CHP Genel Başkanı Özgür Özel, CHP'nin cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu'nun tutukluluğuna son verilmesi ve erken seçim talebiyle başlattığı "Millet İradesine Sahip Çıkıyor" mitinginin 96'ıncı adresi olan Karaman'da konuştu. Aktekke Meydanı'nı dolduran kalabalığa seslenen Özel, şunları söyledi:
Karaman'a AKP'nin yapmadıkları olacak iş değil, eski Kemal Sunal filmlerine dönmüş. Artık 'Bu kadar da olmaz' dedirtiyorlar. 2016'da havalimanı sözü vermişler. Öngördükleri maliyet 1,6 milyar lira. Kaç para ayırmışlar? Bin lira. Sonra her yıl bin lira, iki bin lira. Bu sene çok büyük zam yapmışlar. 20 bin lira koymuşlar ödenek kalemine, Karaman Havalimanı diye. Arkadaşlar hesap yaptı. Bu seneki kadar her sene para koyarlarsa, 80 bin yıl sonra bitiyor Karaman Havalimanı, 80 bin yıl sonra. Adam havalimanı yapacak, 1,6 milyar maliyet var. Bir asgari ücret bir yılda para koyuyor oraya.
fazla oku
Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)
"Bozkırlılar, Hadimliler, Adilliler bilsin ki bu sene de niyetlerinde o yolu yapmak yok"
Daha bir Çakıltaş'ı bile yerinden oynatmış değiller. Sertavul tünellerini takip ediyoruz. Karaman ekonomisi için, bölge ekonomisi için, Mersin Limanı'na ulaşmanın hızlanması için çok önemli görüyoruz. Bir an önce bitirilmesini bekliyoruz. Bozkır-Hadim-Adil yolu 24 yıldır yapılamamış. Bu yol içinde bütçeye sadece 10 bin lira, yarım asgari ücret koymuşlar. Yani Bozkırlılar, Hadimliler, Adilliler bilsin ki bu sene de niyetlerinde o yolu yapmak yok, ödenek ayırmamışlar.
Biz Karaman'ın sorunlarını biliyoruz. Karamanımızın bütün sıkıntılarının çözümlerini biliyoruz. Bunun için çalışıyoruz ve buradan söz veriyoruz. Karaman'da hem Karamanlıların yüzü gülecek hem Karaman'ın çehresi değişecek hem de Karaman Türkiye'nin dikkat çeken, görülmek istenen, memurların tayin olmak istediği eskisi gibi şirin mi şirin, güzel mi güzel, zengin mi zengin, harika bir yeri olarak tekrar Türkiye'de, İç Anadolu'da pırıl pırıl parlayacak.
"Resmi tarihte bile olsa 799 gün sonra bu iktidar gidecek, bu düzen değişecek"
Burada benim gibi hesap yapanlar var. Kamera çekiyor mu şurada? 'Hak, hukuk, adalete en fazla 799 gün kaldı' diyor. Ben 19 Mart 2025 günü dedim ki, İstanbul'da otobüsün üstünde gerekirse dedim bin günlük kampanya yapacağım. Bu bin günlük kampanyanın sonunda bu iktidarı değiştireceğiz, bu kara düzeni bitireceğiz. Şimdi normal gününe 799 gün kaldı diyorlar. Ama onların da ağzında 2027'nin ekiminde seçim yapmak var. Biz mümkünse 40 gün sonra istiyoruz. İki ay sonra istiyoruz. Ama istedikleri kadar kaçsınlar işte resmi tarihte bile olsa 799 gün sonra bu iktidar gidecek, bu düzen değişecek ve yepyeni bir dönem başlayacak. Soruyorum Karaman'a: bir dönemi kapatmaya var mısınız? Yeni bir dönem açmaya var mısınız? İnanın ki bu değişim devam ediyor. Bir dönem kapanıyor, bir dönem açılıyor. Bakan evlatlarının devri bitiyor, vatan evlatlarının devri geliyor.
"Erdoğan fakir sevmez, Erdoğan zengin sever"
Karaman emeklisi bol bir kent. Bir emeklilerin elini göreyim. Normalden de fazla. Peki en düşük emekli maaşı 20 bin lira alanları göreyim. Dörtte üçü 20 bin alıyor diyorlar aşağı yukarı, öyle. Şimdi, meydanlarda soruyorum. Daha doğrusu bir kez konuşurken ben söyledim. Bir teyze oradan bağırıverdi, öyle kaldı, 'Erdoğan sizi seviyor mu?', 'Niye', 'Fakiriz diye'. Erdoğan fakir sevmez, Erdoğan zengin sever. Ben de fakiri sevmem ama ben insanımın fakir olmasını sevmem. İktidar olacağız, fakirliği bitireceğiz. Yoksulluğu yok edeceğiz inşallah. Erdoğan gibi hem sevmeyip hem bir meydanın dörtte üçünü en düşük emekli maaşı alan emeklilerle doldurmayacağız. O yüzden AK Parti faiz lobilerini seviyor. Bolca faiz ödemeyi seviyor.
Hesap kitap yapıldı. 105 bin lira, Türkiye'de yoksulluk sınırı. Bu meydanı dolduran 20 bin lira alan emeklilerden beşi bir araya gelse yoksulluk sınırının üstüne çıkamıyor. Öyle bir hale getirildi ki eskiden yoksulluk sınırı olur, altında bir maaş alırsın, yoksul sayılırsın. Şimdi maaşı olan beş kişinin bir araya gelip yoksulluk sınırının üstüne çıkamadığı günlerdeyiz.
"Recep Tayyip Erdoğan emekliyi fakir etmiştir"
Şimdi açlık sınırı var, açlık sınırı, 32 bin lira açlık sınırı. Asgari ücret veriyorsun, o para açlık sınırının altında. Oysa açlık sınırı geliri olmayanların, işsiz kalanların, hiçbir yerden bir getirisi olmayanların boğuştuğu, devletin de onları oradan kurtardığı bir sınırdı. Şimdi emekli açlık sınırının altında, asgari ücretli açlık sınırının altında. Sadece BAĞ-KUR, SSK değil, devlet memuru emeklileri açlık sınırının altında. Emekli dediğin ömrü boyunca çalışan, alnının terini akıtan, gözünün nurunu döken, ellerin nasırlanmış, dirsekleri çürümüş, gözlük numaraları büyümüş, devletin 'Sen artık dinleneceksin, ben sana bakacağım bundan sonra' dediği bir grupken şimdi devletin sırtını döndüğü, sözünü unuttuğu, tarihin en büyük vefasızlığının yapıldığı bir gruba dönüşmüştür. Recep Tayyip Erdoğan emekliyi sefil etmiştir. Recep Tayyip Erdoğan emekliyi fakir etmiştir. Recep Tayyip Erdoğan emekliyi halinden bezdirmiştir.
"Maaş bağlanma katsayılarını AKP öncesi döneme getireceğiz"
İktidar olalım, ilk onlara verilip de tutulmayan sözü tutacağız. Devletin polisini, jandarmasını, astsubayını ayırmayacağız. Özellikle infaz koruma memurları, şehrin dışındaki cezaevlerinde azına lojman, çoğu servisle uzun yollar, pahalı kiralar büyük şehirlerde, önce onlardan başlayarak ve polisten başlayarak lojman seferberliği başlatacağız. Bütün infaz koruma memurlarını emniyet sınıfına ayıracağız. Emniyet sınıfında çalışanların, devlette çalışanların aldığı maaşın emekli maaşına yansımasını, emekli maaşıyla normal maaş arasında uçurum olmamasını sağlayacağız. Maaş bağlanma katsayılarını AKP öncesi döneme getirip yapılan 5510 haksızlığına engel olacağız. Bu ülke emeklisine sahip çıkacak, emeklisinin yüzü iktidarımızda gülecek. Söz veriyoruz.
"Tayyip Bey, ben ürperdim vallahi sesten"
Peki emeklilere soruyorum: Tayyip Erdoğan sizi bu kadar üzdü, yoksullaştırdı, emekliyi sefil etti. Tayyip Bey'i de siyasetten siz emekli edecek misiniz? Aman, sese bak. Tayyip Bey, ben ürperdim vallahi sesten. Bu kadar, bu haklılığın öfkesi. Yıllarca çalışmış adam, gelmiş iktidara geldiğinde bu emeklinin en düşük alanı sekiz çeyrek altın alıyordu. Bugün iki çeyrek alamıyor. Bu emekli bir buçuk asgari ücret alıyordu, en düşüğü. 28 bin asgari ücret hesap ortada. 42 bin lira alması gereken adama 20 bin lira veriyor. Altın hesabına vurursan 80 bin lira veriyordu Ecevit ona. 20 bin lira veriyor. Sonra bu emeklilerde bu öfke niye? Ben gözündeki öfkeyi ve kararlılığı görüyorum emeklinin. Duyun sesi, duyun. Tayyip Bey'i emekli edecek misiniz? Özgür Özel'in karşısında durursun. Ekrem İmamoğlu'nun karşısında durursun. Bu milletin nasıl duracaksın karşısında?
"İlk verildiği bayramda emekli ikramiyesi bir koç alıyordu, şimdi but alamıyor"
AK Parti'nin kara düzeni dediğin faiz düzeni, faiz. Güya faize karşıydılar. Bu sene 2,7 trilyon lira faizi ödeyecekler. Sadece ocak ayında 456 milyar lira faize para ödendi. Sıra emekliye gelince emekliye yok. İkramiye 4 bin lira. İlk olarak bayram ikramiyesi verildiğinde 2018'di, bin liraydı, 24 kilo kuşbaşı alıyordu. Şimdi 4 bin lira, dört kilo kuşbaşını zor alıyor. İlk verildiği bayramda emekli ikramiyesi bir koç alıyordu. Böyle boynuzundan tutuyordun çekiyordun koçu. Şimdi but alamıyor, but. Bu hale getirdiler emekliyi. Onun için dinle Karaman'daki emeklinin sesini. Tayyip Erdoğan'ı gönderecek misiniz?
"Beş emekli birleşiyor, çıkamıyor yoksulluk sınırına"
Öyle konuşmak kolay prompterdan. Öyle oturup prompterdan konuşmak, sıcak meydanlarda konuşmak Tayyip Bey. Hadi bakalım Tayyip Bey. Haftaya cumartesi pazar, eksi 4 derece Karaman. Çek buraya otobüsü. Doldur bu meydanı göreyim seni. Hodri meydan, hodri meydan. Konuşuyorsun öyle sıcak salonlarda gevşek gevşek. Konuşuyor oradan, Türkiye en büyük 20'ye ekonomideymiş. Sen yokken 16'lardaydı zaten. Konuşuyor oradan, kişi başına milli gelir artıyormuş. Beş emekli birleşiyor, çıkamıyor yoksulluk sınırına. Bir emekli, bir asgari ücretli, bir dul ve yetim hepsini toplasan hepsi birden kurtulamıyor yoksulluk sınırından. O yüzden artık öyle emekliyi küçük görerek, ev hanımını yok sayarak, ev hanımı ev hanımı, bu evlerde ev hanımları var. 20 bin lira maaşla kaynamıyor o çorba. Çocuklar işsiz, geleceğinden endişeli. Buradan ev hanımları bilsin ki, iş isteyene iş, çocuğuna kreş, evde olana devlet eliyle sigorta, söz veriyoruz bütün ev hanımlarına.
Ya çalışacağız, hep birlikte kazanacağız, üreteceğiz ya da çalıştıramadığımıza insanca bir yaşam vaat edeceğiz. Bu iş elin Almanyasında oluyor da elin Danimarkasında oluyor da Fransasında oluyor da niye olmuyor burada? Olga'ya oluyor da Hülya'ya niye olmuyor? Olga'ya olan şey ona helal de bize niye haram? Neden bu yoksulluk? Bu kadar zengin ülkede hep birlikte çalışacağız, kimseyi de arkada bırakmayacağız. Söz veriyoruz Karaman'dan, söz veriyoruz.
“Vergi sistemini tam terse çevireceğiz”
20 bin lira verilen emekli, AK Parti'nin kara düzenidir. 28 bin lira verilen asgari ücretli, AK Parti'nin kara düzendir. Ücretlilerin yüzde 50'den fazlası asgari ücret alıyor. Bu Avrupa'da yüzde 9'dur. AK Parti'nin kara düzeninde polis, memur, infaz koruma memuru, jandarma geçinemiyor. Bu kara düzendir ve bu kara düzen dünyanın en adaletsiz vergisini toplamaktadır. And olsun ki bu kara düzeni yıkacağız. Bu vergi sistemini tam terse çevireceğiz. Vergiyi tavana; zenginliği tabana yayacağız. Bundan sonra çok kazanandan çok, az kazanandan az, kazanmayandan vergi alınmayacak. Bunun için ülkeye halkçı bir iktidar gelecek. Milletten yana bir iktidar gelecek, çiftçinin iktidarı gelirse olacak. Emeklinin ve emekçinin iktidarında olacak. Devlet memurlarının iktidarında olacak. Böyle zenginlerin, çetelerin, zenginlikten zengin olan, paradan para kazananların değil, alnının teriyle çalışanların, namusuyla emeklilik yaşayanların dönemi gelecek.
"İlk 100 günde biraz önce vadettiğimiz herkesin hakkı olan temel vatandaşlık geliri uygulamasını başlatacağız"
Tarımda planlı ve alım garantili üretim modeline geçeceğiz. Çiftçilerin tüm borçlarının faizlerini bir seferlik sileceğiz, borcu beş yıla böleceğiz. Bütün çiftçilere rahat bir nefes aldıracağız. Bir kilo buğdayın bir kilo mazot aldığı günleri Karaman yaşadı. Şimdi altı kilo buğdayın bir litre mazot alamadığı günlere geldik. Biz burada bir kilogram süt satıp da 1,6 kilogram yem almadıktan sonra süt üreticiliği yapılamayacağının farkında olmayan, sütün yem maliyeti 18 lira iken 23 lira ilan edilen süt var. Maalesef bu iktidar havaalanına uçuş garantisi veriyor. Yabancı zenginlere köprüden geçiş garantisi veriyor. Hastaneye hasta garantisi veriyor. Süt üreticisine alım garantisi vermiyor. Şeker pancarı üreticisine alım garantisi vermiyor. Tüm ürünlerde doğru ürüne yönlendiren destekleme mekanizmaları kuracağız. Süt üreticisinin, buğday üreticisinin ne ürettiğini, kaça ürettiğini, kaça satacağını baştan bildiği bir sistem kuracağız. İlk 100 günde temel vatandaşlık geliri uygulamasını başlatacağız. Öğrencilere öğlen okulda bir öğün ücretsiz okul yemeği ve bedava okul suyu vereceğiz.
Çocukların okula aç gittiği, aç döndüğü, yoksulun çocuğunun gözünün zenginin çocuğunun beslenme çantasında olduğu bu kara düzeni hep birlikte bitireceğiz. Kamuda mülakatı kaldıracağız. Cumhuriyet yurtlarıyla öğrencilerin barınma sorununu çözeceğiz ve her mahalleye bir devlet kreşi açarak o mahalledeki kadınların sosyal hayata katılmasını, iş hayatına katılmasını, hayattaki yükünün hafiflemesini sağlayacağız. Çünkü bu ülkede büyük bir haksızlıkla karşı karşıyayız.
"Gençlere yasaksız Türkiye, vizesiz bir Avrupa vadediyoruz"
Bizim çok gerimizde olan ülkeler AB'ye girdiler. Zenginleştiler, keyifleri yerinde. Biz yıllardır Avrupa'nın, Batı'nın parçasıydık. AK Parti beceriksizliği ile kenarda kaldık. Şu ülkenin, şu insanların yoksulluğuna biz dayanamıyoruz. Onun için gençlere yasaksız Türkiye, vizesiz bir Avrupa vadediyoruz. Tüm vatandaşlarımızın yüzünün güleceği, karnının doyacağı, keyiflerin yerinde olacağı, yeni Türkiye'nin önünün açık olduğu, kalkınmanın esas olduğu, daha çok kazanıp, hakça bölüşeceğimiz yeni bir düzeni kuracağız. Onun için hiç kimse üzülmesin. Enseyi karartmasın, moralini bozmasın. Her şeyin var bir çaresi, onun da adı Cumhuriyet Halk Partisi. Hem dünya hem bölgemiz kritik bir eşikten geçiyor. Türkiye'nin tüm tehditlere karşı güçlü durması lazım. Adalet ve Kalkınma Partisi milleti bölmeye, kutuplaştırmaya uğraşıyor. Bu darbeci anlayış milletin huzurunu bozuyor. Toplumsal barışı zedeliyor. Hem ekonomik krizi derinleştiriyor hem Türkiye'ye ağır bedeller ödetiyor.
"Bir insan aynı anda hem seçimde hile yapmış, hem sahte diploma almış, hem hırsız, hem terörist, hem ajan olabilir mi?"
Darbenin üstünden 353 gün geçti. Bir kişinin hırsı için hep beraber çok ağır bedeller ödedik ve ödemeye devam ediyoruz. Geçtiğimiz hafta Devlet Bey dedi, 'İç cephe güçlensin.' Ben de dedim ki, 'Ben mi zayıflatıyorum?' Rakiplerini hapse atan CHP iktidarı olmasın diye her türlü kötülüğü yapan ortada, milleti yoksulluğa, sefalete sürükleyen ortada. Her fırsatta gerginlik yaratanlar ortada. İç cephenin tahkim edilmesinin, Türkiye'nin bir ve beraber olmasının önündeki tek engel AK Parti'nin kara düzenidir. Yalanların, iftiraların, kumpasların sonu gelmiştir. Ekrem Başkan'a önce 'PKK'lı dediler. Sonra evrakta sahtecilik yaptı, diploması sahte ajanlık, casusluk yaptı. Seçimlere hile karıştırdı, yolsuzluk yaptı' dediler. Vicdanlı Karamanlılara sesleniyorum. Bir insan aynı anda hem seçimde hile yapmış, hem sahte diploma almış, hem hırsız, hem terörist, hem ajan olabilir mi? Bunların hepsini bir kişiye, masum bir kişiye söylüyorsanız görünen bir şey var ki siz o kişiden çok korkuyorsunuz. Bunun için biz o kişiye de, partimize de, partimizin bütün evlatlarına da çok güveniyoruz. Eğer Tayyip Bey savcılarına, savcılarının attığı yalanlara güveniyorsa hodri meydan. 9 Mart Pazartesi duruşma başlıyor. 10 Mart Salı günü Meclis açılıyor, kanun teklifimiz var. Oylattıracağız. Ben arkadaşlarıma, Cumhurbaşkanı adayıma güveniyorum. Savcısına güvenen karşıma çıksın, canlı yayın yapılsın. Hodri meydan.
"İspanya lideri kardeşim Pedro Sanchez dik bir duruş gösterirken Türkiye'nin içinde bulunduğu durum içler acısıdır"
Amerika ve İsrail yeni bir dünya düzeni kurmak istiyor. İstiyorlar ki istedikleri ülkeye saldırsınlar. İstedikleri ülkede yönetimi değiştirsinler. İstedikleri ülkenin başına kimin geleceğini belirlesinler. Suriye'de yaptılar. İran'da yapmaya çalışıyorlar. Ama buna karşı Irak Savaşı'nda 1,5 milyon Müslüman ölmeden önce Amerika Mersin Limanı'na gelmek, Anadolu'da altı üs kurmak, altı üs ile Irak'a saldırmak istedi. Buna Tayyip Erdoğan söz verdi, onay verdi, oy istedi. Rahmetli Baykal karşı çıktı, 'Hayır' dedik. Olanlar ortada. Irak'ın Müslümanlarının kanı Tony Blair'le baba Bush’un elinde. Şimdi İran için Trump'la Netanyahu kol kola girmiş, aynı şeyi yapmak istiyorlar Erdoğan yine susuyor. Yine Amerika'ya söz veriyor. Yeraltı zenginliklerimizi verdi, yetmedi. Çok daha değerli mineralleri istiyorlar. Onların sözünü verdi. Nadir toprak elementleri. Pahalı mazot aldı. Pahalı fuel oil aldı. Sıvılaştırılmış doğal gaz aldı. Yetmedi. 250 Airbus'ın sözünü verdi. Yetmedi. İran savaşına tepki vermiyor. İsrail'in Gazze'de yaptıklarına karşı biz ona Netanyahu'ya savaş suçlusu derken, savaş kahramanı diyen Trump'la konuşuyor, buluşuyor, Trump'tan kendi adamlarının deyimiyle meşruiyet dileniyor. Erdoğan'a sesleniyorum, Trump masa kurdu. Masada Filistin yok ama İsrail var. Erdoğan da o masaya oturdu.
Avrupa'nın aklı başında güçlü liderleri, dünyanın vicdan sahibi liderleri 'Filistin Filistin'indir. O masada İsrail'in yeri yok. Biz o masaya gelmeyiz' derken Erdoğan İsrail'le masaya oturmuştur. Buradan Erdoğan'a söylüyorum, 71 bin kişinin katili İsrail’in olduğu adı Barış Masası olan Gazze’yi işgal masasından kalk. İran'a atılan füzelerden, İran'a yapılan zulümden hepimiz utanç duyuyoruz. Bu konuda doğru bir tutum takın. Avrupa'nın liderleri, İspanya lideri kardeşim Pedro Sanchez dik bir duruş gösterirken Türkiye'nin içinde bulunduğu durum içler acısıdır. Çünkü sebep Trump günü geldiğinde Türkiye'de beni istesin. Trump CHP yerine beni tercih etsin diye zalime susmaktadır. Üstüne düşeni yapmamaktadır. Koca bir meydandan Erdoğan'a sesleniyorum, ey Erdoğan Trump'tan değil, Allah'tan kork Allah'tan.
"Nadir hastalıkların tedavisi devlet tarafından üstlenilecek"
Nadir ve çok nadir görülen hastalıklar var. Bizim iktidarımızda hiçbir çocuk için kampanya yapılmayacak. Çünkü nadir hastalıkların tedavisi devlet tarafından üstlenilecek. Nokta.
ANKA