Kadınların iş gücüne katılımının önündeki en büyük engellerden biri bakım yükü. Avrupa Birliği ve İsveç temsilcileri, bu yükün hafifletilmesi için bakım hizmetlerinin güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Çocuk bakımı, ebeveyn izni ve bakım hizmetlerine yapılacak yatırımların hem toplumsal cinsiyet eşitliği hem de ekonomik büyüme açısından kritik rol oynadığı belirtildi.
İsveç’in Türkiye Büyükelçisi Malena Mård, bakım politikalarının yalnızca sosyal politika olarak görülmemesi gerektiğini belirterek bu politikaların ekonomik altyapının bir parçası olduğunu vurguladı.
Mård, “Bakım politikaları çoğu zaman sosyal politikalar olarak görülür. Ancak aynı zamanda ekonomik altyapıdır. İş gücü piyasalarını, üretkenliği ve eşitliği şekillendirir" dedi.
İsveç’te bakım sistemlerinin yaşamın farklı evrelerini kapsayan bir kamu hizmeti olarak organize edildiğini belirten Mård, belediyelerin bir yaşından itibaren okul öncesi eğitim hizmeti sunmakla yükümlü olduğunu ifade etti.
(Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu Geçici Maslahatgüzarı Jurgis Vilčinskas , İsveç’in Türkiye Büyükelçisi Malena Mård ve Birleşmiş Milletler Kadın Birimi Türkiye Ülke Direktörü Maryse Guimond)
AB ve İsveç’in ev sahipliğinde toplantı
Kadınların ekonomik hayata katılımında bakım hizmetlerinin rolü, İsveç’in Ankara Büyükelçiliği ile Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu tarafından Ankara’da düzenlenen toplantıda ele alındı. Etkinlikte bakım hizmetlerinin yalnızca sosyal politika değil aynı zamanda ekonomik kalkınmanın önemli bir unsuru olduğu vurgulandı.
Okul öncesi eğitimde yüksek katılım
İsveç’te ebeveynlerin çalıştığı, eğitim aldığı veya iş aradığı durumlarda belediyelerin bir yaşından itibaren çocuklar için okul öncesi eğitim sunmakla yükümlü olduğunu belirten Mård, okul öncesi eğitime katılım oranlarının oldukça yüksek olduğunu söyledi.
Buna göre 1-5 yaş arasındaki çocukların yaklaşık yüzde 87’si okul öncesi eğitime katılıyor. 3-5 yaş grubunda ise bu oran yüzde 95’in üzerine çıkıyor.
Mård, UNICEF ve OECD araştırmalarının kaliteli erken çocukluk eğitiminin çocukların gelişimini desteklediğini ve uzun vadeli öğrenme sonuçlarını iyileştirdiğini ortaya koyduğunu söyledi.
480 gün ebeveyn izni
İsveç’te ailelerin kapsamlı bir ebeveyn izni sistemiyle desteklendiğini belirten Mård, ebeveynlerin her çocuk için 480 gün ebeveyn izni hakkına sahip olduğunu ifade etti.
Ebeveynler arasında sorumluluk paylaşımını teşvik etmek amacıyla 90 günün her ebeveyne ayrıldığını belirten Mård, babaların bugün ebeveyn izinlerinin yaklaşık yüzde 31’ini kullandığını ve bu oranın zaman içinde arttığını söyledi.
Bakım ekonomisi kadınların güçlenmesinin merkezinde
UN Women Türkiye Ülke Direktörü Maryse Guimond, bakım ekonomisinin kadınların ekonomik güçlenmesi açısından merkezi bir konu olduğunu belirtti.
Kadınların ücretsiz bakım emeğinin büyük bölümünü üstlendiğine dikkat çeken Guimond, aynı zamanda kadınların çoğu zaman düşük ücretli ve güvencesiz bakım sektörlerinde yoğunlaştığını ifade etti. Bu durumun kadınların ekonomik ve sosyal haklara erişimini sınırlayan yapısal eşitsizlikler yarattığını vurguladı.
Guimond, mevcut bakım sistemi hakkında şunları söyledi:
Bakım sistemleri hala büyük ölçüde parçalı bir yapı göstermekte; birbirinden kopuk politikalar, kurumlar ve hizmet düzenlemeleri tarafından şekillenmektedir. Sonuç olarak bakım alanındaki eşitsizlikler tesadüfi değildir; bunlar sistemiktir ve ekonomik ile sosyal yapılarımıza derinlemesine yerleşmiştir.”
Kadınların ekonomik ve sosyal haklara erişimini konusunda Guimond, şunları söyledi:
Kadınlar, ücretsiz bakım sorumluluklarını orantısız şekilde üstlenmekte ve aynı zamanda değer verilmeyen, düşük ücretli ve çoğu zaman güvencesiz ücretli bakım sektörlerinde yoğunlaşmaktadır. Bu eşitsizlikler bir araya geldiğinde, kadınların ekonomik ve sosyal haklara erişimini sınırlamakta ve zamanlarını, özerkliklerini, refahlarını ve kendi yaşamları üzerinde karar almak kapasitelerini zayıflatmaktadır.”
Guimond, bakım sistemlerinin güçlendirilmesinin yalnızca kadınların ekonomiye katılımını artırmakla ilgili olmadığını, aynı zamanda ekonomileri daha adil ve sürdürülebilir hale getirmek açısından da önemli olduğunu vurguladı.
Toplumsal cinsiyet eşitliği sadece kadın meselesi değil
Avrupa Birliği (AB) Türkiye Delegasyonu Geçici Maslahatgüzarı Jurgis Vilčinskas, toplumsal cinsiyet eşitliğinin yalnızca kadınlara ilişkin bir konu olarak görülmemesi gerektiğini belirterek bunun demokrasi, ekonomik güç ve sosyal adaletle doğrudan bağlantılı olduğunu söyledi.
“Bakım emeği ve bakım ekonomisini ele almadan kadınların ekonomik güçlenmesi hakkında ciddi bir tartışma yürütmemiz mümkün değildir" diyen Vilčinskas, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bakım hizmetleri temel bir kamu altyapısıdır. Erişilebilir ve uygun maliyetli bakım hizmetleri sağlanmadıkça kadınların işgücü piyasasına katılımı sınırlı kalacak, cinsiyetler arası ücret farkı devam edecektir.”
Konuşmasında İstanbul Sözleşmesi’ne de değinen Vilčinskas, şunları söyledi:
2023 yılında Avrupa Birliği, kadına yönelik şiddetin ve aile içi şiddetin önlenmesi ve bunlarla mücadeleye ilişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi’ne diğer adıyla İstanbul Sözleşmesi’ne 38. taraf olmuştur. Sözleşmeye adını veren ülke olan Türkiye’nin artık buna taraf olmaması özellikle üzücüdür.”
Ekonomik bağımsızlık sadece gelir değildir
Kadınların ekonomik güçlenmesinin önemine değinen Vilčinskas, ekonomik bağımsızlığın yalnızca gelir elde etmekten ibaret olmadığını belirtti.
Vilčinskas, “Ekonomik bağımsızlık yalnızca gelirle ilgili değildir. Kişinin kendi yaşamı hakkında karar verebilme özgürlüğü ve özerkliğiyle ilgilidir” dedi.
Avrupa Birliği’nin Türkiye’de toplumsal cinsiyet eşitliği ve kadınların ekonomik güçlenmesi alanındaki en büyük destekçilerden biri olduğunu ifade eden Vilčinskas, 2007 yılından bu yana kadınların ekonomik hayata katılımını destekleyen 270’ten fazla projeye 140 milyon avronun üzerinde finansman sağlandığını söyledi.
Vilčinskas, bu projeler kapsamında 11 binden fazla kadının istihdamının desteklendiğini ve 9 binden fazla kadın girişimcinin desteklendiğini belirtti.
Bakım eşitsizliği bir yoksullaşma meselesi
Ankara Üniversitesi öğretim üyesi Doç. Dr. Emel Memiş ise, “Bakım eşitsizliği yalnızca bir istihdam meselesi değil, aynı zamanda bir yoksullaşma meselesidir" dedi.
“Karşılıksız bakım sorumlulukları büyük ölçüde kadınların üzerinde olduğunda kadınların yaşam boyu kazançları düşer, emeklilik hakları zayıflar ve yoksulluk riski artar" diyen Memiş sözlerine şöyle devam etti: “Çoğu zaman eksik olan şey siyasi ve kurumsal iradelerin aynı yönde hareket etmesidir. Bu panel bu iradeyi, Türkiye’nin önümüzdeki on yılda ihtiyaç duyacağı eşitlikçi bakım sistemleri ve bakım işgücüne yönelik politikalara dönüştürebilecek aktörleri bir araya getiriyor.”
*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.
© The Independentturkish