CHP Parti Sözcüsü Zeynel Emre, partisinin Güngören İlçe Başkanlığı’nda yaptığı basın toplantısında, gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca "casusluk" suçundan yürütülen soruşturma kapsamında, CHP’nin cumhurbaşkanı adayı, tutuklu İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, Hüseyin Gün, Necati Özkan ve Merdan Yanardağ hakkında iddianamenin hazırlandığını hatırlatan Emre, “19 Mart sürecinden bugüne baktığımız zaman, halkımız esasında gerçekleri görüyor. Olan bitenin aslında Türkiye’deki seçme ve seçilme hakkına, seçimle iktidarın değişmesine dair anayasal hakka, ülkemizdeki yurttaşlarımızın Cumhuriyet’ten bugüne kadar elde ettiği, hatta daha evveline, yüz yıllar öncesine dayanan Parlamento geleneğimize yönelik olduğunu görüyoruz. Bugün baktığımızda tüm bu süreçlerin yıpratıldığını ve tek adam rejiminin kurumsallaştırılmak istendiğini görüyoruz” diye konuştu.
“Deli saçması iddialar”
İşte bu nedenle, 19 Mart sürecinden sonra “yolsuzluk, ihaleye fesat” adı altında çok sayıda CHP’li belediye başkanı ve belediye bürokratının gözaltına alındığını belirten Emre, şunları kaydetti:
Ama vatandaşımız gerçeği biliyor. Burada halk tarafından yeterli desteği görmeyen iktidar, bu sefer elindeki yargı gücüyle -ki biz buna Adalet ve Kalkınma Partisi’nin yargı kolları diyoruz, genel başkanımız da bunu sıklıkla ifade ediyor- yeni kumpas iddianameleriyle karşımıza çıkmaktadır. Şimdi bu casusluk iddianamesine baktığımız zaman, içeriğinin gerçekten son derece saçma ve akıl dışı olduğunu görüyoruz. Hukukta bir temel mantık vardır, hayatın olağan akışına aykırılık. Sözüm ona Sayın Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın İmamoğlu, 2019 seçimini kazandıktan sonra -dikkat edin- ilk seçimi kazandıktan sonra ve ikinci seçime gidilmeden on gün önce, on dakika boyunca ‘casus’ olarak adlandırılan biriyle görüşmüş ve o tarihten itibaren de bu kişiyi bir daha hiç görmemiştir. Her nasılsa bu görüşme, üstelik sosyal medyada paylaşılan bir görüşme olmasına rağmen, casusluk iddianamesinde bir lider gibi gösterilmesine neden olmuştur. Oradan gelen verilerin paylaşıldığı, bu desteklerle ikinci seçimin kazanıldığı gibi deli saçması iddialar ortalarda dolaşmaktadır.
“Casusluk dosyası, kahve muhabbetlerindeki dedikodulardan ibaret”
Halbuki vatandaşlarımız da biliyor ki, Cumhuriyet Halk Partisi açısından ilk seçimi kazanmak, rekabet ve seçim atmosferi açısından daha zordu, daha güçtü. Binde iki farkla kazanıldı. Ama çok haksız bir şekilde sandığa giden dört oyun üçünün geçerli, birinin geçersiz sayılmasıyla tekrar edilen seçimdeki 800 binlik fark, bizzat Adalet ve Kalkınma Partisi yöneticilerinin yanlış uygulamaları, yanlış davranışları, yanlış savunmaları, insanları haksız yere suçlamaları ve ‘sandıklar çalındı’ diye iftira atmaları sonucu oluşan tepki ve bir hak teslimi şeklinde gerçekleşti. Dolayısıyla buradan bir casusluk çıkarmak, böyle iddialarda bulunmak; bu dosyanın saçma sapan iddialarla dolu olduğunu, kahve muhabbetlerindeki dedikodulardan ibaret bulunduğunu açıkça göstermektedir. Burada amacın çok açık olduğunu biliyoruz. Cumhuriyet Halk Partisi’nin yerel seçimde birinci parti olması ve o günden bugüne bu seyrin devam etmesi, iktidar açısından önümüzdeki seçimin kaybedileceği anlamına geldiğinden; burayı dağıtmak, algıyı değiştirmek ve toplumsal desteği koparabilmek için çeşitli kumpaslar düzenlenmektedir. Bu da bunlardan biridir.
“Yargılamaların aleni, herkesin gözü önünde gerçekleşmesini temenni ediyoruz”
CHP Sözcüsü Emre, bazı belediye başkanlarının yargılandığı dosyalardan, kamuoyunda “Aziz İhsan Aktaş davası” olarak bilinen davada, Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar’ın geçen hafta tahliye edildiğini hatırlattı.
Karalar’ın, görevinin başına dönmesini beklediklerini vurgulayan Emre, “Diğer belediye başkanlarımızın ve tüm bürokratların da bir an evvel tutuksuz yargılanmasını ve bu yargılamaların çok aleni, çok açık bir şekilde, herkesin gözü önünde gerçekleşmesini temenni ediyoruz. Çünkü bizim burada halkın hakemliğine ihtiyacımız var. Biz kendimize güveniyoruz. İktidar da güveniyorsa, bu yönde gerekli düzenlemelerin yapılması gerektiğini ifade edelim" dedi.
"Türkiye’nin çok kıymetli ve çok kar eden kuruluşlarının özelleştirildi”
Emre, Türkiye'deki özelleştirmelere ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Emre, Türkiye’de, 1986’dan 2002’ye kadar toplam 8 milyar doları bulan bazı özelleştirmeler yapıldığını, Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarında ise 60 milyar doların üzerinde, Türkiye’nin çok kıymetli ve çok kâr eden kuruluşlarının özelleştirildiğini söyledi. Zeynel Emre, şöyle devam etti:
Bunlar da hep yerli ve yabancı belirli firmalara peşkeş çekilmiştir. Bunun altını çizelim. Mesela Türk Telekom’u unutmayalım. Türk Telekom’da aslında asrın yağması söz konusudur. Çünkü özelleştirmeden önce, üst üste son dört yıl en fazla kurumlar vergisi ödeyen; 2005’te dünyanın en büyük 13’üncü telekomünikasyon firması olan bir kamu varlığıydı. O gün yüzde 55 hissesine biçilen değer 50 milyar dolar iken, 6,5 milyar dolara özelleştirildi ve o para dahi hâlâ tahsil edilmedi. Bu ülke sahipsiz değildir, değerli arkadaşlar. Bu ülkenin değerlerini kimse böyle peşkeş çekemez. Cumhuriyet Halk Partisi olarak biz bu konuyu dikkatle takip ediyoruz, takip edeceğiz. Ülkenin değerlerinin peşkeş çekilmesinin önüne geçmek için her türlü mücadeleyi vereceğiz.
“Trajikomik değerlendirmeler ve olaylarla karşı karşıyayız”
İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik 407 sanıklı davada yargılamaların gelecek ay başlayacağını söyleyen Emre, “Aslında geçmiş dönemlerde komedi skeçlerine konu olabilecek trajikomik değerlendirmeler ve olaylarla karşı karşıyayız. Binlerce sayfalık iddianameler ve dosyalar var” diye konuştu.
Bu yargılama Türk yargı tarihinde bulunmadığı için özel bir düzenleme ve özel bir çalışma yapıldığını belirten Emre, şöyle devam etti:
Bunlardan biri de yargılama yapılacak salon olmadığı için yeni bir salon inşa edilmesidir. Şimdi yeni salonun inşası var. Peki bu yeni salonun inşasında trajikomik olan nedir? Orada arkadaşlarımız neyle yargılanıyor? İhaleye fesat, bazı doğrudan alımlar, ihale yapılmadan gerçekleştirilen işlemler ve bu kapsamdaki usulsüzlük iddialarıyla. İhaleyi kim almış? CENT Yapı İnşaat. Proje bedeli 992 milyon lira, yani yaklaşık 1 milyar lira. 120 günde gerçekleştirilecek. Peki bu firmaya baktığımız zaman, sürekli iktidarın kontrolündeki yerlerden iş ve ihaleler aldığını görüyoruz. Nereden almış? 2023’te Adıyaman Gölbaşı deprem konutları. İhale bedeli 2 milyar 744 milyon lira. Bunlar hep adrese teslim verilen işlerdir. 2022’de Beykoz Tokatköy Kentsel Dönüşüm Projesi. 2023’te İstanbul Kayabaşı Toplu Konut Projesi; burada MAKSEM Yapı ile ortak girişim söz konusudur. 2024’te Adıyaman Merkez Deprem Onarım işi. Gerek CENT Yapı, gerek MAKSEM Yapı, aynı iş merkezi içerisindedir. Sıklıkla birlikte ihalelere girmişlerdir. Ortaklarına, ortakların ortaklarına bakıldığında yine yandaşlık ve iktidar işbirliği açıkça ortaya çıkmaktadır.
“Sadece bu ay, bin 359 lirası daha cebe girmeden buharlaşmıştır”
Bütün bunlar ortadayken, bir yandan da enflasyon yalanları ve söylemlerinin gündemde tutulduğunu söyleyen Zeynel Emre, şöyle konuştu:
Sayın Erdoğan her kameranın karşısına geçtiğinde, her sene ‘Bu yıl enflasyon tek haneye girecek, mücadelemiz büyük olacak’ demektedir. Bununla birlikte çarpıcı bir veri daha var. 2026 Ocak ayındaki aylık enflasyon yüzde 4,84 olarak açıklandı. Bunun doğruluğu ya da yanlışlığı ayrı bir tartışma konusudur. Ancak ekim, kasım, aralık, yani 2025’in son üç ayında toplam enflasyon yüzde 4,31’dir. Bakın, bir ayda yüzde 4,84; son üç ayda toplam yüzde 4,31. Neden? Çünkü burada oynanan rakamlar vardır. Amaç, yıl bittikten sonra dönemsel olarak rakamları düşük göstererek ocakta maaş zamlarının düşük olmasını sağlamaktır. Bugün asgari ücret 28 bin 75 lira olarak açıklandı, 2026 yılı için. Sadece bu ay, bin 359 lirası daha cebe girmeden buharlaşmıştır. Mutfaktaki yangın devam etmektedir.
“Tarım alanları ya imara açılmış ya da başka amaçlarla kullanıma verilmiştir”
Bu iktidar döneminde 2,6 milyon hektar tarım alanının, yani yaklaşık 3,6 milyon futbol sahası büyüklüğünde bir alanın yok olduğunu söyleyen Emre, “Bir başka ifadeyle Ankara’nın yüzölçümü kadar bir alan tarım dışına çıkarılmıştır. Tarım alanları ya imara açılmış ya da başka amaçlarla kullanıma verilmiştir. Bir yandan toprağı azaltacaksınız, bir yandan üretimi düşüreceksiniz, ithalatı artıracaksınız; sonra da gıdada dünya enflasyonunu yendiğinizi söyleyerek bunu gizlemeye çalışacaksınız. Kötü yönetimin hazin sonuçlarından biri de budur” değerlendirmesini yaptı.
Sürekli ‘enflasyon tek haneye inecek’ söyleminin tekrar edildiğini söyleyen Emre, “Bunlar defalarca denenmiş, sınanmış, tersi çıkmış ve artık hiçbir inandırıcılığı olmayan söylemlerdir. Maalesef çok kötü yönetiliyoruz ve bunun sonuçlarını hep birlikte yaşıyoruz" dedi.
Zeynel Emre, Türkiye’de doğum hızının kritik eşiğin altına indiğini, zorunlu eğitim çağında olması gereken 611 bin çocuğun okul dışında olduğunu, kız çocuklarının okuldan koparıldığını ve erken evlilik adı altında istismara uğradığını belirtti.
Bu iktidarın çocukları koruyamadığını, 2024 verilerine göre, Cumhuriyet Başsavcılıklarına çocuğun cinsel istismarı gerekçesiyle dosya açılan kişi sayısının 67 bin 507 olduğunu aktaran Emre, güvenlik birimlerine mağdur sıfatıyla başvuran çocuk sayısının ise 279 bin olduğunu aktardı.
Emre, şöyle devam etti:
Bunların 26 bini cinsel suç mağdurudur ve 22 binden fazlası kız çocuğudur. Çocuklar hem istismara uğramakta hem de emek sömürüsüne maruz kalmaktadır. TÜİK verilerine göre 15–17 yaş grubunda iş gücüne katılım artmaktadır. 504 bin çocuk MESEM adı altında emek sömürüsüne maruz kalmaktadır. Toplam çalışan çocuk sayısı 1 milyon 474 bindir. Cumhuriyet Halk Partisi, kadrosuyla, kararlılığıyla bu ülkeyi güvenli, huzurlu, mutlu ve müreffeh bir ülke yapmaya hazırdır. Çocukların cinsel sömürü ve istismara karşı korunmasına ilişkin Avrupa Konseyi ve Birleşmiş Milletler sözleşmelerindeki yükümlülükleri harfiyen yerine getireceğiz. Çocuklara yönelik şiddet ve istismar davalarında sürecin uzamaması için her türlü önlemi alacağız. Çocuk dostu ve onarıcı bir adalet sistemi inşa edeceğiz. Erken yaşta evlilik adı altında istismara asla izin vermeyeceğiz. Beş yaş altı çocuklar için en az bir yıl zorunlu ve ücretsiz okul öncesi eğitim sağlayacağız. Eğitime erişimdeki eşitsizlikleri gidereceğiz. Okul terklerinin önüne geçeceğiz. Çocuk işçiliğine izin vermeyeceğiz ve bu uygulamaları sona erdireceğiz.
Independent Türkçe