Trump yönetiminin Maduro operasyonuna Türkiye’den tepkiler

ABD’nin operasyonuna tüm siyasi partilerden tepki geldi

Fotoğraf: AA

ABD’nin Venezuela’ya yönelik operasyonuna Türkiye’den tepkiler yükseldi. Siyasi partilerden gelen tepkilerde, ABD’nin yaptığı askeri operasyon eleştirildi.

Gelen tepkiler şu şekilde:

Dışişleri Bakanlığı: Tüm tarafları itidalli davranmaya çağırıyoruz

Venezuela’da meydana gelen son gelişmeleri yakından takip ediyoruz.Türkiye, Venezuela’nın istikrarına ve Venezuela halkının huzur ve esenliğine önem atfetmektedir. Mevcut durumun bölgesel ve uluslararası güvenlik açısından olumsuz sonuçlar doğurmamasını teminen tüm tarafları itidalli davranmaya çağırıyoruz. Venezuela’daki krizin uluslararası hukuk çerçevesinde çözüme kavuşturulması yönünde her türlü yapıcı katkıyı sunmaya hazırız. Bu süreçte, Karakas Büyükelçiliğimiz, ülkede bulunan vatandaşlarımızla iletişim ve gerekli koordinasyonu kesintisiz biçimde sürdürmektedir.

Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulu Başkanvekili Mehmet Uçum: Milli devletler birçok açıdan ontolojik tehdit altındadır

Maduro olayı emperyalist saldırganlıkların haydut devlet yöntemleriyle de yapılabileceğini gösteren vahşi örneklerden biridir. Maduro olayı uluslarası hukukun, uluslarası kurumların ve BM’nin tamamen sıfırlandığını bir kez daha ortaya koyan bir suç eylemidir. Yani görünürdeki uluslararası sistemin emperyalist suçlarla tamamen tasfiye edildiği bir kez daha anlaşılmıştır. Maduro olayı günümüzde çıplak güç savaşları dışında hiçbir realitenin olmadığını, saldırgan güçleri sınırlayacak hiçbir kuralın ve kurumun bulunmadığını, emperyalist saldırganlığa karşı güce dayalı mücadeleden başka bir seçenek olmadığını çarpıcı şekilde gösteren bir örnektir. Maduro olayı artık günümüz dünyasında hangi mecrada olursa olsun gücü güçle sınırlamaktan, güce güçle karşı koymaktan başka bir varoluş imkanının olmadığını tüm dünyaya bir kez daha göstermiştir. Maduro olayı bir kez daha kanıtlamıştır ki emperyalist saldırganlığın bütün amacı dünyanın başta enerji, tüm kaynaklarına hakim olmaktır. Bu amaca ulaşmak için her türlü hukuksuzluğu, vicdansızlığı ve ahlaksızlığı meşru gören insanlık dışı bir emperyalist zihniyet var. Halen daha tüm bu emperyalist saldırganlıkları hak ve özgürlük sahtekarlığıyla değerlendirmek emperyalizmin ideolojik uşaklığını yapmaktan başka bir şey değildir.Milli devletler birçok açıdan ontolojik tehdit altındadır. Bunlara Maduro olayıyla birlikte ‘emperyalist haydut devlet’ tehditi de görünür şekilde eklenmiştir. Bugün her zamankinden çok daha fazla anti-emperyalist mücadeleyi yükseltmek, milli devletlerin anti-emperyalist işbirliğini güçlendirmek gerekiyor. Başka bir seçenek kalmamıştır.

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik: Siyasi tapusu sadece ve sadece o ülkenin halkına aittir.

Sayın Cumhurbaşkanımız ve AK Partimiz her zaman uluslararası hukukun, ülkelerin meşru egemenliğinin ve toprak bütünlüğünün savunucusu olmuştur. “Yönetimlerin meşruiyetinin halk iradesine dayandığı” ve “bir ülkede meşru yönetim değişiminin sadece o ülkenin halkına ait demokratik bir hak olduğu” ilkeleri, Cumhurbaşkanımızın ve Ak Partimizin siyasi hayatının eksenidir. Bu ilkeleri ihlal eden hiçbir gelişmeyi onaylamayız.  Cumhurbaşkanımızın ve Ak Partimizin siyasi yolcuğunun en büyük yol arkadaşı siyasi meşruiyettir. Siyasi meşruiyet ilkelerini hedef alan ve uluslararası hukuku ihlal eden hiçbir eylemi tasvip etmeyiz. Venezuela’daki olaylarla ilgili olarak bakışımız bu ilkeleri esas almaktadır. Venezuela halkının ülkelerindeki siyasi egemenliğin yegane sahibi olduğunun altını çiziyoruz. Biz, “siyasi meşruiyet”e güç odaklarının gözünden değil, güç odaklarına “siyasi meşruiyet” merceğinden bakarız. Bir ülkenin halkına ait egemenliğin hedef alınması ve uluslararası hukukun ihlal edilmesi hiçbir şekilde kabul edilemez. Bir ülkenin “SİYASİ TAPU”su sadece ve sadece o ülkenin halkına aittir. “Meşru egemenlik” sadece o ülkenin halkının inşa edeceği bir iradedir; dışardan dayatılamaz. Uluslararası düzenin ve uluslararası hukukun varlığı da bunun için gereklidir. Cumhurbaşkanımız bu prensiplerin en güçlü savunucusudur.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in ve muhalefetteki kimi genel başkanların dünyayı sarsan bir olay karşısında akıllarına ilk gelenin Cumhurbaşkanımıza dönük niteliksiz sözler söylemek olması son derece vahim ve sağlıksızdır. Bu muhalefet odakları dış politikada tek bir olayı bile yönetmemiştir, böyle bir tecrübeleri yoktur. Dış politikadan anladıkları tek şey Türkiye’yi şikayet etmek, gelişmeleri ancak iş işten geçtikten sonra anlamak ve kriz yönetmeyi retorik üretmek zannetmektir. Türkiye’de muhalefet niteliksiz ve dar siyaset koridorlarına sıkışmamalıdır. Dünyanın sarsıldığı bu zamanlarda herkes sağduyu ile hareket etmeli, sorumlu davranmalı ve söylenen sözlerin Türkiye’nin yoluna hizmet etmesine özen göstermelidir.  Sayın Cumhurbaşkanımız küresel krizlerin en usta yöneticilerinin başında gelmektedir. Hakkı söylemekten geri durduğu ya da haksızlığa göz yumduğu da görülmemiştir. Cumhurbaşkanımızın hangi sözü ne zaman ve nerde söyleyeceği siyasi tecrübesinin ve kriz yönetme ustalığının bir parçasıdır. Cumhurbaşkanımız “kendi sözüne hakim”dir ve bu özelliğe sahip dünya liderlerinin önde gelenlerindendir. Cumhurbaşkanımızın, siyasi meşruiyet kavramına zıt bir gelişmeyi onayladığı ya da mazur gördüğü görülmemiştir. Sayın Cumhurbaşkanımızın hangi krizi nasıl yönettiği, hangi sözü ne zaman ve ne şekilde söylediği, dünyanın her yerinde en dikkatli şekilde izlenir. Bunun sebebi, siyasi ezberlerin dışında nitelikli ve özgün bir siyasi çizgiyi inşa etme kabiliyetindendir.  Dünyanın zor zamanlarındayız. Giderek daha da zorlaşacak bir küresel ortamla karşı karşıya kalacak tüm dünya. Bu zor zamanlarda en büyük dayanağımızın siyasi ilkelerimize daha çok sahip çıkmak olduğunu biliyoruz. Siyasi meşruiyet ilkelerimizden zerre kadar taviz vermiyoruz. Ülkemizdeki tüm siyasi odakların dış dünyadaki kaotik gelişmeler karşısında Türkiye için sorumlulukla ve sağduyu ile hareket etmesi gerektiğinin altını çiziyoruz. Siyasi aklın gereği dünyadaki kaosa karşı iç cephemizi sağlam tutmaktır. Devlet aklının ve diplomasinin tüm imkanlarını değerlendirerek, istikametimizi daha da güçlendireceğiz. Sayın Cumhurbaşkanımızın büyük tecrübesi ve siyasi iradesiyle krizlerin yönetiminde inşa edeceği siyasi hatlar, Türkiye’nin yolunu açık tutmaya devam edecektir.

Bahçeli: 15 Temmuz’la aynı

MHP Lideri Devlet Bahçeli, ABD’nin Venezuela’da Devlet Başkanı Nicolas Maduro’ya yönelik askeri müdahalesini “hukuksuz ve haksız bir girişim” olarak nitelendirerek, yöntemin 15 Temmuz 2016’daki FETÖ darbe girişimiyle benzerliğine dikkat çekti.

MHP Genel Başkan Yardımcısı İsmail Özdemir, Lider Devlet Bahçeli’nin CNN Türk’teki değerlendirmesini sosyal medya hesabından paylaştı:

ABD’nin bugün Venezuela’da yapmış olduğu askeri müdahale ile devlet başkanı Nicholas Maduro’yu iktidardan hukuksuz ve haksızca uzaklaştırma girişimi bizim tarafımızdan bilinen ve tanıdık bir komplodur. Bazı yayın organlarında ise bu hakikat yerine meselenin başka mecralara çekilmeye çalışılması hatalı ve yanlış bir yaklaşım olacaktır.

Türkiye’de 15 Temmuz 2016 tarihinde FETÖ eliyle gerçekleştirilen kalkışmada Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan Marmaris’te bulunurken, doğrudan kendisine yönelik sergilenen aşağılık girişimdeki yöntemle, bugün Maduro’yu hedef alan yöntem birbirinin aynısıdır. 15 Temmuz 2016’da Türk Milleti’nin iradesi ile netice alamayan ABD, bugün Venezuela’da benzer bir girişimde bulunmuştur. Konunun bu yönünün yayın ve yorumlarda ele alınması, yöntemdeki benzerliğin kamuoyunun dikkatine sunulması daha doğru olacaktır.

CHP lideri Özgür Özel: Bu fotoğrafa iyi bak Sayın Erdoğan

15 Temmuz’da beni ilk arayan Maduro’ydu” diyordun. Maduro kardeşim, dik dur, yanındayız” diye seslenip, destek gönderiyordun. Maduro, adil olmayan seçimler yaptığında, kendi halkına adaletsiz davrandığında “kardeşim” diyerek arkasında duruyordun. O zaman da yanlış yapıyordun. Ama dostun Trump geldi, uluslararası hukuku çiğneyip kardeşin Maduro’yu yatak odasında eşiyle birlikte aldı, elini gözünü bağlayıp götürüyor. Şimdi ne hazindir ki; bu fotoğraf karşısında susuyorsun. Demokrasiyi savunman gerektiği zaman Maduro’yu savunuyordun, şimdi dünya düzenini savunman gerektiğinde, suskunluğunla, Trump’ın başka bir ülkeye darbesini savunuyorsun. Çünkü muhtaç hissettiğin Trump’tan çekiniyorsun. İşte sizin demokratlığınız da dostluğunuz da kardeşliğiniz de bu kadar!

DEM Parti: Her türlü emperyalist müdahaleye, askeri tehdide ve hukuksuzluğa karşı duruyoruz

DEM Parti Dış İlişkiler Komisyonu Eşsözcüleri Ebru Günay ve Berdan Öztürk imzasıyla yapılan açıklamada şunlar kaydedildi:

Dünyanın farklı bölgelerinde derinleşen gerilimler, çatışmalar ve tek taraflı müdahaleler, uluslararası düzenin hızla aşındığı bir döneme işaret etmektedir. Bu sürecin en son ve en kaygı verici örneklerinden birine, ABD yönetiminin Venezuela’da gerçekleştirdiği askeri operasyonla tanık olduk. ABD Başkanı Donald Trump’ın emriyle yürütülen bu müdahale; Birleşmiş Milletler’in kurucu anlaşmaları ile uluslararası hukukun açık ihlali, bir ülkenin egemenlik haklarına yönelik kabul edilemez bir saldırı ve halkların kendi geleceklerine demokratik yollarla karar verme hakkının gaspıdır. Bir ülkenin, “istenilen yönetim oluşana kadar dış güçler tarafından yönetileceği” biçimindeki yaklaşım, yalnızca Venezuela için değil, tüm dünya açısından son derece tehlikeli bir kapıyı aralamaktadır.

Askeri kapasite üstünlüğünün siyasi tercihler dayatmak ve halkların iradesini bastırmak için kullanılabileceğinin ilan edilmesi, açık bir tehdit ve küresel ölçekte kuralsızlığın beyanıdır. Bu tutum uluslararası kurumların, çok taraflı mekanizmaların ve ortak hukuki normların bilinçli biçimde devre dışı bırakılması anlamına gelmektedir. Venezuela’nın enerji, doğal ve yeraltı kaynakları, küresel güç mücadelelerinin değil, o ülkede yaşayan halkların ortak ve meşru mülkiyetidir.

Ayrıca uyarıyoruz ki; böylesi askeri müdahalelerin yarattığı otorite boşluğu ve kaos ortamı, tarihsel tecrübelerle sabittir ki halklara barış değil daha fazla yıkım getirmektedir. Venezuela’da devlet kurumlarının ve idari yapının işlevsizleştirilmesi, bölgeyi küresel uyuşturucu kartelleri ve organize suç örgütleri için denetimsiz bir faaliyet ve hakimiyet alanına dönüştürme riski taşımaktadır. Bu durum, sadece Venezuela halkını değil tüm bölgeyi tehdit eden, sınırları aşan derin bir güvenlik sorunu yaratacaktır. Öte yandan, Venezuela’da uzun süredir devam eden siyasal krizin sorumluluğu yalnızca dış müdahalelere indirgenemez. Maduro yönetiminin insan hakları ihlalleri, muhalefete yönelik baskıları ve demokratik siyasal alanı daraltan uygulamaları da ülkeyi derin bir çıkmaza sürüklemiştir. Ancak bu sorunların çözümü askeri operasyonlar, kuşatmalar ya da dışarıdan dayatılan yönetim değişiklikleri değildir.

Venezuela’da kalıcı istikrar ve refah ne otoriter yönetim pratikleriyle ne de uluslararası askeri müdahalelerle sağlanabilir. Çözüm, Venezuela halklarının demokratik iradesine saygı gösterilmesi, temel hak ve özgürlüklerin güvence altına alınması, hukukun üstünlüğünün tesis edilmesi ve kapsayıcı, barışçıl bir siyasal sürecin önünün açılmasıyla mümkündür. 21’nci yüzyıla barış, adalet ve eşitlik umuduyla giren halklar, gücü elinde bulunduranların dünyaya hükmetme iddiasını kabul etmez ve etmeyecektir. DEM Parti olarak, Venezuela halklarının demokrasiye, özgürlüğe ve onurlu bir yaşama kavuşma hakkının yanında olduğumuzu; her türlü emperyalist müdahaleye, askeri tehdide ve hukuksuzluğa karşı durduğumuzu kamuoyuna saygıyla duyururuz.

İYİ Parti Genel Başkanı Musavat Dervişoğlu: Böylesi bir hoyratlık meşrulaşamaz

Ya dediklerimizi yaparsın, ya da işini bitiririz” doktrini, sadece barbarlıktır. Bir devlet başkanı yozlaşmış ve otoriter de olsa, böylesi bir hoyratlık meşrulaşamaz.  Dünya hızla kural ve kurum tanımaz bir noktaya sürüklenirken, Cumhuriyet Devletimize ve Milli Kimliğimize ne kadar sahip çıkmamız gerektiğini bir kere daha gördük. Çünkü, bir rejimin istikrarı, sadece “ben kazandım, oldu” denilen seçimlerle ölçülmez.

Bir devletin gücü, ancak kurumlarının ve kurallarının gücüyle orantılıdır. Bir ülkenin en hayati savunma sistemi ise partizanlığa değil, toplumsal rızaya dayalı siyasettir. Milletin ortak rızasına boyun eğen bir iktidarın, başka hiç bir güce baş eğmesine de gerek kalmayacaktır.  Dilerim ki,  Türkiye’yi yönetenler de aynı idrak içinde hareket etsinler.

Saadet Partisi lideri Mahmut Arıkan: Zorbalığı en sert şekilde kınıyoruz

ABD’nin Venezuela’ya yönelik saldırısı, açık bir emperyal saldırıdır. Uluslararası hukuku ayaklar altına alan bu pervasızlık; silah zoruyla ülke dizayn etme hastalığının yeni bir tezahürüdür. Hiçbir güç, bir halkın iradesine bomba yağdırarak “demokrasi” dersi veremez. Bu saldırganlığı, çifte standartlı küresel zorbalığı ve kan üzerinden siyaset kuran anlayışı en sert şekilde kınıyoruz.

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu: Sistemik Deprem bütün şiddetiyle devam ediyor.

Kendini Nobel Barış Ödülü’ne aday gösteren Trump daha bir yıl dolmadan İran ve Yemen’den sonra Venezuela’yı da vurdu, Başkan Maduro’yu kaçırdı; desteklediği İsrail Orta Doğu’da soykırım yapıyor, ülkeleri bombalıyor, bölmeye çalışıyor. Uluslararası hukuk ilkeleri Trump-Netanyahu ikilisi tarafından açıkça çiğneniyor. Bundan sonra gücü yeten her ülke kendi hinterlandında benzer bir tutumu sergileme hakkını kendinde görürse bütün bölgelerde sürekli gerilimler ve savaşlar dönemi başlayabilir. 

Türkiye böyle bir döneme,

* Siyasi kutuplaşmalarla zedelenen toplumsal bünyesini ortak aidiyet bilincine uygun şekilde güçlendirerek;

* Günlük siyasetin kısır tartışmalarına değil riskleri ve fırsatları doğru değerlendiren bir  gelecek vizyonuna odaklanarak;

* Bölgesel jeopolitikteki ortaklıklarını sağlamlaştırarak;

* Küresel güç dengelerindeki değişimin nabzını tutarak;

* Yapısal dönüşümlerini süratle gerçekleştirerek;

* Savunma sanayiini daha da tahkim ederek;

* Düşen tarım üretimini süratle artıracak radikal tedbirler alarak;

* Kriz içindeki ekonomisini ani şoklara dirençli hale getirerek;

* Altın ve döviz rezervlerini artırarak;

* Teknolojik değişim süreçlerine intibak ederek;

* Toplumsal zaaf unsurları oluşturabilecek bütün suç çetelerini tasfiye ederek; girmelidir.

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan: Uluslararası hukuka aykırıdır

Venezuela’da yaşanan son gelişmeler; uluslararası hukukun temel sütunu olan devletlerin egemen eşitliği ilkesine aykırıdır, Birleşmiş Milletler Şartı’nın açık ihlalidir. Maduro rejiminin iç demokratik süreçleri tıkaması ve insan hakları ihlalleri böyle bir müdahalenin gerekçesi olamaz. Venezuela’nın geleceği kendi vatandaşlarının hür iradesiyle ve demokratik siyasetle şekillenmelidir. Bu kritik dönemde tüm taraflar sivil halkın güvenliğinin sağlanması için gerekli hassasiyeti ve çabayı ortaya koymalıdır. Türkiye bu konuda ilkeli ve tutarlı bir tavır sergilemeli, her koşulda uluslararası hukuku savunmalıdır.

Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan: Bu eşkıyalığı ve emperyalist müdahaleyi en güçlü şekilde kınıyoruz

Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Dr. Fatih Erbakan, ABD’nin Venezuela’ya yönelik saldırgan tutumuna sert tepki göstererek, söz konusu girişimin uluslararası hukuku hiçe sayan açık bir işgal ve emperyalist müdahale olduğunu ifade etti.

Yazılı bir açıklama yapan Erbakan, Gazze’de devam eden soykırımın en büyük suç ortaklarından biri olan ABD’nin, bu kez de Venezuela’yı hedef almasının küresel ölçekte ciddi bir tehdit oluşturduğunu belirtti. “ABD’nin saldırganlığı sadece Venezuela’ya değil bütün dünyaya yöneliktir”

Erbakan, “Sapkın Siyonist anlayışın temsilcileri olan Trump ve Netanyahu’nun tehditleri ve saldırganlığı yalnızca bazı ülkelere değil, bütün dünyaya yöneliktir” değerlendirmesinde bulundu.

Erbakan açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

Sapkın Siyonizm anlayışının iki temsilcisi Trump ile Netanyahu, yılbaşını Mar-a-Lago'da çılgınca kutladıktan sonra, yeni yıla çok hızlı giriş yaptılar.

İran’daki sokak olaylarına tam destek veren Trump, bu ülkeyi yine vuracağını, “(Hedefe) kilitlendik, cephanelerimiz yüklü ve fırlatmaya hazırız!” diyerek ilân etti.

Hemen arkasından da Venezuala’ya saldırı ve Devlet Başkanı Nicalos Maduro ile eşini CIA operasyonu ile ülkeden kaçırma eşkıyalığı geldi.

Mesajlar açık, tehdit açık…

Soykırım ikilisinin tehditleri ve saldırganlığı sadece bazı ülkeler için değil, bütün dünya için!

Yeniden Refah Partisi olarak; zulme karşı durmayı, mazlumun yanında saf tutmayı ve adil bir dünya düzenini savunmayı esas alan Milli Görüş anlayışımız gereği, Gazze’deki soykırımın suç ortağı ABD’nin Venezuela işgalini, hukuk tanımazlığını en güçlü şekilde kınıyoruz.

Yıllardır ağır ambargolar ve yaptırımlarla kuşatma altına alınan Venezuela halkı, bugün açık bir şekilde cezalandırılmakta; bir milletin iradesi hiçe sayılmakta, bütün kaynaklarına çökülmek istenmektedir! 

ABD’nin Venezuela’ya karşı sergilediği saldırgan tutum yalnızca bu ülkeyi değil, uluslararası hukuku ve dünya barışını da tehdit etmektedir. 

Güçlünün haklı sayıldığı bu adaletsiz düzen; insanlığı daha fazla kaosa, yoksulluğa ve çatışmaya sürüklemektedir.

Yeniden Refah Partisi olarak; emperyalizmin ve haksızlığın her türlüsüne karşı kararlılıkla mücadele edeceğimizi, mazlum milletlerin yanında, zalimlerin karşısında olmaya devam edeceğimizi kamuoyuna açıkça ilan ediyoruz.

İnanıyoruz ki dünya; baskı, tehdit ve sömürüyle değil, haklının güçlü olduğu Adil Bir Dünya anlayışıyla huzura kavuşacaktır. ABD-İsrail Soykırım ikilisinin Venezuela’ya ve diğer hedef ülkelere yönelik eşkıyalıklarını reddediyor; uluslararası toplumu bu zulme karşı açık, net ve ilkeli bir duruş sergilemeye davet ediyoruz.

Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ: Bir ülkeyi kimin yöneteceği o ülke halkının egemen iradesi ile belirlenir

ABD’nin Venezuela'nın meşru devlet başkanı Maduro ve eşini bir operasyonla kaçırarak ABD’ye götürmesi ve yargılayacağını açıklaması BM ilkelerinin ve uluslarası hukukun çiğnenmesidir. Böyle bir eylemin hiçbir şekilde kabul edilmesi mümkün değildir. Bir ülkeyi kimin yöneteceği o ülke halkının egemen iradesi ile belirlenir. Maduro’yu Venezuela halkı getirir veya götürür.  ABD'nin bu eylemi uluslararası hukuka, BM sistemine ve uluslararası hukukun/sistemin temel taşı olan egemenlik kavramına aykırıdır. Hiçbir şekilde kabul edilemez.

HÜDA PAR’dan Venezuela açıklaması: Amerika küresel bir haydut gibi hareket ediyor

HÜDA PAR Dış İlişkiler Başkanı Hüseyin İmir, işgalci ABD’nin Venezuela’ya müdahalesiyle ilgili yaptığı açıklamada Washington yönetiminin “demokrasi” ve “güvenlik” söylemleri arkasına saklanarak saldırgan politikalarını meşrulaştırmaya çalıştığını belirterek, bunun açık bir küresel talan itirafı olduğunu vurguladı.

ABD’nin Venezuela’ya yönelik tutumunu en güçlü biçimde kınadıklarını ifade eden İmir, “Washington yönetimi, yıllardır “demokrasi” ve “güvenlik” söylemleri arkasına sakladığı saldırgan politikalarının gerçek amacını bizzat kendi açıklamalarıyla ortaya koymuştur. Trump’ın açıkça ifade ettiği üzere hedef, Venezuela’nın doğal kaynaklarını ele geçirmekten ibarettir. Bu, ABD’nin hukuku, egemenliği ve halkların iradesini hiçe sayan küresel bir talan düzeni kurduğunun itirafıdır” dedi.

ABD’nin geçmişte Afganistan ve Irak’ta yaptıklarının ortada olduğunu hatırlatan İmir, “Dünya, ABD’nin Afganistan ve Irak’ta neler yaptığını gördü. İşgal, yıkım, milyonlarca insanın ölümü ve geride bırakılan kaos; ABD’nin ‘özgürlük’ iddialarının ardındaki gerçek yüzdür.” değerlendirmesinde bulundu.

Venezuela’ya yönelik tehdit dilinin yeni olmadığını belirten İmir, bunun geçmişte sahnelenen senaryoların bir devamı olduğunu vurgulayarak, “ABD, çıkarlarına uymayan her ülkeyi tehdit eden, istediği coğrafyaya saldırmayı kendinde hak gören bir küresel haydut gibi hareket etmektedir” dedi.

Uluslararası topluma da çağrıda bulunan Hüseyin İmir, sessizliğin ABD’nin saldırganlığını artıracağını belirterek, “Artık dünya, bu küresel haydutluğa karşı net bir karar almak zorundadır. Uluslararası toplumun sessizliği sadece ABD'nin saldırganlığını cesaretlendirecektir” ifadelerini kullandı.

TİP: İşgalciler her zaman kaybeder

Dünyanın dört bir yanındaki savaş ve işgallerin baş sorumlusu olan emperyalist ABD, bu kez de Venezuela’yı hedef aldı. Venezuela hükümeti tarafından yapılan açıklamaya göre, başkent Karakas başta olmak üzere pek çok eyalette sivil ve askeri alanlar bombalandı. Temel amacı Venezuela’nın doğal kaynaklarını gasbetmek ve komşu ülkeleri kukla gibi yönetmek olan ABD'nin saldırısı haydutluktur. Uluslararası hukuka ve ülkelerin egemenlik haklarına aykırı bu saldırganlık karşısında Türkiye'de ve tüm dünyada emekçi halkları ayağa kalkmaya çağırıyoruz. Türkiye’yi yönetenler Trump’la dost olsa da, halkımızın Venezuela halkıyla dost ve dayanışma içinde olduğunu ilan ediyoruz. Suriye’de, Türkiye’de, Latin Amerika’da, Orta Doğu’da ve dünyanın dört bir yanında sermayenin çıkarları uğruna kan döken katilleri uyarıyoruz: İşgalciler her zaman kaybeder

EMEP: Barbarlık yenilecek, ezilen haklar kazanacak

Venezuela uzak değildir; emperyalist paylaşım savaşının zayıf halkasıdır. ABD yılın ilk günlerinde saldırgan politikalarına devam ederek Venezuela’ya saldırdı. Uzun bir süreden beri Venezuela’yı uyuşturucu trafiğinden sorumlu tutarak Karayipler’e donanmasını yığan, Venezuela’ya ait ticaret gemilerini batıran bu emperyalist ülkenin başlıca amacı, uyuşturucu ticaretini engellemek değil Venezuela’nın petrolünün ve doğal kaynaklarının ele geçirmektir. Trump’ın Atlantik ve Pasifik Okyanusu arasında uluslararası ticaret yolunu kısaltan Panama kanalı üzerinde ağırlıklı bir nüfuz talep ettiği, Danimarka’nın egemenlik sahasındaki Grönland’ın nadir metallerine çökmek istediği, Kanada’yı tehdit ettiği de biliniyor. Dolayısıyla Amerika kıtası ABD emperyalizminin başlıca hedeflerinden biridir. Trump’ın geçtiğimiz ay piyasaya sürdüğü güvenlik stratejisinde ABD’nin öncelikli hedefinin kıtadaki hegemonyasını güçlendirmek olduğu açıkça ilan edilmişti. Trump uyuşturucu kartelinin başı olarak ilan ettiği Maduro’nun Çin lideri Xi ile görüşme yaptıktan sonra Venezuela’yı vurması, Maduro’nun evinden alınması şaşırtıcı değildir.  Venezuela’ya saldırı zaten Çin’i baş düşman ilan eden ABD’nin bu Asyalı emperyalist gücün kıtadaki nüfuzuna yönelik bir ilk darbedir aynı zamanda. Çünkü Latin Amerika pazarları büyük ölçüde Çin metalarının ve sermayesinin dolaşım alanı haline gelmiştir. Trump’ın Çin’i kuşatma stratejisi kendi ön ve arka bahçelerine müdahaleyi kapsamaktadır. Henüz Çin ile cephede karşılaşmayı göze alamayan Trump’ın zayıf halkaları çökerterek ilerlemeye çalıştığı görülüyor. Yerküreyi kendi imparatorluk sahası haline getirmeye çalışan ABD emperyalizmi Ortadoğu, Asya ve Afrika’da tetiklediği çatışmalar ile dünyayı yeniden sömürgeleştirmeye çalışıyor ve bedelini dünya işçi sınıfına ve halklara ödetiyor.

Dünya bu saldırgan gücün dizginlenemeyen hırsı nedeniyle neredeyse bir ateş çemberine alındı. Bu bakımdan Venezuela haritada göründüğü kadar uzak bir ülke değildir. ABD emperyalizminin dünya hakimiyetine giden yolda önemli bir uğraktır ve artçı sarsıntıları her yerde hissedilecektir. Emperyalizm dünya halklarının baş belasıdır. Bugün Venezuela’yı ateşe veren ABD’nin yarın aynı ateşi bir başka ülkede yakmaya cesaret edememesinin tek koşulu bu saldırganın durdurulmasından geçer. Geçmişte Vietnam halkının ve dünya emekçilerinin mücadelesi bu saldırgan gücün geriletilebileceğini göstermiştir. Venezuela’ya yapılan saldırı Türkiye işçi sınıfı ve emekçilerine de yapılmıştır. ABD’ye her türlü lojistik, sözel ve politik destek bu saldırıya destek anlamına gelecektir. Her ülkenin emekçileri, kendi hükümetlerinin bu desteği vermesine engel olmak işçi sınıfının kendi geleceği için önemlidir. Yurt savunması ile Venezuela’nın savunulması ve ABD emperyalizminin ülkedeki nüfuzunun kırılmasından geçer. Bunun için Türkiye sınırları içindeki ABD üsleri kapatılmalı, NATO’dan çıkılmalı, Türkiye’nin bir atış ve ateş rampası olarak kullanılmasına izin verilmemelidir. Başta Türkiye işçi sınıfı ve ezilen halkları olmak üzere, tüm dünyada ezilen ve sömürülenleri ABD barbarlığına karşı birleşmeye ve mücadele etmeye çağırıyoruz.

Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek: Trump, Hitler’in çizmelerini giydi sonu Hitler gibi olacak

ABD emperyalizminin şefi Trump, şu anda dört cephede Hitler’in çizmelerini giymiş bulunuyor: Ukrayna, Filistin, Venezuela ve İran cepheleri… Ve yeni cepheler, her an gündeme gelebilecektir: Doğu Akdeniz ve Tayvan… Bir de Trump’ın iç cephesi var. Hem Avrupa’daki müttefikleriyle karşı karşıya geldi hem de ABD’nin iç cephesinde kendi halkıyla derin çelişmeler içinde ve çatışmaya gidiyor. Trump, Avrupa çöken bir medeniyettir dedi. Avrupa küreselcileri ise, “Pax Americana” bitmiştir diyorlar. Dahası ABD iç cephesinde de çelişmeler keskinleşiyor ve silahlar bileniyor. ABD ekonomisi artık dünyanın en büyük ekonomisi değil. 1950’de dünyanın yarısını üreten ABD, bugün ancak dünya üretiminde yüzde 16 gibi bir paya sahip. Çin Halk Cumhuriyeti, ABD ekonomisini arkada bıraktı ve mucizelerine devam ediyor.

Trump’ın saldırganlığına günlük dalgalanmalar içinden değil, stratejik süreçten bakalım. Trump’ı bekleyen başarılar ve zaferler yok. Eşkıya dünyaya hükümdar olamaz. Trump’ı Hitler’in sonu bekliyor. Trump’ın haydutluğuna Türkiye’den bakıyoruz. Türkiye bugün ABD emperyalizmine ve İsrail siyonizmine karşı mücadelede ön cephe ülkesidir. O nedenle Trump’ın eşkıyalığı ile dünya devletleri ve halkları arasındaki bütün çarpışmalarda Türkiye vardır.

Türkiye, Venezuela ve İran’daki gelişmeleri seyredemez. Türkiye, ABD emperyalizmi ve İsrail siyonizmiyle her mücadelede taraftır. Türkiye Cumhuriyeti Devleti, ön cephe ülkesi sorumluluğu üstlenmiştir. Direnen Venezuela’nın can yoldaşıyız.İran’a ambargoları tanımıyoruz. Türkiye komşusu İran’la özgür ekonomik ilişkilere derhal geçmelidir. İran bizim enerji güvenliğimizdir aynı zamanda vatan güvenliğimizdir.

Venezuela ve İran’ı parlak bir gelecek bekliyor. Trump’ın geleceği ise karanlıktır. Hitler de dünya sahnesine eşkıyalık eylemleriyle çıktı. Ama dünya devletleri ve halklarının kahramanca mücadelesi sonucu tozu bile kalmadı. Trump, Hitler’in kanlı yoluna girmiştir. Yolun sonu bellidir. Bölgemizde savaşı önleyecek ve savaşın dünya savaşına doğru evrilmesine engel olacak biricik çözüm, Türkiye, Rusya, İran, Çin ittifakıdır.

TKP Genel Sekreteri Kemal Okuyan: Şu anda tavır alma zamanıdır.

ABD’nin Venezuela Devlet Başkanı’nı devirmek ve ülkede kaos yaratmak için gerçekleştirdiği operasyonda Maduro ve eşinin kaçırıldığı anlaşılıyor. Bütün bu olanlarda Venezuela’nın bu pervasız ve alçak saldırı karşısında neden bu kadar savunmasız olduğuna, içerideki örtülü ve de açık ABD işbirlikçilerinin neden temizlenemediğine ve yönetimin karakterine ilişkin çok şey söylenebilir. Bunlar yeni meseleler değil. Ve bunları tartışmanın zamanı değil. Belki yarın ama şimdi değil. Şu anda tavır alma zamanıdır. Emperyalizmin haydutluğunu mazur gösteren, tarihi boyunca halkların ağır tokadını yiyen Yankilerin insan kaçırmasını “tereyağından kıl çeker gibi operasyon yaptılar” diye allayıp pullayan, “ama Maduro da…” diye söze başlayan herkes “bir diktatör daha devrildi” diye açıktan bayram yapanlarla aynı saftadır. ABD emperyalizmi durdurulmalıdır. Latin Amerika’da durdurulmalıdır, Ortadoğu’da durdurulmalıdır. Müttefikleriyle durdurulmalıdır, işbirlikçileriyle durdurulmalıdır. Dünyayı paylaşmak için yoksulların üzerinde tepinen çok uluslu tekelleriyle durdurulmalıdır.

 

© The Independentturkish

DAHA FAZLA HABER OKU