in emeği var. O günden bugüne kullanılıyor ya, Tayyip Erdoğan ‘belediyeleri silkeleyin’ dedi ya, belediyenin İller Bankası'ndan aldığı paradan bu barajın 55 yıl önce yapılmış barajın parasını kesmeye başladılar. Rahmetli Ecevit, rahmetli Demirel yapmış, hizmete sunmuş, 55 yıl durmuş, bu faydasız gelmiş parayı sizden kesiyor. Yazıklar olsun. Duyan duymayan kalmasın. 55 yıllık, 55 yıllık. Yahu 55 yıllık borç mu olur? Bu topraklara borçluyuz biz. 4 vergi toplayıp 1 yolluyorsun, 55 yıllık parasını belediyeden kesiyorsun. Belediyeden kesiyorsun da bu kimden kesiliyor? Bu belediyenin yoksula yardım yapıyor ya, kesmese 3 kat yoksula yapar. Emekliye bir iş yapıyorsa 3 katını yapar. Emekçiye bir şey yapacaksa 5 katını yapar. Hizmetin alasını yapar. Buradan Çanakkale'deki AK Partili, MHP'li, geçmişte Doğru Yol Partili, Adalet Partili, Saadet Partili, Yeniden Refah Partili tüm Çanakkalelilere bu soyguna, bu haksızlığa, bu hazımsızlığa itiraz edin. Çanakkale'nin hakkını bunlara yedirmeyin.
"Bu iktidar doğrudan emekliye düşmanlık yapan bir iktidardır"
Bugün açlık sınırı 32 bin lira. Yoksulluk sınırı 106 bin lira ama en düşük emekli maaşı 20 bin lira. Bu ülkede olmaz bir şey demiyorum. Bakın biz diyoruz ki parti programında emekli maaşı ilk dönemimizde doğrudan bir asgari ücrete çıkarılacak. Sonra bir sonraki dönemde 1,5 asgari ücrete çıkarılacak. Bu olmaz bir şey gibi söylüyorlar. Bakın emekliler biliyor. Unutanlar kontrol etsin. 3 Kasım 2002 tarihinde bu iktidar gelmeden bir önceki ay yani Ekim 2002'de alınan en düşük emekli maaşı 1,5 asgari ücretti. Bu iktidar gelip bu emeklilerle hiç uğraşmasa, maaş bağlama oranlarını değiştirmese, 5 bin 500'de numaralar yapmasa, her sene TÜİK'e enflasyonu olduğundan düşük göstertmese, verirken dahi çeşitli numaralar çekmese, sizi hiç ellemese bugün beğenmediğimiz asgari ücret 28 bin, en düşük emekli maaşı 1,5 katı 42 bin lira olacaktı. Bu iktidar doğrudan emekliye düşmanlık yapan bir iktidardır. Bu iktidarın gelmesinden hemen önce emekli maaşı 8 çeyrek altın satın alıyordu. Bugün maaşın geldiği nokta ortadadır. Bu iktidar gelmeden önce en düşük emekli maaşı alanlar istisnaydı. Ortalama en düşük emekli maaşının yüzde 50-60 üstündeydi. Bugün meydanın yüzde 70'i, 60'ı emekli, onların da yüzde 60'ı, 70'i 20 bin lira alıyor. Bugün ortalama emekli maaşı 23 bin lira. Yani büyük bir sefalet maaşı. Bunun için Cumhuriyet Halk Partisi iktidarında bir emekli maaşı önce bir asgari ücret, sonra 1,5 asgari ücret olacak. 2 asgari ücret bugünkü parayla 39 bin lira olacak. Yani biz ben bu meydana Cumhuriyet Halk Partisi'nin genel başkanı ve iktidar partisinin genel başkanı olarak geldiğimde, bu otobüsün üstüne çıktığımda bu meydanda en düşük işçi maaşı 39 bin lira, en düşük emekli maaşı 39 bin lira olacak.
"Yanarım, yanarım, çiftçilere yanarım"
Yanarım, yanarım, çiftçilere yanarım. Bu sene yılın ilk iki ayı. Ocak, Şubat. Çiftçilere kaç para ödendi? Kaç para ayrıldı tarımı desteklemeye? 2 milyar TL. Faize kaç para ödendi 2 ayda? 640 milyar TL. Çiftçiye bütün çiftçilere verdiğinin 320 katını faize veren bir iktidarla karşı karşıyayız. O faiz, o faiz bu iktidarın iktidarını sürdürmek için, tepemizden inmemek için, emeği sömürmek, sizleri süründürmek için yabancı lobilere ödediği diyet borcudur. Kötü yönetimin sonucudur. Kötü yönetildiği için ülkenin risk priminin yüksek olmasının, o yüzden yüksek maliyetle borçlanmanın sonucudur. Bir ülkede hukuk yoksa, hukukun üstünlüğü yoksa o ülke çok pahalıya borçlanır. O ülkeye millet para değil, selam vermeye bile korkar. Onun için faize ödenen para kötü yönetimin sonucudur. Bu meydanın cebinden alınıp İngiliz bankerlere ödenen paradır. Bu düzeni, AK Parti'nin kara düzenini alaşağı etmeye, kara düzeni bitirmeye, hakça, adil halkın düzenini getirmeye var mısınız? İşte mesele bundan ibarettir.
"İran'a yapılan müdahaleyi lanetliyoruz"
Çanakkale büyük bir savaşın kentidir ama esasen barışın kentidir. Çünkü mavi gözlü dev adam, Çanakkale'de devleşen adam demiştir ki ‘savaş kaçınılmaz olmadıkça cinayettir. Son çare savaştır.’ O yüzden biz barışın, barışın arkasındayız. Barışın kentindeyiz.
İran kadınlara yaptıklarıyla, antidemokratik uygulamalarıyla bizim benimsediğimiz bir rejim değildir. Ancak İran'ın demokratik bir cumhuriyet olması için kararı İran halkı verecektir. Mücadeleyi İran halkı verecektir. Demokratik bir rejimi İran halkı kuracaktır. Ellerinde 71 bin Filistinlinin kanı olan Netanyahu'yla, onu savaş kahramanı ilan eden Trump'ın füzeleriyle İran'a yapılan müdahaleyi lanetliyoruz. Emperyalist işgalcilere karşı mücadelenin topraklarından bir kez daha haykırıyorum ki kahrolsun Trump'ın emperyalist emelleri. Kahrolsun Amerikan emperyalizmi. Bu sırada İran'da Trump'ın yaptıklarına susan, Trump çağırınca ne dedi? Ne diyor Trump? ‘Gazze'yi gördüm. Çok güzelmiş. Orada Filistinlilere yer yok. Onları etraftaki 5 ülkeye süpüreceğim, süpüreceğim’ diyor utanmadan. ‘Oraya oteller, kasinolar dikeceğim. Sahillere turist getireceğim. Önünde hidrokarbonlar var. Onları istiyorum’ diyor. Bunun çizimini bile yapmış.
"Filistin'in pay edileceği, işgal edileceği masada ne işin var?"
Sonra adına 'Barış Masası' dediği bir masa kurdu. Dünyadaki devletleri davet etti. Aklı başında hiçbir lider oraya gitmedi. Dostum kardeşim Pedro Sanchez 'Filistin Filistinlilerindir' dedi. Ben ikinci başkanıyım, Sosyalist Enternasyonal 80 ülkede 89 partiyle Filistin'e sahip çıktı ancak davet edildiği o masaya maalesef Recep Tayyip Erdoğan katılmayı kabul etti. Nasıl olur? Dedik, Filistin'in olmadığı, Filistin'in pay edileceği, işgal edileceği masada ne işin var? Dedi ki 'Filistin yok ama İsrail de yok.' Toplantıya 3 gün kala Netanyahu gitti. Trump'a siftindi. Zaten planı öyle kurmuşlar. İsrail'i de dahil ettiler.
"Filistin'i işgal masasından kalkın. İran'a yapılanlara sessiz kalmayın"
Bizimkiler de utanmadan, sıkılmadan Hakan Fidan'ı yolladı. Filistin'i işgal masasında İsrail'le bir Trump'ın yanına oturdular. Bir kez daha uyarıyorum. O masadan kalkın. Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı, 3’üncü Genel Başkanımız Bülent Ecevit'in Yaser Arafat'a destek verdiği noktadayız. Filistin'in arkasındayız. Biz Deniz Gezmiş'le arkadaşlarının Filistin mücadelesinin yanındayız. Bugün rahmetli Erbakan'ın oğlu da dava arkadaşlarının partisi de daha önce AK Parti'de siyaset yapıp ayrılmış, parti kurmuş genel başkanların partileri de bugün bu iktidarın kendisi dışında hiç kimse Filistin'i Türkiye'de yalnız bırakmamaktadır. Filistin meselesi CHP için bir onur meselesi, bu millet için milli bir meseledir. Buradan Erdoğan'a bir kez daha sesleniyorum: Filistin'i işgal masasından kalkın. İran'a yapılanlara sessiz kalmayın.
Independent Türkçe