Prof. Atmış: 3 hektardan küçük alanları orman kapsamından çıkarıp yüzde 6'ya kadarlık yapılaşmayı yüzde 90'a yükseltiyorlar

Ormancılık politikaları uzmanı Prof. Dr. Erdoğan Atmış'a göre orman kanundaki değişiklikler genel hatlarıyla "olumlu" görünse de orman yangınlarını önlemek ve yeşil alanları korumak için yeterli değil. Ormancılık açısından her şey daha da kötüleşebilir

Kolaj: Independent Türkçe

"Orman Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi" geçen hafta Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu'nda kabul edildi.

Teklif pek çok maddeyi içeriyor. Yeni düzenlemeye göre ormanlara yıkıntı veya inşaat atığı atmak, hafriyat veya çöp dökmek suretiyle çevreye zarar vermek "orman suçu" sayılıyor. Hafriyat ve verimli ormanlardaki izin yetkisi Orman Genel Müdürlüğü'ne (OGM) veriliyor.  

Orman yangınlarında hayatını kaybeden kamu görevlileri ve gönüllüler de "şehitlik" statüsüne kavuşuyor.

"Ne toplum ne de orman yararına, siyaset ve belli iş çevrelerinin çıkarına"

TBMM Genel Kurulu'nda kabul edilen önerinin neler getireceğini, Türkiye Ormancılar Derneği Bilim Kurulu Üyesi ve ormancılık politikaları uzmanı Prof. Dr. Erdoğan Atmış'la konuştuk. 

Atmış'a göre genel hatlarıyla bakıldığında teklif "olumlu" görünse de gerçek anlamda orman yangınlarını önlemeye ve ormanları korumaya yönelik tedbirler alınmış değil. 

Ormanlarla ilgili değişikliklerin "oy rantı"ndan "ekonomik rant"a dönüştüğünü savunan Prof. Atmış, teklifin toplum yararı sağlamaktan ziyade belli çevrelere para kazandırıp iş imkanı oluşturulduğunu ileri sürdü.

Ormanlardan elde edilecek gelirle ülkenin kalkınacağı düşüncesinini yanlış olduğunu savunan Atmış, "Seçim öncesi yasa değişikliği şeklinde karşımıza çıktı. Ne toplum ne de orman yararına, siyaset ve belli iş çevrelerinin çıkarına yapılmış. Orman köylüsünden oy alabilmek için ufak tefek şeyler var ama aslolan boyutu anapara sahiplerinin biraz daha kazanmaları ve arazi rantından faydalanmaları amaçlanıyor" şeklinde konuştu.

"Orman içinde ormancılık dışı faaliyetlere izin verilmemeli"

Kanun teklifinin 9. maddesi dikkat çekici. Ormana hafriyat dökenlerle ilgili ceza, suç kapsamına alınıyor. Kasıtlı orman yangını çıkaranların cezaları artırılıyor.

Bu hamle olumlu görünse de Erdoğan Atmış'a göre orman yangınlarına neden olan asıl hususlara karşı adım atılmıyor.

2021 yılında 140 bin hektarın yandığını hatırlatan Atmış, bu alanın normalde yanan yıllık 7-8 bin hektarın yaklaşık 20 katı olduğuna dikkati çekti.

"790 bin hektar ormanımız; madencilik, turizm, enerji amacıyla istila edilmiş durumda"

Orman yangınlarının önüne geçebilmek için öncelikle bu alanlardaki ormancılık dışı faaliyetlerin önüne geçilmesi çağrısı yapan Prof. Atmış, şöyle konuştu:

Bu 140 bin hektar ormanın dörtte biri, orman içinde izin verilen elektrik iletim hatları ve trafolardan kaynaklanacak şekilde yandı. Bizzat devlet, orman içinde ormancılık dışı faaliyetlere izin veriyor. Orman yangınlarının elektrik izinlerinden, trafolardan, turizm tesislerinden, otellerden, maden sahalarından kaynaklandığını biliyor musunuz? Son yıllarda bu izinlerin miktarı artırıldı. Enerji, maden, turizmle ilgili tesisler kurulduğundan ormanlar yangına açık hale geliyor, asıl bunları engelleyin. Kasten orman yakma suçunun cezasını artırıyorsunuz, güzel ama kasten değil, bizzat siz izin verdiğiniz için, o ormanlar yapılaştığı ve çeşitli tesisler kurulduğu için bu yangınlar çıkıyor! Eğer gerçekten yangınları önlemek istiyorsanız, bu izinlerden vazgeçmelisiniz! Şu anda 790 bin hektar ormanımız, bu tür ormancılık dışı amaçlarla; madencilik, turizm, enerji ve birçok nedenle istila edilmiş durumda."

Prof. Dr. Erdoğan Atmış Independent Türkçe.jpg
Prof. Dr. Erdoğan Atmış / Fotoğraf: Independent Türkçe

 

"Rant dağıtımını belediyelerden tekrar bakanlık üzerine almaya çalışıyorlar"

Kanun teklifinin 10. maddesini (Orman Yasası'nın 10. maddesi) de değerlendirmesini istediğimiz Prof. Atmış'a göre hafriyat işinin yeniden Tarım ve Orman Bakanlığı'na verilmesi doğru bir hamle. Ancak iktidar, pek çok belediyenin muhalefete geçmesi nedeniyle bu kararı aldı.

Ortada milyarlarca liralık rant bulunduğu ve yerel seçimlerde İstanbul, Ankara, Antalya, Adana gibi büyükşehirlerin kaybedilmesi nedeniyle kasıtlı olarak bu işin belediyelerden alındığını savunan Atmış, "Maden zamanla tükeniyor, ömrü bitiyor ve OGM'ye iadesi gerekiyor. Buraların yeniden ormana dönüştürülmesi gerekiyor ve bu işi belli bir bedel karşılığı OGM yapıyor. Öncelikle çukurun doldurulması gerekiyor. Hafriyatların belediyelerin ayırdığı yerlere dökülmesi gerekiyor. Bu yetki daha önce OGM'deydi. İktidar zamanında büyükşehir belediyeleri ve il, ilçe belediyelerine verildi. Binlerce kamyon gelip hafriyat boşaltacak, burada da rant var. Şimdi bunu büyükşehir ve il, ilçe belediyelerinden geri alıyor, Tarım Orman Bakanlığı'na veriliyor. Büyükşehirler elden gidince milyarlarca liralık rant dağıtımını tekrar üzerlerine almaya çalışıyorlar" değerlendirmesinde bulundu. 

 

Marmaris orman yangını 2021.jpg
Marmaris / Fotoğraf: AA

 

 

"Damgalama işi mühendislerin elinden alınıp şirkete veriliyor"

Verimli ormanlarda madencilik izninin hiç verilmemesi gerektiğini kaydeden Erdoğan Atmış, burada canlı örtüsünün yok edildiğini ve ormanların geri getirilemediğini ifade etti.

Atmış'ın anlattığına göre 1870 yılındaki Orman Nizamnamesi'nden beri, kesilecek ağaçlar ve kesilen parçalar damgalanıyor. Böylelikle hangi ağacın, ne zaman kesildiği kayıt altına alınıyor. Ancak orman mühendislerinin yetkisindeki bu damgalama işleminde de değişikliğe gidildi. Şimdi daha da ileri gidilerek damga yetkisinin orman mühendisinden alınıp ağaç kesim işini alan şirket elemanlarına yaptırmak istendiğini kaydeden Erdoğan Atmış, sözlerini şu ifadelerle sürdürdü:

"Artık eğer damgalanan ağaçlar, dikili ağaç satışını almış şirketin işine gelmiyorsa, 'Ben bu ağacı değil, öbür ağacı kesmek istiyorum' diyor. Bu değişiklikle, şirketlerin elemanlarına o damga çekici verilebilir ve onların istedikleri ağaçlar kesilebilir. Dikili ağaç kesimini yapacak, ağaç beğenecek müteahhitlere, şirketlere, endüstri kuruluşlarına seçme hakkı tanınırsa, onlar da gelir en işe yaracak ağaçları keserler. Ama orman için en iyi olanları, devamlılığı sağlayacak, genetik yapısı güçlü ağaçları da kesecekler. Kötü olanları damgalar meslektaşlarımız. En suiistimale açık konulardan biri bu. Ekoloji bozulacak, oradaki en iyi ağaçlar, en iyi yetişmesi gereken ağaçlar, en iyi tohum bırakacak ağaçlar ortadan kalkacak. Ormanda en kötüleri kalacak, o açıdan burada büyük bir tehlike var."

Türkiye'de özellikle son yıllarda dikili ağaç satışıyla birlikte odun üretiminin ormanlara zarar verecek şekilde arttığına dikkati çeken Prof. Dr. Atmış, 2017-2021 yıllarındaki yüzde 79'luk artışa vurgu yaptı.

Sadece en iyi odunu kesip satmak değil, 'o ormanın devamlılığını en iyi şekilde nasıl sağlayabiliriz, o ormanı daha güçlü hale nasıl getirebiliriz'in eğitimini vermeye çalıştıklarını belirten Prof. Atmış, orman mühendisinin görevinin para kazandırmaktan çok, o ormanı koruyup devamlılığını sağlamak olduğunu da ekledi.

 

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

 

"3 hektardan küçük alanları orman kapsamından çıkarıp yüzde 6'ya kadar olan yapılaşmayı yüzde 80-90'a çıkarıyorlar"

Prof. Dr. Erdoğan Atmış'a göre teklifin en can alıcı bölümlerinden biri de özel ormanlarla ilgili maddesi.

Orman Kanunu'nun 52. maddesine göre özel ormanlarda yüzde 6'ya kadar yapılaşmaya izin olduğu biliniyor. 

Kanunun 1. maddesindeki orman tanımına göre ise 3 hektardan küçük, sahipli yerler orman sayılmıyor. 

İktidarın özel ormanlar, orman alanı olarak sayılmasın diye, onları 3 hektardan küçük hale getirip özel şahıs arazisine dönüştürmeye çalıştığı iddiasında bulunan Atmış, "3 hektardan ufak hususi ormanları, orman olmaktan çıkarıyorlar. Normal, hususi, tapulu bir araziye dönüşüyor. Böylece yüzde 6'ya kadar olan yapılaşmayı yüzde 80-90'a çıkarıyorlar. Yine büyük rant söz konusu. Ülkede özel orman kalmayacak, buralar orman tanımının dışına çıkarılacak ve yapılaşmanın önü açılarak konut, işyeri olacak" yorumunu yaptı.

"İktidar, orman olarak kalması kararlaştırılmış yerleri 2B ile orman vasfı dışına çıkarmaya çalışıyor"

Kamuoyunda 2B olarak bilinen yani orman vasfı dışına çıkarılan alanlar konusu, en tartışmalı hususlardan.

1970'lerden bu yana yaklaşık 630 bin hektarlık alanın orman dışına çıkarıldığına değinen Erdoğan Atmış, mevcut iktidarın orman olarak kalması kararlaştırılmış yerlerin orman vasfı dışına çıkarılmasına çalıştığını da ileri sürdü.

Bu 2B çalışmasını yapma yani bir yerine orman olup olmadığına ilişkin karar verme yetkisi Orman Kadastro Komisyonlarındaki orman mühendislerindeyken, kanundaki değişiklikle 2B yapma yetkisi de yalnızca bir orman mühendisinin bulunduğu Harita Kadastro Komisyonlarına da verildi.

Ancak bu komisyonda orman mühendisi azınlıkta kalacağından yine alanın orman dışına çıkarılma riskinin büyüdüğüne dikkati çeken Prof. Atmış, mevcut iktidarın orman kalması kararlaştırılmış yerlerin 2B ile orman dışına çıkarılması için ayrı bir çaba gösterdiğini iddia etti. 

“Değerli arazileri orman olmaktan çıkarıp siteye çeviriyorlar”

Bu alanların ağırlıklı olarak İstanbul, Ankara, İzmir, Muğla, Bursa, Antalya ve Mersin gibi arazi değeri ve konut fiyatlarının yüksek olduğu yerlerde bulunduğunu vurgulayan Atmış, mecliste söz konusu kanun teklifine "evet" diyenler kadar, "hayır" demeyenlerin de sorumlu olduğunu kaydetti.

 

emlak konut reuters
Fotoğraf: Reuters

 

"TBMM ormanla ilgili kanunları toplum yararına çıkarmıyor"

Son olarak Kocaeli sınırları içindeki Kartepe'ye özel olarak eklenen kanun maddesini de sorduğumuz Atmış; kanunların kişiye, yere özel olamayacağı gerekçesiyle tepkili. Kartepe'deki alana yeniden 2B yapılmasına çalışıldığını aktaran Atmış, sözlerini "Burada, sanki kişilere, orada arazi sahibi olanlara, orman işgal etmiş olanlara özgü bir kanun maddesi meclisten geçti. TBMM, kişilerin çıkarları, belli çevrelerin para kazanması için yapılacak bu tür kötü işlere alet edilmemeli. TBMM, ormanla ilgili kanunları toplum yararına çıkarmıyor. Belli çevreleri, sermayeyi, rantçıları daha da zengin etmeye çalışıyor. İşgalcileri, ormanlara zarar verenleri ödüllendiriliyor. Orman köylülerinin ağzına da bir parmak bal çalınarak oy için kullanılıyor" diyerek noktaladı.

 

© The Independentturkish

DAHA FAZLA HABER OKU