Aziz İhsan Aktaş'ın liderliğini yaptığı "çıkar amaçlı suç örgütü"nün, bazı belediye başkanlarına rüşvet vererek ihaleleri organize ettiği iddiasıyla, 33'ü tutuklu 200 sanık hakkında açılan davanın ilk duruşmasının ikinci haftası başladı.
Kamuoyunda “Aziz İhsan Aktaş Suç Örgütü Davası” olarak bilinen ve aralarında 5’i tutuklu 7 CHP’li belediye başkanının bulunduğu 200 sanıklı dava, İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Silivri’deki Marmara Ceza İnfaz Kurumu Kampüsü'nde bulunan duruşma salonunda görülüyor.
Duruşmada, bazı sanıklar ve avukatları salonda hazır bulundu. Duruşmada, 18 Nisan 2025’te tutuklanan ve “Özel Belgede Sahtecilik”, “İhaleye Fesat Karıştırma”, “Kamu Kurum Kuruluşları Zararına Dolandırıcılık”, “Suç Örgütünün Hiyerarşik Yapısına Dahil Olmamakla Birlikte Örgüte Bilerek ve İsteyerek Yardım Etme” iddialarıyla yargılanan Beşiktaş Belediyesi Başkan Yardımcısı Ali Rıza Yılmaz'ın savunması alındı.
Yoksul bir ailenin çocuğu olduğunu, hayatını kurabilmek için ömrü boyunca mücadele ettiğini söyleyen Yılmaz, "69 yaşındayım. Hayatım, haksızlığa, hukuksuzluğa ve adaletsizliğe, baskıya, zulme ve sömürüye karşı mücadeleyle geçti. Demokrasi ve özgürlük mücadelesiyle geçti. Ömrüm boyunca suç örgütlerine, çetelere karşı mücadele ettim. Bu mücadeleler nedeniyle ciddi bedeller ödedim, hâlâ da ödemeye devam ediyorum" diye konuştu.
Ali Rıza Yılmaz, 2019'da Beşiktaş Belediyesi’nde meclis üyesi olarak seçildiğini, Belediye Başkanı Rıza Akpolat tarafından belediye başkan yardımcısı olarak görevlendirildiğini anlatan Yılmaz, bu günü 10 aydır beklediğini, 10 aydır çocuklarından, ailesinden, sevdiklerinden koparıldığını, haksız, hukuksuz ve adaletsiz şekilde tutuklandığını savundu.
fazla oku
Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)
"Sayıştay, Mülkiye müfettişleri her yıl genel denetime gelmiştir, neden tek bir suçlama ile karşılaşmadık?"
CHP'li olduğunu, CHP kültürüyle yetiştiğini anlatan Yılmaz, şunları kaydetti:
Muhalif bir belediyeyiz. Muhalif belediyelerde denetimlerin nasıl yapıldığını herkes bilir. Beş-altı yıldır Sayıştay ve mülkiye müfettişleri tarafından sürekli denetleniyoruz. Normalde iki yılda bir gelmesi gereken Sayıştay denetimleri her yıl yapılmıştır. Mülkiye müfettişleri her yıl genel denetime gelmiştir. Peki soruyorum: Bu denetimlerin hiçbirinde neden tek bir suçlama ile karşılaşmadık? Neden bu denetimlerden alnımızın akıyla çıktık? Eğer devletin kendi denetim mekanizmalarının hazırladığı raporlar dikkate alınmayacaksa, bu denetimlerin ne anlamı vardır Sayın Başkan? O zaman devletin denetim sistemi çöker. Biz bu süreçlerin hiçbirinde suç işlemedik. Sayın Başkan, bir yıl önce belediye başkanımız tutuklandı. Ardından, yaklaşık on ay önce ben ve arkadaşlarım tutuklandık. Evimde arama yapıldı. Buna saygıyla yaklaştım. Çünkü suç işlemedim, gizleyecek bir şeyim yoktu. Polis arkadaşlar görevlerini yaptılar, ben de saygı duydum.
"Savcılık bilirkişi raporlarına dikkate almadı"
"İhaleye fesat karıştırma" suçlamasıyla tutuklandığını, ancak bilirkişi raporlarına bakıldığında, bu ihalelerde yalnızca "olur" verdiğinin açıkça görüleceğini belirten Ali Rıza Yılmaz, bilirkişi raporlarının da bunu açıkça ortaya koyduğunu, Savcılığın bu raporları dikkate almadığını öne sürdü.
Aleyhindeki ifadelerin, soyut, mesnetsiz ve iftira niteliğinde olduğunu, bu iddialara etkin bir şekilde yanıt verme imkanı tanınmadığını söyleyen Yılmaz, "Sayın Başkan, ben adalet istiyorum. Hukukun üstünlüğünü istiyorum. Bu dosyanın önyargısız, objektif ve vicdanlı bir şekilde değerlendirilmesini istiyorum. Belediyemizin çok büyük bir hizmet yükü vardır. Birliklerin, birimlerin yoğun talepleri bulunmaktadır ve bu hizmetlerin aksamadan yürütülmesi gerekir. Bu nedenle, önümüze gelen işlemlerde yalnızca hizmetlerin kesintiye uğramaması amacıyla olur verilir. Bu işlemler tamamen usule ilişkindir. Benim verdiğim 'olur', belediyeyi baştan sona organize etmek, ihale süreçlerini yönetmek ya da yönlendirmek anlamına kesinlikle gelmez" savunmasını yaptı.
"Bu ihalelerle ilgili usulsüzlük iddialarını önceden bilmiş olsaydım gereğini yapardım"
Ali Rıza Yılmaz, dosyadaki 27 bilirkişi raporunun hiçbirinde tarafına isnat edilmiş bir suçun yer almadığını, bilirkişi raporlarının sonuç bölümlerinde adının dahi geçmediğini, raporlarda, ihaleyi alan firma veya firmalarla arasında herhangi bir organik bağ bulunduğuna, bir ilişki ya da temas kurduğuna dair tek bir tespitin yer almadığını söyledi. Yılmaz, şunları kaydetti:
Eğer bu ihalelerle ilgili usulsüzlük iddialarını önceden bilmiş olsaydım ya da bana yazılı veya sözlü bir şikayet ulaşmış olsaydı, yıllardır haksızlığa, hukuksuzluğa ve adaletsizliğe karşı mücadele eden biri olarak gereğini yapardım. Kamu menfaati için ne gerekiyorsa onu yapardım. Beni bölgemde tanıyan, belediyede çalışan binlerce kişi bunu bilir. Kamu çıkarı için altı yıldır mücadele eden biriyim. Bu nedenle, kendilerini kurtarmak amacıyla bana yönelik atılan yalan, iftira ve mesnetsiz beyanları kesinlikle kabul etmiyorum.
Eğer ben suçluysam, Yüce Heyetiniz ve Türk adaleti gerekli tüm incelemeleri yapar ve cezamı verir. Buna saygı duyarım. Ancak ben; yetiştiğim değerler, dünya görüşüm ve hayatım boyunca benimsediğim ilkeler gereği kesinlikle suç işlemiş bir arkadaşımı, bir görevlimi, kendimi kurtarmak için suçlamam. Bunu kendime zulüm sayarım. Çocuklarıma böyle bir miras bırakmam, bırakmayacağım. Ben siyasetçiyim Sayın Başkan. Bir itibarım var. Bir aile itibarı var, siyasi itibarım var, ticari itibarım var. Ben başkalarına çamur atarak, mesnetsiz ifadelerle kendimi kurtarma yoluna girmem. Çünkü ben suçlu değilim.
"Sırf Cumhuriyet Halk Partili olduğumuz için mi suçlanıyoruz?"
Kamu zararına neden olma, dolandırıcılık gibi suçlamalar karşısında gerçekten üzgünüm. En çok da çocuklarım adına üzgünüm. Ben yıllardır tırnaklarımla kazıyarak bu noktaya geldim. Bir saygınlığım var, bununla gurur duyuyorum. Otuz yıllık bir işletmem var. Hayatım mücadeleyle geçti. Sırf Cumhuriyet Halk Partili olduğumuz için mi suçlanıyoruz? Sırf solcu olduğumuz için mi suçlanıyoruz? Devlet; parti devleti değildir. Hukuk devletidir. Bu ilkenin bu dosyada da gözetilmesini talep ediyorum.
Kamuoyunda 'Aziz İhsan Aktaş suç örgütü' olarak nitelendirilen yapı içerisindeki hiçbir kişiyi tanımıyorum. Ne kendilerini ne kardeşlerini ne arkadaşlarını ne de akrabalarını tanıyorum. Bu sözde suç örgütüne menfaat sağlayacak, çıkar temin edecek ya da örgüte yardım edecek en ufak bir eylemim olmamıştır. Ortada ne bir menfaat vardır ne de bir çıkar ilişkisi. Bu nedenle, böyle bir suç örgütüne yardım ettiğim iddiasını kesinlikle kabul etmiyorum. Bu suç örgütüyle ilgili olarak dosyada yer alan iddialar; somut delillere dayanmayan, tek taraflı beyanlardan ve radyo, televizyon ile gazetelerde yer alan haberlerden ibarettir. Üzerime atılı bu suçlamaları kabul etmiyorum. Benim bildiğim, mensubu olduğum ve üyesi bulunduğum tek yapı vardır. O da Cumhuriyet Halk Partisi’dir. CHP’li olduğumuz, solcu olduğumuz, Atatürk’ün askerleri olduğumuz için mi suçluyuz?
"Bana isnat edilen eylem, ben işten ayrıldıktan sonra gerçekleştiren bir ihaledir"
uruşmada, "özel belgede sahtecilik", "ihaleye fesat karıştırma", "edimin ifasına fesat karıştırma", "resmi belgede sahtecilik", "suç örgütünün hiyerarşik yapısına dahil olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme" iddialarıyla tutuklu yargılanan eski Beşiktaş Belediyesi Destek Hizmetleri Müdürü Gülal Erdovan Anıl, savunma yaptı.Hakkındaki suçlamaları reddeden Anıl, "Tamamen görevimiz gereği gerçekleştirilen ihaleler nedeniyle bize yaşatılan telafisi mümkün olmayan mağduriyetler var. Aylar sonra iddianamemiz hazırlandı. İddianamede beni sarsan bu değerlendirmeleri reddediyorum" dedi.
İddianamede yer alan 19. eylem nedeniyle suçlandığını ifade eden Anıl, "Bu ben işten ayrıldıktan sonra gerçekleştiren bir ihaledir. Kayıtlara geçmesini istiyorum. Kamu çalışanı olmanın gereğini yerine getirdik. Bizim gösterdiğimiz özeni göstermeyerek aleyhimizde ifade veren firmaların ithamlarını kabul etmiyorum. Bütün yaklaşık fiyat teklifleri tarafımıza ulaşmıştır. Bir suç işlemedik, kabul etmiyorum. İhaleye fesat karıştırma suçu olsaydı kamu ihale kurumu da bizimle birlikte yargılanırdı çünkü onlar onaylıyor" şeklinde konuştu. Gülal Erdovan Anıl, beraatine ve tahliyesine karar verilmesini istedi.
Duruşmaya, yarın sanıkların savunmalarıyla devam edilecek.
ANKA