Sanal kumar ve yasa dışı bahis: Toplumsal riskler ve çok boyutlu mücadele politikaları

Prof. Dr. Levent Eraslan, Independent Türkçe için yazdı

Fotoğraf: AA

Ülkemiz son dönemde özellikle sanal kumar ve bahis çetelerinin işgali altındadır.  Etrafımızdaki çeşitli ülkelerden yasa dışı yolla bir çok suç örgütü toplumumuzu tehdit eder bir şekilde bu kötücül alışkanlığı yayma çabasına girmişler.

Dijitalleşmenin hız kazanmasıyla birlikte, sanal ortamda yasa dışı bahis ve kumar faaliyetleri sıradan bir bireysel alışkanlık alanı olmaktan çıkmıştır. Bugün gelinen noktada bu faaliyetler; bireylerin ruh sağlığını, aile yapısını, ekonomik dengeleri ve kamu düzenini aynı anda etkileyen karmaşık bir sorun alanı hâline gelmiştir. Özellikle son yıllarda sanal kumar kaynaklı intihar vakalarının kamuoyuna yansıması, meselenin yalnızca hukuki ya da mali boyutlarla ele alınamayacağını açık biçimde ortaya koymaktadır.

Saha gözlemleri ve farklı kurumların raporları, sanal kumarın özellikle gençler üzerinde ciddi bir psikolojik baskı yarattığını göstermektedir. Borçlanma, umutsuzluk ve sosyal çevreden kopuş gibi süreçler, çoğu zaman aile ve okul tarafından geç fark edilmekte; bu durum geri dönüşü zor sonuçlara yol açabilmektedir. Bu çalışma, sanal kumarın en çok etkilediği risk gruplarını, dünyadaki farklı mücadele yaklaşımlarını ve Türkiye’de geliştirilebilecek bütüncül bir politika çerçevesini ele almaktadır. 

Asimetrik bir tehlike olarak toplumu etkileyen, sanal kumar çılgınlığının milyonlarca dolarlık kirli para hacmi kriminal dünyanın da  çok ilgisini çekmektedir. 

İnternette, sosyal medyada dolaşan herkesin önüne bir şekilde bu platformların motive edici reklamları gelmekte ve teşvik teknikleri günbegün değişmektedir.

Sanal Kumarın Psikososyal ve Ailevi Tahribatı

Davranışsal bağımlılıklar üzerine yapılan akademik çalışmalar, sanal kumarın dürtü kontrol bozuklukları, kaygı düzeyinde artış ve sosyal geri çekilme ile doğrudan ilişkili olduğunu ortaya koymaktadır. Dijital platformların sunduğu anonimlik, bu bağımlılığın fark edilmesini zorlaştırmakta; bireylerin yaşadıkları sorunları gizleme eğilimini güçlendirmektedir. Ayrıca sanal kumar oynayanların etrafını da tıpkı “vampir etkisi” gibi bu kirli dünyaya dahil etme ve böylelikle kabahati yaygınlaştırma gibi eğilimleri de mevcuttur.

Aileler açısından bakıldığında, sanal kumarın etkileri yalnızca maddi kayıplarla sınırlı değildir. Güven ilişkilerinin zedelenmesi, aile içi iletişimin bozulması ve çatışmalar, sık karşılaşılan sonuçlar arasındadır. Gençlerde görülen borç birikimi ve buna eşlik eden utanç duygusu, bazı vakalarda intihar eğilimini besleyen temel unsurlardan biri hâline gelmektedir. Uyku düzeninde bozulma, içe kapanma ve sosyal ilişkilerden uzaklaşma gibi belirtiler, erken müdahale açısından göz ardı edilmemesi gereken işaretlerdir. Son dönemde rastlanan intihar eğitimleri ve bunu sosyal medyada son mektup şeklinde paylaşımları bu olayın ne kadar büyük olduğunda bizlere göstermektedir. 

Uluslararası Mücadele Modelleri ve Küresel Uygulamalar

Sanal kumarla mücadele, dünya genelinde ülkelerin dijital egemenlik anlayışına ve toplumsal önceliklerine göre farklı biçimlerde yürütülmektedir. Bazı ülkeler daha katı yasaklayıcı modelleri tercih ederken, bazıları finansal denetim ve rehabilitasyon mekanizmalarını öne çıkarmaktadır.

Güney Kore, dijital bağımlılıkla mücadelede en katı politikalara sahip ülkelerden biridir. “Oyun Bağımlılığıyla Mücadele Merkezleri” aracılığıyla hem psikolojik destek hem de teknik denetim süreçleri yürütülmektedir. 2011 yılında yürürlüğe giren Gençlik Koruma düzenlemeleri, gençlerin çevrimiçi oyun ve benzeri dijital faaliyetlere erişimini ciddi biçimde sınırlandırmıştır.

Birleşik Krallık ve Avrupa ülkelerinde ise daha çok finansal kontrol ve reklam kısıtlamaları öne çıkmaktadır. İngiltere’de kredi kartlarının kumar ödemelerinde yasaklanması ve harcama limitlerinin izlenmesi, riskli davranışların erken aşamada tespit edilmesini hedeflemektedir. İsveç gibi ülkelerde haftalık harcama sınırları ve zorunlu mola uygulamaları, bağımlılığın önlenmesine yönelik araçlar olarak kullanılmaktadır.

Amerika Birleşik Devletleri’nde federal düzeyde kabul edilen düzenlemeler, yasa dışı bahis akışını finansal sistem üzerinden engellemeyi amaçlamaktadır. Bankacılık kuruluşlarının bu tür işlemleri gerçekleştirmesi yasaklanmış; eyalet düzeyinde ise siber suç birimleri aktif rol üstlenmiştir. Son yıllarda kripto varlıklar üzerinden yürütülen bahis faaliyetleri de denetim kapsamına alınmıştır. 

Singapur’da ise, Casino Control Act kapsamında, vatandaşların çevrimiçi kumar sitelerine erişimi ulusal kimlik doğrulaması ile sınırlanmakta; ayrıca, aile üyeleri bağımlı bireyler adına erişim engeli talep edebilmektedir. 

Çin Halk Cumhuriyeti, Great Firewall üzerinden tüm yabancı kumar sitelerini bloke etmekte ve yasa dışı operasyonlara karşı ağır cezalar (hapis dahil) uygulamaktadır; bu yaklaşım, yurtiçi kumar bağımlılığını önemli ölçüde azaltmıştır.
Bu modeller, Türkiye’de uygulanacak stratejilere ilham kaynağı olabilir; özellikle, finansal blokaj ve eğitim odaklı yaklaşımlar, küresel başarı hikayelerinden uyarlanabilir.

Bu örnekler, sanal kumarla mücadelenin yalnızca yasaklama değil; denetim, eğitim ve rehabilitasyonu birlikte içeren çok yönlü bir politika gerektirdiğini göstermektedir.

Eğitim ve Hayat Boyu Öğrenme Temelli Yaklaşım

Sanal kumarla mücadelede eğitimin rolü çoğu zaman teknik önlemlerin gerisinde kalmaktadır. Oysa aileler ve öğretmenler, riskleri en erken fark edebilecek aktörlerdir. Bu nedenle Milli Eğitim Bakanlığı Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü koordinasyonunda yürütülen çalışmalar, mücadelenin en güçlü ayaklarından birini oluşturmaktadır.

Bu kapsamda benim de dahil olduğum eğitim ve farkındalık programlarında;


    •    Ebeveynlerin çocuklarının dijital davranışlarını okuyabilmesi,
    •    Öğretmenlerin ani performans düşüşlerini ve davranış değişikliklerini erken fark etmesi,
    •    Rehberlik servislerinin yönlendirici rolünün güçlendirilmesi
üzerinde özellikle durulmuştur.

Bu çalışmalar, mücadelenin yalnızca yasaklayıcı değil; koruyucu, önleyici ve güçlendirici bir çerçevede ele alınması gerektiğini açık biçimde ortaya koymaktadır. Bu çalışmaların özellikle öğretmen ve okul yöneticilerine de daha ayrıntılı verilmesi, kendi hinterlandlarında olabilecek durumlara karşı bir uyarı mekanizması gelişmenin sağlayacaktır.

Sonuç ve Değerlendirme

Sanal kumar ve yasa dışı bahis, bireysel zayıflıklardan öte, toplumun genel dokusunu hedef alan sistematik bir tehdit olarak değerlendirilmelidir. Bu sorun, ekonomik kayıpların yanı sıra ruh sağlığı krizleri ve aile parçalanmalarına yol açarak, uzun vadeli toplumsal maliyetler yaratmaktadır. Mücadele stratejileri, yalnızca teknik engellemelerle sınırlı kalmamalı; aile, eğitim kurumları, emniyet güçleri ve finans sektörünün koordineli bir şekilde hareket ettiği “sıfır tolerans” prensibine dayanmalıdır.

Öneriler açısından, Türkiye’de acil reformlar gereklidir: Öncelikle, ulusal bir “Sanal Kumarla Mücadele Koordinasyon Kurulu” kurulmalı; bu kurul, BTK, BDDK, Emniyet Genel Müdürlüğü ve Sağlık Bakanlığı temsilcilerinden oluşarak, politika geliştirme ve uygulama süreçlerini yönetmelidir. İkinci olarak, veri odaklı bir izleme sistemi hayata geçirilmelidir; yapay zeka destekli algoritmalar, sosyal medya trafiğini analiz ederek riskli içerikleri otomatik olarak kaldırmalı ve kullanıcıları uyarabilmelidir. Üçüncü olarak, uluslararası işbirliği güçlendirilmelidir; örneğin, INTERPOL ve Europol ile ortak operasyonlar, sınır ötesi bahis ağlarını çökertebilir. Dördüncü olarak, destek mekanizmaları genişletilmelidir; bağımlılar için ücretsiz hotline’lar, psikolojik danışmanlık merkezleri ve mali yardım programları (borç yapılandırma gibi) devreye sokulmalıdır. Beşinci olarak, medya ve kamu spotları yoluyla farkındalık kampanyaları yoğunlaştırılmalı; ünlü isimler ve sporcular, anti-kumar mesajlarını yaymak için kullanılmalıdır.

Sonuçta, Türkiye’nin bu alandaki kararlılığı, hukuki reformlar (yeni bir “Dijital Kumar Yasası” gibi), eğitsel programlar ve teknolojik yatırımlarla pekiştirilmelidir. Bu bütüncül yaklaşım, sanal bahis sistemlerini dijital alandan tamamen ortadan kaldırarak, toplumun geleceğini koruyabilir. Başarı, ancak tüm paydaşların katılımı ve sürekli değerlendirme ile mümkün olacaktır. Son söz sanal kumar ve bahisin legal ya da illegal türleri yoktur. 

Kumar kumardır ve tehlikelidir.

 

*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

© The Independentturkish

DAHA FAZLA HABER OKU