Trump, İran’ı vurabilmek için Rusya, Çin ve Hindistan’ı satın aldı

Gürbüz Evren, Independent Türkçe için yazdı

Fotoğraf: AA

Yazının başlığı çok iddialı, abartılı hatta komplo teorisi gibi görülebilir ve bazı okuyucuların sert tepkilerine yol açabilir.

Hiç şaşırmayın Trump, İran’ı her an vurabilir, çünkü tüm gelişmeler, imzalanan anlaşmalar bunu gösteriyor.

Ayrıca Trump’ın amacı, İran’ı sadece vurmak değil aynı zamanda rejimi de yıkmak.

Buna da Hamaney’i ortadan kaldırarak başlamayı planlıyor.

Hamaney’i ortadan kaldırmak hatta buna girişmek bile İran’dan başlayarak bölgeye ve dünyaya dalga dalga yayılan uzun süreli bir istikrarsızlık, güvenlik ve şiddet sorunlarına neden olabilir.

Bu seçenek Pandora’nın kutusunu açmak demektir.

Trump bunu yapabilir mi ya da bu riski göze alabilir mi?

Yazıdaki tespitleri okuduğunuzda, bundan sonra olabileceklere siz karar verin.

Genel bir bilgiyle başlayalım.

Büyük Güçler kendi aralarında şu ya da bu şekilde anlaşmaya varmadan ne bir savaş başlatırlar ne de bir ülkeye saldırırlar.

Tam olarak anlaşamamış olsalar bile yine de onları harekete geçiren bir asgari anlaşma vardır.

Kamuoyu bu anlaşmayı göremez, bilemez, çünkü bazı şeyler duyurulmadan, söylenmeden, perde arkasında yapılır.

Rusya, Çin ve Hindistan ile ABD arasındaki gizli anlaşmalardan bahsediyoruz.

Rusya, Ukrayna’da istediğini Trump’dan aldı.

Ukrayna dosyası Putin için büyük oranda kapandı gibi gözüküyor.

İstediğini alan Rusya artık rahatlıkla önüne bakabilecek bir noktaya geldi.

Öyleyse Putin, İran konusunda susabilir.

Kısacası Trump, Ukrayna’yı, Rusya’ya sus payı olarak verdi.

Çin, Avrupa Birliği ile çok önemli ticari anlaşmalar yaptı.

Öyleyse İran konusunda susabilir.

Başka bir deyişle ABD, Avrupa Birliği anlaşma yapmasına göz yumarak Çin’e sus payı verdi.

Çin, Grönland ve Venezuela konularında neden sessiz kaldı? Nasıl bir sus payı aldı? soruları gelebilir. 

Yanıt çok basit, ABD, Tayvan’da geri adım attı ve bu konuda Çin’e göz yumacağı ya da çok direnmeyeceği mesajını verdi.

Bu durumda Çin elbette ki, yanı başındaki Tayvan sorununun kendi istediği gibi çözülmesini tercih etti.

İran konusunda sesinin kısılması ve desteğinin kesilmesi gereken bir diğer ülke de bölgedeki yadsınamaz etkisi nedeniyle Hindistan’dır.

Avrupa Birliği Komisyonu Başkanı Ursula Van der Leyen ve Avrupa Birliği Komisyonu Başkanı Antonio Costa, 2 gün önce Hindistan’a gittiler.

Hindistan ile Avrupa Birliği arasında tarihi bir ticari anlaşma imzalandı.

Söz konusu anlaşma, dünya ticaretinin üçte birini ilgilendiren bir gelişmedir.

Dolayısıyla Trump, bu anlaşmayı engellemeyerek Hindistan’a da İran konusunda bir sus payı verdi.

Gelelim sahada olanlara.

ABD, Hint Okyanusu tarafında, İran açıklarına 2 uçak gemisi ve birçok savaş gemisini konuşlandırdı.

Amerikan Donanmasının bölgeye intikali devam ediyor.

Bu aynı zamanda yüzlerce savaş uçağı ve binlerce füze de demektir.

Turistik bir gezi ya da İran’a dostluk ziyareti için gelmediklerine göre, bunca gücün bu bölgede toplanmasının ciddi sonucu olacaktır.

ABD’nin, İran’ın yakınında, tam karşısındaki Katar’da, Suudi Arabistan’da, Kuveyt’te, Irak’ta birçok askeri üssü var.

Eğer sınırlı bir operasyon düşünseydi, donanmanın bu kadar büyük bir gücünü Hint Okyanusuna getirmez, söz konusu üsleri kullanırdı.

Demek ki Trump’ın hedefi sıradan bir operasyon ile uyarıda bulunmak değil İran’ın rejimini değiştirmek.

Hatırlayalım, Haziran 2025’deki 12 gün savaşında, ABD ve İsrail, İran’ın füze stoklarını ve füze atış rampalarını vurmuş, yok etmişti.

Belli ki ABD istihbaratı ve Mossad’ın sahadaki ajanları, İran’ın yaklaşık 7 aydır Çinli ve Kuzey Koreli uzmanlarla ürettiği yeni füze stoklarının yerini tespit etmişler.

Bununla da kalmamış, yeni füze rampalarının da yerlerini tespit etmişler.

Elbette saldırı anında İran’ı hızla zayıf düşürmek için vuracakları birçok öncelikli hedef var.

Ama İran savunmasının bel kemiği olan füzeler ve füze rampaları daha da öncelikli olacaktır.

İşte bu yüzden ABD Donanması savaş unsurları bölgeye intikal etti.

Kısacası ABD, rejimi değiştirme amaçlı olarak her an vurabilir.

Bu da konuyla ilgili ülkeler için hiç de sürpriz olmaz. 

Zaten Amerikan Başkanı Donald Trump’ın stratejisinde uyarı var, tehdit var, savaş seçeneği var, ama diplomasi seçeneği yok. 

Konunun bizi ilgilendiren yanına gelirsek, ABD’nin, İran’a rejimi de değiştirmek amaçlı saldırması sonucu ortaya çıkacak kaos, Türkiye’ye çok büyük zararlar verme potansiyeline sahiptir.

Suriye iç savaşı sürecinde yaşadıklarımızın kat ve kat fazlasını yaşama tehlikesiyle karşı karşıya kalırız.

Yaklaşık 911 kilometre sınırımızın bulunduğuSuriye’deki iç savaşın Türkiye’ye etkilerini sosyal barış, iç ve dış güvenlik, terör örgütleri ve ekonomi başta olmak üzere birçok alanda gördük.

Daha yeni yeni Suriye düzelmişken, bu kez de aynı sorunları 560 kilometre uzunluğunda sınırımızın olduğu İran konusunda yaşamak, büyük sıkıntılara yol açacaktır.

Üstelik İran sınırı, Suriye sınırı gibi genelde düz bir arazi üzerinde uzanmıyor.

Dağların, tepelerin, kanyonların, kayalıkların olduğu zorlu bir sınırdan bahsediyoruz.

Türkiye’nin uzunca bir süredir ABD’nin, İran’a olası saldırısı sonunda ortaya çıkabilecek göç dalgası başta olmak üzere birçok gelişmeye karşı ciddi önlemler aldığını biliyoruz.

Örneğin 2021’den bu yana örülen yüksek beton duvarın hızla tamamlanma aşamasına girdiği açıklanmıştı.

Ayrıca 24 saat görev yapan İHA ve uçaklar da sınır kontrolünde önemli bir rol oynuyor.

Ve yine unutulmasın ki Suriye ve Irak sınırlarımızda nasıl PKK-YPG varsa aynı şekilde İran sınırımızda da PKK’nın kolu PAJAK var.

Türkiye, olası bir göç ve sığınmacı dalgasını İran sınırları içinde karşılayabilecek tampon bölge seçeneğini de mutlaka düşünüyordur.

Son bir not, bazı okuyucular, “Çin ve Hindistan ile ticari anlaşmalarda kazanan Avrupa Birliği oluyor. Bu ABD’nin çıkarına değil” diye itiraz edecektir.

Onlara, kimin kazandığını anlamalarını için yazıyı birkaç kez okumalarını öneriyorum.
 

*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

© The Independentturkish

DAHA FAZLA HABER OKU