Bakan Tunç: Başta cinsiyetsizleştirme olmak üzere değerlerimizi aşındıran akımlara karşı önleyici adımlar atacağız

"Çocuklarımızı zararlı içeriklerden, yönlendirici yayınlardan ve ruh dünyalarını tahrip eden dijital kuşatmadan korumak; onların güvenli, sağlıklı ve dengeli bireyler olarak yetişmesini sağlamak hepimizin ortak sorumluluğudur"

Fotoğraf: AA

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın öncülüğünde düzenlenen "Ailenin Korunması ve Güçlendirilmesi Ulusal Koordinasyon Kurulu’nun İkinci Toplantısı”na, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Adalet Bakanı Yılmaz Tunç ve Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin katıldı. Ankara’daki Hakimevi’nde düzenlenen toplantıda, açılış konuşmasını yapan Bakan Göktaş, ailenin, toplumun en önemli kalesi; nesilleri ve medeniyeti koruyan temel yapı olduğunu söyledi.

Bu yapıyı güçlendirmenin, hizmetleri, tekil başlıklar halinde değil; ortak hedefler doğrultusunda, birbirini tamamlayan bütüncül bir anlayışla yürütmekle mümkün olacağını ifade eden Göktaş, şunları kaydetti:

Koordinasyon Kurulumuzu etkili kılan temel unsur da budur. Bizler, aynı aileye farklı kapılardan ulaşan kurumlardan oluşuyoruz. Eğitimden sağlığa, adaletten sosyal hizmetlere, güvenlikten istihdama kadar her alan, aileye farklı hizmetler sunmaktadır. Kurul mekanizması ise bu hizmetlerin koordinasyon içinde, etkin ve sonuç odaklı şekilde yürütülmesini sağlamaktadır. Amacımız; ülkemizin en önemli sosyal kapasitesini oluşturan aileyi daha güçlü, daha etkin ve daha işlevsel hale getirmektir. Çünkü biliyoruz ki Türkiye’de aile güçlendirildiğinde; eğitimden istihdama, sosyal refahtan kuşaklar arası dayanışmaya kadar pek çok alanda eş zamanlı değer üretilmektedir.

Bugünkü öncelikli gündemimiz, aile odaklı politikalarımızın yerel düzeyde daha hızlı ve etkin biçimde yaygınlaştırılmasıdır. Bu kapsamda, 81 ilimizde yerel ihtiyaç ve dinamiklere göre şekillenen il eylem planlarını tamamladık. Bu planların her ilde aynı disiplinle uygulanması ve aynı nitelikte sonuç üretmesi büyük önem taşımaktadır. Zira aile güçlendikçe; çocukların eğitim başarısı artmakta, kadının sosyal ve ekonomik hayata katılımı güçlenmekte, sosyal refah ve dayanışma aynı anda yükselmektedir. Bu noktada sosyal risk haritalarımıza özellikle dikkat çekmek isterim. Sosyal risk haritalarımız, riskleri erken aşamada tespit ederek, ilgili tüm kurumların eş zamanlı biçimde devreye girmesini mümkün kılmaktadır. İlçe, mahalle ve hane ölçeğinde veriye dayalı önceliklendirme yapılmakta; veri temelli önleyici tedbirler yaygınlaştırılmaktadır. İzleme ve denetim süreçlerini Aile Rehberi aracılığıyla takip ederek, koruyucu ve önleyici hizmetlerimizi hanelere en hızlı şekilde ulaştırmayı hedefliyoruz. Bugün itibarıyla Eylem Planımızda yüzde 42,22 oranında gerçekleşme sağlanmış; il eylem planlarımızda ise yalnızca altı ay içinde yüzde 23,83 ilerleme kaydedilmiştir. Bu tablo, uygulama kapasitemizin sahada güçlü bir karşılık bulduğunu açıkça göstermektedir. Eğitimden medyaya, çalışma hayatından dijital güvenliğe, sağlıktan şehirleşmeye kadar her alanda 'aile dostu bir ekosistem' oluşturmak için önemli adımlar attık. Kamu kurumlarımız, yerel yönetimler, iş dünyası, sivil toplum kuruluşları ve üniversiteler ortak vizyon etrafında kenetlenmiş; her haneye dokunan somut ve sürdürülebilir projelerle topyekûn bir seferberlik yürütülmüştür.

"Aile, sevginin, saygının ve bütün değerlerin hayat bulduğu yerdir"

Toplantının açılışında konuşan Adalet Bakanı Yılmaz Tunç da ailenin toplum için önemini vurgulayarak, "Aile, toplumu ayakta tutan temel sütundur. Aile, sevginin, saygının ve bütün değerlerin hayat bulduğu yerdir. İnsanın vicdanı, merhameti, adalet duygusu ve sorumluluk bilinci ilk kez ailede şekillenir. Bu yönüyle aile, toplumun en küçük birimi değil, en büyük gücüdür. Bir milletin istikameti ailede çizilir. Bir çocuğun yarını, annesinin şefkatinde, babasının sorumluluğunda şekillenir. Aynı şekilde kadın güçlü değilse aile kırılgandır; aile kırılgansa toplum savunmasızdır” dedi.

Kadına yönelik şiddet konusuna dikkati çeken Tunç, “Kadına yönelik şiddet sadece bir suç değildir. Aynı zamanda Sayın Cumhurbaşkanımızın ifadesiyle insanlığa ihanettir. Bir annenin gözyaşı, bir çocuğun hayatından çalınan umuttur. Bu nedenle kadına yönelik şiddetle mücadeleyi yalnızca cezayla değil; önleyici, koruyucu ve onarıcı adalet anlayışıyla ele alıyoruz. Yargı reformlarımızın merkezine kadını ve çocuğu koymamızın sebebi de bu anlayıştır. 6284 sayılı Kanun’dan uzmanlaşmış mahkemelere, elektronik kelepçeden acil koruma tedbirlerine kadar attığımız her adım, ‘bir kadının daha canı yanmasın’ diye atılmıştır" diye konuştu.

"Biz çocuklara dosya numarasıyla değil, bir ömürlük emanet olarak bakıyoruz"

Yılmaz Tunç, çocuk hakları konusuna da önem verdiklerini, çocuk adaleti anlayışının temelinde de hiçbir çocuğun kaderine terk edilemeyeceği düşüncesinin yattığını anlattı. Bakan Tunç, onarıcı adalet yaklaşımıyla, çocuğun üstün yararını gözeterek, onları yeniden topluma kazandırmayı esas aldıklarını, çocuk dostu adliyeler ile uzmanlaşmış savcı ve hakimlerin bu anlayışın ürünü olduğunu belirterek, şöyle devam etti:

Çünkü biz çocuklara dosya numarasıyla değil, bir ömürlük emanet olarak bakıyoruz. Bizim anlayışımıza göre kadın güvende değilse adalet yarım kalır, çocuk mutlu değilse gelecek gölgelenir, aile ayakta değilse toplum zayıflar. Adalet yalnızca faille ilgilenmez; aynı zamanda mağdurun yeniden ayağa kalkmasını sağlar. Bu nedenle sosyal politikalarla hukuki süreçleri birlikte yürütüyoruz. Şiddet gören kadının yalnız kalmadığı, çocuğun sahipsiz bırakılmadığı ve ailenin parçalanmadığı bir sistemi birlikte inşa ediyoruz. Son 23 yılda ailenin korunması ve güçlendirilmesi, kadın hakları ve çocuk hakları konusunda anayasal, yasal ve idari birçok önemli düzenlemeyi hayata geçirdik. Bu kapsamda kadın ve erkeklerin eşit haklara sahip olduğunu, kadınlara ve çocuklara pozitif ayrımcılık tanınmasını, çocuğun ana ve babasıyla kişisel ve doğrudan ilişki kurma ve sürdürme hakkını, devletin her türlü istismar ve şiddete karşı çocukları koruyucu tedbirleri alma yükümlülüğünü anayasal güvence altına aldık. Ayrıca ailenin korunması ve kadına karşı şiddetin önlenmesine ilişkin kanunu yürürlüğe koyduk.

"Kravat indirimi olarak anılan davranışların takdiri indirim nedeni olarak kabul edilmemesini kanunlaştırdık" 

Dördüncü Yargı Paketi ile kadına karşı işlenen kasten öldürme, kasten yaralama, eziyet ve kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçlarının cezalarının artırılmasını; kadına yönelik kasten yaralama suçunun tutuklama nedeni sayılmasını; ısrarlı takibin müstakil suç hâline getirilmesini; duruşmalarda salt iyi hal indirimi alabilmek için ‘kravat indirimi’ olarak anılan tutum ve davranışların takdiri indirim nedeni olarak kabul edilmemesini ve kadınların adalete erişimini güçlendirmek amacıyla ücretsiz avukat desteğini kanunlaştırdık. Kadının yanında ailenin bir diğer ana sütunu olan çocuklarımızın hakları konusunda da son derece hassasız. Bu kapsamda çocuklarımızın haklarını ve esenliklerini güvence altına almayı amaçlayan Çocuk Koruma Kanunu’nu yasalaştırdık. Çocukların yetişkinlerden ayrı yargılanmasını sağlamak, adli süreçlerden yıpranmalarını önlemek ve üstün yararlarını gözetmek amacıyla çocuk mahkemeleri ve çocuk adalet merkezlerini kurduk. Ayrıca çocuk teslimi ve çocukla kişisel ilişki kurulmasını icra sisteminin dışına çıkararak bu işlemlerin çocuk görüşme merkezlerinde uzmanlar tarafından gerçekleştirilmesini sağladık.

"Çocukların güvenli, sağlıklı ve dengeli bireyler olarak yetişmesini sağlamak hepimizin ortak sorumluluğudur"

Tunç, çocukları ailelerinden koparan hiçbir yapıya taviz vermeyeceklerini ifade ederek, şöyle konuştu:

Küresel ölçekte sistemli biçimde yaygınlaştırılan ve aile yapımızı hedef alan, başta cinsiyetsizleştirme olmak üzere toplumu ifsat eden ve değerlerimizi aşındıran akımlara karşı gerekli tüm önleyici adımları atacağız. Bu tehditler karşısında Anayasa ve kanunların bize verdiği yetkiyle açık ve bağlayıcı düzenlemeleri hayata geçirmek zorundayız. Çocuklarımızı zararlı içeriklerden, yönlendirici yayınlardan ve ruh dünyalarını tahrip eden dijital kuşatmadan korumak; onların güvenli, sağlıklı ve dengeli bireyler olarak yetişmesini sağlamak hepimizin ortak sorumluluğudur. Özellikle dijital oyunlar, sosyal ağlar ve çevrim içi sohbet ortamları üzerinden çocukları şiddete özendiren, psikolojik olarak yıpratan ve onları ailelerinden koparan hiçbir yapıya müsamaha göstermeyeceğiz.

Bazı sosyal medya hesaplarında takipçi, etkileşim ve maddi kazanç uğruna yaşlıların, çocukların ya da hasta kişilerin saatlerce canlı yayınlarla teşhir edilmesini de asla kabul edemeyiz. Bu tür mecralara karşı erişim engeli dâhil olmak üzere tüm idari ve yargısal yaptırımlar tereddütsüz uygulanmaktadır. Bununla birlikte, geleceğimizi tehdit eden ve birçok aileyi dağıtan uyuşturucu ile mücadelemizi de kararlılıkla sürdürüyoruz. Aynı şekilde Türk yargısı, dijital bağımlılık oluşturan sanal bahis ve yasa dışı kumar ağlarıyla mücadelesini hukuk devleti ilkeleri çerçevesinde kesintisiz biçimde devam ettirecektir.

 

Independent Türkçe, ANKA

DAHA FAZLA HABER OKU