Mahmut Arıkan’dan, "baskın seçim alametleri": Geriye Gabar'da petrol, Karadeniz'de doğal gaz müjdesi kaldı

“İktidarın ajandası ne olursa olsun biz; baskın seçime de, erken seçime de, yerel seçime de, genel seçime de hazırız”

Fotoğraf: ANKA

Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, Yeni Yol Partisi'nin TBMM' Grup Toplantısı'nda konuştu.

Arıkan, hafta sonu gerçekleştirilen ara seçimleri değerlendirerek Saadet Partisi'nin Mustafapaşa beldesinde bütün haksız rekabete rağmen yüzde 16 oy alarak üçüncü parti olduğunu belirtti.

Seçim sürecinde devlet imkanlarının seferber edildiğini savunan Arıkan, "Bu ara seçimde Türkiye'nin içinde bulunduğu krizi bir kez daha gördük. İktidardan tam 6 bakan, tekrar söylüyorum tam 6 bakan, bu beldeye gitti. Devletin ve iktidarın imkanlarını, haksız rekabeti sağlamak için seferber ettiler. Her gün yeni bir büyük dosyanın konuşulduğu, her gün yeni bir çetenin ortaya çıktığı Türkiye’de Adalet Bakanı, bin 773 kişinin oy kullandığı bir beldeye giderek oy istedi" dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın seçim sonuçları için kullandığı ifadeyi eleştiren Arıkan, "Kullandığı 'ezici' ifadesini şaşkınlıkla takip ettik. Sayın Cumhurbaşkanım hakikaten merak ediyorum. Siz, kimi ezdiniz Allah aşkına ya? Sizler seçimi, muhalefet partilerini bir ezme aracı olarak mı görüyorsunuz? En önemlisi, siz, Pazar günü AK Parti'ye oy vermeyen vatandaşların Cumhurbaşkanı değil misiniz?" diyerek tepki gösterdi.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

"Yeni anayasa yeni bir siyasi kapı yapılmak isteniyor"

Yeni anayasa tartışmalarına ilişkin Arıkan, darbe anayasasından kurtulmanın önemli olduğunu ancak mevcut yönetim anlayışı değiştirilmeden yapılacak bir anayasanın eski bir binanın tabelasını değiştirmekten ibaret kalacağını söyledi. Arıkan, "Yeni anayasa başlığı, yalnızca hukukçuların konuşacağı teknik bir başlık değildir. Anayasa, yeni dönemin siyasi kapısı yapılmak isteniyor. Eğer bu kapı; hukuka, adalete, özgürlüğe, Meclis'in itibarına, milletin birliğine ve devletin ahlakına açılıyorsa, biz orada en yapıcı tavrı gösteririz. Ama bu kapı; daha merkeziyetçi bir yönetime, daha denetimsiz bir yürütmeye, daha bağımlı bir yargıya, daha etkisiz bir Meclis'e açılıyorsa işte biz buna millet adına itiraz ederiz" değerlendirmesinde bulundu.

İçişleri Bakanı'na "savaş suçlusu" çağrısı

İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi'nin "Kudüs'e vali olma" şeklindeki ifadesine değinen Arıkan, sokakların Teksas'a döndüğünü ve çetelerin şehirlerde cirit attığını dile getirdi. Arıkan, "Sayın Bakanım madem Kudüs’ü bu kadar önemsiyorsunuz; işe, İçişleri Bakanı olarak hem İsrail, hem de Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığından yararlanan savaş suçlularına karşı harekete geçerek başlayabilirsiniz. Bu imkandan yaralananların hepsi, soykırımcı İsrail ordusunda görev yapan isimlerdir. Bu imkandan yararlananların hepsinin, Türkiye’ye girdikleri anda tutuklanıp, savaş suçlusu olarak yargılanması gerekmez mi? Bunları tek başıma yapamam diyebilirsiniz. O zaman biz de deriz ki geçtiğimiz hafta Adalet Bakanı ile beraber koltuğunuzun altındaki dosya ile Sayın Bahçeli'yi ziyaret ettiğiniz gibi bir dosya da AK Parti Grubu’na götürün" diye konuştu.

Bu kişilerin yargılanması için Meclis'e getirdikleri araştırma önergesinin AK Parti'li milletvekilleri tarafından reddedildiğini hatırlatan Arıkan, "Kudüs’e vali olma arzunuz önemlidir. Ama bu öneriyi, AK Parti Grubu'na kabül ettirmeniz çok daha önemlidir. Siz bunu başarın, bizim sizi destekleyeceğimizden hiç şüpheniz olmasın. Yeter ki, bu katilleri, bu ülkede artık barındırmayalım" dedi.

"İktidarın ajandasında baskın seçim var"

Arıkan, iktidarın adımlarının bir seçimin habercisi olduğunu iddia ederek, şunları kaydetti:

İktidarın ajandasında bir baskın seçim var. Nerden mi biliyoruz; çünkü alametler birer birer belirmeye başladı. Birinci alamet anayasa tartışmaları, ikinci alamet muhalefete yapılan operasyonlar, üçüncü alamet YSK'daki hareketlilik, dördüncü alamet Varlık Barışı, beşinci alamet ABD swap hattı. Geriye iki şey kaldı; bir Gabar'da petrol, iki Karadeniz'de doğal gaz müjdesi kaldı. İktidarın ajandası ne olursa olsun biz; baskın seçime de, erken seçime de, yerel seçime de, genel seçime de hazırız

"Çiftçi kilo başına yaklaşık 7 lira zarar ediyor"

Toprak Mahsulleri Ofisi'nin açıkladığı 16 lira 50 kuruşluk buğday alım fiyatını da eleştiren Arıkan, maliyetlerin çok altında kalınmasına tepki gösterdi. Kendi hesaplamalarına göre maliyetlerin detaylarını paylaşan Arıkan, "Temel destek ve tohum kullanım desteği çıktığında, 1 kilo buğdayın maliyeti, yaklaşık 24 liraya tekabül ediyor. Tarım-ÜFE’si yüzde 42 seviyesinde açıklandı. Peki hükümet ne kadar artış yaptı? Yüzde 21. Yani maliyet başka yere gitmiş, fiyat artışı başka yerde kalmış. Çiftçi bu fiyatla kilo başına yaklaşık 7 lira zarar ediyor. Nasıl savunma sanayi milli güvenlik meselesiyse tarım da ülkemiz için bir milli güvenlik meselesidir" dedi.

"Büyümeden bankaların haberi var"

Yüzde 2,5 olarak açıklanan büyüme rakamlarının vatandaşın gerçeğiyle örtüşmediğini belirten Arıkan, sözlerini şöyle sürdürdü:

Bize diyorlar ki; 'Yüzde 2,5 büyüdük, kişi başına neredeyse 50 bin dolarlık bir alım gücü var.' Peki buğday üreticisinin, çiftçinin bundan niye haberi yok? Asgari ücretlinin, emeklinin bundan niye haberi yok? Kimin haberi var biliyor musunuz? Bankaların, faizci düzenin komiserlerinin haberi var. Bankacılık sektörü 2026’nın ilk dört ayında 364 milyar liradan fazla net kar elde etmiş. Buradan iktidara güçlü bir itirazda bulunmak isteyen herkesi, israfa ve adaletsizliğe karşı durmak isteyen herkesi, evlenemeyen, iş bulamayan tüm gençlerimizi aramıza davet ediyor; dünü bugünü ve geleceği temiz bu kutlu hareketin bayrağı altında buluşmaya çağırıyoruz

"Yıllardır milletimizin gözünü öyle bir boyadılar ki..."

İktidarın tek bir korkusunun milletin desteğini kaybetmek, tek endişesinin sandıkta "bedel ödemek", tek hassasiyetinin oy kaybetmek olduğunu söyleyen Arıkan, şöyle konuştu:

Yıllardır bunu gördük. Milletin kararlılığını görünce, 'yapmayız' dedikleri ne varsa yaptılar. 'Vermeyiz' dedikleri ne varsa verdiler. 'Atmayız' dedikleri tüm adımları attılar. Çünkü karşılarında oy kaybetme ihtimalini gördüler. Demek ki mesele imkan değilmiş. Demek ki mesele kaynak değilmiş. Demek ki mesele çözüm üretmek değilmiş. Mesele, sadece siyasi maliyet hesaplarıymış. Ne zaman oylarının azaldığını hissettiler,  o zaman milletin sesini duydular. Ne zaman sandıkta kaybetme korkusu yaşadılar, o zaman geri adım attılar. Şimdi de ustalık dönemlerini sergiliyorlar. Neyin ustalığı? Milletin gözünü boyamanın. Gerçek sorunları gündemden kaçırmanın. Sorumluluğu başkalarına yüklemenin. Milletimizden sürekli sabır istemenin. Ustalığını sergiliyorlar. Yıllardır milletimizin gözünü öyle bir maharetle boyadılar ki, vatandaşımız her defasında sandıkta AK Parti’ye vermesi gereken cezayı erteledi. Bu ertelemeden dolayı emeklilerin açlık sınırının altında yaşamasına aldırış etmiyorlar. Bu ertelemeden dolayı asgari ücretlinin ay sonunu nasıl getireceğini düşünmüyorlar. Bu ertelemeden dolayı çiftçinin borç içinde üretim yapmaya çalışmasını görmezden geliyorlar. Bu ertelemeden dolayı enflasyon asla düşmeyecek, faiz asla düşmeyecek. Bu ertelemeden dolayı adalet ahlak liyakat denince dudak büküyorlar. Bu ertelemeden dolayı yolsuzluk, israf, torpil tüm devleti kuşatmış durumda. Bu ertelemeden dolayı ahlaksızlığa, yozlaşmaya, çürümeye, aklınıza gelen ne melanet varsa göz yumuluyor.

 

ANKA 

DAHA FAZLA HABER OKU