Dervişoğlu: Bayrak indirene edilecek muamele nasıl unutulmuştur?

Nusaybin’de Türk bayrağı indirilmesi olayı ile ilgili Dervişoğlu, “Türkiye'de devlet refleksi acaba bu kadar mı körelmiştir? Bayrak indirene edilecek muamele nasıl unutulmuştur, bu cüretkârlık nereye kadar gidecektir?” dedi

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, partisinin TBMM'de düzenlenen grup toplantısında konuştu.

Dervişoğlu konuşmasında şunları söyledi:

İYİ Parti'mizin kurultayını gerçekleştirdik. Milletimize hayırlar getirmesini temenni ediyorum. Her koşul ve şartta cesaretini, itidalini koruyan, aklında, kalbinde, ruhunda bu vatanın iyiliğinden başka derdi olmayan bütün kardeşlerimi selamlıyorum. Yeniden genel başkan olma sebebiyle gerek telefon açarak gerek mesaj yollayan başta siyasi partilerimizin genel başkanları olmak üzere herkese teşekkür ediyorum. Bilin ki siz benim başımı her zaman bulutlara kadar dik tuttunuz. Ben de Allah'ın üzerinde söz veriyorum, sizin başınızı eğdirmeyeceğim.

"Kimse bu numaraları yemiyor"

Türk milletinden başka hiçbir efendim olmadı, olmayacak. Emin olun ki vakit o vakittir. Vakit iyilerin vaktidir. İyi niyet mutlaka kazanacak. İyiler mutlaka kazanacak. Çünkü biz yalnız değil, beraberiz. Çaresiz değiliz, çare biziz. Dünya, eski ile yeninin kesişim alanında geçiş sancıları yaşamaktadır. İYİ Parti'nin birinci önceliği Türkiye'ye çektirilen acıların sona erdirilmesidir. Türk milleti 25 yıldır aynı bahaneleri dinliyor. Suriye'de savaş var, Rusya'da durum kritik, bekleyin diye avutuluyoruz. Oysa insanımız en temel haklarına ulaşmak için bekliyor. Açık söyleyeyim kimse bu numaraları yemiyor. Bu sözler ile karın doymuyor.

"Yetkisiz sorumlu ortaklarını affetmeyin"

3 yılda bir af çıkartanları, katili, sapığı baş tacı edenleri, yasaları uygulamayıp devlet gücünü kendilerine zırh yapanları asla affetmeyeceğim. Sizler de affetmeyin. Çocuğunuz ekmek almaya giderken, okula, işe giderken eğer yüreğiniz elinizdeyse affetmeyin. Sorumsuz yetkili iktidarı, yetkisiz sorumlu ortaklarını da affetmeyin. Her şeyi büyük hedeflere, dış güçlere atfedip kendilerini sıyırdıkları bu gölgeyi gün gelecek hep birlikte yırtacağız. Asla boyun eğmeyin. O gölgelerin altında, karanlığın içinde bırakılan toplumu güvensizlik ortamından çıkarmak durumundayız, alışmayın. Kendi işledikleri günahları bizden üstlenelim istiyorlar. Milleti tövbe zincirine esir edip kendi haram düzenlerini örüyorlar. Asla onların yerine tövbe etmeyin. Toplum olmamızdan, millet olmamızdan korkuyorlar, nefret ediyorlar. Bunları artık izlemeyin.

Buradan iktidara sesleniyorum. Vatandaşın cüzdanına el uzatmaya çalışmadan önce yıllardır tutturamadığınız enflasyon hedeflerinizin hesabını verin. Rakamlar ortada iken halktan kendi başarısızlığınızın ödemesini bekleyemezsiniz. Fukaralığı yaratıyorsunuz, yönetiyorsunuz. Yarattığınız sefaleti yönetmeye çalışarak bundan siyasi rant devşirmeye çalışıyorsunuz. Sonra da vatandaşı neden altına, dövize koşuyor diye suçluyorsunuz. Sorumluluğu başkalarının üzerine yıkmaya çalışıyorsunuz. Dönüp kendi kurumlarınızın verilerine bakın.

"Bayrak indirene edilecek muamele nasıl unutulmuştur?"

(Terörsüz Türkiye ismi ile yürütülen süreç) Bu hikayeyi yazanların kimler olduğunu biliyorduk. Bu hikaye ilk andan itibaren ne millidir ne yerlidir dedik. Emperyalizmin taarruzudur dedim. Türkiye'ye yönetenlere biçilen rol başrol değil figüranlıktır dedik. İhanet sürecini tasarlayanlar hala Öcalan'a referans veriyor. Bize karşı mangalda kül bırakmazken mangalda yakılan silahlardan medet umuyorlar. Eli kanlı bir katile barış güvercini kostüme giydirilerek her yerde konuşturuldu. Oysa bu ülkenin askeri, polisi terörün belini zaten kırmıştı. Güvenlik güçlerimizin başarısı sanki Öcalan tarafından verilmiş gibi yutturulmaya çalışıldı. Öcalan Suriye PKK'sına çağrı yapar zannettiler. Yapmadı, yapamadı, zaten yapamazdı. Siyasi sözcüleri çıkıp ilan etti, YPG'yi kapsamıyor beyanında bulundular. Teröristten medet ummaktan bunları vazgeçiremedik.

Ülke içinde PKK varlığını bizim askerimiz bitirdiyse ve Suriye'deki PKK varlığı yine askeri güç ile bastırıldıysa Öcalan ile müzakere etmek, onu meşrulaştırmak kime yaramıştır? Bu orta oyununda yine aynı yere geldik. Tam da tahmin ettiğimiz gibi, tıpkı birinci ihanet sürecinde olduğu gibi yine bayrağımıza el uzatıldı. O gün Diyarbakır'da bayrağımızı indirenler bugün ise Nusaybin'de aynı ihanete cüret ettiler. Bu durumdan daha vahimi ise o bayrağı indirenlere karşı ne yapıldığıdır ya da ne yapılmadığıdır. Türkiye'de devlet refleksi acaba bu kadar mı körelmiştir? Bayrak indirene edilecek muamele nasıl unutulmuştur, bu cüretkârlık nereye kadar gidecektir? Her iki sürecin de sonucu aynıdır. PKK Kürtlerin temsilcisi değildir. Kürtler bayraklarına aşık, devletlerine bağlı insanlardır. Böyle giderse örgütün 40 yılda yapamadığını bir yılda siz yaparsınız dedik. Şimdi kalkmış Suriye'deki gelişmeleri sanki bir zafermiş gibi sunmaya çalışıyorlar. PKK'yı perdelemek için uydurdukları SDG Fırat'ın batısından süpürülünce bunu başarası gibi sunuyorlar.

 

Independent Türkçe

DAHA FAZLA HABER OKU