Ara seçime bir hafta kala Kongre el değiştirirse Washington'un dış politikası da değişir mi?

Göktuğ Çalışkan Independent Türkçe için yazdı

Fotoğraf: AP

3 Kasım’da ABD’de ara seçimler yapılacak. Savaştan önce galonu 2,98 dolar olan benzin, bugün ülke genelinde ortalama 4,28 dolardan satılıyor. Amerikan yollarının kenarındaki dev fiyat tabelalarını görmemek mümkün değil. Her sürücü her gün aynı sayıyı okuyor ve faturayı kime keseceğine 3 Kasım Salı günü karar verecek.

O gün Temsilciler Meclisi’nin 435 sandalyesi ile Senato’nun 35 sandalyesi oylanacak. Donald Trump’ın adı hiçbir pusulada geçmiyor ama seçim baştan sona onun etrafında dönüyor.

Önce rakamlara, sonra bu rakamların Washington’ın dış politikasında neyi kıpırdatabileceğine bakalım.


Rakamlar ne söylüyor

Meclis’te iş büyük ölçüde bitmiş görünüyor. Demokratların çoğunluğa ulaşması için birkaç sandalye yetiyor ve en çok izlenen analiz kuruluşlarından biri geçen cuma Demokratlar için 12 ile 22 sandalyelik bir artış öngördü. Ulusal anketlerde fark ortalama 8 puan, Trump’ın onay oranı ise yüzde 37-38 dolaylarında.

Senato’da hava başka. Cumhuriyetçiler 53-47 önde ve Demokratların çoğunluk için net 4 sandalye çevirmesi gerekiyor. Kuzey Karolina’da eski vali Roy Cooper 10 puan kadar önde, Ohio’da Sherrod Brown 3 puan civarında, Maine ve Alaska’da fark 1 ile 4 puan arasında oynuyor. Teksas’ta James Talarico ile Ken Paxton son anketlerde hata payının içinde kalıyor. Nebraska’da Demokratlar aday bile çıkarmadı ve bağımsız Dan Osborn, Cumhuriyetçi Pete Ricketts’la başa baş gidiyor.

Bu farkların çoğu sıradan bir anket hatasıyla tersine dönebilir. Analistlerin Demokratlara biçtiği aralık net 2 ile 6 sandalye, çoğunluk için gereken 4 de tam ortada duruyor.

Havayı ideolojik bir kaymaya bağlamak zor, cebe dokunulmuş. Ekimdeki bir ankette Amerikalıların yüzde 74’ü benzin ve enerji fiyatlarından çok endişeli olduğunu söyledi, ocakta bu oran yüzde 43’tü. Başka bir araştırmada katılımcıların yüzde 68’i İran Savaşı’nın buna değmediği kanısında. Dış politika bu seçime pompa başından girdi.

Trump’ın kendi saflarında da aşınma var. Bir ankete göre Cumhuriyetçilerin yüzde 40’ından fazlası yönetimin benzin fiyatlarını ele alış biçimini onaylamıyor. Bu seçmenin bir kısmı evde kalırsa, hesap Demokratların lehine bozulur. Erken oy ve posta oyu birçok eyalette sürüyor, sonuçların salı gecesi netleşmemesi şaşırtıcı olmaz.


Harita ve sandık

Sandığa giden yol da düz değildi. Trump’ın çağrısıyla Teksas’ta başlayan harita yarışına Kaliforniya karşılık verdi, Yüksek Mahkeme ikisine de geçit verdi, Missouri’nin yeni haritası ise eylülde durduruldu. Nisanda Louisiana davasında Oy Hakları Yasası’nın ilgili maddesinin daraltılması Güney’deki Cumhuriyetçi eyaletlere de kapı araladı ama bu kararın büyük ağırlığının 2028’de hissedileceği söyleniyor.

Hesaplara göre bütün bu hamleler Cumhuriyetçilere net 3 sandalye civarında bir avantaj bırakıyor. 3 sandalye küçük görünebilir, fakat Cumhuriyetçilerin Meclis’teki çoğunluğu da zaten bu kadar ince.

Seçimin işleyişi ayrı bir gerilim kaynağı. Adalet Bakanlığı yaklaşık 1.000 gözlemci gönderecek ve işlerinin izlemek, olası ihlalleri bakanlığa bildirmekle sınırlı olduğunu söylüyor. Aynı bakanlık, Kaliforniya’dan vatandaş olmadığını öne sürdüğü yaklaşık 20 bin kişinin posta oylarını saymamasını istedi ve mahkemeye gitti. Bir temyiz mahkemesi pazartesi gecesi sayımın durdurulması talebini reddetti, Washington eyaletine ise 400’den fazla oy için benzer bir yazı gönderildi.

Bunun sonucu ne kadar oynatacağını elimizdeki veriyle bilemiyoruz. Yine de sayımdan sonraki haftaların mahkeme koridorlarında geçme ihtimali bu seçimin kendine has riski.


Kasa Kongre’de

Demokratlar Meclis’i alsa da dış politikanın dümenine geçmiş olmayacak. Savaş ilanı ve bütçe yetkisi anayasada Kongre’ye ait ama yıllardır fiilen Beyaz Saray’da duruyor, gümrük vergileri de Kongre’nin başkana devrettiği yetkiyle uygulanıyor. Vetoyu aşmak için 2 kamarada da üçte 2 oy gerekiyor ve buna yaklaşan bir tahmin yok.

Demokratların en güçlü kozu kasa. Trump bu yıl savunma bütçesinde yüzde 67’lik artışla 1,5 trilyon dolar istedi, Demokratlar Senato’da buna şimdilik geçit vermedi. Haziranda Kongre’ye giden 87,6 milyar dolarlık ek ödenek talebinin büyük bölümü de İran Savaşı içindi ve 2 partiden milletvekilleri daha o gün savaş hakkında yeterince bilgilendirilmediklerinden yakındı.

Gümrük vergilerinde işler daha karışık. Çoğunluğun değişmesi mevcut vergileri kendiliğinden kaldırmaz, Demokratların çıkaracağı bir geri alma yasası da Trump’ın vetosuna takılır. Bu yüzden ilk duyacağımız şey karar olmaktan çok soruşturma ve oturum olacak. İran Savaşı, kitlesel sınır dışı uygulamaları ve gümrük vergileri mercek altına girecek, Demokratlar da bu oturumlarla 2028’e bakan seçmenin zihninde ilk anlatıyı kurmak isteyecek.

En olası sonucu şöyle görüyorum. Meclis Demokratlara geçer, Senato ya kıl payı ya da daralmış bir farkla Cumhuriyetçilerde kalır. Bu bir okuma, öngörü sayılmaz, çünkü Senato yarışlarının yarısı yazı tura kadar yakın. 2 kamara birden el değiştirirse Demokratlar hangi tasarının ne zaman oylanacağına da karar verir.

Cumhuriyetçiler 2 kamarayı da korursa, ki ihtimali küçük ama var, Beyaz Saray bunu savaşın ve gümrük politikasının onayı diye okuyacak. O durumda ek ödenek daha rahat yol alır, savaş yetkileri tartışması da sönümlenir.

Tarihte benzer bir sahne var. George W. Bush 2006’da Irak Savaşı’nın gölgesinde ara seçimi kaybetti, ertesi gün Savunma Bakanı Donald Rumsfeld’in gidişi açıklandı. Yine de Bush Ocak 2007’de Irak’a asker sayısını artırma kararını duyurdu, Demokrat Kongre’nin geri çekilme takvimi içeren ödenek yasasını vetoladı ve sonunda takvimsiz bir ödenek geçti. Seçimi kaybeden başkanın yola gelip gelmeyeceği sorusu çoğu zaman o yılın pazarlık masasında yanıtlanıyor.


Dış politikada ne olur

İran’dan başlayalım. Trump savaşı 28 Şubat’ta Kongre onayı almadan başlattı, nisanda varılan ateşkes uzatılmadı ve doğrulanmış son ABD saldırıları 1 Eylül’de yapıldı. Haziranda 2 kamara da savaş yetkileri kararını kabul etti, yönetim ise yasanın anayasaya aykırı olduğunu öne sürerek kararı yok saydı. Trump savaşın seçimden hemen sonra biteceğini söylüyor. Nasıl biteceğine, masada bir anlaşmayla mı yoksa “işi bitirerek” mi, yakında karar vereceğini de ekliyor. Suudi, Türk ve Pakistanlı yetkililer pazartesi günü Tahran’da Pezeşkiyan’la görüştü.

Kâğıt üstündeki bu yetki sahada karşılık bulmadığına göre Demokrat bir Meclis’in elindeki gerçek koz yine para. Burada takvim önemli. Hükümeti ayakta tutan geçici bütçe 11 Aralık’ta bitiyor, yeni Kongre ise 3 Ocak’ta yemin edecek. Savaş karşıtlarının masaya koyduğu seçeneklerden biri geçici bütçeye savaş harcamasını yasaklayan bir madde eklemek, geçmezse hükümeti kapatmak. Meclis Demokratlarının lideri Hakeem Jeffries bu riski alıp almayacaklarını söylemedi.

Savaş gerçekten seçimden hemen sonra biterse tartışma da yön değiştirir. Kongre’nin gündemine bitirme kararı yerine bedelin hesabı gelir, kimin ne kadar harcadığı, hangi silah stoklarının eridiği, bölgede neyin değiştiği sorulur. Demokratlar için bu, Trump’ı sınırlamaktan çok yargılamak demektir.

Ukrayna’da Trump doğrudan askeri ve mali yardımı büyük ölçüde durdurdu. Rus enerjisine yönelik yaptırımları yasaya imzaladıktan haftalar sonra muafiyet tanıması Cumhuriyetçilerin bir bölümünü de kızdırdı. Başkan bir yasayı muafiyetle aşabiliyorsa Kongre’nin kazandığı her oylamanın sahadaki karşılığı tartışmalı kalıyor.

İki kamara birden el değiştirirse yeni bir yardım paketi, vetoyu aşabilecek üçte iki çoğunlukla geçebilir. Dışişleri Komitesi’nin başına geçebilecek Gregory Meeks, Rus dizelini yeniden dünya piyasasına sokma planını engelleyecek iki partili bir tasarıyı şimdiden sundu.

İsrail’e verilen yıllık 3,8 milyar dolarlık askeri yardım için yazın Demokrat milletvekillerinin yaklaşık yarısı kesinti yönünde oy kullandı. Bana kalırsa daha olası sonuç tümden kesinti olmaz, ağır bombalar gibi kalemlere koşul gelir. Trump’ın ağustosta Kongre’ye sunduğu Suudi nükleer anlaşması da Demokrat bir Kongre’de daha zor geçer.

Türkiye açısından takvim ayrıca önemli. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan mart ayında CAATSA konusunda seçimden önce sonuç almak istediklerini söylemişti ve aynı ay Halkbank davasında bir uzlaşma bildirilmişti. Temmuzda Trump yaptırımları kaldıracaklarını dile getirdi, aynı ay Dışişleri Bakanlığı Kongre’ye Türkiye’nin F-35 için gereken koşulları henüz karşılamadığını bildirdi ve 18 Kongre üyesi yasal engellerin sürdüğünü hatırlatan bir mektup yazdı. Elimizdeki son bilgilere göre dosya kapanmadı ve komiteler el değiştirdiğinde ilerlemesi kolaylaşmayacak.

Afrika’da ticaret ayağı şimdilik güvende. AGOA programı eylülde 2 yıllığına uzatıldı ve 2028 sonuna kadar yürürlükte; Demokrat bir Kongre’nin uzun vadeli yenilemeyi gündeme getirmesi ise bekleniyor. Kapatılan USAID’in geri gelmesini beklemek zor ama Demokratların Dışişleri üzerinden yürüyen insani yardım ve sağlık harcamalarını korumaya, denetimi de sıkılaştırmaya yöneleceği anlaşılıyor. 

Nisanda Senato’da Afrika’daki terörle mücadele stratejisi sorgulanmıştı ve bu sorgu derinleşebilir, ama Sahel’deki ya da Somali’deki askeri varlığa dair karar yine başkanda kalır. Sahel başkentlerinin Washington’dan göreceği ilgi de bana göre seçim sonucundan çok Trump’ın tercihlerine bağlı.

Salı gecesi haberleri izlerken Meclis’in rengine bakın elbette. Ama gözünüzü 11 Aralık’tan ayırmayın, çünkü savaşın ve kasanın yönü o kısa devir teslim döneminde belli olmaya başlayacak.

 

 

*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

© The Independentturkish

DAHA FAZLA HABER OKU