CHP'nin cumhurbaşkanı adayı ve İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun serbest bırakılması ve erken seçim talebiyle başlattığı "Millet İradesine Sahip Çıkıyor" mitinglerinin 98'incisi Uşak'ta 15 Temmuz Şehitler Meydanı'nda CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in katılımıyla başladı. CHP Genel Başkanı Özgür Özel mitingde yaptığı konuşmada özetle şunları söyledi:
Bugün bu meydanda adaleti arayanlar var. Her türlü haksızlığa karşı çıkanlar var. Ezene karşı birleşenler var. Zulmedene karşı direnenler var. İradesine sahip çıkanlar, cumhurbaşkanı adayına sahip çıkanlar var. Bugün bu meydanda Uşak’ın yiğit evlatları var. Bugün 98'inci kez bir aradayız ve İstanbul'a, 99'uncu eyleme Saraçhane’nin yıldönümünde, her şeyin başladığı o gün, o çarşamba günü akşam 8.30’da otobüsün üstünde yüz binlerle tarihin akışını değiştirdiğimiz o günün yıldönümünden önce Anadolu'daki son buluşmada; buradan Saraçhane’ye yıldönümü buluşmasına yüz binleri, milyonları davet etmeye geldik Uşak’a. Hep birlikte İstanbul’a gidiyoruz buradan, İstanbul’a.
"Yüzde 41 oyla hep beraber Uşak’ı kazandık"
En son 1989’da Uşak Belediyesini kazanabilmiştik. 35 yıldır Uşak, CHP belediyeciliğinden uzaktı. Bu seçimlerde üç dönem birlikte Meclis'te görev yaptığım, kardeşim saydığım Özkan Yalım ile Uşak’ta rekor kırdık. Yüzde 41 oyla Uşak’ı kazandık. Özkan’ı seçenlere, ona güvenenlere, ona 'Şehremini' diyenlere teşekkür ediyorum. Uşak’ta il belediyesinde iki yıldır arı gibi çalışan bir ekip var.
"Uşak Belediyesi Türkiye’de bütçe fazlası veren 10 belediyeden biri oldu"
Uşak’taki hizmet filomuz her gün yeni araçlar, yeni hizmetlerle büyüyor. Örneğin yedi yaş üstüne 'Yetiş anne' hattı. Yedi yaşına kadar çocuğu hasta olursa, ihtiyacı olursa bir telefonla annenin imdadına yetişen bir hizmet. Ya da 65 yaş üzeri vatandaşlarımız için çağrı merkezini aradığında onları alıp hastaneye götüren ve geri getiren bir hizmet. Emekliler için sosyal tesislerde 1 liraya çay içiliyor Uşak’ta. Gün gelecek bütün Türkiye’de bütün emekliler 'Allah'tan bu iki emeklinin evladı Özgür Özel'in partisine oy verdim, yüzüm güldü, karnım doydu. İyi ki Cumhuriyet Halk Partisi’ne oy verdim' diyecek. Büyük bir su sıkıntısı kapıda ve 103 yeni su kuyusuyla su sıkıntısına karşı en önemli tedbir alındı. Kapalı pazar yerleri inşa edildi. Çiftçilere zirai dron ile ücretsiz ilaçlama hizmeti sunuluyor. İhtiyaç sahiplerine gıda, eğitim ve 'Hoş Geldin Bebek' destekleri veriliyor. Atıl durumdaki parke taş tesisi yeniden çalışmaya, üretmeye başladı. Şu anda bulunduğumuz Atatürk Anıtı çevresi düzenlendi, yenilendi. Atapark’ta ücretsiz internet hizmeti veriliyor. Gençler için sanat sokağında hem ücretsiz internet hem sanat sokağı hizmete alındı. Zübeyde Hanım Kadın Yaşam Merkezi açıldı. Kadın Kooperatifi, Kardelen Kadın El Emeği Pazarı açıldı. Uşak Belediyesi Türkiye’de bütçe fazlası veren 10 belediyeden biri oldu. Alınan bu tedbirlerle birilerini zengin etmek yerine hizmeti belediye tarafından vermek suretiyle yapılan bütün bu hizmetler için belediye meclisinde kim el kaldırdıysa, tüm siyasi partilerden hepsine teşekkür ederiz. Belediye başkanınızı alnından öpüyorum bu yaptıkları için.
Şimdi öyle bir noktadayız ki AK Parti nedir sorusu, AK Parti’nin düzeni nedir ve Cumhuriyet Halk Partisi nedir sorusunun kabak gibi ortaya çıktığı bir durumdayız. Birçok işin yanında Uşak’a söz verdiğimiz tramvay var. İnönü Caddesi’nden geçecek, İsmet Paşa Caddesi’nden geçecek tramvayımız var. Tramvayın rayları geldi, anlaşması yapıldı. Her şeyi hazır, projesi hazır. Dünyanın en prestijli caddelerinden tramvay geçer. İstanbul’da İstiklal Caddesi buna örnektir. Tramvay o şehrin hem ulaşım sorununu çözer hem o caddeyi hareketlendirir, cazibe merkezi yapar, turisti çeker. Ama bu tramvaya AK Parti engel olmaya çalışıyor. Cumhuriyet Halk Partisi Uşak’ta büyük işler yaptı, iki yılda tramvayı da söz verdiği gibi getirdi demesin diye engel olmaya çalışıyorlar. Ne yaptılar biliyor musunuz? AK Parti'nin bir milletvekili bilhassa uğraşıyor tramvay gelmesin diye.
fazla oku
Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)
"Tramvaya ÇED isteyen AK Parti, Muğla’daki çimento fabrikasına 'ÇED gerekli değildir' raporu verdi"
Çevresel Etki Değerlendirme raporuna gerek yoktur diye imza atılsa geri kalan yedi kurumun imzası tamam, tramvay başlayacak. Ama 'ÇED gerekli değildir' vermiyorlar, 'ÇED raporu gerekir' diyorlar. Bakın; bu tramvaya ÇED isteyen AK Parti, Muğla’daki çimento fabrikasına 'ÇED gerekli değildir' raporu verdi. Cennet Koyu’na 'ÇED gerekli değildir' dedi. Bolu Mengen’deki maden ocağına 'ÇED gerekli değildir' dedi. Uşak Murat Dağı’ndaki maden için de 'ÇED gerekli değildir' dediler. Ancak mahkeme ile durdurulabildi. Dahası, Adalet ve Kalkınma Partisi'nin nerede ne konuşsak hemen kulak kesilen, cevap yetiştiren genel başkanına, sözcüsüne söylüyorum. Erzincan İliç’te 'ÇED gerekli değildir' dediler. Dokuz işçiye mezar olan İliç’te çevresel etki değerlendirmesine gerek yok dediler. Ama bugün İsmet Paşa Caddesi’nden geçecek tramvaya ÇED istiyorlar. Azgın madenciliğe, vahşi madenciliğe ÇED gerek yok deyip Uşak’ın tramvayına ÇED isteyenlere yazıklar olsun. Ben Cumhuriyet Halk Partisi’nin tüm yöneticilerine diyorum. Bir şehirde taş üstüne taş koyandan Allah razı olsun. Adı Ali olsa ne fark eder, Veli olsa ne fark eder. AK Parti olsa ne fark eder, MHP olsa ne fark eder. O şehre hizmete destek olmak vatanseverliğin,o şehri sevmenin gereğidir. Köstek olmak, hazımsızlığın dik alasıdır. Uşak hizmeti engelleyenlere genel seçimlerde bunun hesabını soracak mıyız Uşak’ta tramvaya mani olan milletvekiline söylüyorum. Hadi bakalım. Uşak’ta iki milletvekilleri var onların. Koyun bakalım onu ikinci sıraya. Onu milletvekili yaptırırsak ne olalım? Hodri meydan.
"Şehrin içindeki hastaneleri yıkıp tek bir hastane bırakanlar şimdi milletin sağlığıyla oynuyorlar"
Bir yanda bu şehre yüzünü dönenler var. Bir yanda da bu şehirden oyu alıp sırtını dönen, hizmete engel olanlar var. Uşak’taki Sigorta Hastanesi'ni ve Uşak Devlet Hastanesi'ni yıktılar. Elde bir tek Uşak Eğitim ve Araştırma Hastanesi kaldı. Şimdi Uşaklılar doktora erişmekte sıkıntı çekiyor. Başta göz doktoru ve nörolog olmak üzere pek çok branşta 3 ay, 6 ay, hatta 1 yıl sonraya gün veriliyor. Uşaklılar mecburen İzmir’e gidiyor. Şehrin içindeki hastaneleri yıkıp tek bir hastane bırakanlar şimdi milletin sağlığıyla oynuyorlar. Geçtiğimiz günlerde ortaya çıktı ki beş milyon liralık stentin tarihi geçmiş. Yedi milyon liralık malzeme ortada yok. Sayım yapılıyor, malzemeler kayıp. 13 yıldır 29 kilometrelik çevre yolu hala bitmedi. 1998’de yapılan havalimanı AK Parti döneminde uçuşlara kapatıldı. Zafer Havalimanı'na yolcu garantisi verdikleri için Uşak’ın kendi havalimanını bahanelerle işlemez hale getiriyorlar. Yüksek hızlı tren için 2023’te söz verdiler. Şimdi 2028 diyorlar. 2014’te Gökkaya Barajı’nı yapacağız dediler. 12 yıl geçti, bitmedi. Söz verdikleri Zep Barajı'na çivi bile çakmadılar. Cumhuriyetin ilk şeker fabrikalarından biri burada. Bu fabrika şimdi susuzluk sorunu ile boğuşuyor. Uşak Şeker Fabrikası mutlaka korunmalı, verimli çalıştırılmalı, asla özelleştirilmemeli, asla kapatılmamalıdır.
Kışladağ’da bir altın madeni var. Yıllardır çevreyi mahvediyor. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi vatandaşları haklı buldu ama karar uygulanmıyor. Murat Dağı için de ÇED olumlu raporu verdiler ama Uşaklıların mücadelesiyle durduruldu. Hepinizi bu mücadele için kutluyorum. Şimdi Bağbaşı köylüleri 'Köyümüze GES istemiyoruz' diyor. Köylüler GES’e karşı değil. Ama hayvancılık yaptıkları verimli meralara yapılmasını istemiyorlar. Bağbaşı köylülerinin hayvancılığına daha fazla zarar verilmesin. Memlekette zaten süt ve et üreticisi zor durumda. Süt inekleri kesime gidiyor. Süt fiyatı belirlenemiyor."
"İktidarımızda uyuşturucuyla mücadelede ulusal bir seferberlik ilan edeceğiz"
Bu şehirde bir büyük sorun da üzülerek söylüyorum, uyuşturucu. Eskiden burası yapısı gereğince 58 farklı giriş çıkışı olduğu için uyuşturucunun geçiş noktasıydı. Son zamanlarda uyuşturucunun hedef noktası olmaya başladı. A4 diye yeni bir uyuşturucu ya da yeni yeni bu kadar yaygınlaşan bir uyuşturucu emniyetin en büyük mücadele alanlarından bir tanesi. Son bir yılda bir milyon kullanımlık bonzai, 100 bine yakın sentetik farklı uyuşturucular yakalanmış. Bunun için Uşak’taki kahraman polisimize teşekkür ediyoruz. Burada torbacıyla değil baronla uğraşmak gerektiğini, Türkiye’yi bu hâle AK Parti’nin kara düzeninin getirdiğini hatırlatmak istiyorum. Buradan ilan ediyoruz. İktidarımızda uyuşturucuyla mücadelede ulusal bir seferberlik ilan edeceğiz. Bununla ilgili hazırlıklarımızı geçen ay Meclis’e de sunduk. Önce parayı takip edeceğiz. Bütün dünya böyle yapıyor. Kara para takip edilmeden para hareketleri takip edilmeden uyuşturucu durdurulamaz. Uyuşturucu baronlarının mal varlıklarına el konulacak. Limanlarda, lojistikte, finans sisteminde denetim güçlendirilecek. Etkin mücadele yürütmek için MASAK yeniden yapılandırılacak. Suç ağlarına karşı gerçek bir uluslararası iş birliği örgütlenecek. Eğitimde ve istihdamda yer bulamayan gençlerimizi suç örgütlerinin ağına düşmekten kurtaracağız. Gençleri eğitimde, sporda, üretimde yani hayatın tam içinde tutacağız. Sosyal politikaları, tedaviyi, rehabilitasyonu en ön plana alıp güçlendireceğiz. Biz sorunu yöneterek rıza üreten politikaları değil, sıkıntıyı tamamen ortadan kaldıracak gerçek mücadele politikalarını savunuyoruz. Cumhuriyet Halk Partisi iktidarında Uşak’tan da 81 vilayetten de uyuşturucuyu kazıyıp atacağız. Suç örgütlerine müsamaha gösteren cezasızlık kültürünü yerleştiren, torbacıyla mücadele eden, baronla ahbaplık eden anlayıştan bir an önce uzaklaşmak bu ülkeyi sevenlerin bu uyuşturucu belasını bu ülkeden def etmek birinci görevidir. Onun için Cumhuriyet Halk Partisi olarak iktidarımızın üç yılında dünyanın en büyük uyuşturucuyla mücadele seferberliğini yapıp Anadolu’dan ve Trakya’dan uyuşturucuyu kazıyıp atacağız.
"Gençler bu iktidarı değiştirecekler"
Türkiye’de AK Parti’nin kara düzeni egemen. Maalesef AK Parti’nin kara düzeni işçiyi sevmiyor. Emekli oluyor, emekliyi sevmiyor. Köyde çalışan çiftçiyi sevmiyor. Onları sevmeyince esnafı hiç sevmiyor. Emekliyi sevmediği gibi gençleri de sevmiyor. Türkiye’de her dört gençten üçü ‘fırsatını bulursam yurt dışına giderim, orada çalışırım’ diyor. Türkiye’de üç çiftçiden ikisi ‘asgari ücret bulursam giderim, asgari ücretle çalışırım, çiftçilik yapmam’ diyor. Türkiye’de çiftçi yaşı 38’den 57’ye yükseldi. Çiftçimiz yaşlanıyor, gençlerimiz gözünü yurt dışına dikmiş, oraya gitmeye bakıyor. Gençler o seçime gelecekler. Gençler sandığa gidecekler. Gençler bu iktidarı değiştirecekler. Gençler CHP iktidarında yurt dışına isterlerse gidecekler ama memleketlerinin kıymetini bilecekler. Ben de gençlere Özgür ağabeyleri olarak söz veriyorum. CHP geliyor. Sizin sayenizde CHP iktidarı geliyor. Yasaksız Türkiye, vizesiz Avrupa geliyor. 79 ülkeden 87 partinin olduğu Sosyalist Enternasyonal'in yani dünyadaki sol, sosyal demokrat partilerin üye olduğu Sosyalist Enternasyonal'in Başkanı Pedro Sanchez, ben de yardımcısıyım. Bila istisna, bila istisna Yunanistan dahil, Güney Kıbrıs dahil bütün ülkelerden partiler ortak bildiriye imza almışız. CHP iktidarında Türkiye'nin AB'ye girişini canı gönülden destekliyoruz, her yardımı yapacağız diye.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk bize medeniyeti göstermiş. Demiş ki 'muasır medeniyetleri yakalayıp geçin' diye. Onun önünde konuşurken ben bunu yapamamanın, bu ülkenin bir evladı olarak şu ana kadar yapamamanın mahcubiyeti içindeyiz. Ve onun partisi 100 yıl sonra iktidara gelince, ve onun partisi bir kez daha bu ülkeyi yönetince o iş yarım kaldığı yerden tamamlanacak. Türkiye AB'nin hem üyesi hem en güçlü ülkesi olacak. Gençler yasaklardan, vizeden kurtulacak. Emekli yoksulluktan, işçi işsizlikten, esnaf yoksulluktan kurtulacak. Hepimizin yüzü gülecek. Türkiye'nin yüzü gülecek.
"Emeklilerin kişi başına millî geliri 5 bin 500 dolar"
Kişi başına milli gelir 18 bin dolar oldu diye övünüyorlar. Emeklilerin kişi başına milli geliri 5 bin 500 dolar. Ücretli çalışanların ortalaması 7 bin 500 dolar ama Türkiye ortalaması 18 bin dolar. Zenginliğin tavanda, yoksulluğun tabanda yaygın olduğu; milletin yoksul, üst taraftakilerin çok zengin olduğu bir düzen demek. İşte bu düzenin adı AK Parti'nin kara düzeni. Bu düzende AK Partili milletvekili koluna 20 milyonluk saat takıyor ama emekliye 20 bin liraya geçinin diyor. Afyon'da, Uşak'ta ve Kütahya'da ortalama ev kiraları 20-25 bin lira, doğru mu? Emekliye 20 bin lira, asgari ücretliye 28 bin lira veriyor. Ev kirası 20 bin lira. Emekli ya karnını doyuracak sokakta kalacak ya eve girecek, aç kalacak. Böyle bir düzen olmaz. Emekli, hayatının en büyük kazığını AK Parti'den yemiş. AK Parti geldiğinde en düşük emekli maaşı sekiz çeyrek altın alıyor. Bugün 1,5 çeyrek altın alıyor. AK Parti geldiğinde asgari ücret yedi çeyrek altın alıyordu. Bugün 2,5 çeyrek altın alıyor. Emeklinin her ay cebinden 6,5 çeyrek altın kayıp. AK Parti'nin, Tayyip Erdoğan'ın emekliye yaptığı kötülüğü, çalışana yaptığı kötülüğü dünyadaki hiçbir siyasetçi kendi ülkesindeki kimseye yapmadı.
"AK Parti'nin kara düzeninde emekliye atılan bir başka kazık da bayram ikramiyesi"
Bizim hesabımıza göre asgari ücretin 39 bin lira olması lazım. En düşük emekli maaşının da 1,5 asgari ücretle 60 bin lira olması lazım. Bunu Ecevit yapıyordu. Bunu Ecevit veriyordu. Bugünkü 20 bin lira alıştırılan bir maaştır. Alışılmaması gerekir. Sefalete alışılmaz, yoksulluğa alışılmaz, isyan edilir, itiraz edilir. Bu yoksulluğu kabul ediyor musunuz? Bu sefalet ücretini kabul ediyor musunuz? Bu iktidarı değiştirecek miyiz? İşte bu ses böyle yükselirse, bu meydanlar böyle dolar taşarsa, miting meydanlarına sığılmaz, ara sokaklar tıka basa dolarsa, sesler yükselirse, itiraz yükselirse kim durabilir sizin önünüzde? Bu iktidar değişir. Gelen mecburen hakkınızı verir. Siz kimseden lütuf almıyorsunuz. Söke söke hakkınızı alıyorsunuz.
AK Parti'nin kara düzeninde emekliye atılan bir başka kazık da bayram ikramiyesi. 2018 seçimlerinde emekli ikramiyesi olarak her emekliye bin lira verdi seçimden önce. O bin lira yeterli değildi ama iyi bir paraydı. Bizim dediğimiz gibi asgari ücret değildi. Asgari ücret bin 600-bin 700 liraydı. Bin lira da iyi paraydı. O bin lirayla bayramda bir kurbanlık koç alınıyordu. Şimdi koçun bir butu alınmıyor. O bin lirayla 24 kilo dana kuşbaşı alınıyordu. Bugün verdiği 4 bin lirayla 4 kilo dana kuşbaşı alınamıyor. Yani 2018'den bugüne arada geçen 8 yılda 24 kilo dana kıymadan 4 kilo dana kıymaya gerilemiş ikramiye. Bu sene ikramiye bekleniyor, müjde bekleniyor. Biz dedik ki bir asgari ücret sözümüz var ama hiç olmazsa 10-15 bin verin. 4 bin lirayı 5 bile yapmadılar. Sonra bir gün dediler ki bakanlar kurulu var, müjdeyi Erdoğan açıklayacak. Dedik ki herhalde hiç olmazsa 5 bin lira yapacak. Müjdeyi Erdoğan açıklayacak diye bekledik. Emekliye müjde verdi. '4 bin liranızı bayramdan önce yatıracağım' dedi, müjdeler olsun.
"Yıkılacak o AK Parti’nin kara düzeni"
Özel, "Dünyanın en güçlü, üç tarafı denizlerle çevrili, yüzlerce çeşit balığıyla, petrol yataklarına yakınlığıyla, güneş enerjisinin fazlalığıyla, madeniyle, genç iş gücüyle, adamı ters diksen düz çıkan verimli topraklarıyla, Anadolu’daki yatırımcısıyla, Uşak’taki battaniyecisiyle, Denizli’deki tekstilcisiyle, Anadolu kaplanlarıyla, aslanlarıyla dünyanın en güzel ülkesini sömüreceksin, milleti bu hale düşüreceksin. Yıkılacak o AK Parti’nin kara düzeni, yıkılacak" dedi. Özel, şu ifadeleri kullandı:
Kamuda mülakat kalkacak. Geçen seçimde Tayyip Erdoğan söz vermişti, 'mülakatı kaldıracağım' diye. Yerine daha sonra bir Milli Eğitim Bakanı geldi. 'Mülakat kalkmaz, mülakat gibi mülakat yapılır' dedi. 1 milyon öğretmenin diplomasını hiçe saydı. Tuttu Milli Eğitim Akademisi açtı. Şimdi 20 bin, 20 bin alıp onu da mülakatla alıp, kafasına göre alıp geri kalan öğretmenleri bu hâle düşürdü. Herkes kınadığıyla sınanır.
Recep Tayyip Erdoğan rahmetli Ecevit’e demişti ki: '65 bin atanmayan öğretmen var. Madem atamayacaktın, ne okuttun be adam'. Bugün 1 milyon 650 bin atanmayan öğretmen var. Ecevit’in üstüne 1 milyon atanmayan öğretmen geldi. Şimdi Tayyip Bey’e söylüyorum. Madem atamayacaktın, ne okuttun be adam?
"Daha ne kadar kaçacaksın be adam? Getir o sandığı, çık karşımıza"
Bu Tayyip Erdoğan, kendisinin hocasına, rahmetli Erbakan’a 'Yaş yetmiş, iş bitmiş' diyordu. Bu Tayyip Erdoğan, Ecevit hastayken 'Ölünce mi bırakacaksın be adam? Düş milletin sırtından' diyordu. Şimdi Tayyip Bey Ecevit’in yaşında. Ben onun o yaşı söylediği yaştayım. Ağzımdan asla böyle bir laf çıkmaz. Ama sadece şunu söylüyorum: Meydanlar kızgın, meydanlar tepkili, insanlar yoksul ve insanlar bu iktidarın değişmesini istiyor. Daha ne kadar kaçacaksın be adam? Getir o sandığı, çık karşımıza. Hodri meydan, hodri meydan.
"Maaşı olmayan herkese, bütün herkese temel vatandaşlık geliri bağlayacağız"
İktidarımızın hemen başında Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olup iş bulamadığımız, maaşı olmayan herkese, bütün herkese temel vatandaşlık geliri bağlayacağız. Tüm ev hanımlarına sigorta yapılacak, emeklilik hakkı tanınacak.
Bugün Pedro Sanchez İspanya’da başarıyorsa, biz de başarabiliriz. Bugün Danimarka, İsveç başarıyorsa biz de başarabiliriz. Almanya başardıysa, Fransa başardıysa biz de başarabiliriz. Asla yoksulluğa, işsizliğe, güvencesizliğe katlanmak zorunda değilsiniz.
"Millet istediğini başa koyar, istediğini arkaya koyar"
Bize katılabilirsiniz, birlikte değiştirebiliriz. Ben de inanıyorum ve şuna inanın, biz değişim dedik, yola çıktık. Parti değişti. 5 ay sonra yerel seçime gittik. 47 yıl sonra Cumhuriyet Halk Partisi oldu Türkiye’nin 1'inci partisi. Uşak’tan tut Ege’de 9’da 9 aldık. Türkiye’nin yüzde 65’ini aldık. AK Parti’yi 23 yılın sonunda ilk kez geride bıraktık. Şimdi genel seçimlere gidiyoruz. Kimse enseyi karartmasın. Efendim olmadık şeyler duyuyorum. 'Kazanır ama vermez'. Nasıl vermez? Millet istedi mi alır. Millet istediğini başa koyar, istediğini arkaya koyar. Onun için büyük bir inançla, büyük bir gayretle, büyük bir sabırla ama büyük bir cesaretle burada ve meydanlarda duruyoruz. Omuz omuza iktidara yürüyoruz. Sizin iktidarınıza yürüyoruz.
"Yurt dediğin çocuğu cemaatin, tarikatın yurdundan kurtarmak, Cumhuriyet’in yurtlarında barındırmaktır"
801 kreş yapmışız. Hedef bin. 78 yurt yapmışız. Hedef 100. Tutturuyorlar bunları kapatın. Kapatmayız. 'Bunları verin, devredin, bize verin'. Alacaklar ve hizmeti durduracaklar. Kreş dediğin kadını eve mahkum etmeme projesidir. Kreş dediğin kadını istihdama katma, kadını sosyal hayata, kent yaşamına katmadır. Kreş dediğin çağdaşlıktır. Bunlar kreşe bundan karşılar. Yurt dediğin çocuğu cemaatin, tarikatın yurdundan kurtarmak, Cumhuriyet’in yurtlarında barındırmaktır. Yurt yapmamalarının, yurt yapmamıza saldırmalarının sebebi bundandır.
"Bir ülkenin ulusal marşı kendi dilinde okunur, böyle bir utanmazlığın asla affı yoktur"
Şimdi 2007’deki bir kararı gösterip yazılar yollayıp buraları kapattırmak istiyorlar. 85 bin evladımızın, yoksul çocuğun yararlandığı yere saldıran kişinin adı... Adını boşverin, adı lazım değil, Milli Eğitim Bakanı. Karaman’da dedim ki, 'burası Karaman, burası Türkçe’nin başkenti. Burası resmî dilin Türkçe olduğunun Karamanoğulları’ndan beri ilan edildiği Türkçe’nin başkenti'. Hemen bir hafta sonra Karaman’da bir ilköğretim okulunda şu kadarcık çocukları almışlar ve onlara Arapça İstiklal Marşı okutuyorlar, Arapça.
Bu işin Milli Eğitim Müdürü’nden ve bakanından bağımsız olması mümkün değildir. Eğer bağımsızsa dün derhal görevden alınması gerekirdi. Milli Eğitim Müdürü’nün, okul müdürünün ve o rezilliği yapanların. Arapça, saygı duyduğumuz bir dildir. Türkiye’deki 6 milyon vatandaşımızın Urfa’da, Mardin’de, Hatay’daki ana dilidir. Ancak bir ülkenin ulusal marşı kendi dilinde okunur. Dünyada aksine tek bir örnek yoktur. Böyle bir utanmazlığın asla affı yoktur.
"İstiklal Marşı’nı Arapça okutmaya çalışan, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e meydan okuyanlara yazıklar olsun"
Rahmetli Naim Süleymanoğlu, mezalimden kaçtı geldi, milli formayı giydi. Moskova’da, Atina’da, Almanya’da, Avustralya’da, Çin’de ay yıldızlı bayrağı göğe çektirdi. Halter şampiyonu oldu. İstiklal Marşı Çin’de, Moskova’da, Almanya’da Türkçe okundu. Bu millet hüngür hüngür ağladı. Filenin Sultanları Amerika’da, Teksas’ta şampiyon oldular. İstiklal Marşı’nı Türkçe okuttular. Mete Gazoz, okçulukta Berlin’de, Almanya’da bütün salon ayağa kalktı. İstiklal Marşı Türkçe okundu. Buse Nazlar, gittiler Tokyo’da, Japonya’da. Türkiye saatiyle gecenin üç buçuğunda bütün Japonya ayakta. Buse Nazlar, şampiyon oldu ve Türkçe okundu.
Bu İstiklal Marşı’nı Arapça okutmaya çalışan, İstiklal Marşı’nın bu millette yarattığı ortak duyguya saldıran, Karaman gibi bir yerde Cumhuriyet’e meydan okuyan, İstiklal Marşı’na meydan okuyan, o İstiklal Marşı’nın şairi Mehmet Akif’e meydan okuyan, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e meydan okuyanlara yazıklar olsun.
Bu ülkenin evlatlarına bir daha kimse Arapça İstiklal Marşı okutmaya kalkmasın. Bu aziz millet o bakanın da o komutanın da alnını karışlayacak. Alnını karışlayacağız. Ne Arapça’ya, ne Arapça’nın ana dil olduğu coğrafyaya ne de o dilin kullanılmasına kimsenin sözü yok. Ama buradan bahane ile sen İstiklal Marşı’na saldırırsan, bir ülkenin ulusal marşını başka dilde okutmaya çalışırsan senin derdin bu ülkeyi bölmektir. Bu bölücülüğe asla izin vermeyeceğiz.
CHP Genel Başkanı Özel, Karaman'da okunan Arapça İstiklal Marşı hakkında konuştu:
— Independent Turkish (@TurkishIndy) March 14, 2026
Bir ülkenin milli marşı, ulusal marşı, İstiklal Marşı, kendi dilinde okunur. Dünyada aksine tek bir örnek yoktur ve böyle bir utanmazlığın asla affı yokturhttps://t.co/eyxY6OHr4z pic.twitter.com/ZmmM20N8Zq
Özgür Özel: Tarihin çöplüğünde yerini alacaklar
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, memleketi Manisa’da iftar programına katıldı. Özel, Kuşadası Belediye Başkanı Ömer Günel’in gözaltına alınmasıyla ilgili, “Bunlar CHP'nin çok büyük oyuyla seçtirdiği Aydın Büyükşehir'in AK Parti'ye geçmesinin transfer ücreti arkadaşlar. Üç taksitte bunu ödüyorlar. Aziz İhsan Aktaş davasından onu kurtarmak, açık dosyalarını kapatmak ve husumetli olduğu Kuşadası Belediye Başkanı Ömer Günel'i hapse atmak. Ömer Günel Kuşadalıların, Aydınlıların bildiği gibidir. Allah Ömer Günel'e bunları yapmayı siyasi pazarlık konusu yapan topuklayanı da bildiği gibi yapacak. İlk seçimlerde onu elimizden, Aydın'ın elinden kimse alamayacak" dedi.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Uşak mitingi sonrası memleketi Manisa’da iftar programına katıldı. Özel, Manisa Büyükşehir Belediyesi’nin Cumhuriyet Meydanı’nda kurduğu Ramazan Çadırı’nda vatandaşlarla bir araya geldi. Özel’e iftar programında Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu, CHP Manisa İl Başkanı İlksen Özalper ve partisinin Manisa milletvekilleri eşlik etti. İftar öncesinde çadır içinde kurulan ve stantlardaki esnafla selamlaşan Özel, iftar yemeğini de kendisi aldı.
“Bu büyük ekonomik kriz sürecini çok iyi yönetmek gerekiyor”
Belediyelerin iftar çadırları üzerinden ekonomik krize değinen Özel, merhum Ferdi Zeyrek ve Gülşah Durbay’ı anarak “Yüreğimiz çok buruk, çok zor geldim bu iftara. Çünkü hem Şehzadeler’in hem büyük şehrin seçilmiş iki belediye başkanı, iki kardeşim hem Gülşah Durbay hem de Ferdi Zeyrek geçen sene bu iftarda bize ev sahipliği yaptılar şurada. Bu sene maalesef ikisi de aramızda yok. O yüzden içimiz yanıyor, yüreğimiz buruk. Ama sonuçta maalesef bütün yaşanan acılara rağmen bu ülkede yoksullara, vatandaşlara, kimsesizlere sahip çıkmak gerekiyor. Hem Ferdi hem Gülşah'ın bıraktığı hizmetleri kaldığı yerden devam ettirmek gerekiyor. Hem bu büyük ekonomik kriz sürecini çok iyi yönetmek gerekiyor. Manisa, ilde en çok kent lokantası olan İstanbul'dan sonra ikinci il. Yakında İstanbul'daki sayıya ulaşacak. Büyükşehirimizin iftar programlarını 125 bin kişiye bugüne kadar ulaşılmış bir rakam. Bugün burada gördüğümüz çok farklı yerlerinde Türkiye'nin doğmuş, buraya gelmiş, Manisa'da hayata tutunmaya çalışan insanlarla ekmeğimizi paylaştık. Burada duyduklarımızdan güzel sözlerden memleketimizde arkadaşların hizmetleriyle ilgili işittiklerimizden büyük bir memnuniyet duyuyoruz” dedi.
“Üç taksitte bunu ödüyorlar”
Kuşadası Belediye Başkanı Ömer Günel’in İstanbul’da gözaltına alınmasına tepki gösteren Özel, şöyle konuştu:
Kuşadası Belediye Başkanımız Ömer Başkanımız gözaltında. Bir kere Ömer Başkan niye Kuşadası'nda ya da Aydın’da değil de İstanbul'da göz altında? Çünkü CHP’ye yönelik her türlü yıpratma operasyonu İstanbul merkezli yönetiliyor. Bir telefonla çağrılabilecekken neden sabah operasyonlarıyla gözaltına alınıyor? Neden ifadesi alındığı halde halen daha nezarethanede tutuluyor? Onun bu durumlarının bir tek sebebi var. Üç başlık altında bakarsak... Birincisi topuklu Efe diye vaktiyle Aydın'ın sevip şimdi maalesef yaka silktiği 'Topuklayan Efe’nin Aziz İhsan Aktaş davasından kurtulması bu işin birinci taksiti. İkinci taksiti, açık ve yıllardır sürdürülen soruşturmalarının apar topar kapanması, üçüncüsü de yıllardır husumet duyduğu Ömer Günel'in özgürlüğü deyim yerindeyse ‘kafasının kopartılması.’ Bunlar CHP'nin çok büyük oyuyla seçtirdiği Aydın Büyükşehir'in AK Parti'ye geçmesinin transfer ücreti arkadaşlar. Üç taksitte bunu ödüyorlar. Aziz İhsan Aktaş davasından onu kurtarmak, açık dosyalarını kapatmak ve husumetli olduğu Kuşadası Belediye Başkanı Ömer Günel'i hapse atmak. Ömer Günel Kuşadalıların, Aydınlıların bildiği gibidir. Allah Ömer Günel'e bunları yapmayı siyasi pazarlık konusu yapan topuklayanı da bildiği gibi yapacak. İlk seçimlerde onu elimizden, Aydın'ın elinden kimse alamayacak.
“Erdoğan'ın rakibini içeride tutup kendisinin seçim kazanma planıdır”
Özel, eski TBMM Başkanı Bülent Arınç’ın "İBB davasında tutuksuz yargılama olmalı" sözlerine ilişkin, “Tutuksuz yargılanma esastır. Biz zaten bunu her zaman için söylüyoruz. Tutuklu yargılama rakibinden korkan ve onu dört kez yenemeyen Recep Tayyip Erdoğan'ın rakibini içeride tutup kendisinin seçim kazanma planıdır. Ama Ekrem İmamoğlu ister içeride olsun ister dışarıda olsun. İster aday olsun ister aday olamazsın yapılacak seçimin kaybedeni Erdoğan olacaktır. Kazananı tüm Türkiye Cumhuriyeti olacaktır. Eninde sonunda Ekrem İmamoğlu cumhurbaşkanı, CHP de iktidar olacak” dedi.
Davalarda mahkeme başkanının tutumunu eleştiren Özel, şu ifadeleri kullandı:
Mahkemenin başkanı yetersiz, beceriksiz, kendine özgüveni yok, nasıl bir suçu alet edildiğinin de farkında. O yüzden de ne yaptığını şaşırıyor. İlk günlerde üzerine cübbe giymeden salona gelip de herkesin önünde soyunup dökülmekten tutun da girdiği çıktığı kapıyı karıştırmaya kadar fevkalade bir acemiyle karşı karşıyayız. Ve kötü niyetli talimatlar almış, kötü niyetli uygulamalar yapıyor. Basının kör noktaya taşınmaya çalışılması da aynı kötü niyetliliktir. Ekrem İmamoğlu'nun diğer sanıklarla selamlaşmasına engel olmak da kötü niyetliliktir. Ve bu 12 Eylül yargılamalarında olmayan, Yassıada yargılamalarında olmayan bir şeydir. Ekrem İmamoğlu'na sayın demeyip sanık Ekrem diyerek ilk gün yetendiği o iş de Yassıada’da Adnan Menderes'i küçük düşürmeye çalışan hitabetin bir taklididir. Bugün Yassıada’da onu yapanları kimse hatırlamıyor. Herkes Yatsıada muamelesinden utanıyor. Adnan Menderes milletin gönlünde dualarında, onu asanlar ise şu anda savunulamaz durumdalar. Yassıada yargılamalarını yapanların, 12 Mart yargılamalarını yapanların, 12 Eylül yargılamalarını yapanların devamı olanlar, özentisi olanlar da tarihin çöplüğünde yerini alacaklar.
“En çok Manisa’dan konuştuk, Ferdi’den konuştuk, Gülşah‘tan konuştuk
Özel, Arınç'ı ziyaretine gelen eleştirilere ise şu sözlerle yanıt verdi:
Ben seçildiğimde Sayın Bülent Arınç ziyarete geldi. Kötü günlerimizde hem kendisi hem de oğlu bizi yalnız bırakmadı. Ramazanda geçen hafta buradaki iftarına davet etmişti, icabet edemeyince bir iadeiziyaret hem de bir ramazan tebriğine gittim. Elbette bir çok konuyu konuştuk ama biliyorsunuz Türkiye gazetesi ve Türkiye gazetesindeki birisi akşam televizyonda da TGRT‘de de o gün sanki oradaymış gibi bir sürü gerçek dışı beyanda bulundu. Yalanlamak bana yakışmazdı, Bülent Bey’e düşerdi. Bülent Bey gecikmeden bugün Nefes gazetesine tam bir sayfa yalanlama yapmış. Bülent Bey’in o söylediği her şey o gazeteciyi herhalde artık utandırmıştır. Hiç konuşmadığımız şeyleri söylemiş. Sayın Bülent Arınç son derece nazik bir şekilde tutuksuz yargılama gerektiğini, mahkemelere güven olması gerektiğini, bu şartların güvensizlik yarattığını söyledi. Son derece nazik. En çok Manisa’dan konuştuk, Ferdi’den konuştuk, Gülşah‘tan konuştuk, ramazandan konuştuk, Manisa’daki iftardan konuştuk. Manisa’nın çıkarlarından konuştuk. Ayrıca Türkiye siyasetiyle ilgili genel değerlendirmeler yaptık. Bir ramazan sohbetinden bir siyasi çıkar elde etmeye çalışan ve bunu gazetecilik yaparak yapmaya çalışanlara da ben ne diyeyim? Bana dediler ‘Ne diyeceksin?’ ‘Yalanlamak bana düşmez, Bülent Bey’in ağzından yazmış’ dedim. Bugün de kendisi yalanlamış. Artık o gazeteciyi okurlarının vicdanıyla baş başa bırakıyoruz arkadaşlar. Teşekkür ederiz, sağ olun.
ANKA