DEM Parti öncülüğünde Diyarbakır’da "Özgürlük ve Demokrasi Newrozu" sloganıyla Nevruz kutlaması başladı.
Merkez Bağlar ilçesindeki Nevruz Parkı’nda yapılacak kutlamalar nedeniyle yoğun güvenlik önlemleri alındı. İl Emniyet Müdürlüğü’nce günler süren çalışma sonucuyla 136 bin metrekarelik alanda toplam uzunluğu 10 kilometreyi bulan bariyerler kuruldu.
fazla oku
Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)
Bölgeye gelen Diyarbakır İl Emniyet Müdürü Nurettin Gökduman, alanda alınan güvenlik önlemlerini inceledi. Çok sayıda TOMA ve zırhlı aracın konuşlandığı alanda 12 bin dolayında polisin görev yapacağı bildirildi.
Alana girişler başladı
Nevruz Parkı'na girişler saat 10.00’dan itibaren başladı. Büyük bölümü yöresel kıyafetlerle kutlamalara katılanlar, 6 ana giriş kapısında oluşturulan 3 kademeli arama noktalarından üst aramasından geçiriliyor.
Sanatçılar Dilan Top ve Erkan Top, Alend Hazim, Agire Jiyan ve Zinar Sozdar sahne alağı etkinlikte Nevruz ateşinin yakılması için ise 5 ton odun yakılacağı öğrenildi.
Öcalan'ın mesajı okundu
PKK lideri Abdullah Öcalan, tutuklu bulunduğu İmralı Adası’ndan Diyarbakır’da Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) öncülüğünde kutlanan Nevruz’a mesaj gönderdi. Öcalan, siyasetçi Medya Aslan tarafından okunan mesajında, şunları kaydetti:
Orta Doğu’da bin yıldır sürdürülen din, mezhep ve kültür savaşları, halkların birlikte yaşama kültürüne vurulan en büyük darbedir. Her kimlik, her inanç kendi kabuğuna çekilerek ve ötekini düşmanlaştırarak var olmaya çalıştıkça halklarımızın arasındaki uçurum derinleşmektedir. Ortak değerlerimiz, ortak kültürümüz yok sayılmakta, farklılıklarımız savaş nedeni haline getirilmektedir. Güncelde bölgede köhnemiş politikaların sürdürülmesinde ısrar edilmesi felaketi beraberinde getirmiştir. Orta Doğu özelinde yaşanan bastırma, yok sayma, düşmanlaştırma politikalarının yarattığı ayrılıklar ne yazık ki bugün emperyal müdahalelere de bahane oluşturmaktadır.
“Bize yaşatılmak istenen trajedileri tersine çevirip halkların özgürlük ortamı haline getirebiliriz”
Mesajında, Orta Doğu’da yaratılmak istenen savaş ve kaos ortamını halkların baharına çevirmenin mümkün olduğunu savunan Öcalan, şunları kaydetti:
Bize yaşatılmak istenen trajedileri tersine çevirip halkların özgürlük ortamı haline getirebiliriz. Şimdi tarihin gizlenen sayfaları açılmakta, halklar arası barışın, demokratik uluslaşmanın imkanı artmaktadır. Sünni, Şia devlet gelenekleri, milliyetçi gelenekler aşıldıkça halklar arası özgür birliktelik de imkân dahiline girmektedir.
“Demokratik entegrasyon olarak tekrar bütün bölgede rolünü oynamaktadır”
Bugün artık yeni bir sayfa açılmıştır. Bu coğrafyadaki halkların özgürce bir arada yaşamasının yolu aralanmıştır. 27 Şubat 2025 tarihinde başlattığımız süreç Newroz’un ruhuna uygun bir birlikteliğin temellerini yeniden diriltmek içindir. Bunun için kültürlerin, inançların bir arada yaşayabileceğine, dar milliyetçi anlayışları aşıp demokratik entegrasyon temelinde birleşebileceğimize ve birlikte var olabileceğimize inanmamız gerekir. Tarihimizde olduğu gibi günümüzde de her türlü savaş dayatmalarını, yoksulluğu ve barbarlığı geriletebileceğimizi bilince çıkarmamız gerekir. 2026 Newrozu bu tarihin bütün haşmetiyle güncellenmesidir. Tarih şimdileşiyor, gerçek kültürlülük temelinde bilinç bulmaya doğru büyük bir imkana ulaşıyor. Newroz’un anlamı ve gücü ‘şimdi’ olarak tarih sahnesine çıkmaktadır. Bu yılın ve önümüzdeki yılların Newrozlarının böyle bir tarihsel anlamı vardır.2026 Newrozu kendi kökleri üzerinden dirilmekte, demokratikleşme, demokratik entegrasyon yolunda büyük bir hamleyle şimdileşmekte; Newrozlaşmaktadır. Newroz, tarihte olduğu gibi Orta Doğu merkezinde ağırlığını ortaya koyarak adeta yeniden dirilişe geçmekte, demokratik entegrasyon olarak tekrar bütün bölgede rolünü oynamaktadır. Böyle büyük bir şimdileşme yaşanıyor ve yaşanmaya devam edecektir.
“Artık Newroz’un bir umut, hayal veya teori değil bir pratikleşme anı olduğunun bilincine varalım”
Şimdiye kadar Nevruz’un sembolik değerlerle kutlandığına dikkati çeken Öcalan, "Artık Newroz, bir hayali, bir ütopyayı değil gerçekleşen, gelişen bir komünal yaşamı temsil etmektedir. Kendimizi hem anlam hem fizik olarak gerçekleştireceğimiz gündür Newroz. Newroz’da bir türlü yakamızı bırakmayan her çeşit yetersiz ilişkilerden, yetersiz anlamlardan kendimizi arındıralım ve yetkin bir ilişki tarzıyla, yetkin bir anlam derinliğiyle yeni bir özgürlük ahlakı ve yeni bir estetik anlayışla yaşama yüklenelim. Jin, jiyan, azadi felsefesini bütün ilişkilerimizde pratikleştirip özgür yaşama kavuşalım. Artık Newroz’un bir umut, hayal veya teori değil bir pratikleşme anı olduğunun bilincine varalım. Bu pratikleşme anına yetkin bir bilinçle yetkin bir anlam derinliğiyle karşılık verelim” ifadelerini kullandı. Mesajda, şunlar kaydedildi:
"Halklarımızın binlerce yıllık tarihsel dayanışma kültürünü esas aldığımızda aşamayacağımız engel yoktur"
Newroz vesilesiyle bu yılı tüm Orta Doğu halkları için gerçek bir özgürlük yılına çevirmek, halkların dostluk ve dayanışma geleneğini egemen kılmak bizim elimizdedir. Etnik ve dini-mezhebi temeldeki parçalanmaya, kardeş kavgasına son vermekle ve bütün kültürlerin, dini-mezhebi inançların özgürlük ve kardeşlik temelinde birliğini sağlamakla buna ulaşılabilir. Kapitalist modernitenin yarattığı büyük toplumsal ve ekolojik çöküşe karşı demokratik modernitenin demokratik siyaset, ekolojik ve kadın özgürlükçü çözümünü Newroz’un özgürlük ruhuna bağlı olarak geliştirdik. Kültür yaratan bir bölge olan Orta Doğu’nun, hegemonik güçlerin elinde bir savaş alanına dönüştürülmesine fırsat vermeyelim. Tarihte olduğu gibi günümüzde de bu büyük kültürün kendini özgürce ve gerçek kimlikleri temelinde ifade etmelerinin, bütünleşmelerinin önündeki engelleri birlikte aşabiliriz. Milliyetçilik ve mezhepçilik hastalığını geride bırakıp, halklarımızın binlerce yıllık tarihsel dayanışma kültürünü esas aldığımızda aşamayacağımız engel yoktur.
“Newroz’un önümüzdeki yılların görkemli yürüyüşüne vesile olmasını diliyor”
Mesajında Ramazan Bayramı’nı kutlayan Öcalan, "Halklarımızın Ramazan Bayramı’nı kutluyor, bayramın barışa ve kardeşliğe vesile olmasını diliyorum. 2026 Newrozu ilk defa halklarımızın, halkımızın gerçekleşen demokratik entegrasyon, barış ve kardeşlik ruhuyla kutlanmaktadır. Bu ruha, iradeye tüm gücümle katılıyor, bu yıl gerçek anlamıyla ‘Yeni Gün’ olarak kutlanmaya değer hale gelen Newroz’un önümüzdeki yılların görkemli yürüyüşüne vesile olmasını diliyor, tüm halklarımıza barış diliyorum. Hepinizi sevgiyle selamlıyorum" dedi.
DEM Parti'den 4 çağrı
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Diyarbakır’da düzenlenen Nevruz kutlama programında konuştu.
Bakırhan, Diyarbakır’daki Nevruz kutlamalarında yaptığı konuşmada devlete, muhalefete, Türkiye kamuoyuna ve Kürt halkına olmak üzere dört ayrı çağrıda bulundu.
Kürt sorununun çözümü için demokratikleşme ve yasal adımlar istediğini söyleyen Bakırhan, iktidarı “barış hukuku” kurmaya, muhalefeti barışı desteklemeye, kamuoyunu “kucaklaşma ve helalleşme” sürecine sahip çıkmaya, Kürtleri ise demokratik birlik içinde hareket etmeye çağırdı.
Gündeme ilişkin değerlendirme yapan Bakırhan, Kürt sorununun çözümü konusunda Ankara’nın önünde tarihi bir fırsatın olduğunu söyledi.
Orta Doğu'da her sınırın bir yara, her başkentin yangın yeri olduğunu söyleyen Bakırhan, "Bu yangının tam ortasında Kürtler ve Kürt coğrafyası var. Bu tablo içinde Kürtler hem kendi güvenliklerini sağlamaya çalışıyor hem bölgenin istikrarına katkı sunmaya çalışıyor. Kürt halkı ve siyasi iradesi tüm kadre uğrayanların hakkını, hukukunu ve geleceğini savunuyor. Bölge başkentleri bu gerçeği görmeli. Bugün özellikle Ankara'nın önünde tarihi bir fırsat var. Kürt meselesini çözen bir Türkiye bölgede güçlü bir aktör olur. Bu fırsatı değerlendiren Ankara, Türkiye'de barışı, bölgede istikrarı sağlayabilir. Kaybedecek zaman harcanacak başka bir nesil yok. Yeterince gençlerimizi, yeterince nesillerimizi kaybettik. Unutmayalım günü kurtarma derdinde olanlar geleceği kaybeder. Gelin geleceğimizi kaybetmeyelim” diye konuştu.
“Gelin 86 milyon için eşitlik ve özgürlük değerleri etrafında Türkiye'yi birlikte kuralım”
Geleceği kazanmak için demokratik bir zemini hep birlikte büyütelim çağrısında bulunan Bakırhan, "Geçmişin yaraları geleceğimizi daha fazla kanatmasın. Bu ülke 100 yıldır defalarca kanadı. Artık bu kanamayı durduralım. Gelin 86 milyon için eşitlik ve özgürlük değerleri etrafında Türkiye'yi birlikte kuralım diyoruz. Herkesi şahsi siyaset yerine ilçe siyasetini geçmişin ağır yükü yerine geleceğin umudunu konuşmaya davet ediyoruz. Türkiye'nin geleceği Kandıra Cezaevi'nde, Edirne Cezaevi'nde, Silivri mahkeme salonlarında, Amed zindanlarında değil mecliste, meydanda demokratik zemindedir" ifadelerini kullandı. Bakırhan, şunları kaydetti:
“Kürtler Türkiye'de kimliğinin tanınmasını istiyor”
Milyonların şahitliğinde tarihi taleplerimizi net şekilde ifade etmeye çalışacağım. Hani hep soruyorlar ya Kürtler ne istiyor diye. Bugün 2026 Newroz'unda Amed Meydanı'da Kürtlerin ne istediğini bir kez daha, hep birlikte tekrar edelim. Kürtler Türkiye'de kimliğinin tanınmasını istiyor. Kürtler ana dilinde eğitim istiyor. Kürtler anayasal güvence istiyor. Kürtler yerel demokrasi istiyor. Kürtler eşit yurttaşlık istiyor. Cumhuriyet kurulurken cephede Kürtler vardı.
Çanakkale'de, Urfa'da, Kurtuluş Savaşı’nda Türkiye'nin dört bir yanında Kürtler vardı. Meclis kurulurken Meclis’te Kürtler vardı. Bu ülke birlikte kuruldu. Bedel birlikte ödendi. Felakette ve acıda ortak olduk. O halde saadette neden ortak olmayalım diyoruz. Bu sorunun ağırlığını gelecek nesillere bırakmak istemiyoruz. Bu kaderi artık değiştirmek istiyoruz. Cumhuriyetin kuruluşunda yarım kalan hikayeyi herkesin mutlu olacağı bir sonla tamamlayabiliriz.
"Şimdi sıra devlette ve iktidardadır"
"Kürtlerin talebi ayrılık değil, ortaklıktır. İnkar değil, tanınmadır. Kürtler yönetime ortak olmak istiyor. Kürtler artık devletle münazara değil, müzakere yapmak istiyor" diyen Bakırhan, şöyle devam etti:
Sayın Öcalan, Kürt meselesini idam sehpasında masaya, isyandan inşaya taşındı. Söz olsun Sayın Öcalan, bu inşa bir gün mutlaka barışla taşlanacaktır. Bakın, Kürtler yaşadıkları ülkelerin başkentlerinde çözüm arıyor. Bölge başkentleri de artık Kürtlere güvenlik penceresinden bakmamalı. Ortak yaşam penceresinden bakmalıdır. Geçen 27 Şubat'ta Sayın Öcalan tarihi çağrısını yaptı. Üzerinden bir yıl geçti. Silahlar sustu, silahlar yakıldı. Sizler sabırla, umutla beklediniz. Süreci bugüne kadar taşıdınız. Şimdi sıra barış yasalarında, şimdi sıra bu iki güvencede, şimdi sıra devlette ve iktidardadır.
Artık sözden yasaya, temenniden güvenceye, vaatten eyleme geçme zamanıdır. Bu alanda herkesin bir yakınının, yakınının cezaevinde Bir yakınının dağda, bir yakınının sürgünde olduğunu çok iyi biliyorum. Cezaevindekiler artık özgür olmalıdır. Figenler, Selahattinler, Leylalar, Ayşeler ve binlerce tutsak özgür olmalı. Dağdakiler demokratik siyasete katılabilmeli. Sürgündekiler evlerine dönebilmelidir. Demokratik siyasete katılabilmelidir. Halkın iradesini gaspeden kayyumlar artık gitmelidir. Sayın Öcalan'ın statüsü ve çalışma koşulları yasal düzenleme ile teminat altına alınmalıdır. Sayın Öcalan'ın elbette bu meydanda halkıyla buluşmasının önü artık açılmalıdır.
“2026 özgürlük yasalarının konuşulacağı bir yıl olsun”
İlk çağrım devlete ve yürütme erkinedir. Gelin barış hukukunu kuralım. Gelin demokratik dönüşüme kapıyı açalım. 2025 silahların yakıldığı yıl oldu. 2026 özgürlük yasalarının konuşulacağı bir yıl olsun. İkinci çağrım muhalefetedir. Muhalefet barıştan korkmamalıdır. Barış demokratik güçlenme demektir. Demokrasi güçlenir muhalefet güçlenir. Barışı desteklemek muhalefetin 86 milyona borcudur. Üçüncü çağrım Türkiye kamuoyuna; yarım asırlık çatışmanın bedelini Türkiye'nin her köşesi ağır ödedi. Neredeyse Türkiye'nin her karışına kan düştü, acı düştü. Artık hiç kimse daha fazla bedel ödememeli.
Şimdi kucaklaşma ve helalleşme zamanıdır. Bir çağrım da Kürt halkınadır. Kürtler arası demokratik birlik artık bir tercih değil. Tarihi bir ihtiyaçtır. Siyasetimiz farklı olabilir ama bölge tufandan geçerken ayrılık ve gayrılık olmamalı. Demokratik birlik gecikmeden kurulmalıdır. Sözlerime son verirken bugün bu meydanda yakılan ateş bir dönemin kapanışını yeni bir dönemin açılışının müjdesidir. Bu nevruz isyandan inşaaya geçişin Newrozudur. Bu newroz ateşi hiç sönmeyecek. Bu mücadele hiç durmayacak. Bu irade asla boyun eğmeyecek. Bu meydan susmayacak. Amed Meydanı hiç susmayacak. Ve bu hak mutlaka kazanacak.
Suriye’deki Kürtlerin gözyaşına gülen, acısına sevinenler de bizden değildir
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, DEM Parti öncülüğünde Diyarbakır’da kutlanan Nevruz’a mesaj gönderdi. Nevruz Tertip Komitesi tarafından okunan CHP Genel Başkanı Özel, şunları kaydetti:
Bir ağacın yeniden yeşeren yaprakları gibi, yeniden doğuşun ve dirilişin hayat bulduğu bugünde hep beraber Newroz’u kutluyoruz. Bugün yakılan her ateşte, durulan her halayda, tutulan her elde; dünün acılarını unutmadan, yarının umudunu kalplerimizde yeşertiyoruz. Direnmekten değil ama çatışmalardan, düşmanlaştırmalardan, ötekileştirmelerden yorulmuş olan halkımızın üstündeki kara kışın yükünü atmak için artık tek çare barıştır. Geçen yıl bu alana gönderdiğim mesajda, 'Bir yandan zalim Dehak’larla mücadele ederken, bir yandan baharın müjdecisi Newroz’u kutluyoruz' demiştim. Çünkü Newroz, çetin kışın bittiğinin ve zalimin yenildiğinin müjdecisidir. Elbette zalim zulmünden vazgeçmez, geçmeyecektir. Ama biz bir arada durdukça, barışa ve adalete sıkı sıkı sarıldıkça, zalimin kaderi mutlak yenilgidir. Bu yılın Newroz’u Ramazan Bayramı’yla birleşmiştir. Ramazan orucu, komşusu açken tok yatmayı reddeden bir inancın ifadesidir. Komşusu ağlarken gülen, kardeşi zulüm ve bombardıman altındayken mutluluk naraları atanlar bu irfana sahip değildir. Suriye’deki Kürtlerin gözyaşına gülen, acısına sevinenler de bizden değildir.
“CHP Kürtlerin barış umutlarının siyasi pazarlık konusu yapılarak heba edilmesine de asla izin vermeyecektir”
Kürtleri ve Türkleri birbirine kırdırmaya niyet eden anlayışın bizim nazarımızda hükmü yoktur. Bilin ki; kendi siyasi menfaati için, bu milleti bölen, kutuplaştıran, düşmanlaştıran kim varsa o sizden değil, zalim Dehak’lardan yanadır. 1 yıl önce, 19 Mart 2025’te yapılan sivil darbe yalnızca CHP’ye karşı yapılmamıştır. Bu ülkenin barışı ve çok partili demokratik sistemi hedef alınmıştır. Bu darbeyle; Kürtlerin belediye meclislerinde kendi kimlikleriyle temsil edilmelerini suç sayan Kent Uzlaşısı davaları hala sürmekte, kayyım uygulamaları hala devam ettirilmektedir. CHP; eşitliğin, adaletin ve çok partili siyasi rekabetin sonuna kadar yanında durmaya devam edecek, Kürtlerin barış umutlarının siyasi pazarlık konusu yapılarak heba edilmesine de asla izin vermeyecektir. Eşitlik içinde, onurlu yurttaşlar olarak bu ülkede hep beraber yaşayacağız. Bizim baharımız, bizim Newroz’umuz budur. Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiçbirimiz. Newroz pîroz be!
ANKA